bugün

sevdiği entry'ler

ismet özel

murat menteş' in ismet özel ile yaptığı röportajdan bir kesit:

murat menteş: Şiirlerinizde ifade ettiğiniz şeyler, yaşadıklarınızla hep ilgili mi sahiden?
ismet özel: Bunu Ataol [Behramoğlu] da yazmıştı. Benim şiirimin ayırıcı bir vasfıdır. Yani çok uçuk gibi görünen ifadenin bile, mesela “Çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu” bunun mutlaka bende bir yaşanmışlık olarak karşılığı vardır.
murat menteş: “Çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu” mısrasının karşılığı ne olabilir ki?
ismet özel: Bunu bir okuyucu keşfetti: Çocuklar nasıl uyutulur?
murat menteş: Ninni söyleyerek?
ismet özel: Sonra?
murat menteş: “Eeee, eee, ee, e” denilir?
ismet özel: Yaa.

ismet özel

ismet Özel, ruhumda bir vakit "dağ ateşleri" yakmış bir "üstad"; şair demekten kaçınıyorum çünkü her 3 kişiden 5 inin "şair" olduğu bir coğrafyada içi boşaltılmış bir nitelikle sıfatlandırmak istemedim, her neyse...

"Bu vapuru kaçırırsam beni cinnet basar" sandığım...
"ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldığım" siyahın geçit vermediği karabasan günleri..
Çok vapur kaçırdım... Öbürünü bekledim iskelede. Etimde de "şirpençe" falan çıkmadı.

"Acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim" belki de zamanla... En çok "Gözlerim nemli değil, gözlerim namlu... " dizelerinde duraklıyordum, es koyuyordum mesela durdurak sevinçlere, vazgeçmek oluyordu o vakit savaşın adı...

Hep kavga, hep acele, hep sıkıntı mı?
Şehrin insanını, "Evraklılar, örtü severler, sivilcelerin, bozuk paraların, zarif ihanetlerin" insanları olarak mı görüyordum?
Hayır.

"Sana durlanmış kelimeler getireceğim," diyordu ismet Özel, ben de tekrarlıyordum.
Tekrarladım durdum.
Kullanıncaya kadar temizdi kelimeler...
Hakikati olsa yine iyi, yanlış olanı görmek için "Pörsümüş bir dünyayı kahredecek kelimeler"i ezberden okuyarak...
"Kelimeler ki bazısı tüyden bazısı demir / Çünkü seni dik tutacak bilirim / Kabzenin, çekicin ve divitin tutulduğu yerden parlayan şiir... lerini okuyarak ismet Özel'in...

biliyordum artık çok zordu, yeni bir hikaye kuracak zeminim her daim ıslaktı ama yine de uğraşıyordum rastgele işte..

"Elalemlik deryalarına daldım."

Vazgeçişin adı "dünya" oldu bir zaman, dışarısı oldu, hani "derya içredir deryayı bilmezler" gürültüsünde "mahi" oldum, açtım kapılarımı dışarı ama "anahtar deliğine kadar eğildiğimle kaldım" mazi oldum...

Şiir nereden parlıyordu, neden parlıyordu o günlerde? yağmurdan mı, aşktan mı bahardan mı yoksa..?ilkyaz'dan mı?
Asude zamanlardan bahseden dizeler de severdim oysa ismet Özel'den...

"Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir / Kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa / Yağmurlardan sonra sokaklar silinip kaybolmuyorsa / O şehirden öc almak vakti gelmiş demektir."

ismet Özel başından beri hep aynı şiiri söyledi bana. Onun en çok sevildiği zamanlarda ben onun "Özgür olmak, özü gür olmak demektir" cümlesi etrafında dönüyordum. Sonra bazılarını şaşırttı ismet Özel. Ben de zaman zaman "abarttığını" düşündüm her "gafil" gibi. Türkler ve kadınlar konusunda özellikle...

Mehmet Akif'in şirini "didaktik" buluyordu bence, Necip Fazıl şiirini de fazla "ideolojik...
Şimdi bir şiir yazmış ismet Özel.
Benim yıllardır ezberlediğim, "alt ses" yine tanıdık "çağıl"tılar çıkarıyordu ama "hayret" ki bu şiir, gelip karşıma "Mehmet Akif şiiri gibi" dikilivermişti işte.

"Ey yârenler unutmayın benim çağım kehribarî çağ idi / iki kusurluca gözüm sağa sola bakmaktandır seğridi... / Biri bari deseydi ya bu seğrime zelzeleye delalet / Biri bari deseydi ya çok hakkın geçti helal et... / Ne gezer iftiranın haddi yok ben mi nadim olayım / Zorluk bilanço tutturmakta harcanmakta kolayım... "

"insanlar hangi dünyaya kulak kesilmişlerse ötekine sağır" diyen de ismet Özel değil miydi? s'ağırlaştıkça gözlerime ipotek koyan ben değil miydim, ellerime bü'yük gelen.. ?

ismet Özel, "Waldo Sen Neden Burada Değilsin?" derken...
"irtica Elden Gidiyor" derken...
"Taşları Yemek Yasak" derken "öz"dü, "el" olmadan önce!...

Neyse, "hakikati görüp göremediğini" kendi söylüyor işte nasılsa:

"Hasılı yetişmem iktiza etti bizzat kendim / Nikâh neden masada kıyılıyor bunu çok merak ettim / Durur muyum balıklama elâlemlik deryalarına daldım / Anahtar deliğine kadar eğildiğimle kaldım... "

ismet Özel'i "özel" yapan bir şiir daha...
ister Mehmet Akif'e benzesin, ister Tevfik Fikret'e, isterse Necip Fazıl'a,
Hangimiz anahtar deliğine kadar eğilmekle kalmadık ki?
Kaç kişi söyler bunu?
Kaç kişi böyle söyleyebilir bir de?
"Bileyim hangi suyun sakasıyım... " diyebilen birinin ihtiyacı mı var bunları söylemeye?

"Sol memenin altındaki cevahir kararmadan" okusak iyi olur diyecektim...
Bazı kitap adları verecektim...
"Şiir" bırakmadı.

büyüdükçe büyüdü... "gırtlağımda büyüyen harf" bırakmadı...

hoşlanılan kız bakmazken gizli gizli kesmek

zamanı durdurabilmek nedir diye sorsanız aha bu derim. o sekansın içinde belki de asırlar vardır, ümidin, korkunun, sevinç ve heyecana karıştığı bir noktadır orası. sevilen yüzünü göz içlerine resmetmek için ne kadar uğraşsa da katiyyen başaramaz insan. gözlerini kapadığın vakit tüm o kızıl damarlı nehir gibi karanlığın ortasında bir umut ışığı kalırsa kalır.

keşke şimdi mesaj atsa

çaresizlik cümlesinden başka birşey değildir. düşünsenize sizi takmayan birinden mesaj bekliyor, size pas vermesini diliyorsunuz. aman ne acı şey be. sikerim böyle şeyi lan. bana değer vermeyen birinden medetmi umucam.

reddedilince hemen vazgeçen insan

hemen reddedildiği için hemen vazgeçen insandır. mağrurdur aynı zamanda.

hayır abicim biz erkeklerinde duyguları var. bizde insan evladıyız, ağaç kavuğundan çıkmadık ki amk. hem peşinden koşulan insan ol, hem de lök diye reddetme lüksüne sahip ol. egoya gel egoya.

reddedilen erkeğin acınası davranışları

reddedilme akabinde yaşanan farklı duygu durumları itibariyle zincirleme evreler halinde ortaya çıkan davranışlardır. erkekten erkeğe farklılık göstermekle birlikte genel olarak aşağıdaki şekilde gözlemlenir.

1. evre: aşk acısı.

bu evre, erkeğin yaşı, daha önce benzer durumlarla ne sıklıkla karşılaştığı ve söz konusu hatun kişiye ne ölçüde bağlandığına bağlı olarak bir kaç gün veya bir kaç yıl sürebilir. benzer parametrelere göre şiddeti de farklılık gösterir. bu evre genel itibariyle ağır bir depresyon halinde kendini gösterir. içe kapanma, depresif davranışlar, saçı sakalı uzatma, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı bu evrenin en sık görülen semptomlarıdır.

2. evre: takip / stalking

bu evre gelişen sosyal medya ağlarının post reddedilme sürecindeki etkisinden ibarettir. bu evrede erkek söz konusu hatun kişiyi facebook, twitter, instagram gibi sosyal medya sitelerinden takip eder. ne yapıyor, nerelerde geziyor, daha da önemlisi kimlerle zaman geçiriyor saniye saniye gözlemler. gözlemleri sırasında eline geçen fotoğraf, check-in gibi ip uçlarından bir takım seneryolar kurar.

bu evre sadece takipten ibaret değildir. aynı zamanda söz konusu hatun kişiye sosyal medya üzerinden üstü kapalı göndermelerde bulunulur. atarlı özlü sözler, şarkılar, depresif fotoğraflar paylaşılır ve bu paylaşımların söz konusu hatun kişi tarafından görüldüğü varsayılır. aynı evrede yer yer kısa süreli facebook hesabı kapatmalara veya engellemelere de rastlanabilir. bu sürede hatun kişi gezip tozmakta ve gününü gün etmekle meşguldür.

2.1. evre: öfke

bu durum her reddedilme vakasında görülmediği için ayrı evreden ziyade 2. takip evresinin bir alt kolu olarak incelenmelidir. bu durumun ortaya çıkışında takip edilen hatun kişiyle aşırı yakınlığı ile dikkat başka bir erkek, tetikleyici unsurdur. bu erkek bazen hatun kişinin bir arkadaşı veya direk olarak ilk 2 evre esnasında hatun kişinin yapmış olduğu yeni sevgilisi olabilir.

bu durumda iç güdüsel olarak öfke okları alfa erkeğine döner. ağır reddedilme vakalarında, bu durum hatun kişinin erkek arkadaşına dair fiziksel şiddet girişimleriyle son bulabilir. bu nedenle söz konusu semptomlar gösteren erkekler yakın takipte bulundurulmalı ve fiziksel şiddet eğilimlerine karşı her daim sağ duyuya davet edilmelidir.

3. evre: gurur

ilk iki evreyi takiben, sergilemiş olduğu pasif agresif tavırlara cevap alamayan erkeğin kendi içsel öfkesi bu sefer hatun kişiye döner. bu evre kendini, "kim ? ha, yok ya unuttum ben onu !" ya da "valla hiç aklıma gelmiyo artık." gibi söylemlerle gösterir. bu davranışlar bir düzelme emaresi gibi gözükebilir. ancak, söz konusu hatun kişinin hayatına hiç bir şey olmamışçasına devam etmesinin erkeğin gururu üzerinde yarattığı yıpratıcı etkinin bir dışavurumudur aslında.

hele hele de 2. evre esnasında, erkeğin sosyal medya üzerinden sergilediği pasif tacizler hatun kişiyi bezdirmiş ve bunun sonucunda hatun kişi sosyal medya üzerinden erkek ile iletişimini kestiyse (bkz. facebook'ta engellemek) bu evre daha da şiddetli olarak yaşanır. bu durumda erkeğin "ya bi de facebook'tan engellemiş falan... hayır sen kim oluyosun ya, kezban ! ya abi türk kızına yüz vermiceksin zaten !" gibi öfke krizleri sık sık kendini gösterir.

4. evre: normalleşme çabaları

erkeğin yaşandıklarına dair ilk iyi sağlıklı tepkileri bu evrede gözlemlenir. ancak erkek bu sefer de yaşamış olduğu travmayı atlatmak adına abartılı davranışlarda bulunur. her geceyi dışarıda geçirir, karıya kıza sarkar. her fırsatta farklı farklı kızlarla fotoğraflar paylaşır, check-in'ler yapar. kendi dünyasında yaşadıklarını atlatıp tam bir don juan'a dönüştüğünü sansa da 1. evrenin etkisiyle saçı sakalı birbirine karışmış, sık sık ve kontrolsüzce alkol kullanır olmuş, ayrıca yaşadığı travmadan çıkmaya çalışmanın paniği ile muhabbeti de çekilmez bir adam olmuştur.

tüm bu özellikleri itibariyle daha da itici bir insan haline gelen erkek, bir kaç artçı reddedilme ve şanslıysa bir kaç da one night stand sonrasında "bu ne ya hayvan çocuğu gibi yaşıyoruz." diyerek hayatına çeki düzen vermeye karar verir. bu durum erkeğin reddedilme sonrasıdaki aldığı ilk mantıklı karar olurken 4. evrenin de sonlandığının habercisidir.

4. evre sonrası erkek reddedilme sürecini tamamen aşmıştır. bir sonraki ağır reddedilmeye kadar normal hayatına devam eder...

bir kızın mesaj atmama sebepleri

cevabını içerisinde barındıran bir sorudur.

eğer bu soruyu soracak kadar umursuyorsanız, elde edilmişsiniz ve kızı bunaltmışsınız demektir.

tavsiyem, o mesaj atana kadar mesaj atmayın. klasik olan 'kaçan kovalanır' lafını söylemek istemiyorum.

bir kızın mesaj atmama sebepleri

Bir cok kisiyle mesajlastigi icin size sira gelmemektedir, zaman ayiramamaktadir, gerek duymamaktadir.

erkeklerin komplike değiliz yalanı

gerçek yalanın gerçeği 1: erkekler de dedikodu yapar ama ertesi gün itin götüne soktuğu adamın yüzüne gülmez.

gerçek yalanın gerçeği 2: şahsım adına konuşuyorum. evde mal gibi oturup gün yapan, kısır yiyen, alışveriş kasan bir eş istemiyorum. iyi ya da kötü bir maaşa çalışan, para denilen bokun ne zorluklarda kazanıldığını bilen, "başı açık", fikri açık bir eş istiyorum. bu düşüncede olan, aldatma fikrinin aklının ucundan bile geçmediği kaç milyon adam var bu ülkede. tüm erkek seri üretimden çıkmıyor.

gerçek yalanın gerçeği 3: erkekler arasında adı konulmamış kurallar vardır. sevgili bulan adamın aramamasına gücenilmez. hiç bir şey olmamış gibi yıllar sonra gelse bile kendisi hakında kötü düşünülmez.

gerçek yalanın gerçeği 4: bu aslında biraz doğrudur. her erkek bu muhabbetleri yapar.

sonuç: yanlış eş/sevgili tercihi mal beyanına sebep olur.
© copyright 2005 - 2026