bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları37
- sadece filistin'i önemsemek13
- petrol bulduk haberleri6
- ülkücülere küfür edip ülkücülerden oy bekleyen tip8
- israil10
- kürdü sevin9
- mazotun litresi 101 lira36
- atilla uğur'un öcalanın listesinin başında olması5
- türkiyeli ermeniler ve rumlar4
- yetiş ya gavs6
- as maca8
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması7
- türkler vs türkiyeliler3
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- reagan ridley9
- dağdan gelip bağdakini kovmak3
- bonnie blue6
- başkasını açık oylamış bir erkekle evlenen kız5
- true vs sarı şeker kafes dövüşü8
- yaşlılığı kabullenemeyen insan7
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz11
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa2
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- arkadaşlar bakar mısınız18
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- açık oylayan yazara alevli meyve tabağı göndermek3
- star wars ta en çok stormtrooper ların sevilmesi5
- sabah uyanınca ilk iş küpelerini takan erkek3
- en iyi bisküvi9
- larisalisa öldü mü5
- israil nüfusunun yarısı müslüman3
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- iltica13
- çocuk gibi nickten küfür peyda eden yazarlar5
- hasan atilla uğur9
- yazarların fobileri20
- 51 komando tugayı2
- sıkıldım13
- sözlüğün en zeki yazarı anketi5
- yer çekimi mi atmosfer basıncı mı5
- g i l d e d l i l y27
- asgari ücret alıp apo'ya villayı savunmak6
- gocu35
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz10
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- benim dedem çok fakirmiş diyen olmaması9
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak6
- türkiye'yi chp kalkındıracak2
babasına şöyle bir mektup yazmıştır;
"bir çocuk iki yaşındayken babası ölmüşse, onunla ilgili anıları varlığıyla değil, yokluğuyla ilgili oluyor. yine de iki tane anı parçacığı kalmış bende. birinde, ben gece yarısı uyanmışım, sen koşup kucağına alıyorsun beni; diğerindeyse, salonda hazırlanmış bir yatakta bitkin yatıyor ve sürekli öksürüyorsun. ikişer saniyelik iki hatıra... anı niyetine kalan birkaç kitap var yine de. ve bir de; almaya başladığın meydan larousse fasikülleri. büyüyünce çok işime yarayacağını söylemişsin anneme. senden sonra biz biriktirdik, 12 cilt oldular. evde bıraktığın hüzün, senin nasıl biri olduğunu sormaktan alıkoyduğu için beni, ben de onları okudum ilkokula başlar başlamaz. bergman'ın "yedinci mühür"ü, goethe'nin "faust"u, senin yüzünden yedi yaşımda girdiler hayatıma. anladığımı sanmıyorum o yaşta; ama amaç seni tanımaktı nasılsa. bir de resimlerine baktım hep. şimdi benim boylarımda -aynı boydaymışız zaten- esmer, zayıf, güleç, zarif bir adam. evde senden bahsedildiği ve ağlanıldığı zamanlarda içeriye kaçtıysam da bir kulağım orada oldu hep. onları da kattım tasvirine. mavi gömlekleri sevdiğini, günde iki kere tıraş olduğunu, inatçılığını, zekiliğini ve nasıl tüm ailenin göz bebeği olduğunu öğrendim yan odadan. ve ölümüne yakın, bana ayakkabı almak için mağazaya girdiğinde yürüyecek gücün olmadığından, nasıl bir koltuğa çöküp tezgâhtarlardan tüm çocuk ayakkabılarını ona getirmelerini rica edişini...
adımı koyarken de zorlanmışsın. türk dil kurumuna gidip günlerce isim aramışsın bana. hatta adım önce alper'miş, nüfus cüzdanımı çıkarttıktan sonra teoman ismini çok beğenip değiştirmişsin ismimi. adımı çok sevişim ondan.
büyüyünce öğrendim bazı detayları da. azıcık kalan paranızla halam yemek almaya çalışırken, 'n'olur sigara alalım' deyişini, yatılı okuldan çıktığın cumartesi günleri gezmek yerine yeğenini alıp cerrahpaşa'da yatan yahya kemal beyatlı'yı ziyaret edişini, âşık veysel'le tanışmak için giresun'dan sivas'a gidişini, sonradan öğrendim. aynı sana çekmişim, böylece anladım. ama çok kızdım sana ve tanrıya küçükken. 'niye ben?' diye sordum ona. sana da kendine dikkat etmediğin için kızdım. şimdi, senden yaşlıyım. öldüğün yaşı çoktan geçtim. sana ve ona kırgınlığım da çoktan geçti zaten. annem geçenlerde, sakladığı bir yerden benim büyüyüşümü kaydetmek için aldığın 8 mm kamerayı verdi bana. yepyeni. içinde kullanılmamış ham filmler bile var. 38 yıldır öylece beklemişler. ölüyor olduğun için vaktin olmamış kullanmaya.
bir şey daha söylemek isterim. seni tanıyan herkesin, geçen onca yıla karşın adını söylerken sesleri titriyor ve gözlerinde hep bir sevgi ve buğu var. azıcık zamanda herkesin kalbine girmiş ve çıkmamışsın. ölerek beni çok üzdün; ama böyle bir adam olduğun için hep gurur duydum seninle. beni tanısan, sen de gurur duyardın, eminim.
varlığınla ve yokluğunla beni var ettiğin için teşekkürler. nur içinde yat..
"bir çocuk iki yaşındayken babası ölmüşse, onunla ilgili anıları varlığıyla değil, yokluğuyla ilgili oluyor. yine de iki tane anı parçacığı kalmış bende. birinde, ben gece yarısı uyanmışım, sen koşup kucağına alıyorsun beni; diğerindeyse, salonda hazırlanmış bir yatakta bitkin yatıyor ve sürekli öksürüyorsun. ikişer saniyelik iki hatıra... anı niyetine kalan birkaç kitap var yine de. ve bir de; almaya başladığın meydan larousse fasikülleri. büyüyünce çok işime yarayacağını söylemişsin anneme. senden sonra biz biriktirdik, 12 cilt oldular. evde bıraktığın hüzün, senin nasıl biri olduğunu sormaktan alıkoyduğu için beni, ben de onları okudum ilkokula başlar başlamaz. bergman'ın "yedinci mühür"ü, goethe'nin "faust"u, senin yüzünden yedi yaşımda girdiler hayatıma. anladığımı sanmıyorum o yaşta; ama amaç seni tanımaktı nasılsa. bir de resimlerine baktım hep. şimdi benim boylarımda -aynı boydaymışız zaten- esmer, zayıf, güleç, zarif bir adam. evde senden bahsedildiği ve ağlanıldığı zamanlarda içeriye kaçtıysam da bir kulağım orada oldu hep. onları da kattım tasvirine. mavi gömlekleri sevdiğini, günde iki kere tıraş olduğunu, inatçılığını, zekiliğini ve nasıl tüm ailenin göz bebeği olduğunu öğrendim yan odadan. ve ölümüne yakın, bana ayakkabı almak için mağazaya girdiğinde yürüyecek gücün olmadığından, nasıl bir koltuğa çöküp tezgâhtarlardan tüm çocuk ayakkabılarını ona getirmelerini rica edişini...
adımı koyarken de zorlanmışsın. türk dil kurumuna gidip günlerce isim aramışsın bana. hatta adım önce alper'miş, nüfus cüzdanımı çıkarttıktan sonra teoman ismini çok beğenip değiştirmişsin ismimi. adımı çok sevişim ondan.
büyüyünce öğrendim bazı detayları da. azıcık kalan paranızla halam yemek almaya çalışırken, 'n'olur sigara alalım' deyişini, yatılı okuldan çıktığın cumartesi günleri gezmek yerine yeğenini alıp cerrahpaşa'da yatan yahya kemal beyatlı'yı ziyaret edişini, âşık veysel'le tanışmak için giresun'dan sivas'a gidişini, sonradan öğrendim. aynı sana çekmişim, böylece anladım. ama çok kızdım sana ve tanrıya küçükken. 'niye ben?' diye sordum ona. sana da kendine dikkat etmediğin için kızdım. şimdi, senden yaşlıyım. öldüğün yaşı çoktan geçtim. sana ve ona kırgınlığım da çoktan geçti zaten. annem geçenlerde, sakladığı bir yerden benim büyüyüşümü kaydetmek için aldığın 8 mm kamerayı verdi bana. yepyeni. içinde kullanılmamış ham filmler bile var. 38 yıldır öylece beklemişler. ölüyor olduğun için vaktin olmamış kullanmaya.
bir şey daha söylemek isterim. seni tanıyan herkesin, geçen onca yıla karşın adını söylerken sesleri titriyor ve gözlerinde hep bir sevgi ve buğu var. azıcık zamanda herkesin kalbine girmiş ve çıkmamışsın. ölerek beni çok üzdün; ama böyle bir adam olduğun için hep gurur duydum seninle. beni tanısan, sen de gurur duyardın, eminim.
varlığınla ve yokluğunla beni var ettiğin için teşekkürler. nur içinde yat..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar