bugün
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- türklerin soykırımdaki ustalığı15
- yazarların özlü sözleri10
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor15
- mustafa kemal atatürk10
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- ona bir cümle bırak5
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı11
- sözlüğün troll kaynaması4
- onur yürüyüşüne katılanların chpye oy vermesi7
- kız gruplarının yükselmesi3
- türklerin pis olması3
- deniz göktaş12
- 104 artı 5 oynanırken feci bastıran uyku3
- 29 haziran 2026 almanya paraguay maçı7
- ölüm6
- günlerin artık kısalıyor olması5
- 2026 dünya kupası38
- anın görüntüsü26
- pandela12
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- diyarbakır kürt dili konferansı5
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- sözlükten maaş almak3
- insan sevdiği adama şans verir5
- gödlek2
- velvet45
- sözlüğe güzel bir kız bırak5
- bir günde 10 defa otuz bir çekmek5
- seksting5
- futbol32
- hastanedeyim ful kadınlar hasta8
- yapay zeka ile kod yazmak2
- diamond bey birader koştursun kampanyası4
- iphone pil ömrünü uzatmanın etkili yolları4
- aşk8
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- sözlüğün aptal kaynaması15
- evde makarna yapmanın maliyeti8
- sözlükten giden yazarlar4
- iyi gelen ne varsa hep sensin işte4
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- cumhuriyetin intikamı8
- okuyacak askere gidecek iş bulacak evleneceksin2
- sosyoloji okunur mu sorunsalı7
- araba kovalamayan köpek6
- eski nickimi özlüyor olmam7
- ziya gökalp5
- en son ne yediniz6
- anadolu dilleri2
entry'ler (54)
sevap kazanmak amacından çok kendi düşüncesini dile getirip, her insan gibi düşündüğünü inandığını dile getirince mutlu olan yazardır.
özelleştirme kötüdür yada özelleştirme iyidir diye bir genelleme yapılamaz. özelleştirmenin gerekli olduğu, özelleştirmenin zararlı olduğu durumlardan söz edilebilir. aynı şekilde imf lobisi ve imf fobisi gibi duruşu olan insanlar mevcuttur. imf karşıtı yada imf yanlısı olmak diye bir durum olamaz. (imf kuruluşunun kendisinden değil, örneğin bu sene imf den kredi alınıp alınmaması hususundan bahsediyorum) kredi almak veya devlet kurumunu özelleştirmek bunlar ekonomik hamleler olup şartlara göre değişebilirliği vardır.
yılbaşı kutlamaları bildiğimiz en eski medeniyetlerden (takvim kullanan) günümüze kadar olmuş bişeydir. gelmekte olan yeni yılı kutlamanın abes hiç bir tarafı olamaz. müslümanlıkta da o dönem arapların kullandığı ay takvimi olan hicri takvimin yılbaşısı kutlanmıştır. ancak toplumumuzda bazı kesimlerce anlaşılmayan bir husus vardır. miladi takvim kullandığımız gerçeği. bir takvimin dini olduğuna inanmıyorum. hicri takvime göre yılbaşı kutlamamız gerektini çünkü müslüman oldumuzu söleyen kesime mensup insanların çoğunun, hicri takvimde hangi yıldayız sorusuna bile cevap verememeleri içlerine düştükleri çelişkinin en bariz örneğidir. miladi takvime göre yaşıyoruz ve miladi yeniyıl girincede haliyle seviniyoruz, üzülüyoruz. bundan doğal hiç birşey yoktur. ancak avrupalıya özenerek çam ağıcı gibi yılbaşıyla bile alakasız noel simgesi nesnelerin, avrupayı taklit eder eylemlerin önce dine aykırı sonrada kültürel asimilasyona sebep olacağını belirtmek isterim.
+ anne en küçük oğlun olarak bişey söylicem.
- söyle yavrum.
+ büyük abim yahudi, ortanca abim hristiyan bense müslümanım.
- nerden çıktı oğlum bu dünyaya geliş sıranızdan mı
+ anne bende küçüğüm diye hemen taşşağa sarıyosun, dünyaya geliş sıramızdan mıymış.
- söyle yavrum.
+ büyük abim yahudi, ortanca abim hristiyan bense müslümanım.
- nerden çıktı oğlum bu dünyaya geliş sıranızdan mı
+ anne bende küçüğüm diye hemen taşşağa sarıyosun, dünyaya geliş sıramızdan mıymış.
ben senden davacıyım ve hakkımı kişisel gücümle aramıycam, eğer sen gerçekten haksızsan allah senin hak ettiğin cezayı versin demektir. sanıldığı gibi bed dua değildir. eğer karşı tarafın suçlu olduğu bir durum yoksa allaha havale edilen şahıs bir ceza almayacaktır. cezasının bu dünyada kesilceğide malum değildir, belki yüce mahkeme onun cezasını daha sonra vermeyi uygun görebilir.
azısı kötü ve düzensiz olan bir ilkokul öğrencisi, her yeni beyaz sayfaya hevesle yazmaya
başlar. biraz önceki düzensiz ve kötü yazılmış sayfa artık çevrilmiştir, geride kalmıştır.
ve öğrencimiz yeni sayfa için fazlasıyla hevesli; bu kez güzel yazcam, bu kez sayfa
düzenini koruycam diyerek kendi kendine sözler vermektedir. bir kaç satır geçer ve değişen
pek bişey yoktur. sonra bir kaç sene sonra keşfeder ki yeni sayfalar ona pek bir yenilik
getirmemiştir. yeni yıl bize yepyeni bir sayfa getiriyor ama dedim gibi biraz önceki
sayfaya kaldımız yerden devam etmek dışında birşey değil bu.
başlar. biraz önceki düzensiz ve kötü yazılmış sayfa artık çevrilmiştir, geride kalmıştır.
ve öğrencimiz yeni sayfa için fazlasıyla hevesli; bu kez güzel yazcam, bu kez sayfa
düzenini koruycam diyerek kendi kendine sözler vermektedir. bir kaç satır geçer ve değişen
pek bişey yoktur. sonra bir kaç sene sonra keşfeder ki yeni sayfalar ona pek bir yenilik
getirmemiştir. yeni yıl bize yepyeni bir sayfa getiriyor ama dedim gibi biraz önceki
sayfaya kaldımız yerden devam etmek dışında birşey değil bu.
yazısı kötü ve düzensiz olan bir ilkokul öğrencisi, her yeni beyaz sayfaya hevesle yazmaya
başlar. biraz önceki düzensiz ve kötü yazılmış sayfa artık çevrilmiştir, geride kalmıştır.
ve öğrencimiz yeni sayfa için fazlasıyla hevesli; bu kez güzel yazcam, bu kez sayfa
düzenini koruycam diyerek kendi kendine sözler vermektedir. bir kaç satır geçer ve değişen
pek bişey yoktur. sonra bir kaç sene sonra keşfeder ki yeni sayfalar ona pek bir yenilik
getirmemiştir. yeni yıl bize yepyeni bir sayfa getiriyor ama dedim gibi biraz önceki
sayfaya kaldımız yerden devam etmek dışında birşey değil bu.
başlar. biraz önceki düzensiz ve kötü yazılmış sayfa artık çevrilmiştir, geride kalmıştır.
ve öğrencimiz yeni sayfa için fazlasıyla hevesli; bu kez güzel yazcam, bu kez sayfa
düzenini koruycam diyerek kendi kendine sözler vermektedir. bir kaç satır geçer ve değişen
pek bişey yoktur. sonra bir kaç sene sonra keşfeder ki yeni sayfalar ona pek bir yenilik
getirmemiştir. yeni yıl bize yepyeni bir sayfa getiriyor ama dedim gibi biraz önceki
sayfaya kaldımız yerden devam etmek dışında birşey değil bu.
siyaset bugünkünden pek farklı olmayacaktır.
(bkz: mahalle karılarından betersiniz lan)
(bkz: mahalle karılarından betersiniz lan)
bir suçlamadan ziyade anket sorusu gibi duran başlıktır. zira böyle bir soru olabilir mi, hadi oldu diyelim bunu soran kişi gerçek olabilir mi.. cem yılmazın dedi gibi benle aynı oksijeni tüketiyor ama içerde neler oluyor bilmiyoruz.
günümüzde protesto çeşitleri çoğalmış renklenmişken, küresel ısınmaya duyarlı bir bireyin nesi eksiktir. o doğacı diye terbiyeli süt çocuğu mudur. çıkarır açar ve boşalır milyonlar önünde, bütün dünya sperm akışında ki tazzik şiddetini konuşurken, o çoktan vermiştir mesajını.
(bkz: kadınlarla erkekler yanyana işesin dünya daha güzel bir yer olsun kampanyası)
(bkz: haydi kızlar tuvalete)
(bkz: biz niye ayakta işeyemiyoruz bizim neyimiz eksik)
(bkz: yok artık lıbrayn ceyms)
(bkz: haydi kızlar tuvalete)
(bkz: biz niye ayakta işeyemiyoruz bizim neyimiz eksik)
(bkz: yok artık lıbrayn ceyms)
+ bunu daha önce hiç ateşin önünde yapmayı denedin mi..
- yoo hayır..
+ tahmin etmiştim, yoksa sigara içen birine bu kadar yaklaşmazdın.
- yoo hayır..
+ tahmin etmiştim, yoksa sigara içen birine bu kadar yaklaşmazdın.
çok tarafsız yada iktidarsız bir erkeğin sorabilceği sorudur, neden mi ;
biz insanlar şekilciyizdir, hepte öyle kalıcaz. bir otobüste şehirler arası bir seyahat yaptığınızı düşünün ve ilerleyen dakikalarda etrafı pis bir kokunun kapladığını. çok üstü kapalı olmaya gerek yok ağır bir osuruk kokusundan bahsediyorum. hemen şöyle kafanızı çevirirsiniz ve pasaklı sakal tıraşını olmamış bir erkek arar gözleriniz, sanki osuranın kim olduğunu çözünce koku birden kaybolup etraf bir gül bahçesine dönüşecekmiş gibi durdulamaz bir istekle ararsınız bu kişiyi.. ama asla alımlı şık giyinimli bir bayana gitmez gözleriniz hele hele bir kaç dakika önce bakışlarınızı ona dikip cinsel fanteziler üretmeye başlamış bir erkekseniz koku yoğunluklu olarak o taraftan bile gelse asla ve asla gözleriniz o tarafa gitmez.. peki ya pasaklı adamın suçu nedir, hiç kendinizi onun yerine koydunuz mu, neler yaşayabilceğini hiç düşündünüz mü.. hepimizin kötü göründüğü ve normal cazibemizin dört kat altındayken beyendimiz bir karşı cinse bakıpta burun kıvırışları altında ezilip, ahh sen beni birde normal halimle görcektin ki dediğimiz zamanlar olmuştur. tüm bu baskı ve ezilmişlin ardından etrafı kaplayan o kokuyla birlikte birde size çevrilen surat ekşiten, osursa osursa bu osurmuştur diyen bakışlarla ne hale gelebilcenizi hiç düşündünüz mü... hiç aya kalkıp ne bakıyosunuz lan ben osurmadım diye bağırmak istiycek hale geldiniz mi.. dediğim gibi osuran ya o güzel kızsa ama pardon unutmuşum güzel kızlar osurmaz, onlar üstünde çok ciddi bir kıyafet dahi olsa hayal dünyamızda içlerine kırmızı jartiyel giymiş fantastik varlıklardır...
biz insanlar şekilciyizdir, hepte öyle kalıcaz. bir otobüste şehirler arası bir seyahat yaptığınızı düşünün ve ilerleyen dakikalarda etrafı pis bir kokunun kapladığını. çok üstü kapalı olmaya gerek yok ağır bir osuruk kokusundan bahsediyorum. hemen şöyle kafanızı çevirirsiniz ve pasaklı sakal tıraşını olmamış bir erkek arar gözleriniz, sanki osuranın kim olduğunu çözünce koku birden kaybolup etraf bir gül bahçesine dönüşecekmiş gibi durdulamaz bir istekle ararsınız bu kişiyi.. ama asla alımlı şık giyinimli bir bayana gitmez gözleriniz hele hele bir kaç dakika önce bakışlarınızı ona dikip cinsel fanteziler üretmeye başlamış bir erkekseniz koku yoğunluklu olarak o taraftan bile gelse asla ve asla gözleriniz o tarafa gitmez.. peki ya pasaklı adamın suçu nedir, hiç kendinizi onun yerine koydunuz mu, neler yaşayabilceğini hiç düşündünüz mü.. hepimizin kötü göründüğü ve normal cazibemizin dört kat altındayken beyendimiz bir karşı cinse bakıpta burun kıvırışları altında ezilip, ahh sen beni birde normal halimle görcektin ki dediğimiz zamanlar olmuştur. tüm bu baskı ve ezilmişlin ardından etrafı kaplayan o kokuyla birlikte birde size çevrilen surat ekşiten, osursa osursa bu osurmuştur diyen bakışlarla ne hale gelebilcenizi hiç düşündünüz mü... hiç aya kalkıp ne bakıyosunuz lan ben osurmadım diye bağırmak istiycek hale geldiniz mi.. dediğim gibi osuran ya o güzel kızsa ama pardon unutmuşum güzel kızlar osurmaz, onlar üstünde çok ciddi bir kıyafet dahi olsa hayal dünyamızda içlerine kırmızı jartiyel giymiş fantastik varlıklardır...
çok kötü bir deneyimdir, paylaşmak isterim.
bütün hayatım o günden sonra değişmişti, herşey ama herşey o günden sonra çok farklı olcaktı.. sadece acıktığım bir öğlendi ve aradığım tek şeyse güzel bir yemek yiyip güne kaldığım yerden devam etmekti. önce yemekhaneye gidip yemek kuyruğuna girdim, hevesle yemek için beklemeye başladım, gitgide daha çok acıkıyordum, sabırsızlanıyordum.. yemeğimi aldıktan sonra gözüme en yakın masalardan boş olan birini kestirdim, hızlıca sandalyeyi çekip tepsiyi masanın üstüne koydum, yerime oturdum ve enfez gözüken yemeğe çatalımı daldırdım, o ilk lokmayı almak için ağzımı açtım. ilk lokmalar aç bir insan için uzun süre ayrı kaldığı sevgilisine sarılmak gibi birşeydir hele hele benim gibi yemeğe düşkün olan biri için hayatının aşkına kavuşmak bile diyebiliriz. çatalı ağzıma doğru götürürken enfez yemeğin kokusu dürtülerimi tahrik edercesine ağzımı sulandırıyordu, dilim hafiften kendini dışarı doğru bırakmış ağzım kocaman açılmış ve işte o an artık buluştular.. ve birden beynimde şimşekler çakıverdi.. geceliyin yatağınızda ki yabancıyı eşiniz sanıp onla ölesiye sevişip sevgi sözcükleri sarfettikten sonra sabah uyandığınızda o olmadığını görünce ne yapardınız. işte bu yemeğin ilk lokmasını yuttuğumda hissettiğim şey tam olarak böyle birşeydi. bu açlık, bu istek bu arzu ve bu kereviz yemeği. o lokmayı yuttuktan sonra artık hayatımda herşey değişmişti. bir paranoyak manyak olup çıkmıştım. . ne zaman bir hediye paketi açıcak olsam veya yeni bir şarkı dinliycek olsam ve hatta çok çekici biriyle yatağa girerken bile o gün hala aklıma gelir ve acaba derim, acaba yine bir kerevizle mi karşılaşçam...
bütün hayatım o günden sonra değişmişti, herşey ama herşey o günden sonra çok farklı olcaktı.. sadece acıktığım bir öğlendi ve aradığım tek şeyse güzel bir yemek yiyip güne kaldığım yerden devam etmekti. önce yemekhaneye gidip yemek kuyruğuna girdim, hevesle yemek için beklemeye başladım, gitgide daha çok acıkıyordum, sabırsızlanıyordum.. yemeğimi aldıktan sonra gözüme en yakın masalardan boş olan birini kestirdim, hızlıca sandalyeyi çekip tepsiyi masanın üstüne koydum, yerime oturdum ve enfez gözüken yemeğe çatalımı daldırdım, o ilk lokmayı almak için ağzımı açtım. ilk lokmalar aç bir insan için uzun süre ayrı kaldığı sevgilisine sarılmak gibi birşeydir hele hele benim gibi yemeğe düşkün olan biri için hayatının aşkına kavuşmak bile diyebiliriz. çatalı ağzıma doğru götürürken enfez yemeğin kokusu dürtülerimi tahrik edercesine ağzımı sulandırıyordu, dilim hafiften kendini dışarı doğru bırakmış ağzım kocaman açılmış ve işte o an artık buluştular.. ve birden beynimde şimşekler çakıverdi.. geceliyin yatağınızda ki yabancıyı eşiniz sanıp onla ölesiye sevişip sevgi sözcükleri sarfettikten sonra sabah uyandığınızda o olmadığını görünce ne yapardınız. işte bu yemeğin ilk lokmasını yuttuğumda hissettiğim şey tam olarak böyle birşeydi. bu açlık, bu istek bu arzu ve bu kereviz yemeği. o lokmayı yuttuktan sonra artık hayatımda herşey değişmişti. bir paranoyak manyak olup çıkmıştım. . ne zaman bir hediye paketi açıcak olsam veya yeni bir şarkı dinliycek olsam ve hatta çok çekici biriyle yatağa girerken bile o gün hala aklıma gelir ve acaba derim, acaba yine bir kerevizle mi karşılaşçam...
halka yutturulmasıda şöyle bir konuşmayla olacaktır.
noel baba özelleşsin, özel olsun, hepinize özel olsun. aynı türktelekom gibi. (malum kitlededen gelen alkışlar)
noel baba özelleşsin, özel olsun, hepinize özel olsun. aynı türktelekom gibi. (malum kitlededen gelen alkışlar)
sözlüğümüzün göz bebeğinin türkiye çapında tanınması için izleyeceği en kestirme yol arto'yla ağaz dalaşına girmek olacaktır.
+ arto sana arka arkaya 8 eksi veririm kendini gerizekalı gibi hissedersin.
- ayol sen eksi versen nolur, artı versen nolur... aslında bana bak sen direk versende hiç bişey olmaz.. hahahayttt...
+ arto sana arka arkaya 8 eksi veririm kendini gerizekalı gibi hissedersin.
- ayol sen eksi versen nolur, artı versen nolur... aslında bana bak sen direk versende hiç bişey olmaz.. hahahayttt...
+ abi dün gece tam uyuyodum özel numara aradı.
- ee kimmiş peki arıyan.
+ söleyemem abi özel dedik ya..
- ee kimmiş peki arıyan.
+ söleyemem abi özel dedik ya..
tamamen yanlış anlaşılmış kızdır. er kişnin üstüne çıkınca kolyeyle yüzyüze kalan erkek kişisinin ereksiyonunun kaçmasından korkan kızdır.
+ devam et erkeğim sakın durma.
- esma yaptığımız hiç doğru gelmiyor bana.
+ pardon aşkım kolyeyi yine unuttum ben.
+ devam et erkeğim sakın durma.
- esma yaptığımız hiç doğru gelmiyor bana.
+ pardon aşkım kolyeyi yine unuttum ben.
seri eksi oy veren ibnenin üst kat komşusu; bundan 4 yıl önce bir kandil günüydü. kapım çalındı kim o dedim, aç gülüzar teyze benim dedi. helva flan getirdi sandım. kapıyı açtım eline baktım, o da ne bomboştu. ''hayırdır oğlum noldu'' dedim. ''hiç gülüzar teyze öylesine rahatsızlık vermek istedim'' dedi. sonra bu büyüdü, duyduk ki sözlükte yazar olmuş, tabi çok sevindik epeydir evde boşboş oturuyordu. ama sevinmez olaydık diyoruz şimdi, kendiyle beraber mahallemizin adını da kirletti.