bugün
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok14
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası40
- simko311
- ofsaytımsı vol 29
- ilham aliyev25
- şabısgoy5
- yazarların askerde sınıflrı ve rütbeleri7
- yüksek enflasyon16
- türkiye de artan okul saldırıları12
- bir şeyler söyle5
- kız rolü yapmak6
- cilt kanseri3
- ufuk beydemir3
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- fon vurgunu6
- türkiye'deki gürcüler3
- rj mitte5
- bravi diyerek italyanım oğlum ben havası2
- genç yaşta ölen ünlüler3
- sözlük kızlarının kombinleri45
- günaydın kuşlarım2
- anın görüntüsü21
- göztepe7
- asansörde konuşmama kuralı4
- kendini türk hisseden arap artığı24
- tarhana2
- bir bar taburesinde yalnız oturmak4
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- sabahları nefret edilen şeyler3
- sözlükteki ilişki skandalı37
- hungary4
- küba'nın petrol sektörünü yabancı yatırıma açması3
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı14
- nervio8
- enerji ve foton uzaylı ırkları3
- gokyuzunun silinen rengi4
- insanların uzaylılar tarafından yaratılması3
- 45 adet kurabiye11
- sözlükte çirkin kız olmaması13
- diamond bosphorus denince akla gelenler39
- filistin57
- dünya büyüklüğünde star wars benzeri gezegen2
- firavun haklıydı12
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri12
- gammaz sözlük kızları15
- hak ettiği değeri görmemiş şarkılar5
- manisalı erkekler8
- uludede'ye sorulacak sorular8
- ikinci dünya savaşına girseydik neler olurdu7
- uludede'nin zebraları giyip yatması8
Türk söz dizimi (sentaks) hakkında söylemiştir:
Türk, konuşurken önce somut şeyi, sonra soyut anlam bildiren kelimeyi söyler. "Ahmet geldi" der, çünkü Ahmet somut varlığı, geldi soyut anlamı ifade eder. Türkün tabiî söz dizimi budur. Bunu ancak heyecan, korku, şaşkınlık gibi haller bozabilir. 1935 (Abdülkadir inan, Atatürk ve Devrik Cümle, Türk Yurdu Dergisi,
Sayı: 286, 1960)
Daha çocukken, dersler, kitaplar arasında yuvarlanırken hissederdim ki bu dilin bir şeye ihtiyacı var. O ihtiyacın ne olduğunu, nasıl elde edileceğini bilmezdim. Fakat mutlaka bir şey lâzım olduğunu duyardım. 1928 (ibrahim Necmi Dilmen, Cumhuriyet gazetesi, 10. 11. 1941)
En iyi müdafaa usulü, taarruzdur. Şu halde dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım; ağacı bir defa silkeleyelim : Görelim, hangi çürükler düşecek; kalan sağlamlar bakalım ne kadardır?
dökülmeyenler, özleri ve arınmışları bulununcaya kadar biraz daha işe yarayabilir; geçici olarak!...
(Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk T. ve D.K.H., s. 64)
Yeni Türkçe kelimeler teklif edebiliriz. Bu yönde ısrarla çalışmalıyız. Fakat, Türk dilinin yapısını zorlamak olmaz. Bu bünye meselesini Türk dilinin olgunlaşma seyrine bırakmalıyız. Birkaç gün
önce Ahmet Cevat Bey'e söyledim : Ketebe, yektübü Arabındır; kâtip, kitap, mektup Türkündür.
(Abdülkadir inan, Atatürk Devrine Ait Bir Hatıra, Türk Kültürü Dergisi, Sayı: 85, 1969, s. 21)
Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın, hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli; konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz. 1938 (Afetinan, Atatürk ve Dil Bayramı, Atatürk'e Saygı, T.D.K. s. 54)
Dil işimizde henüz bir oturmuşluğa varamadık; daha çok ve pek çok çalışmak lâzımdır.
1938 (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 222)
Onları ortaya atmak lâzımdır. Millî zevkimiz hangisinden hoşlanır ve onu kullanırsa, o zaman sözlüğümüze koyalım. (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 213)
Söz konusu tabirler, uluslararası ilim sahasında kolaylıkla ilerlememize mânidir! Fen terimleri o suretle yapılmalı ki, mânaları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin. (Akil Muhtar Özden, Atatürk'e ait Bilinmeyen Hatıralar, Yeni Mecmua, Sayı : 21, 1939)
--spoiler--
Bazı eklemeler de yapmak gerekirse; latin alfabesi, türk fonetik yapısınıa; en uygun alfabedir. Bu alfabe, yapılan araştırmalar sonucu seçilmiştir. Ayrıca, bu alfabeye de, damdan düşer gibi geçilmemiştir. Bir dönem, iki dil de kulanılarak, yeni alfabeye bir geçiş yapılmaya başlanmıştır. Ulu Önder, bizzat kendisi bile, notlarını arap alfabesiyle yazmaya devam etmiş, bu kurala uyan az sayıdaki yöneticiden birisi "ismet inönü" olmuştur.
Türk, konuşurken önce somut şeyi, sonra soyut anlam bildiren kelimeyi söyler. "Ahmet geldi" der, çünkü Ahmet somut varlığı, geldi soyut anlamı ifade eder. Türkün tabiî söz dizimi budur. Bunu ancak heyecan, korku, şaşkınlık gibi haller bozabilir. 1935 (Abdülkadir inan, Atatürk ve Devrik Cümle, Türk Yurdu Dergisi,
Sayı: 286, 1960)
Daha çocukken, dersler, kitaplar arasında yuvarlanırken hissederdim ki bu dilin bir şeye ihtiyacı var. O ihtiyacın ne olduğunu, nasıl elde edileceğini bilmezdim. Fakat mutlaka bir şey lâzım olduğunu duyardım. 1928 (ibrahim Necmi Dilmen, Cumhuriyet gazetesi, 10. 11. 1941)
En iyi müdafaa usulü, taarruzdur. Şu halde dil alanında türemiş yabancılıklara saldıralım; ağacı bir defa silkeleyelim : Görelim, hangi çürükler düşecek; kalan sağlamlar bakalım ne kadardır?
dökülmeyenler, özleri ve arınmışları bulununcaya kadar biraz daha işe yarayabilir; geçici olarak!...
(Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk T. ve D.K.H., s. 64)
Yeni Türkçe kelimeler teklif edebiliriz. Bu yönde ısrarla çalışmalıyız. Fakat, Türk dilinin yapısını zorlamak olmaz. Bu bünye meselesini Türk dilinin olgunlaşma seyrine bırakmalıyız. Birkaç gün
önce Ahmet Cevat Bey'e söyledim : Ketebe, yektübü Arabındır; kâtip, kitap, mektup Türkündür.
(Abdülkadir inan, Atatürk Devrine Ait Bir Hatıra, Türk Kültürü Dergisi, Sayı: 85, 1969, s. 21)
Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın, hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli; konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz. 1938 (Afetinan, Atatürk ve Dil Bayramı, Atatürk'e Saygı, T.D.K. s. 54)
Dil işimizde henüz bir oturmuşluğa varamadık; daha çok ve pek çok çalışmak lâzımdır.
1938 (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 222)
Onları ortaya atmak lâzımdır. Millî zevkimiz hangisinden hoşlanır ve onu kullanırsa, o zaman sözlüğümüze koyalım. (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 213)
Söz konusu tabirler, uluslararası ilim sahasında kolaylıkla ilerlememize mânidir! Fen terimleri o suretle yapılmalı ki, mânaları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin. (Akil Muhtar Özden, Atatürk'e ait Bilinmeyen Hatıralar, Yeni Mecmua, Sayı : 21, 1939)
--spoiler--
Bazı eklemeler de yapmak gerekirse; latin alfabesi, türk fonetik yapısınıa; en uygun alfabedir. Bu alfabe, yapılan araştırmalar sonucu seçilmiştir. Ayrıca, bu alfabeye de, damdan düşer gibi geçilmemiştir. Bir dönem, iki dil de kulanılarak, yeni alfabeye bir geçiş yapılmaya başlanmıştır. Ulu Önder, bizzat kendisi bile, notlarını arap alfabesiyle yazmaya devam etmiş, bu kurala uyan az sayıdaki yöneticiden birisi "ismet inönü" olmuştur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar