bugün

entry'ler (98)

kürdistan kurulsa da rahat etsek

gerçekleşmesini istemediğim ve istemeyeceğim bir temennidir. zira kürtlerin, kendilerini ifade edecek başka bir talep bulabilseler böyle bir salvoyla ortaya çıkacaklarını düşünmüyorum. gerçekleşmesi halinde; iki milletin ortak kültürüne rağmen birlikte barış içinde yaşamayı beceremediğini belgelemiş olur ki hala ümitvar olduğumuz bir mesele olduğu için, o acı sonla bitmesini asla isteyiz.

ne olacak bu sözlük yazarlarının hali

(bkz: uludağ sözlük ün vahim gidişatı)

atatürkün saçı vs fetullah gülenin dişi

ironinin dibidir. anlaşılırsa ne iyidir.

moğollar

bahar şenlikleri zamanı konsere geldiklerini öğrendiğim, ölecekler ve ben hiç konserlerine gitmemiş olacağım diye içten içe endişelenip birtakım olumsuzluklar yüzünden izleyemediğim/dinleyemediğim insanlardır.

sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar

charles bukowski ve beat kuşağı. bir kaybedenler kulübü tribidir.

mektup yazarken kararsız kalıp kağıdı buruşturmak

yalnızca filmlerde olduğunu sandığım eylem. ne yani böyle tıkır tıkır saat dönüyor, zamanın su gibi akıp geçmesi hissi uyandırılıyor ve siz o sırada çeşitli konumlarda bir kağıda mektup yazıp buruşturmuş olduğunuz için günün sonunda bitkin bir surat ifadesiyle birlikte yerlerde bir sürü buruşuk kağıt yığınları mı oluyor? vaauv.

yeni tanışılan kişiyle anında kaynaşmak

birçokları tarafından eleştirilen bir davranıştır. "herkesle iyi geçinenlerde muhakkak bir yavşaklık vardır" sözünden ilham aldıklarını söylerler. halbuki alakası yoktur. herkesle iyi geçinmez çünkü bu insanlar, yalnız samimiyetine karşılık verenlerle devam eder. kimileri de vardır ki samimiyete karşı çok fena tribe girer, kendisine yöneltilmeyen teklifi ararlar. iki satır muhabbete izin vermezler. keyiflerine baksınlardır. biz samimi kaynaşmacı bireylerin gözüne görünmesinlerdir.

bir kadının yapabileceği en iğrenç eylem

(bkz: mustafa topaloğlu na seviş benimle diyen kadın)

uludağ sözlük ün en olumsuz özellikleri

(bkz: uludağ sözlük ün vahim gidişatı) ehem.

uludağ sözlük ten soğuma nedenleri

(bkz: uludağ sözlük ün vahim gidişatı) ah ne acı.

ülkemin c ronaldo yavşaklığından utanıyorum

tam ".... yavşaklığından utanıyorum" lu başlık bulmuşum, "pis fakirler" edebiyatını yapacağım, bir de ne göreyim? çizgi filmvari bir efektle gözlerim yuvalarından fırladı ve tekrar yerine girdi, aniden parladım: "ikiyüzelli milyon mu?!" tanrı aziz milletimize akıl fikir versin, kapitalist düzenin belasını versin, büyük ihtimalle siyah ojeli ayakları parmak arası terliklerinden taşan tipini tipçiğini yediğim ronaldo'ya da müstehakını versin.

tanım: ikiyüzelli milyon değersizliğinde, haklı bir utançtır.

uludağ sözlük ün vahim gidişatı

bir yazarın* biçare yakarışının yegane sebebidir aynı zamanda. bakın güzel sözlüktaşlar, bakın sevgili yönetim kadromuz. bu lanet olası mukayeseyi yapmak gerçekten de midemi bulandırıyor ama şunu belirtmeliyim ki; ekşi sözlükte nefret söylemi denetim grubu gibi şahane oluşumlar boy gösterirken ve belli bir duyarlılık düzeyinin üstüne çıkılırken, uludağ sözlüğün dünyaya gözlerini kulaklarını kapayan yazar kadrosuyla hareket etmeye çalışması, vasatın üstüne çıkamaması ve kahvehaneyi aratmaması gerçekten büyük talihsizliktir. duyarlılık hususuna riayet etmeyen bir oluşumun hali nicedir? bombo* bir başlıklar dizini görmek, insanların seviyelerinin çok altında mevzular konuşmasıyla açıklanabilir, seviyeleri budur demeye dilim varmıyor doğrusu. değerli vakitlerimize daha çok değer katmak adına sözlükte takılmak ütopik değildir esasen. arz ederim.

uludağ sözlük ün vahim gidişatı

son zamanlarda bir hayli göze "batan" durumdur. sözlüğün dünyaya iki bacağının arasından bakan ve gündemle ilgilenmeyen, boş teneke diye tabir etmekten imtina etmeyeceğim zırvacılarla dolması artık sıkmaya başlamıştır. ne vakit bir haber başlığına entry gireyim desem sol frame; "alttakinin ismini tahmin etmece", "üstekine şarkı armağan etmece" gibi forum mavralarıyla dolup taşmakta ve güzelim haber gözden kaybolmaktadır. bu sık tekrarlanan bir olay haline geldikçe istatistiğe vurmakta ve genelleme yapmakta sakınca görmemeye başlıyor insanlar ve başka başka platformlarda sık sık "uludağ sözlüğün liseli kaynaması", "uludağ sözlüğün seviyeyi düşürmesi", "uludağ sözlüğün kalitesiz bir klon olduğu gerçeği" tarzı bahisler dönüyor haliyle. acı olan şu ki; sonuna kadar haklılar.

geyik, muhabbet, komiklikler, şakalar, tespitçilik oynamaklar, celebrity'ler, anketler, asılsız iddialar, dalgaya vurmaklar, eleştirmekler, hayal gücünü bir şekilde neşretmekler vs. bunlar "sözlük" dediğimiz oluşumların olmazsa olmazlarıdır, tamam. ama burada insanların fikirlerine de ihtiyaç var, bilhassa kuruluş gayesi doğrultusunda üyelerinin "düşünebilen" varlıklar olduğu varsayılıyor.

sanat, kültür, siyaset, spor, gündem, vs. bu branşlarda yeteri kadar aktif olamayan sözlük, otokontrolünü kaybetmiş ve devreden çıkmaya hazırlanıyor demektir. zira fikri dünyasına ve sosyal hayatına katkıda bulunması da bir yazarın sözlükten beklentileri arasındadır, en azından çoğumuzun böyledir diye tahmin/umut ediyorum.

işbu giride, pek değerli yönetimi ve siz sevgili sözlüktaşlarımı, titreyip kendimize gelmeye davet ediyorum. zira uludağ sözlüğün
ekşiye girişteki staj aşaması olması durumu veya olduğu gerçeği, hepimizi rahatsız ediyordur.

bu biçare girişimde; daha evvel defaetle denenmesine ve nihayetinde şu an da olduğu gibi olumsuz neticelenmesine rağmen bulunuyorum. umarım inciye doğru yollanan sözlüğün akıbeti, öngördüğüm ölçüde vahim olmaz. saygılarımla.***
not: aramaya bütün kalbimle inanıyorum lakin benzer başlıklarda mevzuğun çok farklı taraflarına değinilmesi hasebiyle, bakış açımı yeni bir başlıkla izah etme gereği duydum.

modern insanın en büyük problemi

hissizleşmek ve önüne koyanı yemektir. neye inanacağını şaşırma derecesinde aldatmalar ve yalan tuzaklarının içine boğazına kadar batmasıdır. kendini gerçekleştirememesi, orijinallikten uzak kalarak çağa uyabilmek adına prensip ve anlayışlarını gevşetip genişletmesidir. ve mevzuğun üstadı için:

(bkz: jean baudrillard)

müslüman ve milliyetçi bir ülkede yaşamak

müslümanlık ve milliyetçilik hiçbir şahsa dayatılmadığı için, insana kendini gerçekleştirebilecek özgürlük alanı sağlandığı için söze konu olan ülke türkiye değildir.

(bkz: arkadaşlar düzeldi)

müslüman olması ile övünen insan

bilhassa şu zamanlarda insanlar pagan kültürleri bir hareketli makara, bir kaldıraç, bir çıkrık kolaylığında benimserken belli bir bilinç düzeyini onikiden vurmayı başardığı için haklıdır, tabii benim nazarımda. zaten övünç duyacak kadar hissetmese müslüman olmazdı zannediyorum.

kalleş filistin

mavi marmara gemisinin oraya sadece ve sadece "insan" ve "mazlum" oldukları için yardım götürmeye gittiğini anlamayan ve asla da anlamayacak olan vicdansız, beyinsizlerin deli gönüllerini azıp coşturan söylem. helal olsun lan, bir gram vicdan sahibi olmayı nasıl bu kadar kat'i surette reddettiniz? "hiçbir çıkar veya ayrım gözetmeksizin yardım" lafını en son ne zaman duydunuz? bu kafalara ulaşmak için ne alıyorsunuz? ulan. of ya.

(bkz: başkasının yerine utanmak)

islamiyetin gereklerini yerine getirmeyen müslüman

yaşadığı koşullara uyum sağlamakta ve yozlaşmakta olan müslümandır. kulluk bilincine varamamış olmasıyla da açıklanabilir. bireysel olarak yargılanmamaları gerekir zira dini eğitim ve bilinç herkese nasip olmuyor bu zamanda. neden acaba.

sevgilinin söylediği unutulmayan sözler

(#12095896) mesela.

chp iktidar olana kadar seni seveceğim

an itibariyle mehmet baransu tarafından twitlenmiş, çok derin anlamları olan sevgi ve sadakat teminatı cümledir.**
© copyright 2005 - 2026