bugün
- tememda kenka nalaka10
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- sözlüğe fake nickle gelip yazarlara hakaret etmek6
- istanbul un çok pahalı olması4
- sigaranın son fırtını alırken ağzın yanması3
- truenun yetkili olması7
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı55
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin5
- 15 mayıs gecesi3
- true nickli namussuz kadın düşkünü6
- gammazlık8
- zamanbaba mokv dir4
- artı oy artışı2
- arjantin'in 90 dakikada tek şutunun olmaması6
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak7
- dhalsim9
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti3
- true nickli yazar16
- muslettin amca3
- biraderler uludağ sözlüğün beka sorunudur2
- kasiyer kızdan hoşlanmak6
- odyssey3
- sektörel ve bölgesel asgari ücret modeli2
- trafik açılınca şoförlerin deli gibi araç sürmesi3
- sözlük kimsenin tekelinde değildir3
- true'nun yetkili olmayınca sözlüğe küsmesi3
- slavko vincic5
- anın görüntüsü13
- gammazlık yetkim alınırsa sözlüğü terk ederim3
- kih kih birader2
- chatgptye penis fotoğrafını atmak20
- iremge nerede2
- gocu27
- kafakoparan emmi2
- rafting2
- sword art online3
- arjantin18
- seri gizli artı oy veren melek5
- yazar kızdırmak4
- oğuzhan uğur10
- ispanya18
- haluk levent21
- 90 lar da hayat güzeldi yavşaklığı2
- 2026 dünya kupası23
- hiç düzgün insanla tanışmamak2
- entry si silinen yazarın salya sümük ağlaması3
- futbol13
- devrim muhafızları abd üssü vuruldu2
- lionel messi12
- dünya18
hayatın her alanında karşımıza çıkan söylemlerdir.
çocukken ailemizin içinde duymaya başlarız ilk, anne - baba kavgalarında, ebeveynlerimizin televizyonda, gazetede gördüğü bir haber ya da konu karşısında kendi doğru tanımlarına uymayan her şeye karşı geliştirdiklerine tanıklık ederiz.
sokakta duyarız sonra, mahalle maçlarında, oyunlarda, sevimeyen mahalle çocuklarına karşı edilen küfürlerde duyarız.
biraz büyüyüp okula başladığımızda, alasını okulda duyarız. hocalarımızdan, sınıf arkadaşlarımızdan. yaşadığımız ülkenin remi ideoloji aygıtlarından en önemlisi olan okullar, bu resmi ideolojinin dışına düşen hiç bir şey'e karşı hoş görülü değillerdir. ve bu söylemi geliştirir, işin daha vahimi bizlerinde geliştirmesi gerektiğini öğretir, geliştirmemenin öteki olduğunu empoze ederler.
okul bitip üniversiteye gittiğimizde, üniversitelerimizde duyarız nefret söylemini. düşünmemiz gereken, inanmamız gereken bir algılama hali vardır, düşünceler bütünü vardır. bunların dışında düşünenler ve inananlar lanetlenir her daim, kavgalar çıkar, yer yer kan dökülür. bazen nefret söylemini biz geliştirirz bu durumlarda ve bazen de nefret söylemine biz maruz kalırız.
üniversiteden mezun olup işe başladığımızda, iş yerimizde, dahil olduğumuz sosyal ortamlarda her daim haşır neşirizdir nefret söylemiyle. ama çocukluktan beri duymaya alışmış olmanın bir vurdum duymazlığı da hakimdir bizlere. yadırgamaz, yanlış bulmaz, düzeltmek için müdahale etmeyiz.
eş cinsellere karşı, bzden olmayan halklara karşı ama özellikle de kadınlara karşı geliştirilir bu söylem. ve hatta taraftarlar arasında dahi en sık kullanılan argmanlar bu nefret söylemine çıkar.
peki kadın denilen varlığa karşı nasıl geliştirirz bu söylemi? şöyle ki, ortada birileri tarafından tanımlanmış (kim olduğunu bilmiyoruz, ama araştırmalarımız sürüyor) bir kadın profili vardır. eve erken saate giren, içkiyi dozunda içen, sokakta sigara içmeyen, sakız çiğnemeyen, erkekler ile münasebetine her daim dikkat eden, evlenmek için hazırlanan, evlendiğinde harika bir gelinlik giyen ve evlendiği adamı asla aldatmayan, onun çocuğunu doğurup iyi annelik eden, çalışıyor ise parasını kocasına veren, ama genelde evde çocuk bakması gereken bir kadındır bu. bu kadın tanımına çıkan her kadın bizim için: orospu'dur. orospu kelimesi, para kazanmak için erkekler ile yatan kadın demektir. yani karnını doyurmak için bedenini satan kadın. bu kötü, pis ve ahlaksız kadındır. eğer bir kadın yukarıdaki kadın imgesine uymuyor ise, toplum tarafından kabullenilmiş bu orospuluk statüsüne ulaşır. ya da düşer.
peki nefret söyleminden nasıl arınacağız? bu sandığımız kadar kolay olmasa gerek. en hümanist, en empati kurma yeteneğine sahip insanlar dahi, bu öğretilmişliğin dışına çıkamıyorlar ne yazık ki. bir şekilde hayatımızın br yerlerinde bu söylemlerden nasipleniyoruz. bir arkadaşımız ile şakalaşırken dahi kullandığımız dil, arkadaşımızı aşağılamıyor aksine, ona htap ederken kullandığımız tanımın kitlesini tümüyle aşağılıyor genelde.
ama imkansız değildir elbette, öncelikle kafamızda resmi ideoloji tarafından tanımlanmış bir takım kelimelerin, bir takım toplumsal algıların ve grupların bizim için tanımlarını doğru düzgün yapmalıyız sanırım.
çocukken ailemizin içinde duymaya başlarız ilk, anne - baba kavgalarında, ebeveynlerimizin televizyonda, gazetede gördüğü bir haber ya da konu karşısında kendi doğru tanımlarına uymayan her şeye karşı geliştirdiklerine tanıklık ederiz.
sokakta duyarız sonra, mahalle maçlarında, oyunlarda, sevimeyen mahalle çocuklarına karşı edilen küfürlerde duyarız.
biraz büyüyüp okula başladığımızda, alasını okulda duyarız. hocalarımızdan, sınıf arkadaşlarımızdan. yaşadığımız ülkenin remi ideoloji aygıtlarından en önemlisi olan okullar, bu resmi ideolojinin dışına düşen hiç bir şey'e karşı hoş görülü değillerdir. ve bu söylemi geliştirir, işin daha vahimi bizlerinde geliştirmesi gerektiğini öğretir, geliştirmemenin öteki olduğunu empoze ederler.
okul bitip üniversiteye gittiğimizde, üniversitelerimizde duyarız nefret söylemini. düşünmemiz gereken, inanmamız gereken bir algılama hali vardır, düşünceler bütünü vardır. bunların dışında düşünenler ve inananlar lanetlenir her daim, kavgalar çıkar, yer yer kan dökülür. bazen nefret söylemini biz geliştirirz bu durumlarda ve bazen de nefret söylemine biz maruz kalırız.
üniversiteden mezun olup işe başladığımızda, iş yerimizde, dahil olduğumuz sosyal ortamlarda her daim haşır neşirizdir nefret söylemiyle. ama çocukluktan beri duymaya alışmış olmanın bir vurdum duymazlığı da hakimdir bizlere. yadırgamaz, yanlış bulmaz, düzeltmek için müdahale etmeyiz.
eş cinsellere karşı, bzden olmayan halklara karşı ama özellikle de kadınlara karşı geliştirilir bu söylem. ve hatta taraftarlar arasında dahi en sık kullanılan argmanlar bu nefret söylemine çıkar.
peki kadın denilen varlığa karşı nasıl geliştirirz bu söylemi? şöyle ki, ortada birileri tarafından tanımlanmış (kim olduğunu bilmiyoruz, ama araştırmalarımız sürüyor) bir kadın profili vardır. eve erken saate giren, içkiyi dozunda içen, sokakta sigara içmeyen, sakız çiğnemeyen, erkekler ile münasebetine her daim dikkat eden, evlenmek için hazırlanan, evlendiğinde harika bir gelinlik giyen ve evlendiği adamı asla aldatmayan, onun çocuğunu doğurup iyi annelik eden, çalışıyor ise parasını kocasına veren, ama genelde evde çocuk bakması gereken bir kadındır bu. bu kadın tanımına çıkan her kadın bizim için: orospu'dur. orospu kelimesi, para kazanmak için erkekler ile yatan kadın demektir. yani karnını doyurmak için bedenini satan kadın. bu kötü, pis ve ahlaksız kadındır. eğer bir kadın yukarıdaki kadın imgesine uymuyor ise, toplum tarafından kabullenilmiş bu orospuluk statüsüne ulaşır. ya da düşer.
peki nefret söyleminden nasıl arınacağız? bu sandığımız kadar kolay olmasa gerek. en hümanist, en empati kurma yeteneğine sahip insanlar dahi, bu öğretilmişliğin dışına çıkamıyorlar ne yazık ki. bir şekilde hayatımızın br yerlerinde bu söylemlerden nasipleniyoruz. bir arkadaşımız ile şakalaşırken dahi kullandığımız dil, arkadaşımızı aşağılamıyor aksine, ona htap ederken kullandığımız tanımın kitlesini tümüyle aşağılıyor genelde.
ama imkansız değildir elbette, öncelikle kafamızda resmi ideoloji tarafından tanımlanmış bir takım kelimelerin, bir takım toplumsal algıların ve grupların bizim için tanımlarını doğru düzgün yapmalıyız sanırım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar