bugün
- habire1231
- velvet19
- sözlük yazarlarının benzetildikleri ünlüler5
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği11
- kartlı işlem yapmayan esnaf8
- özgür özel'in chp de veda konuşması9
- uludağ sözlüğe sürekli kondom reklamı verilmesi4
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- türkiye islamcı kemalist kavgasıyla vakit kaybetti7
- 6 oku görünce dayanamadım3
- kabataş olayı görüntüleri27
- incelikli erkek4
- küfür etkisi yaratan ama küfür olamayan cümleler2
- istanbul un çok pahalı olması27
- hangi manifest kızısın12
- trivago reklamındaki adam2
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması5
- her şeyin üst üste gelmesi8
- bebeği gibi sevip düşmanı gibi siken erkek2
- lahmacun yiyecek kadar düşmek8
- bot beğeni2
- nargilenin hint icadı olması3
- en sevilmeyen ev işleri14
- 22 yaş3
- kürde kürt demenin ırkçılık olduğu ülke3
- kürtler5
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- safran7
- chpye oy vermeyi bırakmak3
- selo cu olup pkk lı olmamak3
- molped kızları vs manifest kızları2
- meyveli lahmacun7
- gönül almaya çalışan erkek11
- morria'nın ayaklarına aşık olmak2
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- başını alıp gitmek isteyen insan5
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak6
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- gocu23
- 30 kasım 2007 ısparta uçak kazası3
- ocak çakmağıyla sigara yakmak3
- diyetteyken zihin yorucu aktivite yapmak3
- cumhuriyet halk partisi3
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- volkswagen beetle5
- şimdi herkes su içsin5
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- sanayi tipi kavurmalı tost5
şu satırları yazabilmiş yazardır:
baba parasıyla alınan araba
"fakir fukaranın tek derdi, tek tasasıdır.
18 yaşıma bastığım zaman doğum günü pastamdan çıkan porsche boxster cabriolet'imin anahtarını hatırlıyorum. dönemin eğitim bakanı da davetliydi o gün. "bizi de gezdirirsin artık hehe" diye espri yapmıştı hatta. ilk kazamı yaptığım arabaydı bu. üst geçit yerine otoyolun ortasından karşıya geçmeye çalışan fakir bir kadının 250 beygirlik canavarımın fren sesiyle birlikte irkilerek çocuğunu kucağına aldığını hatırlıyorum. bir de "ehliyeti aldığı gün kaza yapan genç serbest bırakıldı" başlığını. fakir kadının eşinin babamın avukatına yakardığı an geliyor gözümün önüne. oturdukları evin kira olduğunu, kendisinin de bir lokantada aşçılık yaptığını, mahkeme tarafından kusuru sabit görülen eşinin araçta meydana getirdiği hasarı karşılamaya güçlerinin yetmeyeceğini, hiç olmazsa zararın bir bölümünü taksitle ödeyebileceğini, bunun için çalıştığı işyerinin sahibinden borç alabileceğini dahi söylediğini hatırlıyorum. çevremdeki işçi çocuklarının babamın siyasi durumunu ima ederek benimle konuşmadığı günleri de hiç unutmadım. halbuki açlıktan ağızları kokarken 2700'cclik aygırımın koltuğuna oturmak için kavga ettikleri oluyordu. zaman zaman kaybeden tarafı da oturtuyordum koltuğuma.
halen görüşüyorum bunlarla. vergi dairesinde üç kuruşluk maaşla çalışıp banliyöye binen, çocuğunu özel okullara göndermekten aciz bu insan atıklarıyla görüşüyorum. eski günlerden konuşuyoruz bazen. hala öfkeliler, hiç bitmeyecek bu öfke, nesilden nesile aktarılacak.
düşünüyorum da fakir insanlar kendilerinin bile olmayan bir şey hakkında çok kafa patlatıyor. daha ileri gidip mülkiyetin hırsızlık olduğuna inananlara bile rastladım. benim babam onlarca işçisiyle gecesini gündüzüne katarak yılmadan çalıştı. bunu karşılığında da bana uygun gördüğü aracı aldı. işinden kaytardığı için geciken projenin tazminatını yine babam ödedi. bu insanlar babamın bana aldığı bu aracı referans göstererek kendi aymazlıklarını görmezden geldiler.
senelerce sigorta primleri yatan, maaşları günü gününe ödenen, ezkaza teknik sebeplerden maaşı bir gün geciktiği zaman soluğu genel müdürün kapısında alan bu fukara yığını, yeri geldiği zaman açlığın bünyelerinde oluşturduğu halsizlik haline bakmaksızın masaya yumruğu vurmayı bildi. pazardan aldığı mevyeleri bir güzel mideye indirirken çocuğuna da benden bahsetti. "patronun oğlunda porşe varmış hanım." "ben bodruma iniyorum, odun bitti, soba sönmek üzere."
- baba porşeler kaç basar?
+ ne edecen lan eşşoleşşek? büyüyünce alırsın o zaman öğrenirsin.
afedersin ama bok alır. sen meyve yerken babam bizim yüzümüzü göremiyor. günde 5 saat uyumuyor bile. çalışmanın, emeğin ne olduğunu gören bizler de "emeğin asıl sahibi olduğunu" iddia eden rantçı sendikal faaliyetlere inat yılmadan çalışıyoruz. senin çocuğun lisede bıçakla adam kovalarken ben derslerimi günü gününe takip ediyorum. senin çocuğun okuldan kaytarmayı marifet sanıp kıraathane köşelerinde sürterken ben okuldan kalan zamanımı özel öğretmenimden aldığım derse ayırıyorum. yine senin çocuğun babamın tırnağıyla kazıyarak sahip olduğu bu servetin olağan sonuçlarından şikayet ederken ben bıkmadan, usanmadan çocuğum için çabalıyorum. bu yüzden daha çok kafa patlatma. topluma nefret ve öfkeden başka bir şey kazandırmıyorsun. ben ve benim gibilerin rahatını bozuyorsun. unutma, benim gibilerin rahatı senin aç karnını doyuruyor"
***
tıyneti böyleyse bu abimizin, iyi bir ipucu. artık çok iyi anlıyorum neden intihara teşebbüs ettiğini: kimi karakter boşlukları ruhta öyle büyük doyumsuzluk yaratır ki, fakire fukaraya söverek, üstten üstten tanrıcılık oynayarak ve dahi çalışkanemekçifedakar kostümü giyerek dahi doldurulamaz. umarım (elbette ecelinle) layık olduğun kadar şaaşalı ve zengin bir ölümü tadarsın. belli ki, aşağısı kurtarmaz.
baba parasıyla alınan araba
"fakir fukaranın tek derdi, tek tasasıdır.
18 yaşıma bastığım zaman doğum günü pastamdan çıkan porsche boxster cabriolet'imin anahtarını hatırlıyorum. dönemin eğitim bakanı da davetliydi o gün. "bizi de gezdirirsin artık hehe" diye espri yapmıştı hatta. ilk kazamı yaptığım arabaydı bu. üst geçit yerine otoyolun ortasından karşıya geçmeye çalışan fakir bir kadının 250 beygirlik canavarımın fren sesiyle birlikte irkilerek çocuğunu kucağına aldığını hatırlıyorum. bir de "ehliyeti aldığı gün kaza yapan genç serbest bırakıldı" başlığını. fakir kadının eşinin babamın avukatına yakardığı an geliyor gözümün önüne. oturdukları evin kira olduğunu, kendisinin de bir lokantada aşçılık yaptığını, mahkeme tarafından kusuru sabit görülen eşinin araçta meydana getirdiği hasarı karşılamaya güçlerinin yetmeyeceğini, hiç olmazsa zararın bir bölümünü taksitle ödeyebileceğini, bunun için çalıştığı işyerinin sahibinden borç alabileceğini dahi söylediğini hatırlıyorum. çevremdeki işçi çocuklarının babamın siyasi durumunu ima ederek benimle konuşmadığı günleri de hiç unutmadım. halbuki açlıktan ağızları kokarken 2700'cclik aygırımın koltuğuna oturmak için kavga ettikleri oluyordu. zaman zaman kaybeden tarafı da oturtuyordum koltuğuma.
halen görüşüyorum bunlarla. vergi dairesinde üç kuruşluk maaşla çalışıp banliyöye binen, çocuğunu özel okullara göndermekten aciz bu insan atıklarıyla görüşüyorum. eski günlerden konuşuyoruz bazen. hala öfkeliler, hiç bitmeyecek bu öfke, nesilden nesile aktarılacak.
düşünüyorum da fakir insanlar kendilerinin bile olmayan bir şey hakkında çok kafa patlatıyor. daha ileri gidip mülkiyetin hırsızlık olduğuna inananlara bile rastladım. benim babam onlarca işçisiyle gecesini gündüzüne katarak yılmadan çalıştı. bunu karşılığında da bana uygun gördüğü aracı aldı. işinden kaytardığı için geciken projenin tazminatını yine babam ödedi. bu insanlar babamın bana aldığı bu aracı referans göstererek kendi aymazlıklarını görmezden geldiler.
senelerce sigorta primleri yatan, maaşları günü gününe ödenen, ezkaza teknik sebeplerden maaşı bir gün geciktiği zaman soluğu genel müdürün kapısında alan bu fukara yığını, yeri geldiği zaman açlığın bünyelerinde oluşturduğu halsizlik haline bakmaksızın masaya yumruğu vurmayı bildi. pazardan aldığı mevyeleri bir güzel mideye indirirken çocuğuna da benden bahsetti. "patronun oğlunda porşe varmış hanım." "ben bodruma iniyorum, odun bitti, soba sönmek üzere."
- baba porşeler kaç basar?
+ ne edecen lan eşşoleşşek? büyüyünce alırsın o zaman öğrenirsin.
afedersin ama bok alır. sen meyve yerken babam bizim yüzümüzü göremiyor. günde 5 saat uyumuyor bile. çalışmanın, emeğin ne olduğunu gören bizler de "emeğin asıl sahibi olduğunu" iddia eden rantçı sendikal faaliyetlere inat yılmadan çalışıyoruz. senin çocuğun lisede bıçakla adam kovalarken ben derslerimi günü gününe takip ediyorum. senin çocuğun okuldan kaytarmayı marifet sanıp kıraathane köşelerinde sürterken ben okuldan kalan zamanımı özel öğretmenimden aldığım derse ayırıyorum. yine senin çocuğun babamın tırnağıyla kazıyarak sahip olduğu bu servetin olağan sonuçlarından şikayet ederken ben bıkmadan, usanmadan çocuğum için çabalıyorum. bu yüzden daha çok kafa patlatma. topluma nefret ve öfkeden başka bir şey kazandırmıyorsun. ben ve benim gibilerin rahatını bozuyorsun. unutma, benim gibilerin rahatı senin aç karnını doyuruyor"
***
tıyneti böyleyse bu abimizin, iyi bir ipucu. artık çok iyi anlıyorum neden intihara teşebbüs ettiğini: kimi karakter boşlukları ruhta öyle büyük doyumsuzluk yaratır ki, fakire fukaraya söverek, üstten üstten tanrıcılık oynayarak ve dahi çalışkanemekçifedakar kostümü giyerek dahi doldurulamaz. umarım (elbette ecelinle) layık olduğun kadar şaaşalı ve zengin bir ölümü tadarsın. belli ki, aşağısı kurtarmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar