bugün
- sözlük yazarlarının salatalıkları12
- sözlükte herkesin avcı olması12
- takı takmayı çok seven kız6
- sürekli ilgi bekleyen erkek8
- sözlükteki zorbalar12
- özledim mesajına verilecek cevaplar4
- sözlükteki şer çetesi9
- izmirbeyefendisi13
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam5
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu15
- sinoplular nasıl insanlardır7
- bıçak kemiğe dayandı6
- sözlükteki büyücüler5
- zeki demirkubuz4
- sözlüğe farklı bir kimlik ile sızmak5
- gocu50
- sözlükte içki fotoğrafı paylaşan tip6
- sivaslılar5
- kuzukulağı3
- deccalin sözlükte olma ihtimali5
- ağzıyla içemeyen insan5
- kılıçlar çekildi bu bir düello5
- ayak bileğini emojiyle kapatan türbanlı2
- şeyhinin kapısında havlayan çomar2
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü10
- alkolün beyin hücreleri üzerindeki etkileri4
- isa mesih'in ikinci kez geleceği gerçeği4
- sinoplu diyojen4
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı31
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı17
- paris saint germain8
- yerin 2 bin 900 km altında 6 gizemli yapı keşfi3
- 5 eylül 2026 türkiye sırbistan voleybol maçı6
- kıyamet alametleri3
- hoşlandığın kızın komünist çıkması11
- online listesi nereye gitti3
- sözlükte kavga çıkarsa gocunun kini tutuyoruz9
- çıplak gösteren gözlük5
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- elm sokağına'un certain regard ile girmek2
- 1 kötünü 40 iyiye zararı3
- yoga2
- iyilik vs fedakarlık5
- aga zaten senin bir tarafın çok kalkmıştı3
- erkekler neden kızların aşırı ilgisinden soğur6
- ısparta5
- evagreen9
- zorbamatik3
- cem yılmaz'ın sigarayı bırakması7
- sözlüğe yaptığı yemeğin fotoğrafını atan tip3
şu satırları yazabilmiş yazardır:
baba parasıyla alınan araba
"fakir fukaranın tek derdi, tek tasasıdır.
18 yaşıma bastığım zaman doğum günü pastamdan çıkan porsche boxster cabriolet'imin anahtarını hatırlıyorum. dönemin eğitim bakanı da davetliydi o gün. "bizi de gezdirirsin artık hehe" diye espri yapmıştı hatta. ilk kazamı yaptığım arabaydı bu. üst geçit yerine otoyolun ortasından karşıya geçmeye çalışan fakir bir kadının 250 beygirlik canavarımın fren sesiyle birlikte irkilerek çocuğunu kucağına aldığını hatırlıyorum. bir de "ehliyeti aldığı gün kaza yapan genç serbest bırakıldı" başlığını. fakir kadının eşinin babamın avukatına yakardığı an geliyor gözümün önüne. oturdukları evin kira olduğunu, kendisinin de bir lokantada aşçılık yaptığını, mahkeme tarafından kusuru sabit görülen eşinin araçta meydana getirdiği hasarı karşılamaya güçlerinin yetmeyeceğini, hiç olmazsa zararın bir bölümünü taksitle ödeyebileceğini, bunun için çalıştığı işyerinin sahibinden borç alabileceğini dahi söylediğini hatırlıyorum. çevremdeki işçi çocuklarının babamın siyasi durumunu ima ederek benimle konuşmadığı günleri de hiç unutmadım. halbuki açlıktan ağızları kokarken 2700'cclik aygırımın koltuğuna oturmak için kavga ettikleri oluyordu. zaman zaman kaybeden tarafı da oturtuyordum koltuğuma.
halen görüşüyorum bunlarla. vergi dairesinde üç kuruşluk maaşla çalışıp banliyöye binen, çocuğunu özel okullara göndermekten aciz bu insan atıklarıyla görüşüyorum. eski günlerden konuşuyoruz bazen. hala öfkeliler, hiç bitmeyecek bu öfke, nesilden nesile aktarılacak.
düşünüyorum da fakir insanlar kendilerinin bile olmayan bir şey hakkında çok kafa patlatıyor. daha ileri gidip mülkiyetin hırsızlık olduğuna inananlara bile rastladım. benim babam onlarca işçisiyle gecesini gündüzüne katarak yılmadan çalıştı. bunu karşılığında da bana uygun gördüğü aracı aldı. işinden kaytardığı için geciken projenin tazminatını yine babam ödedi. bu insanlar babamın bana aldığı bu aracı referans göstererek kendi aymazlıklarını görmezden geldiler.
senelerce sigorta primleri yatan, maaşları günü gününe ödenen, ezkaza teknik sebeplerden maaşı bir gün geciktiği zaman soluğu genel müdürün kapısında alan bu fukara yığını, yeri geldiği zaman açlığın bünyelerinde oluşturduğu halsizlik haline bakmaksızın masaya yumruğu vurmayı bildi. pazardan aldığı mevyeleri bir güzel mideye indirirken çocuğuna da benden bahsetti. "patronun oğlunda porşe varmış hanım." "ben bodruma iniyorum, odun bitti, soba sönmek üzere."
- baba porşeler kaç basar?
+ ne edecen lan eşşoleşşek? büyüyünce alırsın o zaman öğrenirsin.
afedersin ama bok alır. sen meyve yerken babam bizim yüzümüzü göremiyor. günde 5 saat uyumuyor bile. çalışmanın, emeğin ne olduğunu gören bizler de "emeğin asıl sahibi olduğunu" iddia eden rantçı sendikal faaliyetlere inat yılmadan çalışıyoruz. senin çocuğun lisede bıçakla adam kovalarken ben derslerimi günü gününe takip ediyorum. senin çocuğun okuldan kaytarmayı marifet sanıp kıraathane köşelerinde sürterken ben okuldan kalan zamanımı özel öğretmenimden aldığım derse ayırıyorum. yine senin çocuğun babamın tırnağıyla kazıyarak sahip olduğu bu servetin olağan sonuçlarından şikayet ederken ben bıkmadan, usanmadan çocuğum için çabalıyorum. bu yüzden daha çok kafa patlatma. topluma nefret ve öfkeden başka bir şey kazandırmıyorsun. ben ve benim gibilerin rahatını bozuyorsun. unutma, benim gibilerin rahatı senin aç karnını doyuruyor"
***
tıyneti böyleyse bu abimizin, iyi bir ipucu. artık çok iyi anlıyorum neden intihara teşebbüs ettiğini: kimi karakter boşlukları ruhta öyle büyük doyumsuzluk yaratır ki, fakire fukaraya söverek, üstten üstten tanrıcılık oynayarak ve dahi çalışkanemekçifedakar kostümü giyerek dahi doldurulamaz. umarım (elbette ecelinle) layık olduğun kadar şaaşalı ve zengin bir ölümü tadarsın. belli ki, aşağısı kurtarmaz.
baba parasıyla alınan araba
"fakir fukaranın tek derdi, tek tasasıdır.
18 yaşıma bastığım zaman doğum günü pastamdan çıkan porsche boxster cabriolet'imin anahtarını hatırlıyorum. dönemin eğitim bakanı da davetliydi o gün. "bizi de gezdirirsin artık hehe" diye espri yapmıştı hatta. ilk kazamı yaptığım arabaydı bu. üst geçit yerine otoyolun ortasından karşıya geçmeye çalışan fakir bir kadının 250 beygirlik canavarımın fren sesiyle birlikte irkilerek çocuğunu kucağına aldığını hatırlıyorum. bir de "ehliyeti aldığı gün kaza yapan genç serbest bırakıldı" başlığını. fakir kadının eşinin babamın avukatına yakardığı an geliyor gözümün önüne. oturdukları evin kira olduğunu, kendisinin de bir lokantada aşçılık yaptığını, mahkeme tarafından kusuru sabit görülen eşinin araçta meydana getirdiği hasarı karşılamaya güçlerinin yetmeyeceğini, hiç olmazsa zararın bir bölümünü taksitle ödeyebileceğini, bunun için çalıştığı işyerinin sahibinden borç alabileceğini dahi söylediğini hatırlıyorum. çevremdeki işçi çocuklarının babamın siyasi durumunu ima ederek benimle konuşmadığı günleri de hiç unutmadım. halbuki açlıktan ağızları kokarken 2700'cclik aygırımın koltuğuna oturmak için kavga ettikleri oluyordu. zaman zaman kaybeden tarafı da oturtuyordum koltuğuma.
halen görüşüyorum bunlarla. vergi dairesinde üç kuruşluk maaşla çalışıp banliyöye binen, çocuğunu özel okullara göndermekten aciz bu insan atıklarıyla görüşüyorum. eski günlerden konuşuyoruz bazen. hala öfkeliler, hiç bitmeyecek bu öfke, nesilden nesile aktarılacak.
düşünüyorum da fakir insanlar kendilerinin bile olmayan bir şey hakkında çok kafa patlatıyor. daha ileri gidip mülkiyetin hırsızlık olduğuna inananlara bile rastladım. benim babam onlarca işçisiyle gecesini gündüzüne katarak yılmadan çalıştı. bunu karşılığında da bana uygun gördüğü aracı aldı. işinden kaytardığı için geciken projenin tazminatını yine babam ödedi. bu insanlar babamın bana aldığı bu aracı referans göstererek kendi aymazlıklarını görmezden geldiler.
senelerce sigorta primleri yatan, maaşları günü gününe ödenen, ezkaza teknik sebeplerden maaşı bir gün geciktiği zaman soluğu genel müdürün kapısında alan bu fukara yığını, yeri geldiği zaman açlığın bünyelerinde oluşturduğu halsizlik haline bakmaksızın masaya yumruğu vurmayı bildi. pazardan aldığı mevyeleri bir güzel mideye indirirken çocuğuna da benden bahsetti. "patronun oğlunda porşe varmış hanım." "ben bodruma iniyorum, odun bitti, soba sönmek üzere."
- baba porşeler kaç basar?
+ ne edecen lan eşşoleşşek? büyüyünce alırsın o zaman öğrenirsin.
afedersin ama bok alır. sen meyve yerken babam bizim yüzümüzü göremiyor. günde 5 saat uyumuyor bile. çalışmanın, emeğin ne olduğunu gören bizler de "emeğin asıl sahibi olduğunu" iddia eden rantçı sendikal faaliyetlere inat yılmadan çalışıyoruz. senin çocuğun lisede bıçakla adam kovalarken ben derslerimi günü gününe takip ediyorum. senin çocuğun okuldan kaytarmayı marifet sanıp kıraathane köşelerinde sürterken ben okuldan kalan zamanımı özel öğretmenimden aldığım derse ayırıyorum. yine senin çocuğun babamın tırnağıyla kazıyarak sahip olduğu bu servetin olağan sonuçlarından şikayet ederken ben bıkmadan, usanmadan çocuğum için çabalıyorum. bu yüzden daha çok kafa patlatma. topluma nefret ve öfkeden başka bir şey kazandırmıyorsun. ben ve benim gibilerin rahatını bozuyorsun. unutma, benim gibilerin rahatı senin aç karnını doyuruyor"
***
tıyneti böyleyse bu abimizin, iyi bir ipucu. artık çok iyi anlıyorum neden intihara teşebbüs ettiğini: kimi karakter boşlukları ruhta öyle büyük doyumsuzluk yaratır ki, fakire fukaraya söverek, üstten üstten tanrıcılık oynayarak ve dahi çalışkanemekçifedakar kostümü giyerek dahi doldurulamaz. umarım (elbette ecelinle) layık olduğun kadar şaaşalı ve zengin bir ölümü tadarsın. belli ki, aşağısı kurtarmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar