bugün
- diamond bosphorus denince akla gelenler33
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz6
- yazarların ilk arabası7
- ismet gürbüz'ün idam edilmesi5
- fait bey saik bey asabiyanik biraderdir8
- o değil de kafa koparan dede vardı ne oldu ona6
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen29
- ne kadar yaşlısın21
- sevgilim dediğin kisiyi satar mısın8
- en sevdiğiniz seks pozisyonu nedir anketi5
- usual bey başka bir biraderdir4
- bu yazar sadece arkadaşlarından mesaj alıyor8
- filistin54
- macron adamdır14
- üflüyo muyuz içimize mi çekiyoz memeleri7
- bir erkekten duyulabilecek en güzel söz2
- arkadaşlar naber ya11
- güçlü kadın2
- ismetin tüm biraderleri3
- türklere karınız nasıl diye sormak8
- karton toplayan meric'in tekerlek fantezisi5
- aile binasında yaşamak istemeyen kız3
- heath ledger joseph gordon levitt benzerliği2
- karton toplayan lpg li4
- anasına sövdürmek için doğmuş insanlar7
- renault 9 broadway vs murat 1313
- üç biradşörler5
- klavye delikanlısı3
- eğer bir dizi veya film karakteri olsaydınız8
- aile binasında yaşamak istemeyen gelin2
- erbakan'in cumhurbaşkani adayı olma ihtimali3
- husici misin tutsici mi4
- ten uyumu vs kafa uyumu12
- arkadaşlar ne yesek9
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması8
- anın görüntüsü24
- 2026 uludağ sözlük analizi8
- cepte para kalmayınca dostların terk etmesi4
- travestiye gitmek3
- kabir ziyareti6
- gazze3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- akp ve mhp oylarıyla reddedildi4
- manifest3
- pforzheim şu an 11 derece2
- karton toplayan çocuğu tokatlamak2
- kehf suresi2
- silvermist'in mutfağına konuk olmak5
- fon kurdum para yatırır mısınız15
- bursa'nın şeftalisi çok meşhurdur diyen kız3
sevdiği entry'ler
-alıntıdır-
Seni özlemenin ne demek olduğunu sor bana...
Yetmiş iki dilde anlatabilirim...
Kitabını yazabilirim sayfalarca...
Yalnızlığın rezilliğini, kokuşmuşluğunu ve çıplaklığını da. ..
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini sormasın bana, anlatamam...
Ben sana hiç kavuşmadım ki..!
Bilmiyorum dudakların nasıldır...
Sıcak mı ateş topu kadar, yoksa soğuk mu?
Buza kesmiş bir bardak su gibi
Kıvrımlarına kırmızı karanfiller mi tutunmuş
Küle gizlenmiş kor mu var
Tenime değdiğinde dudakların, cemre mi düşer bedenime...
Mızrap değen bir saz teli gibi, titrer mi yüreğim bilmiyorum...
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki...!
Bir kadını sardığında kolların
Ürkek ceylânlar nasıl kurtulur tuzağından...
Dolu yemiş yaprak gibi nasıl titrer bir yürek...
Ellerin nasıl okşar bir bedeni...
Goncalar nasıl güle döner sıcaklığınla, bilmiyorum...
Hiç sana sarılıp yatmadım ki...!
Kısacası: tatmadım kavuşmayı, anlatamam...
Ama...
Seni özlemenin kitabını yazabilirim...
Anlatabilirim daldaki kuşa, topraktaki solucana...
Yokluğunda yıllardır, özlemine dayanmayı öğrendim...
Yokluğuna katlanmayı, aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa ...
Ustası oldum beklemenin, tükenmek pahasına...!
Ama hiç kimse, kavuşmayı...
iki derenin birbirine karışıp, sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana, anlatamam...
Çünkü seninle ben, ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan, başka denizlere koşan iki ırmağız...
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları, aynamızda ayrı gökleri yansıtırız
işte onun için
iki dere nasıl karışır birbirine, nasıl sığar iki nehir bir yatağa, bilmiyorum...
Seninle hiç aynı yatakta coşmadım ki...!
Sen bana yalnızca
Ve sadece kahpe sensizliği sor...
Rezil beklemeyi, özlemeyi sor...
Tanrı şahidimdir kurda kuşa, dağa taşa bile anlatabilirim...
Demem o ki uzaktaki yakınım, vuslatlara yabancıyım,
Ama...
Seni özlemenin kitabını yazabilirim...!
Seni özlemenin ne demek olduğunu sor bana...
Yetmiş iki dilde anlatabilirim...
Kitabını yazabilirim sayfalarca...
Yalnızlığın rezilliğini, kokuşmuşluğunu ve çıplaklığını da. ..
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini sormasın bana, anlatamam...
Ben sana hiç kavuşmadım ki..!
Bilmiyorum dudakların nasıldır...
Sıcak mı ateş topu kadar, yoksa soğuk mu?
Buza kesmiş bir bardak su gibi
Kıvrımlarına kırmızı karanfiller mi tutunmuş
Küle gizlenmiş kor mu var
Tenime değdiğinde dudakların, cemre mi düşer bedenime...
Mızrap değen bir saz teli gibi, titrer mi yüreğim bilmiyorum...
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki...!
Bir kadını sardığında kolların
Ürkek ceylânlar nasıl kurtulur tuzağından...
Dolu yemiş yaprak gibi nasıl titrer bir yürek...
Ellerin nasıl okşar bir bedeni...
Goncalar nasıl güle döner sıcaklığınla, bilmiyorum...
Hiç sana sarılıp yatmadım ki...!
Kısacası: tatmadım kavuşmayı, anlatamam...
Ama...
Seni özlemenin kitabını yazabilirim...
Anlatabilirim daldaki kuşa, topraktaki solucana...
Yokluğunda yıllardır, özlemine dayanmayı öğrendim...
Yokluğuna katlanmayı, aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa ...
Ustası oldum beklemenin, tükenmek pahasına...!
Ama hiç kimse, kavuşmayı...
iki derenin birbirine karışıp, sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana, anlatamam...
Çünkü seninle ben, ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan, başka denizlere koşan iki ırmağız...
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları, aynamızda ayrı gökleri yansıtırız
işte onun için
iki dere nasıl karışır birbirine, nasıl sığar iki nehir bir yatağa, bilmiyorum...
Seninle hiç aynı yatakta coşmadım ki...!
Sen bana yalnızca
Ve sadece kahpe sensizliği sor...
Rezil beklemeyi, özlemeyi sor...
Tanrı şahidimdir kurda kuşa, dağa taşa bile anlatabilirim...
Demem o ki uzaktaki yakınım, vuslatlara yabancıyım,
Ama...
Seni özlemenin kitabını yazabilirim...!