bugün
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz6
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar9
- yeni tanışılan kimse8
- ankara savaşında gavur ile ittifak yapan osmanlı5
- cezaevine özenen gençler8
- inancın sıcacık fırınları5
- 6 milyon lirayı zimmetine geçiren zabıt katibi5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı28
- sözlük klasikleri8
- muslettin amca12
- 5000 yıllık kürt tarihinin ıspatı5
- anlamadım true ayıplı film çekerken mi yakalanmış3
- adolescence2
- erkekler neden teşhirci giyinmez5
- 4 kasım 2026 liverpoolun fbye döşeyceği boru2
- anın görüntüsü33
- onca puan alıp memur olunca 12 saat çalışmak11
- yağmurlu bir günde doğdum anamdan5
- ucanpembekoala4
- biz de birileriyiz2
- 24 kasım 2026 galatasaray aston villa maçı5
- aleksey batrakov27
- yazılımcıların flörtleşme algoritması2
- hoşlanılan kızın aşkın ne kadar derin diye sorması5
- 12 kasım 2026 türkiye belçika maçı3
- güne bir kitap alıntısı bırak3
- akepem yapmaz5
- insan sevmemek2
- teoman müziği bıraktı2
- sinan sardoğan2
- kamala harris4
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı3
- kırıkkaleli olmak istemek10
- çöpe bırakılmış ıvır zıvır3
- tanımadığı kadına tokat atan adam19
- fenerli yazarların ortalarda gözükmemesi3
- 15 kasım 2026 fransa türkiye maçı2
- doların 50 tl olması10
- yağmurlu bir güne uyanmak3
- emre belözoğlu8
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir11
- mazda 6262
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil17
- sözlük kürdü55
- queen ravennanın aşırı güzel olması14
- arda güler'in 4 kasim 2026 aek kadrosunda olmaması3
- arap götü10
- 21 kasım 2026 galatasaray samsunspor maçı2
- yağmur yağarken camdan bakan arap kızı2
The Economist dergisine, Paris'ten R. Quodomine adında birisi bir mektup göndermiş, dergi de almış okuyucu mektupları sayfasında yayınlamış. Diyor ki bu R.Quodomine: 'Fransız ekonomisinin durumuna baktığınız zaman, ikinci sınıf bir güce sahip bir ülkenin, birinci sınıf bir züppelikle ve ukalalıkla yaptığı işleri görebilirsiniz.'
Çimento üretimi rakamlarını bilmem, fakat Amazon'dan önümüzdeki ay piyasaya yeni çıkacak DVD'ler sayfasına baktığınızda, bu sayının Amerika'da bin iki yüz doksan, Fransa'da yirmi yedi olduğunu görebilirsiniz.
Fransa, artık büyük olmayan fakat büyükmüş gibi davranan bir ülkedir. Miras yer.
'Fransa'yı çok sevdiğimi fakat ortalama Fransız insanını hiç mi hiç sevmediğimi' yazdığım zaman bana şaşanlar da, oraya gidip geldikten sonra 'Engin haklıymış' diyorlar.
Ortalama Fransız kibirlidir. Yazımızın başlığı da bu anlama geliyor.
Aslına bakarsanız, ortalama olmayan Fransız da kibirlidir.
Avrupa Birliği'nin diğer üyeleri arasında yapılan bir kamuoyu araştırmasında da, Fransızlar, burnu büyük ve ukala tavırlarıyla 'en sevilmeyen millet' seçilmişlerdi daha birkaç ay önce...
Fransa, her iki dünya savaşında da önce kötü çuvalladı, sonra 'el smokiniyle' gerdeğe girerek toparlandı ve kazandı. Bu el her iki savaşta da Amerika oldu. Amerika'ya karşı hem derin bir hayranlık, hem gizli bir aşağılık kompleksi duyarlar, hem sinsi bir düşmanlık güderler.
General de Gaulle, Fransa yenildikten ve teslim olduktan sonra bir uçakla Londra'ya kaçmış ve 18 Haziran 1940 günü BBC radyosundan ünlü konuşmasını yayınlamıştı. 'Fransa bir muharebe kaybetti ama harbi kaybetmedi, direneceğiz!'
O günden sonra da hep 'savaşı sürdüren bir asi general' gibi değil, 'sürgündeki bir devlet başkanı' gibi davrandı ve Churchill'i de Roosevelt'i de çıldırttı.
Roosevelt, Mareşal Petain'in Alman işbirlikçisi Vichy yönetimiyle 'muhatap olmak' yanlısıydı ve Normandiya çıkartmasından sonra Fransa'da bir AMGOT yönetimi kurmak istiyordu... (Yeni ceza kanununa göre hemen savcılığa dilekçe vermeyiniz, AMGOT, 'Allied Military Government in Occupied Territories' isminin kısaltmasıdır, 'işgal Altındaki Topraklarda Müttefik Askeri idaresi' demek...)
De Gaulle, kendisine ne Roosevelt, ne Churchill, ne de başkomutan Eisenhower izin vermiş oldukları halde, çıkartmadan hemen birkaç gün sonra kendini Fransa kıyılarına attı ve kurtarılan kasabalara kendi kafasına göre ve hiçbir hukuka dayanmadan birer kaymakam tayin ede ede, ülkesini yalnızca kendisi kurtarmış gibi Paris'e doğru ilerledi. Oysa kurtuluş savaşına Fransız katkısı yalnızca bir-iki tümen düzeyindeydi!
De Gaulle, söylev ve demeçlerinde de hep bunu çarpıttı ve Fransa'nın Fransa tarafından kurtarıldığını ısrarla ileri sürdü durdu.
'Resmi tarih' de, Fransa'da genç ihtiyar, kadın çocuk demeden herkesin Almanya'ya karşı muhteşem bir direniş sergilediği, işgalci düşmana karşı kahramanca silaha sarıldığı falan yönünde yazıldı. Yeni kuşaklara böyle öğretildi.
Oysa filmlerden tanıdığınız o bereli, ince bıyıklı, Gauloises sigarası içen kahraman direnişçilerin nüfusa oranı kaçtı, bilir misiniz? Yüzde iki buçuk!
işbirlikçi oranı çok daha yüksekti ve halkın asıl büyük çoğunluğu da kendi günlük derdinde, kim kazanacak diye bekliyor, o tarafa 'biat etmeye' hazırlanıyordu.
Fransız halkı, savaş sırasında yediği haltların daha şimdi şimdi ve genellikle yabancı tarihçiler tarafından yüzüne vurulmasına hem şaşıyor, hem sinirleniyor.
'Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme ihtimalini' bugüne kadar laga lugayla geçiştirdiği halde bu konu ciddi olarak ilk kez önüne gelince şaşırdığı ve paniğe kapıldığı gibi...
Ama onlar, hiç olmazsa, tarihlerinin pis yapraklarıyla, zor da olsa yüzleşebiliyorlar. Onun için de orası, ne de olsa, Fransa. Artık büyük olmasa da büyük gibi yapıyor.
Biz ne yapıyoruz?
engin ardıç
Çimento üretimi rakamlarını bilmem, fakat Amazon'dan önümüzdeki ay piyasaya yeni çıkacak DVD'ler sayfasına baktığınızda, bu sayının Amerika'da bin iki yüz doksan, Fransa'da yirmi yedi olduğunu görebilirsiniz.
Fransa, artık büyük olmayan fakat büyükmüş gibi davranan bir ülkedir. Miras yer.
'Fransa'yı çok sevdiğimi fakat ortalama Fransız insanını hiç mi hiç sevmediğimi' yazdığım zaman bana şaşanlar da, oraya gidip geldikten sonra 'Engin haklıymış' diyorlar.
Ortalama Fransız kibirlidir. Yazımızın başlığı da bu anlama geliyor.
Aslına bakarsanız, ortalama olmayan Fransız da kibirlidir.
Avrupa Birliği'nin diğer üyeleri arasında yapılan bir kamuoyu araştırmasında da, Fransızlar, burnu büyük ve ukala tavırlarıyla 'en sevilmeyen millet' seçilmişlerdi daha birkaç ay önce...
Fransa, her iki dünya savaşında da önce kötü çuvalladı, sonra 'el smokiniyle' gerdeğe girerek toparlandı ve kazandı. Bu el her iki savaşta da Amerika oldu. Amerika'ya karşı hem derin bir hayranlık, hem gizli bir aşağılık kompleksi duyarlar, hem sinsi bir düşmanlık güderler.
General de Gaulle, Fransa yenildikten ve teslim olduktan sonra bir uçakla Londra'ya kaçmış ve 18 Haziran 1940 günü BBC radyosundan ünlü konuşmasını yayınlamıştı. 'Fransa bir muharebe kaybetti ama harbi kaybetmedi, direneceğiz!'
O günden sonra da hep 'savaşı sürdüren bir asi general' gibi değil, 'sürgündeki bir devlet başkanı' gibi davrandı ve Churchill'i de Roosevelt'i de çıldırttı.
Roosevelt, Mareşal Petain'in Alman işbirlikçisi Vichy yönetimiyle 'muhatap olmak' yanlısıydı ve Normandiya çıkartmasından sonra Fransa'da bir AMGOT yönetimi kurmak istiyordu... (Yeni ceza kanununa göre hemen savcılığa dilekçe vermeyiniz, AMGOT, 'Allied Military Government in Occupied Territories' isminin kısaltmasıdır, 'işgal Altındaki Topraklarda Müttefik Askeri idaresi' demek...)
De Gaulle, kendisine ne Roosevelt, ne Churchill, ne de başkomutan Eisenhower izin vermiş oldukları halde, çıkartmadan hemen birkaç gün sonra kendini Fransa kıyılarına attı ve kurtarılan kasabalara kendi kafasına göre ve hiçbir hukuka dayanmadan birer kaymakam tayin ede ede, ülkesini yalnızca kendisi kurtarmış gibi Paris'e doğru ilerledi. Oysa kurtuluş savaşına Fransız katkısı yalnızca bir-iki tümen düzeyindeydi!
De Gaulle, söylev ve demeçlerinde de hep bunu çarpıttı ve Fransa'nın Fransa tarafından kurtarıldığını ısrarla ileri sürdü durdu.
'Resmi tarih' de, Fransa'da genç ihtiyar, kadın çocuk demeden herkesin Almanya'ya karşı muhteşem bir direniş sergilediği, işgalci düşmana karşı kahramanca silaha sarıldığı falan yönünde yazıldı. Yeni kuşaklara böyle öğretildi.
Oysa filmlerden tanıdığınız o bereli, ince bıyıklı, Gauloises sigarası içen kahraman direnişçilerin nüfusa oranı kaçtı, bilir misiniz? Yüzde iki buçuk!
işbirlikçi oranı çok daha yüksekti ve halkın asıl büyük çoğunluğu da kendi günlük derdinde, kim kazanacak diye bekliyor, o tarafa 'biat etmeye' hazırlanıyordu.
Fransız halkı, savaş sırasında yediği haltların daha şimdi şimdi ve genellikle yabancı tarihçiler tarafından yüzüne vurulmasına hem şaşıyor, hem sinirleniyor.
'Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girme ihtimalini' bugüne kadar laga lugayla geçiştirdiği halde bu konu ciddi olarak ilk kez önüne gelince şaşırdığı ve paniğe kapıldığı gibi...
Ama onlar, hiç olmazsa, tarihlerinin pis yapraklarıyla, zor da olsa yüzleşebiliyorlar. Onun için de orası, ne de olsa, Fransa. Artık büyük olmasa da büyük gibi yapıyor.
Biz ne yapıyoruz?
engin ardıç
ing. kibir, kendini beğenmiş, ukala.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar