bugün
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak9
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur13
- leş kaktüsü6
- günün sözü6
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit5
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı3
- anın görüntüsü27
- bik bik'in gerçek yüzü5
- cennet çamuru4
- sözlüğün en ılık yazarı7
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- ne bu fon vurgunu6
- gelmiş geçmiş en iyi futbolcu4
- sözlüğün yeni tasarımı23
- keyif kaçıran şeyler6
- sigara içmeyince sinirlenmek2
- ucuz atlatmak5
- fon olayı reisi çok üzdü diyen akpli3
- öyle yeme böyle ye2
- akp'nin kemalistleşmesi5
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası3
- iran kürtleri2
- galatasaray amed operasyonu5
- samsak döveci9
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- iranlı genç kızın annesinin adalet arayışı2
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- polo ralph lauren vs us polo assn3
- ne yapıyorsun2
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- tinto brass12
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- aponun villası9
- rothschildin hayat bir anda değişebilir twiti2
- aşk17
- opel vectra b4
- paranın mutluluk getirmemesi7
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- masterchef 20263
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kötü bir insan mıyım ben5
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- terhis oluyorum sözlük21
- italyan arabaları3
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
Fırat Kalkanı Harekatı'nda Yüzbaşı Alper Kocaman'ın kahramanca şehit olduğu saldırı öncesinde yaşananlar askeri kaynaklar tarafından paylaşıldı.
"Bu diyarda Alper'ler tükenmez..
Çocukluğundan beri hayali subay olmaktı, komando olmaktı, bordo bereli olmaktı. Oldu da..
Bordo beresiyle dağlarda dolaşıp bölgeye musallat olan, vatanına göz diken çakalları avlamaktı, avladı da..
Avlamakla kalmıyor, kendinden sonra bayrağı teslim edeceği bir evlat, bir oğul yetiştiriyordu kendi gibi yiğit, kendi gibi gözü pek..
Vakti olmadı, olamadı ikinci, üçüncü yiğitlerini yetiştirmeye, Hakk'a yürüdü..
Ama biliyordu ve içi çok rahattı; biliyordu kendisi gibi nice Alper'ler vardı bu Peygamber Ocağında, nice Ata'lar yetişiyordu arkadan, kendilerini takip edip bu topraklarda gezen hainleri, çakalları temizleyecek..
Nefis ve kibrine esir olmadan, doğru yoldan sapmadan, kul hakkı yemeden, lokmasını aç olanla paylaşıp üzerine mağrurluk yeleği giymeden Hak yolunda ilerliyordu..
Fırat Kalkanı Harekatı başladığı günden beri de bölgedeydi..
04 Kasım 2016 tarihinde Fırat Kalkanı Harekâtında DEAŞ terör örgütüne karşı mücadele ederken PYD ve DEAŞ'ın yoğun top ve havan saldırıları altında öne çıkarak El Bab'a giden bir bölgedeki kritik bir hedefin ele geçirilmesi için "Arkadaşlar bu bölgeyi mutlaka elde bulundurmamız lazım, haydi arkadaşlar!ö diyerek ellerini havaya kaldırdığı esnada, PYD/PKK'nın bulunduğu bir mevziden atılan havan mermisinin yakınında patlaması sonucunda koltuk altından giren bir şarapnel parçasıyla önce sendeledi, ne olduğunu anlamadı, arkadaşlarına da belli etmek istemedi, biraz daha ilerledi, biraz daha, biraz daha…
Ama yanındaki askerleri fark etti kolunun altından hızla akan kanı.. "Komutanım yaralanmışsınız, durun ne olur durun!ö dediler. "Bir şeyim yok ufak bir parça geldi, devam edelim az kaldı, durmayın, durmayınö dedi ve ilerlemeye devam etti; ta ki gücü tükenip dizlerinin üstüne çöktüğü ana kadar..
1.90 boyunda, koca bir çınardı, dağdı O...
Güçlü liderliğiyle hep ön saflarda savaşmayı seviyordu, hep yetiştirdiği kahramanlarla beraberdi; dağda, taşta, ormanda, kar altında, yağmurda, çamurda. Gece, gündüz yoktu O'nun için.. Varsa, yoksa Vatandı esas olan, vazifeydi, başarmaktı...
Çok çetin mücadelelere girmişti çakalların gezdiği dağlarda, yanındaki arkadaşları yaralandığında hep yanı başlarında onlara destek, moral vermişti.. 'Bir şeyin yok aslanım, iyisin, bak helikopter çağırdık, geliyor, iyi olacaksın, bırakma kendini, sakın bırakma, dayan..ö demişti belki onlarca kez…Kucağında şehadet mertebesine ulaşanlara ağlamıştı defalarca: "Ölme be yiğidim, ne olur ölme! Ne diyeceğim ben şimdi anana, babana, sevdiğine, ne diyeceğim evladına?' diyerek...
4 Kasım 2016 günü, Hakk'a ulaşmadan az önce yoğun ateş altında yaralanan bir uzman çavuşunun yanına gitti, gözünü bile kırpmadı. Benzer ifadeler döküldü ağzından Uzman çavuşuna. Uzman çavuşu yürüyecek durumda değildi. Askerini, sahip olduğu devasa cüssesi ve ezici gücüyle kolaylıkla taşıyabilirdi ama bulundukları noktaya hem DEAŞ hem de PYD/YPG tarafından kurşun yağıyordu. Kritik bir yerdeydiler; ayağa kalktıklarında hedef olacaklardı.
Bordo bereliydi o. Çaresizlik yoktu lügatinde. Ayağa kalkmadan sırtına yatırdı Uzman çavuşunu ve sürünmeye başladı emniyetli bir bölgeye. Kan ter içinde kalmıştı ama tahliye etmeyi başarmıştı ya! işte esas olan buydu. Çok mutluydu…
Timi öyle tek yürek olmuştu ki, o anı seyredenler bile anlatamıyordu yaşadıklarını.. Destek verdikleri ÖSO'nun birimleri o anı hayretle ve inanılmaz bir takdirle izlemişlerdi.. Zaten hemen ardından destekledikleri ÖSO kuvvetleri, yaşadıkları bu olaydan da etkilenerek kendilerine tevdi edilen görevi başararak hedeflerini ele geçirmişlerdi..
O kahraman Yzb.Alper KOCAMAN'dı. Ruhu şad, mekanı Cennet olsun..."
"Bu diyarda Alper'ler tükenmez..
Çocukluğundan beri hayali subay olmaktı, komando olmaktı, bordo bereli olmaktı. Oldu da..
Bordo beresiyle dağlarda dolaşıp bölgeye musallat olan, vatanına göz diken çakalları avlamaktı, avladı da..
Avlamakla kalmıyor, kendinden sonra bayrağı teslim edeceği bir evlat, bir oğul yetiştiriyordu kendi gibi yiğit, kendi gibi gözü pek..
Vakti olmadı, olamadı ikinci, üçüncü yiğitlerini yetiştirmeye, Hakk'a yürüdü..
Ama biliyordu ve içi çok rahattı; biliyordu kendisi gibi nice Alper'ler vardı bu Peygamber Ocağında, nice Ata'lar yetişiyordu arkadan, kendilerini takip edip bu topraklarda gezen hainleri, çakalları temizleyecek..
Nefis ve kibrine esir olmadan, doğru yoldan sapmadan, kul hakkı yemeden, lokmasını aç olanla paylaşıp üzerine mağrurluk yeleği giymeden Hak yolunda ilerliyordu..
Fırat Kalkanı Harekatı başladığı günden beri de bölgedeydi..
04 Kasım 2016 tarihinde Fırat Kalkanı Harekâtında DEAŞ terör örgütüne karşı mücadele ederken PYD ve DEAŞ'ın yoğun top ve havan saldırıları altında öne çıkarak El Bab'a giden bir bölgedeki kritik bir hedefin ele geçirilmesi için "Arkadaşlar bu bölgeyi mutlaka elde bulundurmamız lazım, haydi arkadaşlar!ö diyerek ellerini havaya kaldırdığı esnada, PYD/PKK'nın bulunduğu bir mevziden atılan havan mermisinin yakınında patlaması sonucunda koltuk altından giren bir şarapnel parçasıyla önce sendeledi, ne olduğunu anlamadı, arkadaşlarına da belli etmek istemedi, biraz daha ilerledi, biraz daha, biraz daha…
Ama yanındaki askerleri fark etti kolunun altından hızla akan kanı.. "Komutanım yaralanmışsınız, durun ne olur durun!ö dediler. "Bir şeyim yok ufak bir parça geldi, devam edelim az kaldı, durmayın, durmayınö dedi ve ilerlemeye devam etti; ta ki gücü tükenip dizlerinin üstüne çöktüğü ana kadar..
1.90 boyunda, koca bir çınardı, dağdı O...
Güçlü liderliğiyle hep ön saflarda savaşmayı seviyordu, hep yetiştirdiği kahramanlarla beraberdi; dağda, taşta, ormanda, kar altında, yağmurda, çamurda. Gece, gündüz yoktu O'nun için.. Varsa, yoksa Vatandı esas olan, vazifeydi, başarmaktı...
Çok çetin mücadelelere girmişti çakalların gezdiği dağlarda, yanındaki arkadaşları yaralandığında hep yanı başlarında onlara destek, moral vermişti.. 'Bir şeyin yok aslanım, iyisin, bak helikopter çağırdık, geliyor, iyi olacaksın, bırakma kendini, sakın bırakma, dayan..ö demişti belki onlarca kez…Kucağında şehadet mertebesine ulaşanlara ağlamıştı defalarca: "Ölme be yiğidim, ne olur ölme! Ne diyeceğim ben şimdi anana, babana, sevdiğine, ne diyeceğim evladına?' diyerek...
4 Kasım 2016 günü, Hakk'a ulaşmadan az önce yoğun ateş altında yaralanan bir uzman çavuşunun yanına gitti, gözünü bile kırpmadı. Benzer ifadeler döküldü ağzından Uzman çavuşuna. Uzman çavuşu yürüyecek durumda değildi. Askerini, sahip olduğu devasa cüssesi ve ezici gücüyle kolaylıkla taşıyabilirdi ama bulundukları noktaya hem DEAŞ hem de PYD/YPG tarafından kurşun yağıyordu. Kritik bir yerdeydiler; ayağa kalktıklarında hedef olacaklardı.
Bordo bereliydi o. Çaresizlik yoktu lügatinde. Ayağa kalkmadan sırtına yatırdı Uzman çavuşunu ve sürünmeye başladı emniyetli bir bölgeye. Kan ter içinde kalmıştı ama tahliye etmeyi başarmıştı ya! işte esas olan buydu. Çok mutluydu…
Timi öyle tek yürek olmuştu ki, o anı seyredenler bile anlatamıyordu yaşadıklarını.. Destek verdikleri ÖSO'nun birimleri o anı hayretle ve inanılmaz bir takdirle izlemişlerdi.. Zaten hemen ardından destekledikleri ÖSO kuvvetleri, yaşadıkları bu olaydan da etkilenerek kendilerine tevdi edilen görevi başararak hedeflerini ele geçirmişlerdi..
O kahraman Yzb.Alper KOCAMAN'dı. Ruhu şad, mekanı Cennet olsun..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com