bugün
- nickten isim tahmini yapmak25
- geceye bir şarkı bırak10
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- travesti sesi çekiciliği6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası16
- kıl erkeğin süsüdür14
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- gece denize girmek5
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- uyumadan kayda değer bir şey bırak4
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- nick vermeden bir yazara seslen14
- bikininin iç çamaşırından ne farkı var3
- ioçk14
- grup seksin mantığı10
- müslüman cinler3
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- dünyaya çocuk getirmek10
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- akrep burcu4
- yatın artık orçolar3
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- dünyanın en samimi cümlesi6
- arkadaşlar bir şey dicem5
- gecenin köründe5
- vantilatör2
- şarap içemeyen erkek6
- sözlükte kıllı erkek istemiyoruz5
- her yaptığı olay olan insanlar3
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- nervio burak demirbilek evliliği13
- yeni parti46
- nohut yaptım nası olmuş10
- baş karakteri olmak istenilen roman4
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
- yorgun mermi vs nervio12
- berlin de lgbt yürüyüşüne araçla saldırı2
- lazerle göğüs kullarını alan erkek5
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- doğu batı sentezi2
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- kıllı göbeğe başını yaslayıp uyumak6
- ford taunus6
- çaylak olunca intihar eden yazar5
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti2
- seni karım yapacağım3
- birader beyefendiler birader bey yazarlardır2
ilkokul 3. sınıftaydım. hastalıktan geberiyorum, okula falan gidemedim tabi. evdeyim, yatıyorum, götü bacağı yaymışım. sıkılıyorum da, bilgisayarım yok o zaman, okuyacak kitabım yok, bitmiş hepsi. manyak gibi okuyorum ta o zamanlardan evet.
annem kafasını uzatıyor kapıdan.
- oğlum markete gidiyorum, bir şey ister misin?
+ kitap bul bana bir yerden.
- bitti mi onlar (komidinin üstündekileri gösteriyor)
+ (başımı sallıyorum evet anlamında)
- tamam alırım bir şey. görüşürüz.
+ görüşürüz.
annem çıkıyor gidiyor. ben de o sırada uyuyakalıyorum. annem gelmiş, bana bir kitap bırakmış, farkında bile değilim hiçbir şeyin. gözümü açıyorum yavaşça. kendime geliyorum, ovalıyorum gözlerimi falan. içerden annemin sesini duyuyorum, mutfakta bir şeyler yapıyor, müzik sesi var biraz da. geldiğini anlayıp, umutla kafamı çeviriyorum komidine.
turuncu bir kitap var orada. gözüme çarptı. kalınca bir şey. elime alıyorum, kapağına bile bakmadan içini açıyorum, korsan mı değil mi bakmak için. korsan. sinirlenerek anneme sesleniyorum.
- ya niye korsan aldın!
+ başka bir şey yoktu, diğer kitaplar sana ağır gelirdi. (o sırada yanıma geldi)
oflaya poflaya kapatıyorum kitabı, adına bakıyorum. kapağında harry potter ve azkaban tutsağı yazıyor. ilgi çekici de bir kapak resmi var, hoşuma gidiyor. bir oğlan bir kuşun üstünde uçuyor falan (o kuştu tabi ki o zaman benim için, aslında hipogrif o). renkli bir dizayn. hoş yani.
açıp başlıyorum okumaya. üç bölümü bitiriyorum bir çırpıda. tam kapatıyorum kitabı, gözüme arkasından bir şey çarpıyor. ufak bir kare içinde üç yazıyor. tekrar çağırıyorum annemi.
- ya bu seri miymiş?
+ öyle sanırım.
- baksana 3 yazıyor. gidip 3. kitaptan mı başlattın beni.
+ ne bileyim oğlum ben.
- yarın çıkınca bir baksana dışarı. bulursan al diğerlerini.
bulamıyor. ben de okumuyorum bunu, kenarda duruyor öyle. inat ettim, o ikisi elime geçecek önce.
her neyse. işte buydu benim harry potter'la tanışma hikayem. gel zaman git zaman ilk 4 kitaba ulaştım ve bitirdim zamanında. 5. kitabı bekledim aylarca ve harry potter kitabı beklemenin zevkini yaşadım. o yıllar boyunca, yani yaklaşık 4 sene boyunca başka hiçbir kitabı okumadım. sadece bunları. baştan başladım, tekrar okudum. sıkıldım ortadan bir sayfa açıp okumaya başladım. bilmediğim şey kalmadı. başka hiç kitap okumadım, sadece bunları. müthiş zevk aldım, hiç sıkılmadım.
yeri geldi ingiltere'de 86 yaşına basan bir dedenin doğum gününe gittiğimde odasında harry'nin asasının bir kopyasını gördüm. kitaplarını gördüm, fransızcalarını ve ingilizcelerini. posterlerini gördüm, astıkları ve asmadıkları. o zamanlar ingilizcem yok, halam tercüme ediyor. 1920ler'de doğmuş bu adam, böyle bir şey okumadığını söylüyor ve bitmeden ölürse gözünün açık gideceğini ekliyor. (o zaman melez prens daha yeni çıkmıştı.)
merak ediyorum, soruyorum çocuk kitabı mı sizce, diye. halam çeviriyor. kesinlikle hayır, diyor. yazar müthiş bir dünya yaratmış. her şeyiyle bambaşka bir dünya. çocuk kitabı diyebileceğin şey cinderella olur, pinokyo olur diyor. gülüşüyoruz. dolabını açıyor, cüppelerini gösteriyor. üstünde gryffindor arması var. çocuk gibi biriktirmiş adeta. gözlerim yaşarıyor, sarılıyorum.
öldüğünün haberini alıyorum, türkiye'ye döndüğümde. ondan tam bir ay sonra da ölüm yadigarları kitabı satışa çıkıyor.
aman neyse. öyle işte.
annem kafasını uzatıyor kapıdan.
- oğlum markete gidiyorum, bir şey ister misin?
+ kitap bul bana bir yerden.
- bitti mi onlar (komidinin üstündekileri gösteriyor)
+ (başımı sallıyorum evet anlamında)
- tamam alırım bir şey. görüşürüz.
+ görüşürüz.
annem çıkıyor gidiyor. ben de o sırada uyuyakalıyorum. annem gelmiş, bana bir kitap bırakmış, farkında bile değilim hiçbir şeyin. gözümü açıyorum yavaşça. kendime geliyorum, ovalıyorum gözlerimi falan. içerden annemin sesini duyuyorum, mutfakta bir şeyler yapıyor, müzik sesi var biraz da. geldiğini anlayıp, umutla kafamı çeviriyorum komidine.
turuncu bir kitap var orada. gözüme çarptı. kalınca bir şey. elime alıyorum, kapağına bile bakmadan içini açıyorum, korsan mı değil mi bakmak için. korsan. sinirlenerek anneme sesleniyorum.
- ya niye korsan aldın!
+ başka bir şey yoktu, diğer kitaplar sana ağır gelirdi. (o sırada yanıma geldi)
oflaya poflaya kapatıyorum kitabı, adına bakıyorum. kapağında harry potter ve azkaban tutsağı yazıyor. ilgi çekici de bir kapak resmi var, hoşuma gidiyor. bir oğlan bir kuşun üstünde uçuyor falan (o kuştu tabi ki o zaman benim için, aslında hipogrif o). renkli bir dizayn. hoş yani.
açıp başlıyorum okumaya. üç bölümü bitiriyorum bir çırpıda. tam kapatıyorum kitabı, gözüme arkasından bir şey çarpıyor. ufak bir kare içinde üç yazıyor. tekrar çağırıyorum annemi.
- ya bu seri miymiş?
+ öyle sanırım.
- baksana 3 yazıyor. gidip 3. kitaptan mı başlattın beni.
+ ne bileyim oğlum ben.
- yarın çıkınca bir baksana dışarı. bulursan al diğerlerini.
bulamıyor. ben de okumuyorum bunu, kenarda duruyor öyle. inat ettim, o ikisi elime geçecek önce.
her neyse. işte buydu benim harry potter'la tanışma hikayem. gel zaman git zaman ilk 4 kitaba ulaştım ve bitirdim zamanında. 5. kitabı bekledim aylarca ve harry potter kitabı beklemenin zevkini yaşadım. o yıllar boyunca, yani yaklaşık 4 sene boyunca başka hiçbir kitabı okumadım. sadece bunları. baştan başladım, tekrar okudum. sıkıldım ortadan bir sayfa açıp okumaya başladım. bilmediğim şey kalmadı. başka hiç kitap okumadım, sadece bunları. müthiş zevk aldım, hiç sıkılmadım.
yeri geldi ingiltere'de 86 yaşına basan bir dedenin doğum gününe gittiğimde odasında harry'nin asasının bir kopyasını gördüm. kitaplarını gördüm, fransızcalarını ve ingilizcelerini. posterlerini gördüm, astıkları ve asmadıkları. o zamanlar ingilizcem yok, halam tercüme ediyor. 1920ler'de doğmuş bu adam, böyle bir şey okumadığını söylüyor ve bitmeden ölürse gözünün açık gideceğini ekliyor. (o zaman melez prens daha yeni çıkmıştı.)
merak ediyorum, soruyorum çocuk kitabı mı sizce, diye. halam çeviriyor. kesinlikle hayır, diyor. yazar müthiş bir dünya yaratmış. her şeyiyle bambaşka bir dünya. çocuk kitabı diyebileceğin şey cinderella olur, pinokyo olur diyor. gülüşüyoruz. dolabını açıyor, cüppelerini gösteriyor. üstünde gryffindor arması var. çocuk gibi biriktirmiş adeta. gözlerim yaşarıyor, sarılıyorum.
öldüğünün haberini alıyorum, türkiye'ye döndüğümde. ondan tam bir ay sonra da ölüm yadigarları kitabı satışa çıkıyor.
aman neyse. öyle işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar