sevdiği entry'ler

12 angry men

bana göre sinema tarihinin en iyi tek mekan filmidir. filmin asıl başarısı basit diyaloglarında ve kurgusundadır. on iki kişiden oluşan jurinin her biri belli tip insanı temsil ederken masadaki en zorlu ve 13.juri ise ön yargıdır. 8 numaralı juri (henry fonda) sağ duyunun ve vicdanın sesisidir.

110 dakika boyunca tek mekanda geçmesine rağmen izleyini sıkmamasının en önemli sebebi ise hangi tarafı tutarsanız tutun, nasıl bir kişiliğe sahip olursanız olun o jüri masasına sizi de oturtması ve olaylar üzerinde düşündürmesidir. filmin akışına öyle kapılırsınız ki zaman zaman söz hakkı almak için içinizde müthiş bir istek duyarsınız.

dışarıda tek başına yapılacaklar

Sahafları dolaşmak, eski bir çay evinde bi çay içip dinlenmek, bulunduğunuz şehri ilk kez geziyormuşçasına turist gibi baştan keşfetmek, bir avm ye girip bi kahve alıp gezinmek, sinemaya, tiyatroya gitmek, hayvanları seviyorsanız barınağa gidip biraz kedi köpeklerle ilgilenmek liste uzar gider ama ilk önce dışarı çık yolda aklına gelir birşeyler.

dışarıda tek başına yapılacaklar

baharın kendini yavaştan yavaştan hissettirdiği şu günler de, bir deniz kenarına gidip için içini dökmek. hele ki hafta içi gidin ki kimseler olmadan denizin dalga sesleri size arka fon olsun.

atılgan olamamak

çekingen insanların en büyük sorunudur. bizim toplumumuzda sokak jargonunda bu başlığın olabilen kısmına cin olmak, işin piçi olmak denilebilir. ama tabii ben biliyorum ki, çekingen olan insanlara özellikle erkek olanlarına, sevgili bulma olaylarında biraz atılgan olmalısın cümlesinde ki öğüdün anlamı olarak, utanmaz arlanmaz biri olmalısın demek anlamına gelmiyor. bunu herkes yanlış anlıyor. çünkü utangaç olmak ile çekingen olmak farklı şeyler. utangaç insana utangaç denmesi de manasız bence. eğer çok fazla ise aşırı utangaç denilir. çünkü utanılacak şeylerde az biraz utangaç olmak sorun teşkil eden bir şey olarak gözükmemeli. en nihayetinde atılgan biri olmak, efendilikten uzaklaşmak anlamına da gelmiyor. her şeyin başı iletişim bu tip mevzularda. iletişimde kendinize hakimseniz, atılgan biri olarak gözükebilirsiniz diye düşünüyorum.

fıkra

rte ve buş amerikada olağan toplantılarını yapıyorlarmış.buş rte ye havasını basmış:
-biliyor musun,biz teknolojide öyle ilerledik ki, ölüleri bile diriltmeye başladık.
rte altta kalmamak için cevap vermiş;
-bizim partiye üye olanlar 100 km yi üç saniyede koşuyorlar.
rte döndükten 1 hafta sonra , buş yarın ülkemini ziyarete geliyor diye telefon gelmiş.ve rte nin etekleri tutuşmuş.kurmaylarına dönüp,
-eywahh ben ne yapacağım,adama yalan söyledim.buş biz ölüleri diriltiriz deyince,ben de 100 km yi 3 saniyede koşarım dedim...şimdi yalanım ortaya çıkarsa ne yapacağım?
kurmayları yanıtlamış:
-merak etmeyin sayın rte biz çözümü bulduk.onu anıtkabir'e götürün.ve asıl onun dediğinin doğru olup olmadığını test edin.atatürk'ü diriltmesini söyleyin.eğer gerçekten diriltebilirse , siz zaten 100 km yi 3 saniyede koşarsınız.

insanı rahatlatan şeyler

gerçekten üzülmeye değmeyecek kişileri ve daha önemlisi gerçekten bu üzülmeye değmeyecek kişileri gerçek ve kararlı olarak kafaya takmamayı kalbinize inandırmak onaylattırmak. bu nasıl olacak derseniz. belki fazla uzattım ama hani kafanızda manevi olarak silik şekilde bile soru işaretiniz yoksa sizden daha rahatı olmamalıdır. en azından vicdanen. ki bu da az bir şey değildir zaten.

mutlu eden basit şeyler

akşamleyin aileyle birlikte, pötibör bisküvit paketinin de yanında olduğu küçük tepside getirilen çay bardaklarının eşliğinde çayın demlenmesini beklemek. işte küçük ama sıcak mutluluklar.

günün sözü

"insana kendi yaşamı bile büyük geliyor kimi zaman; ne yapsa, kimi sevse, kimlerce sevilse, hangi işlerle uğraşsa ve nerelerde gezip dolaşsa, bir türlü dolduramıyor. Her şeye karşın, ele geçirilemeyen derin boşluklar kalıyor önümüzde arkamızda."

Hasan Ali toptaş

yazarların söylemek istedikleri

evlendikten sonra çiftlerden birinin beni beğenen beğenmiş diyerek kendini salmasını anlamıyorum. insanın zihninde kendine bakmak neden hep diğer başkalarının beğenisine sunmak gibi geliyor onu da anlamıyorum. yani kendinize her anlamda iyi bakarak sizi seveni daha da çok sevdirebilirsiniz bence. ahkam kesmek gibi olmasın ama evlendikten sonra beni beğenen beğenmiş diyerek kendine bakmamak iyi bir şey değil gibi. sonuçta seni beğenen beğenerek evlendiği gibi, evlendikten sonra da beğenmeyebilir normal olarak. dikkat ederseniz kadın erkek ayrımı yapmadım. severek birbirlerini beğenerek evlenenler üzerinden bu yorumlamayı yapmak istedim. bekara karı boşamak kolaydır klişesini tıkayabilirsiniz. alınmam. allah iyi insanlarla karşılaştırıp, sonumuzu hayırlı eylesin. iyi geceler.

kendini nasıl hissediyorsun

görsel

dalgınken yapılan saçma hareketler

Evin içinde herhangi bi odaya gidip,neden gittiğini unutup geri dönmek.

dalgınken yapılan saçma hareketler

evin içinde iki tur attıktan sonra buzdolabini açıp içine boş boş bakmak sıkılınca geri kapatmak.

anın görüntüsü

(img:#1820507)
“dur bakalim,o isleri cozeriz. once bi nefes alalim.” kahvesi.

15 mart 2019 yeni zelanda cami saldırısı

kardeş 18 mart diye bir tarih var bilir misin?
hani hepinizin anasını siktiğimiz tarih..

olayın 18 mart öncesi olması tesadüf değil, birilerinin hala bu topraklarda gözü var. daha sıkı kenetlenilmeli başka türkiye yok.
© copyright 2005 - 2026