bugün
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer7
- izmir bok kokuyor deyince seri eksilenmek4
- öküz gibi araba süren öküz5
- cahilin çok bilmişi5
- 3 numara saç kirli sakal8
- pazartesi işe gitmek3
- inanç ayrılığı3
- gece geç saatte ışığı yanan evler3
- sabah sporu3
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları14
- laik teyzelerin fenotipi34
- kadın gülüşü3
- en iyi türk filmleri3
- iki barbar yalaka biri laik diğeri şeriatçı2
- minibüs şoförleri2
- geceye bir şiir bırak6
- sözlüğü bırakıyorum ajitasyonu12
- kahve2
- eğitim sistemi sorgulaması2
- recep tayyip erdoğan12
- z kuşağı kitap okuyor mu10
- ümit dikbayır'ın akp'ye geçmesi2
- arkadaşlar kararsız kaldım hangisini alayım18
- yeni parti9
- dem partili yazar7
- akp oyları yüzde 10'un üzerinde10
- mhp akp iyi anahtar bbp ittifakı5
- beşiktaş11
- osuruktan şiirler67
- yavuz ağıralioğlu7
- islam barış dinidir13
- mansur yavaş11
- ekrem imamoğlu8
- kadınların o güzel ciğerleri3
- 23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı6
- bir insanı hayatının merkezine koymak7
- 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri6
- milliyetçi hareket partisi4
- kalp ritmini hızlandıran şeyler5
- yazarların favori oyun karakteri15
- honore de balzac4
- davranışlardaki küçük ayrıntıları kafaya takmak5
- mhp dem kardeştir ayrım yapan kalleştir4
- dolar isterse 100 olsun41
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı19
- selahattin demirtaş4
- tayyip erdoğan'a oy vermeye karar vermek8
- futbol15
- yeni başlayanlar için soruşturma4
- hukuk okuyan tiplerin biraz ezik olması9
kazanırken olgun benliğimi,
birer sahne mültecisiyiz hepimiz, aralıksız,
sığ, sıkılgan bi oyunun en fakir perdesinde,
ışıklar sokaklarımın lambasından çirkin,
iğrenç görünümlü kelimelerin en orjin durumu,
üşüdüm mü bilmiyorum ama bugün çok soğudum,
biraz sen geldin, bi' tutam tarihi geçmiş aşk,
aklım bana ihanet etme kafasında,
benden ayrı çıkmış bi aynanın intikamı sanki,
hep ama hep o endişeli müzik,
kulağım yırtılırcasına, hep ama hep, o ellerin.
ama yok...
şehrimin acemi ilk sigara bekçileri,
tadı damağında bi kahkaha,
yorucu ve hastalık havasında,
kuş bakışı bi biblo örneği,
yolculukların en güzeli deniz üstü bi fahişe tadında...
kıç tarafına oturulan bi vapurun, sırtından ana rahmi çizme beceresi,
soğuğu yüzüne alan delikanlı çocuk, sigaramın tarafına,
sır tutan sigara içilmez yazısı dayık bi baş,
her güne mevsim yudumu bi görüntü alma beceresi.
kendi kendine konuşan insan silüeti,
bügün ve onu geçmiş hergün adına...
neredesin söylesene, durma artık böyle ağlarcasına...
minnetim savunmasız geçmişim sadece,
korkma mesafeler de sende kalsın,
ben doya doya, şehrimin salak çocuğu kıvamında haykırırım, 'umut' diye.
ağlamam korkma öyle omuzunda, bakarsın gülmem bile...
şarap geçmişi kan kusarım belki,
ya da en bedbaht tebessümüm kalır sana, bakma öyle! üstünü istemem,
o da sende kalsın.
bulamadım bu duman altı mizacımı zaten,
hatırladım sonra, sahne yargıçlığı bi günün sonu.
mizansenim çok kolay aslında, seni seviyorum
spotlar gözüme endeksli,
birden çok yabancı bakışın, farklı bedenlere yüklenmiş birden fazla anlamı,
her biri nefret ve her biri hasret,
umut kokan kelimeler, sadece benimkiler,
hisleri kilitli itibarım kiralık bi süre,
şehrimin en görkemli anı,
bütün aşklarımı birleştiren o intihar yığını,
sonra hep aynı liman,
birlikte son yolculuğumuzun şahidi,
sonra sen ve o,
denizden inciler çıkarıp seni benden ve senden alan o,
başka bi ben yarattın belki, ahmaklığımın cezasıydı ya da,
biliyorum o incileri ben sunamazdım,
ama senin sevdiğin,
son gittiğimiz seyyar tezgahta,
senin için bi kaç midye kabuğu bıraktım,
biliyor musun?
bu orospu şehrin sensiz o limanında,
midye esanslı bi erkek çocuğu olsamda,
hala senin söylediğin kadar yakışıklınım...
birer sahne mültecisiyiz hepimiz, aralıksız,
sığ, sıkılgan bi oyunun en fakir perdesinde,
ışıklar sokaklarımın lambasından çirkin,
iğrenç görünümlü kelimelerin en orjin durumu,
üşüdüm mü bilmiyorum ama bugün çok soğudum,
biraz sen geldin, bi' tutam tarihi geçmiş aşk,
aklım bana ihanet etme kafasında,
benden ayrı çıkmış bi aynanın intikamı sanki,
hep ama hep o endişeli müzik,
kulağım yırtılırcasına, hep ama hep, o ellerin.
ama yok...
şehrimin acemi ilk sigara bekçileri,
tadı damağında bi kahkaha,
yorucu ve hastalık havasında,
kuş bakışı bi biblo örneği,
yolculukların en güzeli deniz üstü bi fahişe tadında...
kıç tarafına oturulan bi vapurun, sırtından ana rahmi çizme beceresi,
soğuğu yüzüne alan delikanlı çocuk, sigaramın tarafına,
sır tutan sigara içilmez yazısı dayık bi baş,
her güne mevsim yudumu bi görüntü alma beceresi.
kendi kendine konuşan insan silüeti,
bügün ve onu geçmiş hergün adına...
neredesin söylesene, durma artık böyle ağlarcasına...
minnetim savunmasız geçmişim sadece,
korkma mesafeler de sende kalsın,
ben doya doya, şehrimin salak çocuğu kıvamında haykırırım, 'umut' diye.
ağlamam korkma öyle omuzunda, bakarsın gülmem bile...
şarap geçmişi kan kusarım belki,
ya da en bedbaht tebessümüm kalır sana, bakma öyle! üstünü istemem,
o da sende kalsın.
bulamadım bu duman altı mizacımı zaten,
hatırladım sonra, sahne yargıçlığı bi günün sonu.
mizansenim çok kolay aslında, seni seviyorum
spotlar gözüme endeksli,
birden çok yabancı bakışın, farklı bedenlere yüklenmiş birden fazla anlamı,
her biri nefret ve her biri hasret,
umut kokan kelimeler, sadece benimkiler,
hisleri kilitli itibarım kiralık bi süre,
şehrimin en görkemli anı,
bütün aşklarımı birleştiren o intihar yığını,
sonra hep aynı liman,
birlikte son yolculuğumuzun şahidi,
sonra sen ve o,
denizden inciler çıkarıp seni benden ve senden alan o,
başka bi ben yarattın belki, ahmaklığımın cezasıydı ya da,
biliyorum o incileri ben sunamazdım,
ama senin sevdiğin,
son gittiğimiz seyyar tezgahta,
senin için bi kaç midye kabuğu bıraktım,
biliyor musun?
bu orospu şehrin sensiz o limanında,
midye esanslı bi erkek çocuğu olsamda,
hala senin söylediğin kadar yakışıklınım...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar