bugün
- timsah5
- zebra4
- kaplan7
- kartal6
- habire1275
- fil8
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- aslan8
- mutsuzluğun en büyük nedeni14
- sssilvermist22
- ben geldim naneler13
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- insan kaynakları3
- iş bulamamak3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- anın görüntüsü18
- deccal'in sozluge gelmesi10
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek3
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- yazarların almak istediği hediyeler4
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- otosan p1002
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- spaghetto2
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- ben senin yerinde olsam5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- nickten isim tahmini yapmak25
- türkiye den ispanya'ya yangın uçağı desteği3
- sözlükteki kavganın amacı5
- japon denince akla gelenler2
- bir ay çaylak olmak4
- küs insanları barıştırmak3
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- arap gel oğlum5
- yarası olan gocudur5
- yorgun mermi13
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- suca suruklenen cocuk7
- temmuz6
- gece sokağa çıkıp auuuu diye bağırmak3
- burhaniye6
- lionel messi3
ölümden sonra dirilişin tohumu sayılan madde.
1940’lı yılların sonlarına doğru Amerika’da bir olay meydana geliyor. Çok zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra, bir kadın çocuğuyla birlikte mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor.
Tabi o zamanlar ölüden DNA testi yapılamayan bir dönemdi. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin istanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. ilk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiği üzerinde bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu, eğer kanı emmez ise kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizleyemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği (çekirdeği) yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
Tabi o zamanlar ölüden DNA testi yapılamayan bir dönemdi. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin istanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. ilk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Ömer Nasuhi Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiği üzerinde bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu, eğer kanı emmez ise kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizleyemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği (çekirdeği) yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
bel kemiği.
insan vücudunun yeniden diriltildiği vücut parçası. galiba ölünce de çürümez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar