bugün
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler9
- yanlış mesleği seçtim denilen an5
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı4
- sözluk kız ayarlama yeri değildir9
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- bir gün ölecek olmak6
- alternatif sözlük arayışı3
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi8
- en iyi terapi6
- ben saraca kilo verdim sizce yakışıklı olmuşmuyum4
- uludağ sözlük ai3
- kapitalizmin gerekliliği2
- insanların kötü kalpli olması2
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması4
- leblebi şekeri2
- kaos show2
- ismail kartal9
- kızları etkileme taktiklerini başaramayan erkek3
- herkesin sevdiği saydığı sempatik bir yazar olmak2
- bugün ne yedin10
- sol gözün inanilmaz acimasi4
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- en iyi yanık kremi2
- müzik dinlemenin felsefesi5
- yalancı insanların en büyük özellikleri2
- 18 haziran 2026 özbekistan kolombiya maçı2
- sinek küçüktür ama mide bulandırır4
- sözlüğü botların ele geçirmesi3
- sistem patlamış3
- güne bir şarkı bırak14
- yanlışlıkla erkek sikmek9
- somon pişirdim yanına da şarap açarız diyen kız4
- anın görüntüsü20
- futbol13
- chp'nin marka değeri düştü3
- şu anda ne yapıyorsun19
- islam düşmanlarına epstein şoku10
- hayatın anlamsız olduğu anlar3
- arda güler egosu6
- sözlükte kendini kadın yapan erkekler3
- hayvan barınağında bok temizleme cezası alan kürt2
- bugünkü bilgi ile 2000 yıl önce yaşamak4
- çözüm süreci2
- kütüphane de topuklu ile dolaşan kevaşe5
- 30 lu yaşlar14
- utangaç hatun2
- beren saat2
- fokur fokur lubunya kaynaması6
- evlenmek için gereken minimum para5
- intihar etmek10
Yönetmenliğini yılmaz güney'in yaptığı 1974 yapımı film.
Oyuncu kadrosu içinde arkadaş şarkısıyla tanınan melike demirağ da vardır ve film boyunca o güzel gözleri ve duru yüzüyle izleyiciyi selamlar.
Genel olarak paranın yozlaştırdığı çevreyi acımasızca eleştirilir. Filmin ilk sahnelerinde evin zengin beyi hizmetçiye küçük bir kusurundan dolayı tekme atar. Tekme atan kişi de sonradan görme diye tabir edebileceğimiz azem'in (yılmaz güney) çocukluk arkadaşı cemil (kerim afşar)'dır. Bu tekme daha sonradan bu yozlaşmış hayata bir kurşun şeklinde yine cemil tarafından atılır.
Bir diğer can alıcı sahnede ise âzem, melike'ye ahmed arif'in hasretinden prangalar eskittim kitabını hediye eder. Bu kitap ve azem'in sayesinde cemil'in baldızı olan melike yasadıgı hayatı sorgulamaya başlar. Sosyalist felsefe böyle ufak tefek sahnelerle karşımıza çıkar.
Dönemin siyasi ateşi çerçevesinde cemil'in özüne dönüşü çarpıcı bir şekilde yansıtılmıştır. Âzem ile birlikte köyüne yaptığı yolculuk uzun bir yol sahnesiyle verilir ki bu içsel yolculuğun ne kadar sert ve uzun olduğu yansıtılır.
Sonuç olarak bakarsak yılmaz güney'in siyasi filmlerinin bir habercisidir bu film. Dönemin siyasi havasının propagandasıdır ayrıca. Sırf o güzelim yaz mevsimi sahneleri ve melike demirağ'ın güzel bakışları için bile izlenebilir.
Oyuncu kadrosu içinde arkadaş şarkısıyla tanınan melike demirağ da vardır ve film boyunca o güzel gözleri ve duru yüzüyle izleyiciyi selamlar.
Genel olarak paranın yozlaştırdığı çevreyi acımasızca eleştirilir. Filmin ilk sahnelerinde evin zengin beyi hizmetçiye küçük bir kusurundan dolayı tekme atar. Tekme atan kişi de sonradan görme diye tabir edebileceğimiz azem'in (yılmaz güney) çocukluk arkadaşı cemil (kerim afşar)'dır. Bu tekme daha sonradan bu yozlaşmış hayata bir kurşun şeklinde yine cemil tarafından atılır.
Bir diğer can alıcı sahnede ise âzem, melike'ye ahmed arif'in hasretinden prangalar eskittim kitabını hediye eder. Bu kitap ve azem'in sayesinde cemil'in baldızı olan melike yasadıgı hayatı sorgulamaya başlar. Sosyalist felsefe böyle ufak tefek sahnelerle karşımıza çıkar.
Dönemin siyasi ateşi çerçevesinde cemil'in özüne dönüşü çarpıcı bir şekilde yansıtılmıştır. Âzem ile birlikte köyüne yaptığı yolculuk uzun bir yol sahnesiyle verilir ki bu içsel yolculuğun ne kadar sert ve uzun olduğu yansıtılır.
Sonuç olarak bakarsak yılmaz güney'in siyasi filmlerinin bir habercisidir bu film. Dönemin siyasi havasının propagandasıdır ayrıca. Sırf o güzelim yaz mevsimi sahneleri ve melike demirağ'ın güzel bakışları için bile izlenebilir.
Benim yok ve asiri uzuyor. Isten gucten sosyallesemiyorum lanet olsun.
bazen direk karşınıza çıkar. çünkü sazan deilsinizdir direk kaynaşan iki günde kardeşim olan tip deilsinizdir. işte bu yüzden biraz beklerseniz karşınıza çıkar. bazı ortamlarda 1-2 saat sonra bile olabilir.
grupça yapılan proje ödevlerinden sonra insanı değişik duygulara sürükleyen kendimize yakın insan.
görsel
görsel
herkesin bir arkadaşta aradığı özellikler vardır. doğruluk, dürüstlük, temizlik, yardımseverlik, hoşgörülük, saygı, sevgi... yani ne bileyim, ne kadar iyi huy varsa bir arkadaşta olsun isteriz. kimse sevgisiz ve saygısız biriyle arkadaşlık kurmaz. zaten önemli olan sevgi ve saygı çerçevesini tutturabilmektir.
geçen gün oturup düşündüm; ne yazık ki bütün arkadaşlarıma karşı sevgi, saygı ve hoşgörülü davranırken, hiçbirinden bunun karşılığını alamamaktayım.
mesela ev arkadaşlarım. temizlik nedir bilmiyorlar. dedim ki akşamüstü, ben bir yerden başlayayım temizliğe, herhalde görünce yardım ederler. odamı sildim süpürdüm, oradan salona geçtim -bu arada iki dingil salonda oturuyolarlar-, orayı da süpürdüm, sonra koridoru da süpürüp süpürgeyi yerine koydum. ardından vileda ile kovayı aldım ve başladım etrafı yağlamaya. çünkü başlamıştım bir kere bu işe ve bitmeliydi. tabii ikili halen kalkmadı yerinden. içeri ayakkabıyla girdiğimiz yeri de sildim ve 10 çift ayakkabıyı vestiyere kaldırdım. işim bitince de karşılarına geçtim ve dedim ki: "bundan sonra içeri ayakkabıyla girmeyelim olur mu?" iksinden de ses yok. biri telefonla uğraşıyor diğeri bilgisayarla. eşek kadar adam çocuk gibi lol oynuyor (evet, lol bir çocuk oyunu). önerimi tekrar sundum ve "olur mu?" diye ekledim. "tamam, sıkıntı yok" dediler. iyi dedim biraz daha temiz olacağız en azından diye sevindim. sonra odama geçip düzenledikten sonra tuvalete giderken bir de ne göreyim, arkadaşlardan biri dışarı çıkıp gelmiş, ardından da ayakkabılara koridorda öylece duruyor. hiçbir şey söylemedim, şimdi ben de ayakkabıyla giriyorum. tuvalet ve banyonun halinden bahsetmek bile istemiyorum arkadaşlar. mutfak mı? mutfağa bir daha girebileceğimi sanmıyorum.
şimdilerde eve girdiğimde daha sıkı giyiniyorum. çünkü sıfır derece havada kombiyi açmıyoruz. parasızlıktan filan değil, bildiğin pintilikten. günlük sigara alkol masrafı 50 lirayı geçen arkadaşlar, günde 3 lirayı ısınmak için veremiyorlar.
doğduğumdan beri arkadaşım olarak bellediğim insanlar var bir de. herkes geldi gitti ama onlar gidemedi. onların da gitmesi gerekiyor aslında. yavaş yavaş mesafe koyuyorum araya. geçen haftalarda alışverişe gidecektim ve topluca gidelim gezelim dedim. iki arkadaşı çağırdım, üç kişi gittik bir avm'ye. bir arkadaş gömlek denedi, pantolon denedi, ayakkabı denedi, diğeri de ne giydiyse verdi gazı verdi gazı, aldırdı bir sürü saçma sapan giyeceği, ayakkabıyı. tabi bunları denerken montları, çantaları filan ben tutuyorum. maksat rahat olsunlar diye. neyse, işleri bitince şu mağazaya gidelim de ben de bir pantolon gömlek alayım dedim. tam mağazaya girecekken birisi çok yorulduğunu söyleyip mağaza dışında oturacağını söyledi. diğer arkadaşla girdik içeri. pantolon, gömlek bakarken ben; bir elimde montum, bir elimde çantam; arkadaşım sevgilisine bir şeyler alacağını söyleyip geçti kadınların bölümüne. ben de oradan bedenime uyan bir pantolon bir gömleği aldım çıktım. arkadaşlıkları kendi işleri bitene kadar yani. her zaman da böyle yapıyor köftehorlar.
bir de bende araba olduğu için beni çağıran arkadaşlarım var. bunun için de kendime çok kızıyorum. bir yerde toplanıyor arkadaşlar, eğleniyorlar, ondan sonra paraları kalmıyor, mal gibi kalıyorlar. gecenin köründe beni çağırıp taksi muamelesi çekiyorlar. ben bunu arkadaşlarım olduğu için yapıyorum, ama onlar "kullanılacak bir insan" olarak gördükleri için böyle yapıyorlar. zaman zaman iş yerimden araba alıyorum. işlerim için kullanmalık. ama ne hikmetse bir anda bütün arkadaşlar arar oluyor. çağırma şekilleri de bir garip. hadi gel oturalım deme filan yok. "bizi alsana" diye arıyorlar.
bir de kendi arabası olduğu halde, sürekli araba muhabbeti yaptığı halde hiç arabasına binemediğim arkadaşlarım var. bende araba varsa geziyoruz, ama araba yoksa görüşemiyoruz bile.
çok yaralıyım arkadaş konusunda. ama artık akıllanıyorum yavaş yavaş. çünkü bahane üretmeyi, insanlarla ilgilenmemeyi başarabiliyorum. ölsem umursamayacak kişiler, ölse umursanmayacak şekle giriyor yavaş yavaş.
geçen gün oturup düşündüm; ne yazık ki bütün arkadaşlarıma karşı sevgi, saygı ve hoşgörülü davranırken, hiçbirinden bunun karşılığını alamamaktayım.
mesela ev arkadaşlarım. temizlik nedir bilmiyorlar. dedim ki akşamüstü, ben bir yerden başlayayım temizliğe, herhalde görünce yardım ederler. odamı sildim süpürdüm, oradan salona geçtim -bu arada iki dingil salonda oturuyolarlar-, orayı da süpürdüm, sonra koridoru da süpürüp süpürgeyi yerine koydum. ardından vileda ile kovayı aldım ve başladım etrafı yağlamaya. çünkü başlamıştım bir kere bu işe ve bitmeliydi. tabii ikili halen kalkmadı yerinden. içeri ayakkabıyla girdiğimiz yeri de sildim ve 10 çift ayakkabıyı vestiyere kaldırdım. işim bitince de karşılarına geçtim ve dedim ki: "bundan sonra içeri ayakkabıyla girmeyelim olur mu?" iksinden de ses yok. biri telefonla uğraşıyor diğeri bilgisayarla. eşek kadar adam çocuk gibi lol oynuyor (evet, lol bir çocuk oyunu). önerimi tekrar sundum ve "olur mu?" diye ekledim. "tamam, sıkıntı yok" dediler. iyi dedim biraz daha temiz olacağız en azından diye sevindim. sonra odama geçip düzenledikten sonra tuvalete giderken bir de ne göreyim, arkadaşlardan biri dışarı çıkıp gelmiş, ardından da ayakkabılara koridorda öylece duruyor. hiçbir şey söylemedim, şimdi ben de ayakkabıyla giriyorum. tuvalet ve banyonun halinden bahsetmek bile istemiyorum arkadaşlar. mutfak mı? mutfağa bir daha girebileceğimi sanmıyorum.
şimdilerde eve girdiğimde daha sıkı giyiniyorum. çünkü sıfır derece havada kombiyi açmıyoruz. parasızlıktan filan değil, bildiğin pintilikten. günlük sigara alkol masrafı 50 lirayı geçen arkadaşlar, günde 3 lirayı ısınmak için veremiyorlar.
doğduğumdan beri arkadaşım olarak bellediğim insanlar var bir de. herkes geldi gitti ama onlar gidemedi. onların da gitmesi gerekiyor aslında. yavaş yavaş mesafe koyuyorum araya. geçen haftalarda alışverişe gidecektim ve topluca gidelim gezelim dedim. iki arkadaşı çağırdım, üç kişi gittik bir avm'ye. bir arkadaş gömlek denedi, pantolon denedi, ayakkabı denedi, diğeri de ne giydiyse verdi gazı verdi gazı, aldırdı bir sürü saçma sapan giyeceği, ayakkabıyı. tabi bunları denerken montları, çantaları filan ben tutuyorum. maksat rahat olsunlar diye. neyse, işleri bitince şu mağazaya gidelim de ben de bir pantolon gömlek alayım dedim. tam mağazaya girecekken birisi çok yorulduğunu söyleyip mağaza dışında oturacağını söyledi. diğer arkadaşla girdik içeri. pantolon, gömlek bakarken ben; bir elimde montum, bir elimde çantam; arkadaşım sevgilisine bir şeyler alacağını söyleyip geçti kadınların bölümüne. ben de oradan bedenime uyan bir pantolon bir gömleği aldım çıktım. arkadaşlıkları kendi işleri bitene kadar yani. her zaman da böyle yapıyor köftehorlar.
bir de bende araba olduğu için beni çağıran arkadaşlarım var. bunun için de kendime çok kızıyorum. bir yerde toplanıyor arkadaşlar, eğleniyorlar, ondan sonra paraları kalmıyor, mal gibi kalıyorlar. gecenin köründe beni çağırıp taksi muamelesi çekiyorlar. ben bunu arkadaşlarım olduğu için yapıyorum, ama onlar "kullanılacak bir insan" olarak gördükleri için böyle yapıyorlar. zaman zaman iş yerimden araba alıyorum. işlerim için kullanmalık. ama ne hikmetse bir anda bütün arkadaşlar arar oluyor. çağırma şekilleri de bir garip. hadi gel oturalım deme filan yok. "bizi alsana" diye arıyorlar.
bir de kendi arabası olduğu halde, sürekli araba muhabbeti yaptığı halde hiç arabasına binemediğim arkadaşlarım var. bende araba varsa geziyoruz, ama araba yoksa görüşemiyoruz bile.
çok yaralıyım arkadaş konusunda. ama artık akıllanıyorum yavaş yavaş. çünkü bahane üretmeyi, insanlarla ilgilenmemeyi başarabiliyorum. ölsem umursamayacak kişiler, ölse umursanmayacak şekle giriyor yavaş yavaş.
sizin için kütüphaneden 1959 basımı dostoyevski kitabı aşıranları mutluluk sebebidir.
Zor gününde yarı yolda bırakandır.
Tatilde yanında götürdüğün, sürekli lak lak ettiğin kişidir.
bende olmayan.
ben sevmesini bilmiyorum herhalde, kimi sevdiysem bana düşman oldu. repliğini hatırlatan kavramdır. insanlara zor yaklaşıyoruz. ama çok kolay uzaklaşıyoruz. çok.
Çirkin Kral'ın mükemmel filminin ismidir.
sadece bir iyilik zamanında yanınızda olan başka zaman yüzünüze bakmayan ve çıkarları bitince uzaklaşan kişidir.
Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş.
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş.
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce el ele.
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş.
Demiş sevgili yılmaz Güney..
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş.
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş.
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce el ele.
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş.
Demiş sevgili yılmaz Güney..
Candir.kandir.
Bir tanesinin annesine aşiğım. Ahhh xxxx ablaaa bi siksem seni...
Bir tanesinin annesine aşiğım. Ahhh xxxx ablaaa bi siksem seni...
Artık pek bir anlamı kalmamış, her önüne gelene atfedilebilen kelime.
Arkadaş" kelimesi, Orta Asya'da savaşan Türk askerlerinin ateşten korunmak için sırtını dayadığı taşlardan gelir. (Arka-Taş)
Hiç olmayacak olandır.
Duman grubuna ait bir şarkıdır.
Duman grubuna ait bir şarkıdır.
arkadaş, sizin maddi açıdan en zor zamanınızda diğer arkadaşınızla dalga geçip sizi yerin dibine sokmaya çalışan, 7 senelik arkadaşını iki üç tane ite kopuğa satmak için yalan söyleyen ve üzerine bu yalan ortaya çıktığında özür bile dilemeyen, insanlara hayvan gibi davranıp karaktersizlikte bir numara olup da gelip seni " hareketlerini, kişiliğini beğenmiyorum diyen " hatta demeyip, aramalara bile cevap vermeyen, iyiliğin ne olduğunu bilmeyen, iyi niyeti suistimal eden, teke tekte düzgün karakterli fakat başkasının yanında sürekli sana gömme çabası olan, seni araban için kullanan ve " bundan sonra merhaba merhaba olalım." diyen yaratıktır. Siz siz olun arkadaş, dost gibi bu çıkar ilişkisi dolu münasebetlere girmeyin, aile kurun, ailenizin kıymetini bilin. Mutlu olun.
arkadan vuran taş.
Şans işidir.
Allah herkesi iyilerle karşılaştırsın.
Allah herkesi iyilerle karşılaştırsın.
Arkadaş, kendisini gördüğümüz için iyi hissettiğimiz, bize şaka ve samimiyetini gösteren kişidir.
https://youtu.be/EL7JbK--URE
https://youtu.be/EL7JbK--URE
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar