bugün

bazen abartma yoluyla yapılır.

--- alıntı ----
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın katılacağı törenle bugün açılacak olan ve günlerdir televizyonlarda aralıksız reklamı yapılan "113 dev" esere mercek tuttuk. Listedeki dev eserler arasında fidanlık borsasından, ıtri bitkiler merkezine kadar yok yok. Yapılan bazı yatırımlar ise listede taksit taksit bölünmüş durumda. Örneğin Artvin – Erzurum devlet karayolu birinci kısım, ikinci kısım diye başlıyor ve üçüncü kısımda sonuçlanıyor. Ancak bu tek yatırım listede 3 ayrı yer kaplıyor.

Listede Artvin-Erzurum karayolu üzerinde bulunan tünellerin aydınlatma, havalandırma, yangın söndürme ve sinyalizasyon sistemleri bile bir başlık olarak yer alıyor. Elektrik teçhizatları ve trafo merkezleri de bu törende açılacak.

--- alıntı ----
http://www.ilk-kursun.com/haber/163436

edit: aynı konuya bugün emin çölaşan da değinmiş.

--- alıntı ----
7 Aralık günü açılışını yaptığı "216 dev proje (!)" arasında neler var:

Cami restorasyonu, parke yol yapımı, istasyon binası bakım ve onarımı, lise, okulun spor salonu, ortaokul, ilkokul, halı saha, anaokulu, bağış olarak yaptırılan bir okul, bir kilometrelik, iki kilometrelik yollar, mezarlık yolu, bir depo, kaymakam evi, derelere iki köprü, içme suyu deposu, kent konseyi binası, kaldırım ve alan düzenlemesi, Çerkezköy Cumhuriyet Meydanı düzenlemesi, Adnan Menderes Parkı, şehir stadı antrenman sahası, kurban kesim yeri, mini basketbol sahası, Hürriyet Meydanı düzenlemesi, belediye kültür merkezi, belediye parkının çevre düzenlemesi, eski ev restorasyonu, imam hatip lisesi ek bina...

"Dev tesis" diye yutturulan bu küçük yatırımların tamamı önceki aylarda ve yıllarda zaten bitirilmişti.

--- alıntı ----
http://www.ilk-kursun.com/haber/163594
egemen bağış:

"Bugün ABD de Wikileaks belgelerini yayınlayanların peşinde koşturuyorsa, bir takım insanları fellik fellik arıyorsa ve Rusya ile gerginlik yaşıyorsa demek ki Amerika'da da suçtur." Diyen Bağış, "Bu Almanya'da da ingiltere'de de suçtur. Ben Bakanlar Kurulu üyesi olmama rağmen bu konuda bilgi vermem suçtur. MGK, daha hassas bir kurumdur, orada bırakın konuşmayı gizli bir belgeyi sızdırmak suçtur. Sızdırdıktan sonra yayınlamakta suçtur." dedi.
http://www.ilk-kursun.com/haber/163428

sızdırmak kısmına kadar yazılanlar doğru.
ondan sonra amacını aşan bir çıkarım var.
hadi dünyadaki örneklere bakalım.
onur öymen'den gelsin

---- alıntı ----
Diğer bir örnek de WikiLeaks belgeleri denilen ve 2006 yılından bu yana çeşitli ülkelere ait gizli belgelerin WikiLeaks örgütü tarafından basına sızdırılması olayıdır. 2010 yılında WikiLeaks, Amerikan hükümetinin dış temsilcilikleriyle gizli yazışmalarından oluşan 250 binden fazla belgeyi New York Times, Le Monde, The Guardian, Der Spiegel, El Pais gibi önemli gazeteler aracılığıyla kamuoyuna duyurdu. ABD, WikiLeaks ve onun sorumlusu Julian Assange hakkında adli işlem başlattı. Belgeleri WikiLeaks'e sızdıran Amerikan askeri Chelsea Manning 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve orduyla ilişkisi kesildi.

Aynı şekilde Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA'nın eski görevlisi Edward Snowden, yabancı ülkelerin devlet adamlarının telefon konuşmalarının gizlice dinlendiği yolundaki bilgileri de içeren 200 bin gizli belgeyi basına açıkladı. Bu açıklamaları yapan Edward Snowden aleyhine Amerika'nın hukuki girişimleri oldu. Amerikalılar Rusya'dan geçici sığınma hakkı elde eden Snowden'in iadesini istediler, ama onun verdiği bilgileri yayımlayan gazeteler ve de Spiegel gibi dergiler hakkında yargı yoluna başvurulduğu duyulmadı.

Bu örneklerin de gösterdiği gibi, devletler gizli belgelerinin ele geçirilip yayımlanması konusunda çok duyarlıdırlar ve bu belgeleri sızdıranlar hakkında yargı yoluna başvururlar. Ama demokratik ülkelerde bu bilgileri yayımlayan gazetelerin yargılanıp mahkûm edildikleri duyulmadı.

---- alıntı ----
http://www.cumhuriyet.com...Gizli_Belge_ve_Basin.html#

bakalım ileri demokrasi olan ülkemde "mehmet baransu"ya ne yapılacak?

vay beaaa eskinin bavulcusu ne çok sevilirdi?
yandaş basın öve öve bitirememiş en cesur gazeteci ödülü vermişti!
--- alıntı ----
Başbakan başta olmak üzere AKP sözcüleri ve yandaş medya yazarları da aynı havada: israil ve Amerika, iran'la ticaret yapılmasına aracılık ettiği için halk bankasını hedefe aldılar! Hatta Başbakan bir adım ileri gidiyor, bankanın en gizli ticari sırlarının bile bu nedenle ele geçirildiğini söylüyor.
ali babacan bunun doğru olmadığını, bankanın sırlarının değil, sadece ilgili kişilerin bilgilerinin alındığını söyledi ama aynı teraneyi tekrarlamaya devam ediyorlar.
--- alıntı ----
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25430205.asp

kamuoyunu yönlendirmek adına kendi bakanlarını bile yalanlamaktan çekinmeyenlerin yalanlarıdır!

mehmey y. yılmaz'ın yazısının devamı şöyle:
Şunu merak ediyorum: Bankanın faaliyetleri ile Genel Müdür'ün evinde ayakkabı kutuları içine doldurulmuş milyonlarca doların, Euro'nun ne alakası var?
son dönemde "onlar borç yaptı biz imf'ye borcu bitirdik" şeklinde süregelen kampanyada rakamların abartılması yoluyla yapılır.

öncelikle rte'nin söylemine bakalım: size şu MHP, şu CHP'nin yavrusu DSP, bunlar bize 23,5 miyar dolar IMF borcu bıraktılar, onlar borçlandı biz ödedik ve 14 Mayıs'ta sıfırladık.
http://haber.gazetevatan....z-konustu/596437/1/gundem
(dsp hükümetini de chp gibi gösterme uyanıklığı bunlarda olsa gerek! kendilerini özal'ın devamı olarak görenler anap'ın da borç alan son koalisyon hükümetinde olduğuna değinmezler nedense!)

doğrudur türkiye'nin 2000'li yılların başından itibaren imf'ye olan borcu 14 Mayıs 2013 tarihi itibarıyla sonlanmıştır.
(nisan 2013 itibarıyla alınan dış borcun 340 milyar usd'ye ulaştığından, akp dneminde 210 milyar usd yeni dış borçlanıldığından, akp döneminde 38 milyar usd özelleştirme yapıldığından bahsetmeyeceğim! isteyen bakabilir. aramalarda ilk gelen haberlerden biri http://www.yurtgazetesi.c...orc-ne-oluyor-h34858.html )

ancak yaban çakallığı kısmı söylemin öncesidir!
onlar 23,5 milyar usd borç yaptılar!

imf ile 18. stand-by imzalanma tarihi 04.02.2002 (ecevit koalisyon hükümeti) kabul edilen miktar. 12,8 milyar sdr. kullanılan tutar 11,9 milyar sdr (17.990 milyon usd) (1 sdr yaklaşık 1,5 usd) bu borç 2008 yılında sonra erecekti.

http://www.aksiyon.com.tr...sById.action?newsId=35584
http://www.ekodialog.com/konular/imf_4.html

gelelim 18. stand by anlaşması ile 2002 yıl sonuna kadar (akp dönemi başlayana kadar) imf'den kullandırılan toplam kredi 14,3 milyar usd!
http://yenisafak.com.tr/arsiv/2002/ekim/08/e3.html
http://webarsiv.hurriyet.....tr/2003/04/19/277159.asp
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=45949
http://www.bigpara.com/ha...me=7842606282&sTo=300
http://yenisafak.com.tr/arsiv/2003/nisan/19/e6.html

geri kalan tutar (3,7 milyar usd'lik kısım) akp yönetimi tarafından kullanıldı!
şimdi bu ak'lar görmeden inanmaz! ali babacan'ın kredi kullanımına ilişkin örnek açıklaması
http://webarsiv.hurriyet.....tr/2003/04/07/271751.asp

gelelim kuyruklu yalanın 2. kısmına "onlar imf borç yaptı biz ödedik!"
19. stand by anlaşması akp yönetimi ile imf arasında 11.05.2005 tarihinde imzalandı!
buna göre kullanılan kredi 10 milyar usd!
http://www.aksiyon.com.tr...sById.action?newsId=35584
http://www.mahfiegilmez.c...aki-sehir-efsaneleri.html

yani akp'nin 2013 yılında son taksitini ödeyerek kapattığı kredinin 13,7 milyar usd'lik kısmı akp yönetimi tarafından kullanıldı!
2002 ve 2005 stand by anlaşmaları ile alınan toplam 28 milyar usd'lik kredinin yarısı akp yönetimi tarafından kullanıldı!
buna rağmen bu insanlar göz göre göre yalan söylemekten çekinmezler!
istanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu (16.06.2013): Toma'ların Sıktığı Suda Kimyasal Yoktur.
http://www.haberler.com/v...al-yoktur-4736406-haberi/
http://www.ntvmsnbc.com/id/25449362/

17 aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası istifa eden içişleri eski bakanı muammer güler: TOMA'lara 'biber gazı' koydurduk!

http://www.radikal.com.tr...er_gazi_koydurduk-1168131
içişleri bakanı efkan ala: hatay'daki tır (polisin savcıya arama yaptırmadığı, içinden mit görevlisi çıkan) suriye türkmenlerine insani yardım götürüyor!
http://www.cnnturk.com/tu...kmenlere-goturulen-yardim

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı: (Suriyey'ye insanı yardım taşıyan TIR) "Bu günlerde sözü edilen taşıma yapan TIR olduğu söylenen aracın gümrük kapılarından bizim kayıtlarımıza göre çıkışı söz konusu değil."
http://gundem.bugun.com.t...li-aciklama-haberi/920529

Suriye Türkmen Meclisi Başkan Yardımcı Abdullah mustafa, "Türkmenlere yardım getiren bir TIR yok. Ankara'dan ne başka bir yardım ne de silah yardımı alabiliyoruz. "Biz sadece Türkmenlere vermeyiz" diyorlar. Bizim orada askerlerimiz (Türkmenler) savaşıyor. Türkiye, askerlerimize 1 cent bile vermedi"dedi.
http://www.gercekgundem.c...ler-efkan-alayi-yalanladi
uğur gürses bugünkü yazısında maliye bakanı mehmet şimşek tarafından çarpıtılan olgulara değinmiştir.
bardağın 1/4'ü bile dolu olsa ak zihniyet 1/4 ü öyle bir ballandıra ballandıra anlatıyor ki geri kalan 3/4 ten büyük zannediliyor!
neyse ince ince geçiren yazının tamamı aşağıda.
--- alıntı -----

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CNN TÜRK teki söyleşisinde Hande Fırat ın sorularını yanıtlarken üç temel yanlışa düştü.

GÜZEL günlerde biz yaptık gururu ile konuşan bakanların, siyasetçilerin işler terse döndüğünde birdenbire zayıf ülkenin devasa zararlar bilançosu çıkarmaları, en çok da zenginlerin kesesindeki değer kaybına üzülmüş olmaları, her şeyin dışsal olduğunu anlatmaları, bir komplo ile karşı karşıya olduğumuza dair ikna çabaları; son günlerin moda deyimi ile yurttaşı olmasaydık eğlenceli bir ülke tablosu olabilirdi.

Halk nasıl olsa teknik ayrıntısından anlamaz, biz kendi hikâyemizi anlatalım havasındaki siyasetçilere şaşmıyorum. Daha çok profesyonellerin ciddiye aldığı, teknik ayrıntılara hakim olan ve bilen siyasetçiler şaşırtıyor en çok da. Örneğin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CNNTÜRK deki söyleşisinde Hande Fırat ın sorularını yanıtlarken üç temel yanlışa düştü.

ÜÇ YANLIŞ

Birincisi, hane halkının elinde 120 milyar dolarlık bir döviz mevduatı bulunduğunu, bu yüzden de kur artışının bu kanaldan hane halkına olumlu katkısının olacağını savunuyor. Evet, doğru; Haziran ayında kabaca 100 milyar dolarlık bir DTH varlığı olan hane halkı, bunu Aralık sonu itibariyle 120 milyar dolara çıkardı. Hane halkının döviz borcu ise çok çok düşük. Kur artışı, döviz varlığı olanlara servet etkisi yaratıyor. Ancak, şirketler kesimindeki 165 milyar dolarlık net döviz açığının kur artışı nedeniyle yaratacağı zararın hane halkına işsizlik ve gelir kaybı olarak yansıyacağını unutmuş görünüyor. Ayrıca, kur artışının enflasyona yansımasıyla, hane halkının cebinden harcanabilir gelirde azalış biçimde çıkacağını da görmezden geliniyor. Öte yandan, böyle bir Anayasal güçler krizinin ortasında hane halkının servetim arttı, harcayayım havasına girmesi pek de mümkün mü?

ikincisi, Bakan Şimşek hem kredi hacmindeki artış ile cari dengenin birbirine bağlı olduğuna işaret edip, hem de kredi hacmindeki artış hedefini tutturduk diyor. Oysaki 2013 deki kredi hacmindeki artışın, koyulan hedefi yakınsamadığını biliyoruz. 2013 de kredi hacminde yüzde 15 lik büyüme hedefi konuldu; tüm yıl boyunca kredi genişlemesi hedefe hiç yaklaşmadı bile. Tüketici kredileri yüzde 27, tüm krediler ise (döviz kuru artışından arındırılmış) yüzde 25 artış gösterdi. Hedef tutmadı. Neden tutsun ki? Başbakan dan çekinen Merkez Bankası faiz artıramıyor, başka hiçbir şey yapmadan sadece arzumuzu ilan ederek hedef tutturmamız mümkün mü? Hep aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar bekliyoruz.

Peki, kredi artışını yavaşlatmak için ne zaman harekete geçildi? Türkiye uluslararası çevrelerde Kırılgan Beşli olarak adlandırılan yeni bir kategori içine alınınca, içeride döviz kuru füze gibi fırlayınca.

Üçüncüsü, Bakan Şimşek 2 yıllık tahvil faizlerinin 10 yıllık tahvil faizlerinin üzerine çıkmasını, yatırımcıların durumu geçici görmesinin bir sonucu olduğunu söylüyor. Evet, doğru; normal koşullarda verim eğrisi ters eğimde olursa böyle değerlendirilir. Ancak tahvil piyasasında likiditenin kalmadığının, işlemlerin sığlaştığının Bakan Şimşek kendisi de farkında. Milyar TL lik hacimlerle ihraç edilen devlet tahvili piyasasında, işlem hacimleri birkaç on milyonluk çok düşük seviyelerde idi. Şunu biliyoruz ki; tahvil piyasasındaki likidite kuruması, bu piyasadan çıkışı da zorlaştırıyor. Alıcı bulasınız ki satabilesiniz. işte bu yüzden, faiz riskini sınırlamak için tahvil satamayanlar döviz alarak risklerini sınırlama peşinde koşuyorlar.
işin özü şudur; Ankara siyasetinde güzel günlerde kimsenin işler terse dönerse ne yaparız? sorusu ile ilgilenmediği anlaşılmaktadır.

--- alıntı -----
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/25520043.asp
iç işleri bakanı efkan ala: Son operasyonun maliyeti 104 milyar dolar. Nasıl ki o zaman bu işi tezgâhlayanlar dolar almıştı. Şimdi doları kim aldı? Sadece şüpheyle söylemiyorum bunu. Bu nasıl bir ihanettir, ortaya çıkacak. Bu bilgiler önceden sızdırılıyor ve kim ne alıyor' ifadelerini kullanmıştı.

CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker: Merkez Bankası tarafından her hafta yayınlanan "Döviz Tevdiat Hesaplarının Vadelerine Göre Dağılımı" verilerinde, 17 Aralık öncesindeki haftalarda döviz hesaplarında ciddi bir artış görülmediğine göre, içişleri Bakanı'nın kamuoyunu yanıltıcı beyanlarda bulunmasının gerekçesi nedir?"

diye sormuş?

neden bi bankayı hedef gösterdiniz sayın ala?
(bkz: cemaat akp çatışması/#22409551)
akp döneminde türkiye'nin büyüme hızı yüksektir! yalanların katmerlisindendir!

daha önce belirtmiştim. akp'nin 10 yıllık dönemindeki ortalama büyüme rakamı 81 yıllık cumhuriyet tarihi ile aynı %5! hatta son yılların verisi düşük çıktığı için böyle giderse akp'nin ortalamanın altına düşeceği görülüyor! yani akp büyümede pek bir değişiklik sağlamazken borcu 3 kat artırmış!!!

(bkz: akp yalanları/#20153222)

öztin akgüç hocadan alıntı!
--- alıntı ----

2013 yılı için gelişmekte olan ve yükselen (gelişen) piyasa ekonomilerinde IMF'nin ortalama büyüme hızı tahmini yüzde 4.5'tir. Gelişen Asya ülkelerinde büyüme hızı yüzde 6.3'e, Çin'de yüzde 7.6'ya yükselmektedir. Türkiye için tahmin yüzde 3.8'dir.

2014 yılında büyüme hızının dünya genelinde artması beklenmekte, gelişmekte olan yükselen piyasa ekonomilerinde büyüme hızının yüzde 4.5'ten yüzde 5.1'e; gelişen Asya ülkelerinde yüzde 6.3'ten yüzde 6.5'e yükselmesi beklenmektedir. Raporda Çin'de büyüme hızının yüzde 7.6'dan yüzde 7.3'e hafifçe gerileyeceği öngörülmektedir.

Türkiye için 2014 yılı büyüme hızı tahmini yüzde 3.5 olarak, gelişmekte olan ülkeler ortalamasının çok gerisinde olduğu gibi, dünya genelinden de ayrışmaktadır. 2014 yılında dünya genelinde ekonomik büyümenin daha çok, gelişmiş ülkelerden kaynaklanmak üzere hızlanması öngörülürken Türkiye’de yavaşlaması beklenmektedir. Türkiye hızla değil, yalnız kendi geçmiş yıllar ortalama performansına göre değil; bırakın gelişmekte olan Asya ülkelerini, Çin’i bir yana gelişmekte olan ve yükselen (emerging) piyasa ekonomilerine göre daha yavaş büyüyen bir ülkedir.
--- alıntı ----

kişi başı milli gelir de ayrı bir dert. yine aynı yazıdan.
--- alıntı ----
Türkiye'nin AB ve EFTA ülkelerini kapsayan Avrupa ülkeleri arasında kişi başına gelir açısından son sıradaki yeri değişmemektedir. Türkiye OECD (Organizatinon for Economic Cooperation; iktisadi işbirliği ve Kalkınma Örgütü) üyeleri arasında kişi başına satın alma gücü açısından 2002 yılında son sırada iken, 2012 yılında da durum değişmemiştir
EUROSTAT'ın 28 AB ülkesi ile 3 EFTA ülkesine de (European Free Trade Area-isviçre, izlanda, Norveç) kapsayan araştırmasında hesaplanan kişi başına GSYH endeksinde, Türkiye, söz konusu otuz bir ülkeden sonra otuz ikinci sırada yer almakta ve sıralamadaki yeri de değişmemektedir. EUROSTAT araştırmasına göre, 2012 yılında kişi başına GSYH endeksi, kriz içindeki Yunanistan'da 75, ispanya'da 96, italya'da 101 iken Türkiye'de ancak 54'tür.
Övünüyoruz, krizdeki ülkelere acıyoruz, ama Avrupa ülkeleri arasında sıralamadaki yerimizi değiştiremiyoruz. Son sıraya demir atmış durumdayız, aradaki farkı da kapatamıyoruz.

--- alıntı ----

sonuç: Veriler, Türkiye ekonomisinin dünya ekonomisi içinde yavaş büyüyen, kişi başına gelir düzeyi düşük, fiyat artış hızı yüksek, tasarruf oranı yetersiz bir konumda olduğunu göstermektedir.

http://www.cumhuriyet.com...nomide_Gercekler_III.html#

bu yalana daha önce de dikkat çekmiştim.
(bkz: türkiye ekonomisinin sağlıklı büyümesi devam edyor/#22391475)
(bkz: 2013 te de türkiye hızlı büyümeye devam ediyor/#19557836)

şöyle düşünün türkiye küçük bir çocuk büyükleri ile aynı yolu yürüyor. adımları küçük olduğu için koşmalı ki büyüklerinin adımlarına yetişsin!
türkiye koşmayı bırakıp hızlı yürüyüşe geçtiğinde bile büyükleri ile (gelişmiş devletlerle) aradaki ekonomik makas açılıyor!
gelişmekte olan devletler ise bizim önümüze geçiyor!

bu da türkiye ekonomisine Reuters yorumu: Reuters'in bir yorumun başındaki iki spota dayanarak tanımlamaya çalışayım. "Yolsuzlukların odağında inşaat sektörü var". "inşaat sektörü ekonomik büyümenin motoruydu". Öyleyse yolsuzluklar ekonomik büyümenin motoruymuş.
http://www.cumhuriyet.com...omik_Goruntu_Bulanik.html#
--- alıntı ----

Davutoğlu, "Ben hep, '10 yıl, 20 yıl 50 yıl sonra nasıl hatırlanacağız' diye düşünüyorum. 50 yıl sonra geriye dönüp bakıldığında ne Gezi manipülasyonları ne de 17 Aralık'taki dolaylı darbe operasyonları akla gelecek. 50 yıl sonra iki şey akla gelecek. Birincisi, çözüm süreci. Kardeşliğimizin tekrar dirildiği, bu topraklarda fitne tohumları ekmek isteyenlere karşı Türkü, Kürdü, Arabı, Boşnağı ile her kesimden gelen vatandaşlarımızla omuz omuza verdiğimiz çözüm süreci. ikincisi de 200 yıldır ilk defa Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne uzanan dönemde devletimizin borçlarının sıfırlanmış olması" dedi.

Siyasi sözleri inceleyeceğim de Türkiye'nin bütün borçlarını ödediler mi gerçekten! 500 milyar dolar borç ne olacak peki?

--- alıntı ----
http://www.ilk-kursun.com/haber/167400
http://www.haberler.com/d...4-danisma-5563246-haberi/

(bkz: onlar imf ye borç yaptı biz bitirdik palavrası/#22399877)
(bkz: imf ye borcun 2013 nisan ayında bitmesi/#19543562)
(bkz: gelişmekte olan ülkelerden en çok borcu olanlar/#20590298)
genellikle gerçeğin bir kısmı (ne hikmetse o kısım işlerin gelen kısım oluyor) söylenerek yapılır!

-- alıntı ---
KUVVETLER ayrılığını yerle bir eden HSYK tasarısı Anayasa Komisyonu'na geliyor ama, AKP oylarıyla görüşülmüyor.AKP'liler "Tasarıyı biz diğer ülkeler gibi hazırlıyoruz" deyince, CHP milletvekili Rıza Türmen müdahale ediyor:"Diğer ülkeler evrensel hukuk ilkelerinin uygulandığı Venedik Komisyonu'na gidiyor, o zaman siz de gidin".Venedik Komisyonu'na gitse, HSYK bu haliyle yüzde bin geri döner, AKP'nin oraya gitmesi mümkün değil.
-- alıntı ---
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25622167.asp
--- alıntı ---
Başbakan TIR’ların aranmasına da değiniyor:
- Savcı benim iznim olmadan kalkıp böyle bir müdahalenin içine giremez ve MiT’in ne getirip ne götürdüğüne bakamaz. Bu paralel yapılanmanın diğer bir versiyonudur...
Oysa... Savcı MiT mensuplarıyla ilgili soruşturma için Başbakan’dan izin ister ama kamyonları aramak için izin istemesine gerek yoktur. Başbakan yasayı da bilmiyor ya da saptırıyor...
--- alıntı ---
http://gundem.milliyet.co...detay/1825342/default.htm
yandaş gazetecilerin de dilinden düşmez.

rte'nin brüksel ziyareti sonrası 22.01.2014 tarihli nihal bengisu karaca yazısı:
Başbakan'ın hem AB Konsey Başkanı Herman Van Rompuy ve AB Komisyon Başkanı Jose Barroso ile görüşmesi vardı... ortak basın toplantısında Rompuy ve Barroso'nun başbakan'ın kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü konusunda verdiği güvenceden memnun göründüğü göze çarptı.

Barroso ve Rompuy'e sorulan "ikna oldunuz mu" ısrarı her defasında biz kaygılarımızı ilettik, samimi bir güvence aldık. Başbakan kuvvetler ayrılığı ve hukuk üstünlüğünün asla zedelenmeyeceği noktasında garanti veriyor. biz krizi ilkeler, mevzuat üzerinden değerlendirir, gözlemler, raporumuza yazarız. ama sonuçta bu bir iç meseledir.

yalamanın önde gideni engin ardıç ne demiş:
Başbakan kalktı yıllar sonra Brüksel'e gitti ve derdini Avrupa Birliği'ne anlattı.Avrupa Birliği yöneticileri başbakana hak verdiler ve hükümetin attığı adımın "hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olduğunu" söylediler. "Bu konuda güvence aldık, destek vermeye hazırız" da dediler.
Çünkü hükümetin bu adımı, muhalefetin iddia ettiği gibi "yargı üzerinde yürütme baskısı" kurmaya değil, "belli bir örgütün neredeyse eline geçmiş olan yargıyı kurtarma" girişimiydi.

http://www.sabah.com.tr/Y...iniz-mi-duduk-makarnalari

daha da ararsanız bulursunuz!

-----
olayları bir de melih aşık'tan dinleyelim:

Başbakan'a Brüksel temaslarında en çok polis ve yargıdaki gelişmeler soruldu… Başbakan'ın yanıtlarının etkisini Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Helene Flautre anlattı:
- Polis ve yargıda meydana gelen dramatik yeniden yapılanmaya vurgu yapan sorulara Erdoğan'ın yanıtları, parlamenterleri ikna edemedi.

-----

hadi diyelim ki sn. karaca'nın propagandası doğru olsun.

ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!

eski ulaştırma bakanı 2014 yerel seçimlerinde izmir bb adayı binali yıldırım'ın bacanağı liman ihalesinden bir gün önce ihaleye katılan bir firmadan rüşvet cukkalarken görüntülendi! sonrasında soruşturma başlayınca firma yetkilileri yakalandı ama torpilli bacanak 4 gün yargıdan kaçtı! bu süreçte delillerin karartılmasına ve adalet bakanlığı müsteşarının soruşturma savcısına baskısıyla soruşturma kapatılmaya uğraşıldı.
(bkz: ak yargı/#22627074)

ayrıntılar için rifat serdaroğlu'nun: anlat binali anlat
başlıklı köşe yazısı okunabilir.
http://www.ilk-kursun.com/haber/167765
alaattin aktaş iyi yakalamış:

---- alıntı -----
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, bu kez de kur artışının ekonomide kalıcı bir hasar yaratmayacağı görüşünü dile getiriyor.

Züccaciyeci dükkanına giren fil ortalığı tarumar edecek, ama dükkanda hiçbir şey kırılmayacak. Yani bizde de kur arttıkça artacak, ama bu durum ekonomide hiçbir tahribat yaratmayacak. Bunun nasıl olacağını ah bir de biz bilebilsek!

Enerji Bakanı Taner yıldız, petrolün varilinin 107 dolarda, dolar kurunun da 2.27 düzeyinde kalması halinde yılsonunda Türkiye'nin enerji faturasının 7 milyar dolar artacağına dikkat çekti. Yani hiç olmazsa Enerji Bakanı Yıldız, "Kur artışı da neymiş, bize hiçbir etkisi olmaz" gibi bir yaklaşım sergilemedi.

---- alıntı -----
http://www.dunya.com/hang...ine-inanalim-154612yy.htm

sadece enerji değil kur artışı, ekonomik krılıganlık ve politik riskin devletin borçlanmasını nasıl etkilediğini anlamak için
(bkz: türkiye ekonomisi/#22648055)
Ayşenur Arslan'ın yazısı.
---- alıntı -----
Erdoğan, dünya medya devlerini 'düşman' ilan edip, esti savurdu. Bu arada, hızını alamadı ve şöyle bir cümle kurdu: "Sadece BBC mi? Wall Street Journal... Bu gazetenin sahipleri kimler? Geçenlerde ingiltere'de aynısını yaptılar. Cameron hemen gazetelerini kapattı".
Bizler, Türk vatandaşı ve gazetecisi olarak alışkınız. Ama ingilizler alışık değil. Gülüp geçmemiş. ingiltere'nin Ankara Büyükelçiliği sözcüsü Peter Spoor bir açıklama yapmış:
"Erdoğan'ın sözlerinden dolayı şaşırdık. Bu sözlerin bir yanlış anlamadan kaynaklandığını düşünüyoruz. Çünkü Cameron hiçbir gazeteyi kapatmadı" demiş.

---- alıntı -----
http://www.ilk-kursun.com/haber/168390
rte nin almanya'ya giderken ayaküstü söylediği yalan bunlardan biridir.

--- alıntı ----
Za­man ga­ze­te­si mu­ha­bi­ri 17 Ara­lı­k'ta­ki rüş­vet ve yol­suz­luk ope­ras­yo­nun­dan ay­lar ön­ce, Mil­li is­tih­ba­rat Teş­ki­la­tı­’nın (MiT) Rı­za Sar­raf hak­kın­da ken­di­si­ne sun­du­ğu "u­ya­rı­" ra­po­ru­nu so­ru­yor.
Baş­ba­kan mu­ha­bi­re kı­zıp azar­lı­yor:

"...Pa­ra­lel ya­pı­nın tem­sil­ci­le­ri du­ru­mu­na dü­şü­yor­su­nuz. Mi­T'­in ra­po­ru­nu bi­le­cek ka­dar pa­ra­lel ça­lı­şı­yor­su­nuz. (...) Mi­T'­in bu tür bel­ge­le­ri na­sıl ele ge­çi­ri­li­yor? MiT sü­rek­li giz­li­lik kay­dıy­la ça­lı­şır. Bu, ül­ke­yi sev­mek de­ğil­dir. Bu­ra­sı çok teh­li­ke­li. Bu, va­ta­na hiz­met de­ğil, iha­net­tir. iS­Mi GE­ÇEN ZAT iLE iL­Gi­Li, BA­NA BU­GÜ­NE KA­DAR HiÇ­BiR SUÇ DU­YU­RU­SU GEL­ME­MiŞ­TiR!.."

Oy­sa Baş­ba­kan Er­do­ğa­n'­a Rı­za Sar­ra­f'­la il­gi­li ola­rak suç du­yu­ru­su gel­di.
Hem de MiT ra­po­run­dan ay­lar ön­ce...
Ş.D. isim­li ki­şi, Rı­za Sar­ra­f’­ın kur­ye­le­ri adı­na kur­du­ğu pa­ra­van fir­ma­lar üze­rin­den 87 mil­yar Do­lar ve Eu­ro­'luk ka­ra pa­ra ak­la­dı­ğı­nı dev­le­te ih­bar et­ti.
Cum­hur­baş­kan­lı­ğı (Dev­let De­net­le­me Ku­ru­lu), Baş­ba­kan­lık, Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı­'nın MA­SAK (Ma­li Suç­la­rı Araş­tır­ma Ku­ru­lu) baş­ta ol­mak üze­re il­gi­li bi­rim­le­ri­ne, ay­rın­tı­lı bil­gi içe­ren bir mek­tup gön­der­di.
11 Ara­lık 2012 ta­rih­li bu ih­bar mek­tu­bu­na, Sar­ra­f'­ın, ada­mı Adem Gel­ge­ç'­i (tu­tuk­lu) kul­la­na­rak fa­ali­ye­te ge­çir­di­ği pa­ra­van fir­ma­la­rın Ti­ca­ret Si­ci­li­'n­de­ki ka­yıt­la­rı­nı ve ka­ra pa­ra tra­fi­ği­ni bel­ge­le­yen ban­ka de­kont­la­rı­nı da ek­le­di.

* * *

Cum­hur­baş­kan­lı­ğı­'n­dan muh­bi­re ge­len ce­va­bi ya­zı­da, ko­nu­nun Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı­'na in­ti­kal et­ti­ril­di­ği bil­di­ril­di.
Ni­te­kim Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı, ağus­tos ayın­da, Rı­za Sar­ra­f'­la il­gi­li bir so­ruş­tur­ma baş­lat­tı.
Pe­ki ya Baş­ba­kan­lık?
Baş­ba­kan­lı­k'­tan ise ses se­da çık­ma­dı!

--- alıntı ----
http://sozcu.com.tr/2014/...la-yalan-soylemez-452244/

helal olsun yine dik durmuş! "adam gibi adam"lığını göstermiş!
(bkz: rte nin açıklayacağım deyip açıklayamadığı olaylar/#22843821)
(bkz: 35 yıllık denilen villanın 2 yıl önce görünmemesi)
rte nin 3-5 gün kaldığını ve arkadaşına ait olduğunu iddia ettiği urla villasında
sümeyye'nin ayrıntılı dekorasyon tarihi yaptığı bilinmektedir.

sadece misafirliğe gidilse tadilat yapılmayacağından rte kuvvetle muhtemel yalan söylemektedir.
mehmet y. yılmaz da dalgasını geçmiş.
http://www.hurriyet.com.t...arid=148&hid=25799550

"bide" konusunda aydınlanmak gerek!
batının "bide" yanlarını alalım!
muammer güler oğlunun evinden çıkan parayı açıklamak için bir süre bahane bulamamış sonunda ev satışı demişti!

son çıkan tapelerden bi bukle!
-- alıntı ---
Sonra oğluna akıl veriyor: "Tamam, anladığım kadarıyla Zarrab ile rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Şunu söyleyeceksin: diyeceksin ki danışmanlık ilişkim var, gayriresmi danışmanlık. Resmi yapmadım, babamın şeyi olmasın. Benim para alışverişim bu. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu, akrabam bunların yanında çalışıyor, onun bana borcu var, senetlerimiz de var, onun şeyini yapıyorum. Gayriresmi danışmanlık ilişkim var. Rüçhan’dan alacağım var, rica ettik."
-- alıntı ---
http://www.hurriyet.com.t...arid=148&hid=25799550

fonda "Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar" şarkısı ile okuyun iyi gidiyor!
--- alıntı ---
Eski içişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunda gözaltına alındığında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ne demişti?
"Bir içişleri Bakanı'nın oğlunun gözaltına alındığını basından öğrenmesinden daha acıklı ne olabilir ki?"
Peki, önceki gün Kemal Kılıçdaroğlu'nun grupta açıkladığı tapeden neyi öğrendik? Muammer Güler'in, oğlunun gözaltına alındığını basından öğrenmediğini... Evinde polisler arama yaparken kendisini arayan oğluyla yaptığı telefon görüşmesinden öğrendiğini öğrendik.
Ama tabii bu da acıklı... Çünkü para sayma makinesi ile 1 trilyona polis el koydu...
--- alıntı ---
http://gundem.milliyet.co...detay/1835912/default.htm
--- alıntı ----
Fox TV'den ismail Küçükkaya, Nihat Özdemir'e soruyor:
-100 milyon dolar verdiğiniz doğru mu?
Özdemir: Doğru.
Küçükkaya: Sabah-ATV'ye ortak mı oldunuz?
Özdemir: Hayır Sabah-ATV'ye ortak olmadım, borç para verdim.

Benzer havuz sorusu önceki akşam Zaman gazetesi muhabiri tarafından Başbakan'a sorulunca Tayyip Erdoğan para veren havalimanı müteahhitlerinin Sabah-ATV'ye ortak olduklarını, yani medyaya girdiklerini söyledi.

Bu durumda ya Nihat Özdemir ya da Tayyip Erdoğan doğru söylemiyor?

Nihat Özdemir'in 100 milyon dolar verip ortak olduğu bir şirketi saklaması eşyanın tabiatı gereği mümkün değil.

--- alıntı ----
http://www.ilk-kursun.com/haber/169917
--- alıntı ----
Başbakan'ın ve kızının, senede üç kere gittikleri bir villada tadilat yaptırmak istedikleri ortaya çıkınca, hem Başbakan, hem de evin sahibi olduğunu iddia eden kişi "Hayır, o evler 30 yıldır var" diye açıklama yaptılar.Ertesi gün Google Earth görüntüleri gösterdi ki, 30 yıldır orada olduğu söylenen villalar, daha geçen yıl bile yokmuş!
--- alıntı ----
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25806209.asp
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ TBMM'de 'Yargıya baskı' iddialarına karşı çok sert bir çıkış yaparak 'yargıya baskı yapan namussuz ve şerefsizin ta kendisidir' demişti. Bakan Bozdağ hakkında izmir Cumhuriyet Başsavcısı tarafından tutulan tutanak ortaya çıktı.
http://sozcu.com.tr/2014/...bozdagin-tutanagi-458093/
(bkz: rte nin 80 öncesi metris te işkence görmesi/#22883138)
--- alıntı ----
BAŞBAKAN şunları söylemişti:
- Gezi olaylarının arkasında DHKP-C var. (05.06.2013)
Gezi olaylarının arkasında CHP milletvekilleri var (11.09.2013)
Gezi olaylarının arkasında cemaat var. (16.02.2014)
--- alıntı ----
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/25831952.asp
© copyright 2005 - 2026