bugün
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin11
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kadınların zeka seviyesi3
- gece yarısı çalan telefon7
- uysaljakoben21
- koca2
- gammaz olmuşum13
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- aquila bicipite8
- reha muhtar25
- geceye bir söz bırak3
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- eski dizileri izlemek3
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- ankarada masaj yaptırmak2
- kel erkek3
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- ona bir şey söyle16
- kemal kılıçdaroğlu35
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- elit olmak için gerekenler13
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- bizim delilere bakayım4
- gocu26
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- gecenin şarkısı4
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- semum3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz8
nihal bengisu karaca nın chp ve normaleşmesi üzerine hoş bir yazısıdır.
--spoiler--
GEÇTiĞiMiZ günlerde yazdığım bir yazıda CHP aleyhine açılacak bir kapatma davasının partiye olağanüstü sıçrama kaydettireceği şakasını yapmış, sözlerimi "Ama her şeyi de Abdurrahman Yalçınkaya'dan beklememek lazım" diye bitirmiştim (27.10.2010). Yalçınkaya'nın CHP'ye sihirli bir dokunuş bahşedeceği içime doğmuş, ama tersinden vehmetmişim. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı-sı'nın tüzük uyarısıyla başlayan süreç, CHP'-nin "eski kafa"larından arınması ve normal bir parti olma yoluna girmesiyle sonuçlandı. Kılıçdaroğlu ve ekibi için çekilecek bazı çileler olduğu muhakkak, fakat oldu işte; hukuk Kılıçdaroğlu'ndan yana, sistemin supabı değil hükümetin başı olmak isteyen partililer Kılıçdaroğlu'ndan yana, zamanın ruhu Kılıçdaroğlu'ndan yana.
Doğrusu ben dahi gelişmelerden memnunum. Çünkü hangi partiye oy verecek olursam olayım, bu ülkenin "iyiliğini" istiyorum. Bu bağlamda iktidar partisinin artılarının artmasını ne kadar istiyorsam, muhalefette olan partilerin artılarının çoğalması da arzu ettiğim bir şey. Zira parti/görüş kutuplaşmasının gözlerden kaçırdığı bir nokta var: Hepimiz aynı zeminin üzerinde konuşlanmış durumdayız. Hadi ona "gemi" diyelim. Küpeşteleri çürümeye başlamış bir gemide dümen sağlam olmuş neye yarar? Yelken direği var zıvana yok, rüzgâr olmuş ne fayda?
Muhalefet sağlam ve hakikatli olursa iktidar yozlaşmaz, yahut daha geç yozlaşır. iktidarın yozlaşmaması için anamuhalefet partisinin millete fayda sağlayacak, gerçekliği olan cihetlerle politika yapan bir partiye dönüşmesi gerekir. Ama ondan da önce, bu muhalefetin halk nazarında daha ilk anda yafta yiyen bir partiden sadır olma-ma-sı gerekir. işte, CHP'de meydana gelen son değişiklik, sözünü ettiğimiz bu yaftayı kaldırmaya yönelik.
Bir örnek vereyim. iktidar partisine oy vermiş kişiler, hatta MHP'ye oy verenler bile, HES'ler konusundaki muhalif bakış açılarına kulak tıkıyor. Neden? Bu konudaki duyarlılığı CHP ve CHP'ye oy vermesi muhtemel kişiler geliştiriyor diye. Çünkü şöyle bir "yafta" var CHP'nin üzerinde: "CHP'lilerin HES'lere karşı çıkma gerekçesi doğa sevgisi değildir, başında dindar yahut 'halkın içinden' gelmiş kişilerin olduğu icraatın hepsine çamur atmak istiyorlar, tüm meseleleri budur." Yahut şöyle bir ön kabul: "CHP'liler icraat düşmanıdır. Varsa yoksa Kemalizm, laiklik. Adamların bu ülkenin refaha kavuşması gibi bir dertleri yok."
CHP iÇiN ÇOK YENi BiR ŞEY: HALKI TEMSiL ETMEK
Her önyargıda maalesef gerçek payı bulunur. Nitekim Kılıçdaroğlu'nun "koltuk dışı" bıraktığı isimlerde tecessüm eden klasik CHP zihniyeti, partiyi "Türk bayrağı" gibi, "Anıtkabir" gibi bir "sembol"e dönüştürmekle ilgiliydi. Matruşka bebek gibiydi CHP. Tek özelliği, içinden kendisine benzer tahtadan bir sembol daha çıkarmaktı. O sembollere sığdıramadıkları tavırları ve kitleleri hızla ayrıştırıp aşağı bir pozisyona mahkûm etti bu zihniyet. Yıllarca. Kamusal hayatı anlamları çoktan değişmiş "oklara" göre dizayn etmeye çabaladılar. Çok kültürlülük? "Milliyetçiliğe aykırı." Başörtüsü? "Laikliğe aykırı." Demokrasi? "Cumhuriyetçiliğe aykırı." Siber âlem, Youtu-be? "Devletçiliğe aykırı" sanırım. AK Parti? "O hepsine aykırı zaten... Varlığı hata..." Halk nedir peki, halkın tercihleri? "Halkol-masaydı CHP birinci partiydi."
Şimdi bu zihniyet tasfiye oluyor. Kılıçda-roğlu'nun yaptığı değişimle beraber bu ülkede yaşayan insanlara "öz yurdunda garip, öz vatanına parya" muamelesi yapmayı mümkün ve kabul edilebilir bulan bir siyasi çizgi ve fraksiyon devre dışı kalmış oluyor.
Hangi partiye oy veriyor olursanız olun, bu durum "ülke" için sevindirici bir gelişmedir. Ayrıca, bakmayın siz Önder Sav'ın laflarına. "Cumhuriyet" değil, onu 1930'lu yılların ideolojik bagajına esir edenler tasfiye oluyor. "2010 sürümü var, ona bakalım" diyor Kılıçdaroğlu. Doğru diyor, fakat bu "upgra-de" öyle hemence olacak bir şey değil. CHP'nin devleti temsil etmekten vazgeçip halkı temsil etmeye talip olması ciddi bir şey, yeni bir şey; emek ve zaman gerektirecek.
--spoiler--
--spoiler--
GEÇTiĞiMiZ günlerde yazdığım bir yazıda CHP aleyhine açılacak bir kapatma davasının partiye olağanüstü sıçrama kaydettireceği şakasını yapmış, sözlerimi "Ama her şeyi de Abdurrahman Yalçınkaya'dan beklememek lazım" diye bitirmiştim (27.10.2010). Yalçınkaya'nın CHP'ye sihirli bir dokunuş bahşedeceği içime doğmuş, ama tersinden vehmetmişim. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı-sı'nın tüzük uyarısıyla başlayan süreç, CHP'-nin "eski kafa"larından arınması ve normal bir parti olma yoluna girmesiyle sonuçlandı. Kılıçdaroğlu ve ekibi için çekilecek bazı çileler olduğu muhakkak, fakat oldu işte; hukuk Kılıçdaroğlu'ndan yana, sistemin supabı değil hükümetin başı olmak isteyen partililer Kılıçdaroğlu'ndan yana, zamanın ruhu Kılıçdaroğlu'ndan yana.
Doğrusu ben dahi gelişmelerden memnunum. Çünkü hangi partiye oy verecek olursam olayım, bu ülkenin "iyiliğini" istiyorum. Bu bağlamda iktidar partisinin artılarının artmasını ne kadar istiyorsam, muhalefette olan partilerin artılarının çoğalması da arzu ettiğim bir şey. Zira parti/görüş kutuplaşmasının gözlerden kaçırdığı bir nokta var: Hepimiz aynı zeminin üzerinde konuşlanmış durumdayız. Hadi ona "gemi" diyelim. Küpeşteleri çürümeye başlamış bir gemide dümen sağlam olmuş neye yarar? Yelken direği var zıvana yok, rüzgâr olmuş ne fayda?
Muhalefet sağlam ve hakikatli olursa iktidar yozlaşmaz, yahut daha geç yozlaşır. iktidarın yozlaşmaması için anamuhalefet partisinin millete fayda sağlayacak, gerçekliği olan cihetlerle politika yapan bir partiye dönüşmesi gerekir. Ama ondan da önce, bu muhalefetin halk nazarında daha ilk anda yafta yiyen bir partiden sadır olma-ma-sı gerekir. işte, CHP'de meydana gelen son değişiklik, sözünü ettiğimiz bu yaftayı kaldırmaya yönelik.
Bir örnek vereyim. iktidar partisine oy vermiş kişiler, hatta MHP'ye oy verenler bile, HES'ler konusundaki muhalif bakış açılarına kulak tıkıyor. Neden? Bu konudaki duyarlılığı CHP ve CHP'ye oy vermesi muhtemel kişiler geliştiriyor diye. Çünkü şöyle bir "yafta" var CHP'nin üzerinde: "CHP'lilerin HES'lere karşı çıkma gerekçesi doğa sevgisi değildir, başında dindar yahut 'halkın içinden' gelmiş kişilerin olduğu icraatın hepsine çamur atmak istiyorlar, tüm meseleleri budur." Yahut şöyle bir ön kabul: "CHP'liler icraat düşmanıdır. Varsa yoksa Kemalizm, laiklik. Adamların bu ülkenin refaha kavuşması gibi bir dertleri yok."
CHP iÇiN ÇOK YENi BiR ŞEY: HALKI TEMSiL ETMEK
Her önyargıda maalesef gerçek payı bulunur. Nitekim Kılıçdaroğlu'nun "koltuk dışı" bıraktığı isimlerde tecessüm eden klasik CHP zihniyeti, partiyi "Türk bayrağı" gibi, "Anıtkabir" gibi bir "sembol"e dönüştürmekle ilgiliydi. Matruşka bebek gibiydi CHP. Tek özelliği, içinden kendisine benzer tahtadan bir sembol daha çıkarmaktı. O sembollere sığdıramadıkları tavırları ve kitleleri hızla ayrıştırıp aşağı bir pozisyona mahkûm etti bu zihniyet. Yıllarca. Kamusal hayatı anlamları çoktan değişmiş "oklara" göre dizayn etmeye çabaladılar. Çok kültürlülük? "Milliyetçiliğe aykırı." Başörtüsü? "Laikliğe aykırı." Demokrasi? "Cumhuriyetçiliğe aykırı." Siber âlem, Youtu-be? "Devletçiliğe aykırı" sanırım. AK Parti? "O hepsine aykırı zaten... Varlığı hata..." Halk nedir peki, halkın tercihleri? "Halkol-masaydı CHP birinci partiydi."
Şimdi bu zihniyet tasfiye oluyor. Kılıçda-roğlu'nun yaptığı değişimle beraber bu ülkede yaşayan insanlara "öz yurdunda garip, öz vatanına parya" muamelesi yapmayı mümkün ve kabul edilebilir bulan bir siyasi çizgi ve fraksiyon devre dışı kalmış oluyor.
Hangi partiye oy veriyor olursanız olun, bu durum "ülke" için sevindirici bir gelişmedir. Ayrıca, bakmayın siz Önder Sav'ın laflarına. "Cumhuriyet" değil, onu 1930'lu yılların ideolojik bagajına esir edenler tasfiye oluyor. "2010 sürümü var, ona bakalım" diyor Kılıçdaroğlu. Doğru diyor, fakat bu "upgra-de" öyle hemence olacak bir şey değil. CHP'nin devleti temsil etmekten vazgeçip halkı temsil etmeye talip olması ciddi bir şey, yeni bir şey; emek ve zaman gerektirecek.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
