bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- sözlük kızlarının kekleri24
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- en iyi vampir filmi4
- cok da abartmaya gerek uok6
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- kadınlar7
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- anın görüntüsü25
- kuran2
- intihar etmek4
- kültür2
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- true'nun engelli olması6
- okan buruk9
- islamda namaz yoktur30
- intothenirvana2
- sevdiğiniz yazarlar8
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- allah11
- sarapci koala hatayi33
- fusya semsiyeli yabanci22
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- kürdistan10
- dantelli sütyen takan erkek12
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- gary oldman2
- ölümden korkuyor musunuz17
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- the crow2
- çirkin2
- true ile tatlı sert3
- galatahahahahahaha3
- annem2
- ermeni alfabesi2
- tai lung8
- günün sözü16
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
on ikinci nesil çaylak.
zevk alamayanların aristokrasisi. hedonistler hayatı yalayıp yutarken biz “tadı nerede ulan bunun” diye boş boş bakakalıyoruz. eskiden bir şeyden kıvılcım çakardı içime, şimdi her şey aynı donuk gri tonda akıp gidiyor. kahve? sıcak su. müzik? ses. yemek? yakıt. insan? arka plan figürü. seks? prosedür tamamlandı, teşekkürler, bir dahaki sefere.
dün gece mesela, yıllardır dinlediğim albümü açtım. eskiden üçüncü parçanın solo bölümünde yerimden kalkar, ulan bu neymiş diye kendi kendime nara atardım. bu sefer koltukta yayıldım, kulaklığımı taktım, bitirdim albümü. fena değilmiş dedim kendi kendime. o kadar. beyin ödül merkezine kardeşim tatil ilan ettik, kapıları kilitledik tabelasını asmış. dışarıda millet story’lerde filtreli mutluluk pornosu, anı yaşıyoruz diye coşarken sen pencereden bakıyorsun, oğlum bunlar ne buluyor ki bu hayatta diye geçiriyorsun içinden ve o düşünce bile seni kıpırdatmıyor.
en berbatı farkında olmak. biliyorsun ki eskiden bu boklar seni coştururdu. şimdi hepsi mekanik. sistem de üzerine tuz biber ekiyor; sürekli yeni bir şey, sürekli daha fazla tüket, daha fazla mutlu ol diye bağırıyor. bu memlekette zaten normal şartlarda insan o kadar çok darbe yiyor ki zevk alacak enerji kalmıyor, bir de üstüne bu geliyor.
bazen diyorum ki belki de bu bir lütuf. bu kadar saçma sapan bir dünyada her şeyden zevk almaya devam etmek de ayrı bir salaklık olurdu. ama o zaman en azından öfke kalırdı içinde. o da yok. dümdüz bir çizgi, ne tepe ne çukur.
yine de dürüst kalıyorsun en azından. zevk peşinde deli gibi koşan kalabalığın arasında “bende yok lan” diyebiliyorsun. gerisi yalan. belki bir gün o fabrika yeniden açılır, belki de alışırız bu griye. en azından kandırmıyoruz kendimizi.
ayrıca on ikinci nesil yazar. hoş geldin diyelim henüz yazılarına tam vakıf olamadım ama mahlas seçimi kalitesini belirtiyor.
dün gece mesela, yıllardır dinlediğim albümü açtım. eskiden üçüncü parçanın solo bölümünde yerimden kalkar, ulan bu neymiş diye kendi kendime nara atardım. bu sefer koltukta yayıldım, kulaklığımı taktım, bitirdim albümü. fena değilmiş dedim kendi kendime. o kadar. beyin ödül merkezine kardeşim tatil ilan ettik, kapıları kilitledik tabelasını asmış. dışarıda millet story’lerde filtreli mutluluk pornosu, anı yaşıyoruz diye coşarken sen pencereden bakıyorsun, oğlum bunlar ne buluyor ki bu hayatta diye geçiriyorsun içinden ve o düşünce bile seni kıpırdatmıyor.
en berbatı farkında olmak. biliyorsun ki eskiden bu boklar seni coştururdu. şimdi hepsi mekanik. sistem de üzerine tuz biber ekiyor; sürekli yeni bir şey, sürekli daha fazla tüket, daha fazla mutlu ol diye bağırıyor. bu memlekette zaten normal şartlarda insan o kadar çok darbe yiyor ki zevk alacak enerji kalmıyor, bir de üstüne bu geliyor.
bazen diyorum ki belki de bu bir lütuf. bu kadar saçma sapan bir dünyada her şeyden zevk almaya devam etmek de ayrı bir salaklık olurdu. ama o zaman en azından öfke kalırdı içinde. o da yok. dümdüz bir çizgi, ne tepe ne çukur.
yine de dürüst kalıyorsun en azından. zevk peşinde deli gibi koşan kalabalığın arasında “bende yok lan” diyebiliyorsun. gerisi yalan. belki bir gün o fabrika yeniden açılır, belki de alışırız bu griye. en azından kandırmıyoruz kendimizi.
ayrıca on ikinci nesil yazar. hoş geldin diyelim henüz yazılarına tam vakıf olamadım ama mahlas seçimi kalitesini belirtiyor.
benim gibi yaşadığı hayattan zevk alamayan bir kardeşimiz, hoş gelmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar