bugün
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- 20075
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- anın görüntüsü28
- pankek yiyen erkek6
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- sözlük kürdü54
- boşandığı eşine araba alan adam3
- ben tevratı da okudum incili de12
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı4
- uçum'un 16 nisan 2028 seçim önerisi2
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- iskilipli atıf hoca3
- the godfather filmindeki mafya babası2
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- traş olmaya üşenmek7
- ismail kartal19
- damat tıraşı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- 6 yaşındaki kızını satan anne7
- muhteşem yüzyıl kösem3
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- volkswagen passat9
- türkiyeli kahvesi8
- arkadaşlar naber ya4
- ahmet nazif zorlu3
- millette manyak para var13
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- şöyle tüysüz bir şeftali olsa da2
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- escort ile para kavgası4
- şanzıman ustası4
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- yahuda işkariyot3
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- allah5
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- eski sevgiliyi cadılar bayramı kutlarken görmek3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- cop315
- simit ayran3
babasına şöyle bir mektup yazmıştır;
"bir çocuk iki yaşındayken babası ölmüşse, onunla ilgili anıları varlığıyla değil, yokluğuyla ilgili oluyor. yine de iki tane anı parçacığı kalmış bende. birinde, ben gece yarısı uyanmışım, sen koşup kucağına alıyorsun beni; diğerindeyse, salonda hazırlanmış bir yatakta bitkin yatıyor ve sürekli öksürüyorsun. ikişer saniyelik iki hatıra... anı niyetine kalan birkaç kitap var yine de. ve bir de; almaya başladığın meydan larousse fasikülleri. büyüyünce çok işime yarayacağını söylemişsin anneme. senden sonra biz biriktirdik, 12 cilt oldular. evde bıraktığın hüzün, senin nasıl biri olduğunu sormaktan alıkoyduğu için beni, ben de onları okudum ilkokula başlar başlamaz. bergman'ın "yedinci mühür"ü, goethe'nin "faust"u, senin yüzünden yedi yaşımda girdiler hayatıma. anladığımı sanmıyorum o yaşta; ama amaç seni tanımaktı nasılsa. bir de resimlerine baktım hep. şimdi benim boylarımda -aynı boydaymışız zaten- esmer, zayıf, güleç, zarif bir adam. evde senden bahsedildiği ve ağlanıldığı zamanlarda içeriye kaçtıysam da bir kulağım orada oldu hep. onları da kattım tasvirine. mavi gömlekleri sevdiğini, günde iki kere tıraş olduğunu, inatçılığını, zekiliğini ve nasıl tüm ailenin göz bebeği olduğunu öğrendim yan odadan. ve ölümüne yakın, bana ayakkabı almak için mağazaya girdiğinde yürüyecek gücün olmadığından, nasıl bir koltuğa çöküp tezgâhtarlardan tüm çocuk ayakkabılarını ona getirmelerini rica edişini...
adımı koyarken de zorlanmışsın. türk dil kurumuna gidip günlerce isim aramışsın bana. hatta adım önce alper'miş, nüfus cüzdanımı çıkarttıktan sonra teoman ismini çok beğenip değiştirmişsin ismimi. adımı çok sevişim ondan.
büyüyünce öğrendim bazı detayları da. azıcık kalan paranızla halam yemek almaya çalışırken, 'n'olur sigara alalım' deyişini, yatılı okuldan çıktığın cumartesi günleri gezmek yerine yeğenini alıp cerrahpaşa'da yatan yahya kemal beyatlı'yı ziyaret edişini, âşık veysel'le tanışmak için giresun'dan sivas'a gidişini, sonradan öğrendim. aynı sana çekmişim, böylece anladım. ama çok kızdım sana ve tanrıya küçükken. 'niye ben?' diye sordum ona. sana da kendine dikkat etmediğin için kızdım. şimdi, senden yaşlıyım. öldüğün yaşı çoktan geçtim. sana ve ona kırgınlığım da çoktan geçti zaten. annem geçenlerde, sakladığı bir yerden benim büyüyüşümü kaydetmek için aldığın 8 mm kamerayı verdi bana. yepyeni. içinde kullanılmamış ham filmler bile var. 38 yıldır öylece beklemişler. ölüyor olduğun için vaktin olmamış kullanmaya.
bir şey daha söylemek isterim. seni tanıyan herkesin, geçen onca yıla karşın adını söylerken sesleri titriyor ve gözlerinde hep bir sevgi ve buğu var. azıcık zamanda herkesin kalbine girmiş ve çıkmamışsın. ölerek beni çok üzdün; ama böyle bir adam olduğun için hep gurur duydum seninle. beni tanısan, sen de gurur duyardın, eminim.
varlığınla ve yokluğunla beni var ettiğin için teşekkürler. nur içinde yat..
"bir çocuk iki yaşındayken babası ölmüşse, onunla ilgili anıları varlığıyla değil, yokluğuyla ilgili oluyor. yine de iki tane anı parçacığı kalmış bende. birinde, ben gece yarısı uyanmışım, sen koşup kucağına alıyorsun beni; diğerindeyse, salonda hazırlanmış bir yatakta bitkin yatıyor ve sürekli öksürüyorsun. ikişer saniyelik iki hatıra... anı niyetine kalan birkaç kitap var yine de. ve bir de; almaya başladığın meydan larousse fasikülleri. büyüyünce çok işime yarayacağını söylemişsin anneme. senden sonra biz biriktirdik, 12 cilt oldular. evde bıraktığın hüzün, senin nasıl biri olduğunu sormaktan alıkoyduğu için beni, ben de onları okudum ilkokula başlar başlamaz. bergman'ın "yedinci mühür"ü, goethe'nin "faust"u, senin yüzünden yedi yaşımda girdiler hayatıma. anladığımı sanmıyorum o yaşta; ama amaç seni tanımaktı nasılsa. bir de resimlerine baktım hep. şimdi benim boylarımda -aynı boydaymışız zaten- esmer, zayıf, güleç, zarif bir adam. evde senden bahsedildiği ve ağlanıldığı zamanlarda içeriye kaçtıysam da bir kulağım orada oldu hep. onları da kattım tasvirine. mavi gömlekleri sevdiğini, günde iki kere tıraş olduğunu, inatçılığını, zekiliğini ve nasıl tüm ailenin göz bebeği olduğunu öğrendim yan odadan. ve ölümüne yakın, bana ayakkabı almak için mağazaya girdiğinde yürüyecek gücün olmadığından, nasıl bir koltuğa çöküp tezgâhtarlardan tüm çocuk ayakkabılarını ona getirmelerini rica edişini...
adımı koyarken de zorlanmışsın. türk dil kurumuna gidip günlerce isim aramışsın bana. hatta adım önce alper'miş, nüfus cüzdanımı çıkarttıktan sonra teoman ismini çok beğenip değiştirmişsin ismimi. adımı çok sevişim ondan.
büyüyünce öğrendim bazı detayları da. azıcık kalan paranızla halam yemek almaya çalışırken, 'n'olur sigara alalım' deyişini, yatılı okuldan çıktığın cumartesi günleri gezmek yerine yeğenini alıp cerrahpaşa'da yatan yahya kemal beyatlı'yı ziyaret edişini, âşık veysel'le tanışmak için giresun'dan sivas'a gidişini, sonradan öğrendim. aynı sana çekmişim, böylece anladım. ama çok kızdım sana ve tanrıya küçükken. 'niye ben?' diye sordum ona. sana da kendine dikkat etmediğin için kızdım. şimdi, senden yaşlıyım. öldüğün yaşı çoktan geçtim. sana ve ona kırgınlığım da çoktan geçti zaten. annem geçenlerde, sakladığı bir yerden benim büyüyüşümü kaydetmek için aldığın 8 mm kamerayı verdi bana. yepyeni. içinde kullanılmamış ham filmler bile var. 38 yıldır öylece beklemişler. ölüyor olduğun için vaktin olmamış kullanmaya.
bir şey daha söylemek isterim. seni tanıyan herkesin, geçen onca yıla karşın adını söylerken sesleri titriyor ve gözlerinde hep bir sevgi ve buğu var. azıcık zamanda herkesin kalbine girmiş ve çıkmamışsın. ölerek beni çok üzdün; ama böyle bir adam olduğun için hep gurur duydum seninle. beni tanısan, sen de gurur duyardın, eminim.
varlığınla ve yokluğunla beni var ettiğin için teşekkürler. nur içinde yat..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar