bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- sözlük kızlarının kekleri24
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- en iyi vampir filmi4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- anın görüntüsü25
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- kadınlar7
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- meriç dükalığı8
- en iyi kurt adam filmi3
- true'nun engelli olması6
- islamda namaz yoktur30
- okan buruk9
- sevdiğiniz yazarlar8
- fusya semsiyeli yabanci22
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- kültür2
- allah11
- sarapci koala hatayi33
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- kuran2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- ölümden korkuyor musunuz17
- intothenirvana2
- intihar etmek4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- gary oldman2
- true ile tatlı sert3
- tai lung8
- the crow2
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- galatahahahahahaha3
annelerin veletler üzerindeki tedip haklarını kullanmak için uyguladıkları cebren icra yöntemleridir.
her annenin vardır gözde bir cezası ve her evlat sahip olduğu annenin rahle-i tedrisinden geçmiştir.
anneler zordur bir bakıma.
tabii ki babaya nazaran.
babalar olayı sevecenlik ile hallederken anneler nedense sinirlidir.
bunun nedenleri üzerinde ne kadar durmak istemesemde;
tahminlerimde yok değil.
bu "yok değil" lafınada sinir oluyorum.
kısaca "var".
hayır niye girdiyi uzatmak için böyle yollara başvuruyorum ki?
hayır işte annemin bünyem üzerindeki etkileri işte.
işte.
ne diyordum tahminler;
bu konuda ki en büyük tezim;
doğum sancıları.
bende o kadar doğum sancısı çekseydim doğacak olan veledi o sancılar için uğraştırıdım.
kulaklarından tavana asardım.
döverdim.
sanırım annelerin problemi bu.
ciddiyim.
doğum esnasında sıkıntı çekmeyenler içinse birşey diyemeyeceğim...
kedidir o kedi, belki doğum sancısıdır.
belki de piskopattır annemiz...
bilemem...
neler yok ki bu cezaların içerisinde...
aman da aman.
"anne vazoo kırıldı"
"3 gün sokak yok sana"
"ama anne babam da sana kızdı"
"ağzına biber sürücem senin"
"anne bir tane daha börek istiyooom benn"
"misafirler gitsin görürsün sen"
"anne ya ben ders çalışmıcam artık"
"gel burayaaaa..."
hayır napabilirsin ki yasama, yürütme, yargı tek bir isimde evde.
tabii ki çocuğa karşı.
anayasa hukuku öğretisinin önemi burada bir kez daha sınandı.
ilkeler ışığı altında anayasa hukuku.
yavrum benim.
oysa babaların tepkisi ortadadır.
onr- "baba ben parka çıkcam"
baba- "tamam çok geç olmasın"
anne- "hayır gidemez"
sanırım üstte saydıklarım klasik anne cezaları öğretisi kapsamında kalıyor biraz.
zaman nasıl değişiyorsa, anne cezaları da durur mu?
teknolojinin ev hayatındaki en önemli etkisi işte.
bizim kardeş üzerinde gördüm...
görmez olaydım.
bizim kardeş;
dnz diyelim kısaca kendisine.
bilgisayar bağımlısı oldu kendisi.
yakında aşırı bilgisayardan atıcaklar içeri.
sabah yatıyor bilgisayar, akşam kalkıyor yine bilgisayar.
tek muhabbeti bigisayar.
onr - "dnz markete gider misin?"
dnz - "abi dur bi ya görev yapıorum şimdi, hem en yakın market haritada gözükmüyo bile" *
onr - "ne diosun sen ya, anne ne diyo bu?"
anne- "dnz hemen markete gidiosun bakiim"
dnz- "tamam anne"
bu bilgisayar yokken bizim velet her gün akşam parka gidicem diye ağlardı.
velet işte.
annem de neyin intikamını alıyorsa artık -anladınız siz- salmazdı.
sanırım durum küçükken hepimizde aynıydı.
ama artık devir değişti...
artık bilgisayar var.
artık "modern anne cezaları öğretisi" var...
anne- "dnz bundan sonra hergün saat 6 da parka çıkıyosun, akşamlarıda bilgisayar yok"
onr- "anne böyle ceza mı olur ya?"
dnz- "ya istemiyoruuuum"
teknoloji mi desem?
bizim velet mi kurnaz?
validenin kafaya saksı mı düştü?
bilemiyorum.
her annenin vardır gözde bir cezası ve her evlat sahip olduğu annenin rahle-i tedrisinden geçmiştir.
anneler zordur bir bakıma.
tabii ki babaya nazaran.
babalar olayı sevecenlik ile hallederken anneler nedense sinirlidir.
bunun nedenleri üzerinde ne kadar durmak istemesemde;
tahminlerimde yok değil.
bu "yok değil" lafınada sinir oluyorum.
kısaca "var".
hayır niye girdiyi uzatmak için böyle yollara başvuruyorum ki?
hayır işte annemin bünyem üzerindeki etkileri işte.
işte.
ne diyordum tahminler;
bu konuda ki en büyük tezim;
doğum sancıları.
bende o kadar doğum sancısı çekseydim doğacak olan veledi o sancılar için uğraştırıdım.
kulaklarından tavana asardım.
döverdim.
sanırım annelerin problemi bu.
ciddiyim.
doğum esnasında sıkıntı çekmeyenler içinse birşey diyemeyeceğim...
kedidir o kedi, belki doğum sancısıdır.
belki de piskopattır annemiz...
bilemem...
neler yok ki bu cezaların içerisinde...
aman da aman.
"anne vazoo kırıldı"
"3 gün sokak yok sana"
"ama anne babam da sana kızdı"
"ağzına biber sürücem senin"
"anne bir tane daha börek istiyooom benn"
"misafirler gitsin görürsün sen"
"anne ya ben ders çalışmıcam artık"
"gel burayaaaa..."
hayır napabilirsin ki yasama, yürütme, yargı tek bir isimde evde.
tabii ki çocuğa karşı.
anayasa hukuku öğretisinin önemi burada bir kez daha sınandı.
ilkeler ışığı altında anayasa hukuku.
yavrum benim.
oysa babaların tepkisi ortadadır.
onr- "baba ben parka çıkcam"
baba- "tamam çok geç olmasın"
anne- "hayır gidemez"
sanırım üstte saydıklarım klasik anne cezaları öğretisi kapsamında kalıyor biraz.
zaman nasıl değişiyorsa, anne cezaları da durur mu?
teknolojinin ev hayatındaki en önemli etkisi işte.
bizim kardeş üzerinde gördüm...
görmez olaydım.
bizim kardeş;
dnz diyelim kısaca kendisine.
bilgisayar bağımlısı oldu kendisi.
yakında aşırı bilgisayardan atıcaklar içeri.
sabah yatıyor bilgisayar, akşam kalkıyor yine bilgisayar.
tek muhabbeti bigisayar.
onr - "dnz markete gider misin?"
dnz - "abi dur bi ya görev yapıorum şimdi, hem en yakın market haritada gözükmüyo bile" *
onr - "ne diosun sen ya, anne ne diyo bu?"
anne- "dnz hemen markete gidiosun bakiim"
dnz- "tamam anne"
bu bilgisayar yokken bizim velet her gün akşam parka gidicem diye ağlardı.
velet işte.
annem de neyin intikamını alıyorsa artık -anladınız siz- salmazdı.
sanırım durum küçükken hepimizde aynıydı.
ama artık devir değişti...
artık bilgisayar var.
artık "modern anne cezaları öğretisi" var...
anne- "dnz bundan sonra hergün saat 6 da parka çıkıyosun, akşamlarıda bilgisayar yok"
onr- "anne böyle ceza mı olur ya?"
dnz- "ya istemiyoruuuum"
teknoloji mi desem?
bizim velet mi kurnaz?
validenin kafaya saksı mı düştü?
bilemiyorum.
(bkz: çimdik)
pazara alışverişe çıkılmıştır ve o çok istenilen bebeğe gözünüz takılmıştır; sonra annenize sokulup en şirin halinizle, o bebeği alabilme imkanının olup olmadığını sorarsınız ama annenizin yüz ifadesinde, sizin bu şirin hallerinize prim vermeyecek kadar tecrübeli olduğu bakışlarını yakalarsınız. Yavaş yavaş kaşlarınız ters V halini alır, dudaklarınız büzüşür ve ilk önce artçı hıçkırıklarla daha sonra pazarı sarsan bir şekilde zırlamaya başlarsınız. Sonra sonra, annenizin eline emanet ettiğiniz ellerinize, anneniz tarafından basınç uygulandığını kısacası annenizin ellerinizi sıktığını farkedersiniz (bu olay eti dürmek şeklinde de gerçekleşebilir) ve susarsınız ağlamanız bittiğinde anneniz yüzünüzdeki tamamen doğal o ifadeyi görüp, geri dönüp bilmem kaçıncı babeği almaya karar verene kadar susarsınız; sonrasında annenize kocaman gülücekler atarsınız...
terliğin tersiyle başlar. yaratıcılıgın izinv erdiği ölçü de devam edenlerdir.
(bkz: oklava)
(bkz: tuvalet yıkama)
tuvaleti temizletip çamaşır suyu kokusuyla yalnız bırakmak.
10 dakika yerinde hareket etmeden oturtma cezası. bir çocuğa verilebilecek en etkili cezadır. o 10 dakika işkence gibi gelir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar