bugün
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın25
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- ankara allah'ın belası bir yerdir4
- rafael leao5
- wada 35 yaşında4
- gammazların dönüşü3
- bir erkeğin en mutlu olduğu an5
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- uğurcan'ın konya'ya kroşesi tabii ki kırmızı yok3
- melike şahin'in çocuğuna ali robin ismi koyması3
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar2
- sabah akşam ayak muhabbeti yapan sözlük4
- sen neredesin3
- akp'li yayman'ın fon krizi açıklaması4
- humbaracı ismed bin gürbüz paşa6
- teomancalmasur23
- dinde sigorta3
- gina marano2
- psikolog2
- borsa 10 000 lere gidebilir mi6
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- sizin taptıklarınız ayağımın altındadır diyen kız4
- ekşi sözlük vs inci sözlük vs uludağ sözlük2
- konya3
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- necati arabacının 1 yıldır cezaevinde tutulması3
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan5
- savcı sayan3
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- el chadaille bitshiabu3
- türkiye9
- ismet vel frenk ibni kasım el italyani4
- müezzinzade ismed vel yüksek volumevi3
- portakal soyulur mu2
- noodle4
- herzevekil11
- nervio14
- nervio nerede4
- ayaklarıyla yürüyen kız3
- ismetin ciddi sıkıntıları olması9
- araba2
- türk solu16
- istanbul11
- bileklik2
- cumhuriyet halk partisi3
- gaziantep2
- diyarbakır2
- van2
- erzurum2
bütün siyasetçiler az ya da çok makyavelisttir. öncelikle bunu kabul etmek gerekir.
saniyen, makyavel'i sadece "amaca giden yolda herşey mübahtır" retoriği ile kabul etmek, kendisinin fikirlerine ve etkilediği kitleleri küçümsemektir. örneğin, en bilindik eseri hükümdar*, kaybettiği iktidarı yeniden ele geçirmeye çalışan bir politikacının siyasi erkleri ele geçirme yöntemlerinden, bir prensin halkına a'dan z'ye iktidarı güvenli bir şekilde elinde tutmak amacıyla nasıl davranması gerektiğini öğütler. bu bağlamda yazdığı eserleri çoğunlukla el kitabı* niteliğindedir ve kendisinden etkileneceklere tavsiyedir. rönesans dönemi hümanizm akımı sonrasında geliştirdiği bu cüretkar ideoloji ile makyavel çok tepki çekmiştir, lakin benim gözümde kendisi modern politikanın babası olmakla birlikte hobbes ile birlikte en dürüst isimlerindendir.
türk siyaseti de elbette bu akımdan etkilenmiştir. iktidarı ele geçirmeye yönelik bütün girişimler eğer bunu bir akıma bağlayacaksak makyavelisttir. örneğin ittihad terakki ortaya çıkışından milli mücadeleye kadar müthiş bir makyavelistlik sergilemiştir. camilerde "verdirilen" fetvalardan, dış ilişkilere bütün tutumları devletin kurtuluşunu teminat altına almak içindir. burada sorgulanacak nokta da yapılan icraatların kime yaradığıdır. bugünkü siyaset ile ittihad terakki siyaseti arasında büyük farklar vardır. o günlerdeki siyasetteki makyavelistlik tamamen devleti ve milleti kurtarma amacı taşıyordu. bugünkünü sorgulatmaya pek de lüzum yok aslında. iktidarın hizmet ettiği kitlenin sorgusu düğümü çözecektir.
bağlantıyı faucault'nun iktidar kavramı ile kuralım:
"iktidar somut olarak her bireyin elinde bulundurduğu ve bir iktidar, bir siyasal hükümranlık oluşturmak için devredebilecek olduğu şeydir. iktidar, kendi örgütlenmelerini kendi oluşturan, güç ilişkilerini dönüştüren, güçlendiren ya da tersine çeviren bir süreç ve bu güç ilişkilerini etkili kılan stratejiler olarak anlaşılmalıdır. iktidar ilişkileri hem amaçsaldır, hem de öznel değildirler. amaç ve hedef olmaksızın işletilen iktidar yoktur, iktidarın akılsallığını niteleyen taktiklerdir."
görüldüğü üzre, iktidarın temelinde yatan bir amaç bir de özne olmalıdır. şu halde modern türk siyaset anlayışı -ki bunu jakoben algının devamı olarak ittihad terakki zihniyeti ve ilk dönem cumhuriyet politikalarında görebiliriz, amaç olarak devletin bağımsızlık, üniterlik ve bütünlüğünü özne olarak ulusunu alır. atatürk de bu şekilde sıyrılan bir lider olarak koyduğu programıyla, icraatlarıyla makyavelistliği son derece iyi özümsemiş bir önderdir.
(bkz: atatürk ün makyavelist olması)
bununla birlikte makyavelistlere göre, hukuk ve ahlak devlet için vardır ve en önemli ve temel amaç devleti yaşatmak ve gücünü devamlı olarak artırmaktır. bu bağlamda makyavel, bodin, hobbes ve başka bazı düşünürler merkezi devlet düşüncesine karşılık, dönemlerinde kiliseye karşı laik devleti savundukları söylenebilir. tanrı kavramını sisteminin içine sokmak konusunda çabası yoktur. lakin ona göre yöneticilerin dindar gözükmesi kitleleri mutlu eder. ve bu nedenle önerilir. onun asıl ilgisini siyasi iktidar ve onun nasıl elde edileceği, elde tutulacağı ve kullanılacağı çekmektedir.
burada sorgulanacak bir diğer nokta makyavelistlikte doz aşımı yani diktatörlüklerdir. şahsen italyan düşünür makyavel'in fikirlerinin 400 yıl sonra, bir kurtuluş ideolojisi olarak italyan faşizminde yer bulmasını tesadüf olarak görmüyorum. irdelendiği takdirde faşizm kuramlarının makyavel düşünceleriyle uyumu dikkat çekecektir. merak edenler için, faşizmin doktriner babası sayılan şu ismi önerebilirim -> (bkz: giovanni gentile)
saniyen, makyavel'i sadece "amaca giden yolda herşey mübahtır" retoriği ile kabul etmek, kendisinin fikirlerine ve etkilediği kitleleri küçümsemektir. örneğin, en bilindik eseri hükümdar*, kaybettiği iktidarı yeniden ele geçirmeye çalışan bir politikacının siyasi erkleri ele geçirme yöntemlerinden, bir prensin halkına a'dan z'ye iktidarı güvenli bir şekilde elinde tutmak amacıyla nasıl davranması gerektiğini öğütler. bu bağlamda yazdığı eserleri çoğunlukla el kitabı* niteliğindedir ve kendisinden etkileneceklere tavsiyedir. rönesans dönemi hümanizm akımı sonrasında geliştirdiği bu cüretkar ideoloji ile makyavel çok tepki çekmiştir, lakin benim gözümde kendisi modern politikanın babası olmakla birlikte hobbes ile birlikte en dürüst isimlerindendir.
türk siyaseti de elbette bu akımdan etkilenmiştir. iktidarı ele geçirmeye yönelik bütün girişimler eğer bunu bir akıma bağlayacaksak makyavelisttir. örneğin ittihad terakki ortaya çıkışından milli mücadeleye kadar müthiş bir makyavelistlik sergilemiştir. camilerde "verdirilen" fetvalardan, dış ilişkilere bütün tutumları devletin kurtuluşunu teminat altına almak içindir. burada sorgulanacak nokta da yapılan icraatların kime yaradığıdır. bugünkü siyaset ile ittihad terakki siyaseti arasında büyük farklar vardır. o günlerdeki siyasetteki makyavelistlik tamamen devleti ve milleti kurtarma amacı taşıyordu. bugünkünü sorgulatmaya pek de lüzum yok aslında. iktidarın hizmet ettiği kitlenin sorgusu düğümü çözecektir.
bağlantıyı faucault'nun iktidar kavramı ile kuralım:
"iktidar somut olarak her bireyin elinde bulundurduğu ve bir iktidar, bir siyasal hükümranlık oluşturmak için devredebilecek olduğu şeydir. iktidar, kendi örgütlenmelerini kendi oluşturan, güç ilişkilerini dönüştüren, güçlendiren ya da tersine çeviren bir süreç ve bu güç ilişkilerini etkili kılan stratejiler olarak anlaşılmalıdır. iktidar ilişkileri hem amaçsaldır, hem de öznel değildirler. amaç ve hedef olmaksızın işletilen iktidar yoktur, iktidarın akılsallığını niteleyen taktiklerdir."
görüldüğü üzre, iktidarın temelinde yatan bir amaç bir de özne olmalıdır. şu halde modern türk siyaset anlayışı -ki bunu jakoben algının devamı olarak ittihad terakki zihniyeti ve ilk dönem cumhuriyet politikalarında görebiliriz, amaç olarak devletin bağımsızlık, üniterlik ve bütünlüğünü özne olarak ulusunu alır. atatürk de bu şekilde sıyrılan bir lider olarak koyduğu programıyla, icraatlarıyla makyavelistliği son derece iyi özümsemiş bir önderdir.
(bkz: atatürk ün makyavelist olması)
bununla birlikte makyavelistlere göre, hukuk ve ahlak devlet için vardır ve en önemli ve temel amaç devleti yaşatmak ve gücünü devamlı olarak artırmaktır. bu bağlamda makyavel, bodin, hobbes ve başka bazı düşünürler merkezi devlet düşüncesine karşılık, dönemlerinde kiliseye karşı laik devleti savundukları söylenebilir. tanrı kavramını sisteminin içine sokmak konusunda çabası yoktur. lakin ona göre yöneticilerin dindar gözükmesi kitleleri mutlu eder. ve bu nedenle önerilir. onun asıl ilgisini siyasi iktidar ve onun nasıl elde edileceği, elde tutulacağı ve kullanılacağı çekmektedir.
burada sorgulanacak bir diğer nokta makyavelistlikte doz aşımı yani diktatörlüklerdir. şahsen italyan düşünür makyavel'in fikirlerinin 400 yıl sonra, bir kurtuluş ideolojisi olarak italyan faşizminde yer bulmasını tesadüf olarak görmüyorum. irdelendiği takdirde faşizm kuramlarının makyavel düşünceleriyle uyumu dikkat çekecektir. merak edenler için, faşizmin doktriner babası sayılan şu ismi önerebilirim -> (bkz: giovanni gentile)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar