bugün
- insan doğuştan iyi midir13
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi14
- onaya ihtiyaç duymadan değerli hissedebilmek5
- üçler yediler kırklar4
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar4
- papatya çayı içen erkek7
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan5
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- ismet inönü6
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin8
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- gecenin şarkısı12
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız4
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- anın görüntüsü15
- parayı kaldırıp ortadan kaybolmak2
- her gece onun fotoğrafına baktıktan sonra yatmak4
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi6
- alzheimer günlüğü5
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması3
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- kafede kış çayı içen erkek2
- sirenlerle değil fatihalarla andığımız atamız2
- reptilian3
- yaşlıların folklifte portif demesi10
- sözlük kızları fotoğraf çekmesin kampanyası3
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- sultan abdülhamid han3
- bir adaya düşsek6
- burak çelik2
- kasımda aşk başkadır diyen kız4
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- sinem dedetaş8
- meyve tabağı3
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- yeni bir erkekle tanışmak istememek3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- ese dezze7
- escort taş mı yesin11
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı62
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- cumhuriyet bayramı14
- tv 4 te anayurt oteli var2
- ayakçı erkek5
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- yaşasın cumhuriyet7
- dersimli kızlar6
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- jeffrey epstein5
hayatın her alanında karşımıza çıkan söylemlerdir.
çocukken ailemizin içinde duymaya başlarız ilk, anne - baba kavgalarında, ebeveynlerimizin televizyonda, gazetede gördüğü bir haber ya da konu karşısında kendi doğru tanımlarına uymayan her şeye karşı geliştirdiklerine tanıklık ederiz.
sokakta duyarız sonra, mahalle maçlarında, oyunlarda, sevimeyen mahalle çocuklarına karşı edilen küfürlerde duyarız.
biraz büyüyüp okula başladığımızda, alasını okulda duyarız. hocalarımızdan, sınıf arkadaşlarımızdan. yaşadığımız ülkenin remi ideoloji aygıtlarından en önemlisi olan okullar, bu resmi ideolojinin dışına düşen hiç bir şey'e karşı hoş görülü değillerdir. ve bu söylemi geliştirir, işin daha vahimi bizlerinde geliştirmesi gerektiğini öğretir, geliştirmemenin öteki olduğunu empoze ederler.
okul bitip üniversiteye gittiğimizde, üniversitelerimizde duyarız nefret söylemini. düşünmemiz gereken, inanmamız gereken bir algılama hali vardır, düşünceler bütünü vardır. bunların dışında düşünenler ve inananlar lanetlenir her daim, kavgalar çıkar, yer yer kan dökülür. bazen nefret söylemini biz geliştirirz bu durumlarda ve bazen de nefret söylemine biz maruz kalırız.
üniversiteden mezun olup işe başladığımızda, iş yerimizde, dahil olduğumuz sosyal ortamlarda her daim haşır neşirizdir nefret söylemiyle. ama çocukluktan beri duymaya alışmış olmanın bir vurdum duymazlığı da hakimdir bizlere. yadırgamaz, yanlış bulmaz, düzeltmek için müdahale etmeyiz.
eş cinsellere karşı, bzden olmayan halklara karşı ama özellikle de kadınlara karşı geliştirilir bu söylem. ve hatta taraftarlar arasında dahi en sık kullanılan argmanlar bu nefret söylemine çıkar.
peki kadın denilen varlığa karşı nasıl geliştirirz bu söylemi? şöyle ki, ortada birileri tarafından tanımlanmış (kim olduğunu bilmiyoruz, ama araştırmalarımız sürüyor) bir kadın profili vardır. eve erken saate giren, içkiyi dozunda içen, sokakta sigara içmeyen, sakız çiğnemeyen, erkekler ile münasebetine her daim dikkat eden, evlenmek için hazırlanan, evlendiğinde harika bir gelinlik giyen ve evlendiği adamı asla aldatmayan, onun çocuğunu doğurup iyi annelik eden, çalışıyor ise parasını kocasına veren, ama genelde evde çocuk bakması gereken bir kadındır bu. bu kadın tanımına çıkan her kadın bizim için: orospu'dur. orospu kelimesi, para kazanmak için erkekler ile yatan kadın demektir. yani karnını doyurmak için bedenini satan kadın. bu kötü, pis ve ahlaksız kadındır. eğer bir kadın yukarıdaki kadın imgesine uymuyor ise, toplum tarafından kabullenilmiş bu orospuluk statüsüne ulaşır. ya da düşer.
peki nefret söyleminden nasıl arınacağız? bu sandığımız kadar kolay olmasa gerek. en hümanist, en empati kurma yeteneğine sahip insanlar dahi, bu öğretilmişliğin dışına çıkamıyorlar ne yazık ki. bir şekilde hayatımızın br yerlerinde bu söylemlerden nasipleniyoruz. bir arkadaşımız ile şakalaşırken dahi kullandığımız dil, arkadaşımızı aşağılamıyor aksine, ona htap ederken kullandığımız tanımın kitlesini tümüyle aşağılıyor genelde.
ama imkansız değildir elbette, öncelikle kafamızda resmi ideoloji tarafından tanımlanmış bir takım kelimelerin, bir takım toplumsal algıların ve grupların bizim için tanımlarını doğru düzgün yapmalıyız sanırım.
çocukken ailemizin içinde duymaya başlarız ilk, anne - baba kavgalarında, ebeveynlerimizin televizyonda, gazetede gördüğü bir haber ya da konu karşısında kendi doğru tanımlarına uymayan her şeye karşı geliştirdiklerine tanıklık ederiz.
sokakta duyarız sonra, mahalle maçlarında, oyunlarda, sevimeyen mahalle çocuklarına karşı edilen küfürlerde duyarız.
biraz büyüyüp okula başladığımızda, alasını okulda duyarız. hocalarımızdan, sınıf arkadaşlarımızdan. yaşadığımız ülkenin remi ideoloji aygıtlarından en önemlisi olan okullar, bu resmi ideolojinin dışına düşen hiç bir şey'e karşı hoş görülü değillerdir. ve bu söylemi geliştirir, işin daha vahimi bizlerinde geliştirmesi gerektiğini öğretir, geliştirmemenin öteki olduğunu empoze ederler.
okul bitip üniversiteye gittiğimizde, üniversitelerimizde duyarız nefret söylemini. düşünmemiz gereken, inanmamız gereken bir algılama hali vardır, düşünceler bütünü vardır. bunların dışında düşünenler ve inananlar lanetlenir her daim, kavgalar çıkar, yer yer kan dökülür. bazen nefret söylemini biz geliştirirz bu durumlarda ve bazen de nefret söylemine biz maruz kalırız.
üniversiteden mezun olup işe başladığımızda, iş yerimizde, dahil olduğumuz sosyal ortamlarda her daim haşır neşirizdir nefret söylemiyle. ama çocukluktan beri duymaya alışmış olmanın bir vurdum duymazlığı da hakimdir bizlere. yadırgamaz, yanlış bulmaz, düzeltmek için müdahale etmeyiz.
eş cinsellere karşı, bzden olmayan halklara karşı ama özellikle de kadınlara karşı geliştirilir bu söylem. ve hatta taraftarlar arasında dahi en sık kullanılan argmanlar bu nefret söylemine çıkar.
peki kadın denilen varlığa karşı nasıl geliştirirz bu söylemi? şöyle ki, ortada birileri tarafından tanımlanmış (kim olduğunu bilmiyoruz, ama araştırmalarımız sürüyor) bir kadın profili vardır. eve erken saate giren, içkiyi dozunda içen, sokakta sigara içmeyen, sakız çiğnemeyen, erkekler ile münasebetine her daim dikkat eden, evlenmek için hazırlanan, evlendiğinde harika bir gelinlik giyen ve evlendiği adamı asla aldatmayan, onun çocuğunu doğurup iyi annelik eden, çalışıyor ise parasını kocasına veren, ama genelde evde çocuk bakması gereken bir kadındır bu. bu kadın tanımına çıkan her kadın bizim için: orospu'dur. orospu kelimesi, para kazanmak için erkekler ile yatan kadın demektir. yani karnını doyurmak için bedenini satan kadın. bu kötü, pis ve ahlaksız kadındır. eğer bir kadın yukarıdaki kadın imgesine uymuyor ise, toplum tarafından kabullenilmiş bu orospuluk statüsüne ulaşır. ya da düşer.
peki nefret söyleminden nasıl arınacağız? bu sandığımız kadar kolay olmasa gerek. en hümanist, en empati kurma yeteneğine sahip insanlar dahi, bu öğretilmişliğin dışına çıkamıyorlar ne yazık ki. bir şekilde hayatımızın br yerlerinde bu söylemlerden nasipleniyoruz. bir arkadaşımız ile şakalaşırken dahi kullandığımız dil, arkadaşımızı aşağılamıyor aksine, ona htap ederken kullandığımız tanımın kitlesini tümüyle aşağılıyor genelde.
ama imkansız değildir elbette, öncelikle kafamızda resmi ideoloji tarafından tanımlanmış bir takım kelimelerin, bir takım toplumsal algıların ve grupların bizim için tanımlarını doğru düzgün yapmalıyız sanırım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar