bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- akplisin yani27
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- duanın bir şeye yaramaması26
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları8
- gönlü zengin kalbi güzel erkek9
- fon vurgunu52
- ne yapıyorsun8
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek4
- geliyorum diyen erkek4
- akp li akp li bakan tip8
- çirkin ama fakir erkek7
- sözlük çok bozdu4
- aykirikadin13
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır4
- menuet4
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain3
- fatma betül sayan kaya21
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra5
- en iyi televizyon3
- neden 50 tane arap devleti var12
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- at gözlüklü insanlar6
- sözlüğün politize olması5
- gocu'nun fön mağduru olması2
- kalın dudaklı erkekler5
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- akşamki tantana15
- inek sütü içen cani4
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- asla akp'ye oy vermem tabi ki devlet bahçeli6
- traveler of secret moments adamlığı6
- 9 5 çalışan ipneler12
- sosyal medyadaki 10 önemli görgü kuralı3
- bugün uyuyakalmışım11
- terlikle döven anne13
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de3
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü6
- kaynana donu yakma geleneği5
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- fakirim lo2
- yusuf has hacib2
- evde ruj yapmak2
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
polonya nın 1798-1885 yılları arasında yaşamış milli şairi. 1855 yılında istanbul a gelmiş hayatının sonuna kadar istanbul da yaşamış ve kolera sonucu ölmüştür.
--spoiler--
http://tr.wikipedia.org/w..._Ya.C5.9Fant.C4.B1s.C4.B1
--spoiler--
özel edit: bir doğum günü hediyesi.
--spoiler--
http://tr.wikipedia.org/w..._Ya.C5.9Fant.C4.B1s.C4.B1
--spoiler--
özel edit: bir doğum günü hediyesi.
(bkz: ağır roman)
Ünü dünyayı sarmış bir özgürlük şairi. Polonya'nın milli kahramanı. istanbul'un talihsiz ve ebedi konuğu.
Ülkesinin Rusya esaretinden kurtulması için gençlik yıllarından itibaren mücadeleye girişmiş, şiirleriyle halkına cesaret ve coşku aşılamıştır. 32 yaşındayken Fransa'ya göçmek zorunda bırakılmış. Orada büyük itibar görmüş, üniversite kadrosuna alınmış, el üstünde taşınmış...Bir yiğit kültür adamı.
"Doğmuşum kölelik içinde
zincire vurulmuşum daha beşikte.
Selam sana istikbalin fecri,
ardından doğacaktır, hürriyet güneşi..."
dizelerinin sahibi olan şair, 22 Eylül 1855'te bir gemiyle istanbul'a gelir. Amacı Osmanlı Ordusu'nda görev yapan ve Kırım'da Rusya'ya karşı savaşan Lehistanlı askerlere moral ve cesaret vermek, Rusların işgali altındaki Lehistan'ı bağımsızlığa kavuşturmaktır.
Ne var ki,talihsiz Adam, istanbul'un Kurtuluş sırtlarında kurulan çadırdaki hasta askerleri ziyaret ederken kaptığı kolera yüzünden 1855 yılı 26 Kasım günü sessizce ölür. iç organları Dolapdere'de yaşadığı küçük evin zeminine gömülür.Cenazesi paris'e götürülür. Daha sonra Polonya'ya nakledilir.
Gerek Paris'te gerekse Türkiye'ye geldiğinde Türkleri över:
"polonya'nın, komşu düşmanlar tarafından ezilmesine hiçbir devletin ses çıkarmadığı günlerde tek dostumuz Türkler olmuştur. Biz Türkleri düşmanımızın önünde eğilmediği ve Polonya'Nın işgalini kabul etmediği için, üstün bir millet olarak severiz."
Beyoğlu semtinde, Dolapdere'de Tatlı Badem Sokağı'nda son kaldığı 29 No'lu bina yangın geçirmiş, yıllar sonra onarılmış ve müzeye dönüştürülmüştür. Mickiewicz Müzesi pazartesi hariç her gün gezilebilir.
Ülkesinin Rusya esaretinden kurtulması için gençlik yıllarından itibaren mücadeleye girişmiş, şiirleriyle halkına cesaret ve coşku aşılamıştır. 32 yaşındayken Fransa'ya göçmek zorunda bırakılmış. Orada büyük itibar görmüş, üniversite kadrosuna alınmış, el üstünde taşınmış...Bir yiğit kültür adamı.
"Doğmuşum kölelik içinde
zincire vurulmuşum daha beşikte.
Selam sana istikbalin fecri,
ardından doğacaktır, hürriyet güneşi..."
dizelerinin sahibi olan şair, 22 Eylül 1855'te bir gemiyle istanbul'a gelir. Amacı Osmanlı Ordusu'nda görev yapan ve Kırım'da Rusya'ya karşı savaşan Lehistanlı askerlere moral ve cesaret vermek, Rusların işgali altındaki Lehistan'ı bağımsızlığa kavuşturmaktır.
Ne var ki,talihsiz Adam, istanbul'un Kurtuluş sırtlarında kurulan çadırdaki hasta askerleri ziyaret ederken kaptığı kolera yüzünden 1855 yılı 26 Kasım günü sessizce ölür. iç organları Dolapdere'de yaşadığı küçük evin zeminine gömülür.Cenazesi paris'e götürülür. Daha sonra Polonya'ya nakledilir.
Gerek Paris'te gerekse Türkiye'ye geldiğinde Türkleri över:
"polonya'nın, komşu düşmanlar tarafından ezilmesine hiçbir devletin ses çıkarmadığı günlerde tek dostumuz Türkler olmuştur. Biz Türkleri düşmanımızın önünde eğilmediği ve Polonya'Nın işgalini kabul etmediği için, üstün bir millet olarak severiz."
Beyoğlu semtinde, Dolapdere'de Tatlı Badem Sokağı'nda son kaldığı 29 No'lu bina yangın geçirmiş, yıllar sonra onarılmış ve müzeye dönüştürülmüştür. Mickiewicz Müzesi pazartesi hariç her gün gezilebilir.
--spoiler--
sevgilim
benim tatlı sevgilim, kuşlar gibi sevinçli
şarkı söyler neşeli, cıvıltılı.
her anı bal gibi tatlı,
her notası şen, ışıltılı
asla bitmesin isterim şarkısı
hep söylesin, söylesin, söylesin isterim
gözleri parlak, gülücük dolu
yanakları kiraz, dişleri inci
dalarım yüzünün tüm güzelliğine
ayıramam gözlerimi dudaklarından
hep öpmek, öpmek, öpmek isterim...
--spoiler--
ayrıca (#12260674).
sevgilim
benim tatlı sevgilim, kuşlar gibi sevinçli
şarkı söyler neşeli, cıvıltılı.
her anı bal gibi tatlı,
her notası şen, ışıltılı
asla bitmesin isterim şarkısı
hep söylesin, söylesin, söylesin isterim
gözleri parlak, gülücük dolu
yanakları kiraz, dişleri inci
dalarım yüzünün tüm güzelliğine
ayıramam gözlerimi dudaklarından
hep öpmek, öpmek, öpmek isterim...
--spoiler--
ayrıca (#12260674).
--spoiler--
Yıkıl Git Karşımdan
Yıkıl git karşımdan!
Derhal itaat ederim!
Yıkıl git kalbimden!
Ve itaat eder kalbim dahi.
Yıkıl git hafızamdan!
Yo!
Ne benim ne senin hafızan dinlemez bu emri.
Nice ıraktan düşerse onca uzun oluşu gibi gölgenin,
Matem çemberi onca geniş kuşatacak çevreni,
Nice ırağa kaçarsa şahsiyetim,
Karartacak hafızanı onca kalın bir şalıyla matemin.
Her yerde ve her vakit
Seninle ağladığım, seninle güldüğüm
Yanında olacağım her yerde ve daima
Bırakmışım zira her yerde canımdan bir parça. *
--spoiler--
Yıkıl Git Karşımdan
Yıkıl git karşımdan!
Derhal itaat ederim!
Yıkıl git kalbimden!
Ve itaat eder kalbim dahi.
Yıkıl git hafızamdan!
Yo!
Ne benim ne senin hafızan dinlemez bu emri.
Nice ıraktan düşerse onca uzun oluşu gibi gölgenin,
Matem çemberi onca geniş kuşatacak çevreni,
Nice ırağa kaçarsa şahsiyetim,
Karartacak hafızanı onca kalın bir şalıyla matemin.
Her yerde ve her vakit
Seninle ağladığım, seninle güldüğüm
Yanında olacağım her yerde ve daima
Bırakmışım zira her yerde canımdan bir parça. *
--spoiler--
--spoiler--
Uyku
Terk etmek zorunda kalsan da beni,
sevdiğindeki kalbi değiştirmeyeceksen,
terk ederken bile, üzmek isteme beni
ve ayrılıktan bahsetme ayrılırken!
Kederli yarından bir evvelki akşamdan
son bir an daha akıp gitsin okşayışlarla,
sevişenlerin ayrılık vakti gelip çattığında,
birkaç damla zehir ver bana.
Yapıştıracağım dudaklarımı dudaklarına,
istemem kapayayım göz kapaklarımı,
ölüm beni benden alırken;
bırak saadetle uyuyayım asırlarca, öperken yanaklarını,
gözlerine bakarken.
Günler, belki çok seneler sonra
mezarımı terk etmemi buyurduklarında,
hatırlar da uykudaki dostunu
ve inersin göklerden uyandırmak için onu.
Yine basarsın beni beyaz sinene,
yine sararlar beni sevdiğim kollar, uyanırım,
bir an içim geçmiş diye düşünerek öperken yanaklarını,
bakarken gözlerine.
*
--spoiler--
Uyku
Terk etmek zorunda kalsan da beni,
sevdiğindeki kalbi değiştirmeyeceksen,
terk ederken bile, üzmek isteme beni
ve ayrılıktan bahsetme ayrılırken!
Kederli yarından bir evvelki akşamdan
son bir an daha akıp gitsin okşayışlarla,
sevişenlerin ayrılık vakti gelip çattığında,
birkaç damla zehir ver bana.
Yapıştıracağım dudaklarımı dudaklarına,
istemem kapayayım göz kapaklarımı,
ölüm beni benden alırken;
bırak saadetle uyuyayım asırlarca, öperken yanaklarını,
gözlerine bakarken.
Günler, belki çok seneler sonra
mezarımı terk etmemi buyurduklarında,
hatırlar da uykudaki dostunu
ve inersin göklerden uyandırmak için onu.
Yine basarsın beni beyaz sinene,
yine sararlar beni sevdiğim kollar, uyanırım,
bir an içim geçmiş diye düşünerek öperken yanaklarını,
bakarken gözlerine.
*
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar