bugün
- mamudo gurban niye doğdun8
- en son neye çok üzüldünüz5
- gocu31
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- başkent istanbul olsun11
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- truelaşmak5
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- insanların sizden uzak durması5
- mansur yavaş5
- bir kadınla erkek arkadaş olamaz4
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi3
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
- zihnin yaptığı absürt checkpointler2
- sözlükteki karanlık kişiler6
- çok sıkıcı adamlarsınız lan2
- feministlerin cevaplayamadığı soru2
- ekrem imamoğlu5
- ameliyata girmeden tarayıcı geçmişini silmek4
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği3
- batı piçtir piç kalacaktır4
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- uludağ itiraf12
- özel sektörün acımasız olması4
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- husiler yüzünden gemilerin 15 gün gecikmesi10
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler4
- recep tayyip erdoğan4
- içişleri'nin 36 ildeki operasyonu 826 şüpheli2
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- yağmurlu havaları seven insan6
- asrın soygunu11
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- queen ravennanın cinleri2
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- gocu'yu özlemek2
- iş yerindeki orospu çocukları6
- true nickli yazar22
- sokrates in savunması2
- mora katliamı4
- silah otomobil maden elektrigimizi kestiriyor2
- claudian clouds44
- penisiyle entry giren yazar2
- tai lung vs gocu22
- sözlükte herkesin birbirini tehdit etmesi2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- cimere şikayet eden yazar tipi3
- bir ilişkinin bitmesi2
- günün sözü13
3 gün sonra olacağım ve korkudan dizlerimi titreten ameliyattır. Deviasyon ve neticesinde oluşmuş çatı eğriliğinin yanı sıra, ameliyatlık olup olmadığına doktorun da emin olamadığı bir sinüzit probleminin eklenmesiyle beraber yaklaşık 3 saat süreceğini sanıyorum. Ha bir de estetik var tabii. En acısı burnumun insanların yüzde doksanı, ve hatta doktor tarafından bile "çok güzel" olarak değerlendirilmesi. Kaderime isyan ediyorum; ama elden ne gelir. Nefes almak ve korkunç baş ağrılarından kurtulmak adına girdik bakalım bir yola.
Ameliyatımı bir profesör yapacak ve iddiasına göre burun ucumun hafif kaldrılması ve eğriliğin düzeltilmesi dışında da bir değişiklik olmayacak.
Şimdi gelelim bana:
Efendim iğne olmak şöyle dursun, kan bile aldıramayan bir kişi için fazla zor bir operasyon sanırım bu olacağım. Sözlüklerde, forumlarda daha önce bu ameliyatı olmuş olanları okudukça fenalıklar geçiriyorum; midem ağzıma geliyor. Bu durumu doktora da anlatmaya çalıştım; ancak kendisi pis pis sırıtmakla yetindi, "Her deviasyonlu bu ameliyatı tadacaktır, nihahah!" iç sesiyle. Sonra baktı çok fenayım; tertemiz uyuyup, tertemiz uyanacaksın gibi bir ifadeyle içimi ferahlatmaya çalıştı. Bir de daha ileri giderek iki gün sonra işe gidebileceksin falan dedi.
Bakalım, göreceğiz neler olacağını...
Hem ibret, hem de yol gösterici olması açısından ameliyat sonrası tüm yaşadıklarımı da paylaşacağım sevgili sözlükseverler.
(bkz: Ameliyata kadar gittim geleceğim)
0. gün: Ameliyatımı yarın olacağım. Şu an tam anlamıyla üç buçuk atmaktayım. Saat bir sularında olacak ameliyat için 10.00'da hastanede olmalıymışım. Anestezi için gereki kan tahlilleri falan yapılacak. Kaç dakika ağlayabileceğimi hesaplıyorum kan alınmadan önce.
1. gün: Doktorum saat 13.00'da başlayacağını söylediği operasyon için saat 10.00'da hastaneye gittik. Odaya girer girmez iri yapılı bir erkek hemşire benden kan almak için geldi. Ben de zaten fobim olduğu için, daha çok erken falan dedim; yan odadaki hastaya bakıp geleyim o zaman dedi. Neyse sonra baktılar ki ben iflah olmayacağım; anestezi doktorunu çağırdılar. Kendisiyle bir süre karşılıklı ağlaştıktan sonra, beni yatağa zorla yatırmak suretiyle kan aldılar ve çok münasebetsiz bir yerden (bilek) damar yolu açtılar. Neyse bunlar çıktı gitti, ben ağla ağla kendime gelemedim; bu sefer de sakinleştirici yapacağız dşye geri geldiler. istemedim, gittiler neyse. Sonra 11.00 sularında doktorum hastaneyi aramış ve 13.00 yerine 15.00'a geleceğini söylemiş. Ben tabii yıkıldım. Bir yandan açlık susuzluk, bir yandan korku; bir de o aptal damar yolunun verdiği acı. Neyse doktorum geldi, ben ağlak ağlak bakınıyorum etrafa. Ona çok korktuğumu ve beni ameliyathaneye gitmeden önce bayıltmalarını istediğimi söyledim. Kendisi sağolsun, beni teselli etti: "Korkma, ben orada olacağım." diyerek. Epey avundum.* Tüm tetkikler tamamlandı ve bana ameliyat kıyafetini giydirip sedyeye aldılar ve orada damardan bir ilaç verdiler. Bıraksam uyuyacağım; ama korku ağır basıyor. Çığlık çığlığa girdim ameliyathaneye. Çok çırpındığım için ameliyat masasına geçerken bir tehlike atlattım, düşüyordum; zor tuttular. Sonra yine sevimli doktorum "Aaaaa Pucca, sen neden korkuyorsun bakayım;? Bak, ben buradayım işte!" dedi ve bayıldım o an. Ameliyattan çıkışta hatırladığım ilk şey aşırı üşüdüğüm; öyle ki dişlerim birbirine çarpıyor. Neyse yavaştan kendime geldim. Gerçekten de doktorumun söylediği gibi hiç ağrım olmadı, ameliyattan sonra ağrı kesici istemedim. Yalnız burnumda tampon olmamasına rağmen, uzunce pamuk parçaları koymuş doktor. Nefes alamıyorum, yutkunamıyorum. Yutkundukça burnumdan gluk gluk ses geliyor. Burun ameliyatı olanların anlattığı gibi öyle kan falan da kusmadım. Korktuğumdan kolay oldu yani. Yalnız çok susamıştım ve açtım; lakin yutkunamadığım için birkaç kaşık su dışında bir şey içemedim; ha biraz da çorba içmiştim. Neyse o gecenin sabahını getirmek biraz zor oldu; ama öyle çok da korkunç değil. Bu arada odadakilere "Yüzüm nasıl, canavar gibi miyim, morluk-şişlik ne durumda?" diye onlarca kez sordum. Doktorun söylediğine göre burnum güzelmiş, pek bir değişiklik yokmuş önceki haline göre. Benim gibi teni çabucak moraran biri için hiç morluğumun olmaması da mucize. Yalnızca şişliğim vardı, en çok da dudaklarımda. Bir de burnumun altına yapıştırdıkları gazlı beze pembe bir kan akıyordu.
2. gün: Sabahı çok zor gelen bir gece; yorgunluk, uykusuzluk, açlık ve susuzluk dışında bir sorunum yoktu. Hastaneden çıkmak için doktorumu bekledim ve hiçbir şey yiyememdim. Neyse doktorum geldi, pamukçukları çekti ve burnumdan bir dünya kan boşaldı. Bir saat devam eder dedi; ama azalarak 3-4 saat kanadı. Bu arada eve geldik. Kanama durdu ve bir baktım, iki burun deliğimden de nefes alabiliyorum; hayatımda yaşamadığım entaresan bir histi, oksijenden genzim yandı, bir süre alışamadım. Sonra gece mışıl mışıl uyudum; ancak gelin görün ki yüzüm bir balon gibi şişti; bu da moralimi bozdu. Gözlerimi açamadım bir ara; ama çabuk indi.
3. gün: Daha rahat geçen bir gün oldu. En büyük problemim ise evde sıkılmak ve yemek yiyememekti. Lokmaları çok küçük almak ve çiğnemeden yutmak zorundaydım. Akşam pilav yiyeyim dedim; ama çiğneme hareketi yüzünden burnum kanadı. Ben de yemeğe tövbe ettim. Akşama doğru inen şişlerim yine arttı; ancak önceki gün kadar kötü değildi. Bu arada okyanus suyu ve basit bir ağrı kesici-ödem giderici kullandım.
4. gün: Daha iyiyim, daha rahat konuşuyorum; ödem yanak ve çeneme indi; çok tuhaf bir his. Bir de burnum hep ıslak gibi. ama bu uzun entry'yi yazacak kadar da iyiyim.* Haftaya Salı günü alçım çıkacak, 4 gün daha katlanacağım alçıya; ancak rahatsızlık vermeye başladı biraz, burnum kaşınıyor. Bir de ameliyat olduğum günden beri aynaya bakamıyorum; sanki yaratık gibi geliyorum kendime. Ama herkes hiç de kötü görünmediğimi söylüyor.
5. gün: Nispeten şişliklerin inmiş durumdaydı. Benim gibi tempolu bir şekilde çalışmaya alışmış biri için, tüm günü televizyona bakarak geçirmek çok zor oldu. Arada gözüm seyirdi. Bir de ilk defa dışarı çıktım. Görüntüme rağmen gittim bir kahve içtim dışarıda.
6. gün: Şişliklerim beni rahatsız etmeyecek kadar azalmış durumda. Yalnız dün gece rüyamda gülmüşüm, epey canım yandı. Onun dışında bu kadar dik bir şekilde de yatmaktan bezdim artık. Kitap okudum, film izledim falan; ev aktivitelerine devam ettim yani. Bu arada burnumun ucunda kanama zamanından kalan kocaman bir pıhtı var. arada oksijenli su kullanarak onu temizlemeye çalışıyorum.
Ameliyatımı bir profesör yapacak ve iddiasına göre burun ucumun hafif kaldrılması ve eğriliğin düzeltilmesi dışında da bir değişiklik olmayacak.
Şimdi gelelim bana:
Efendim iğne olmak şöyle dursun, kan bile aldıramayan bir kişi için fazla zor bir operasyon sanırım bu olacağım. Sözlüklerde, forumlarda daha önce bu ameliyatı olmuş olanları okudukça fenalıklar geçiriyorum; midem ağzıma geliyor. Bu durumu doktora da anlatmaya çalıştım; ancak kendisi pis pis sırıtmakla yetindi, "Her deviasyonlu bu ameliyatı tadacaktır, nihahah!" iç sesiyle. Sonra baktı çok fenayım; tertemiz uyuyup, tertemiz uyanacaksın gibi bir ifadeyle içimi ferahlatmaya çalıştı. Bir de daha ileri giderek iki gün sonra işe gidebileceksin falan dedi.
Bakalım, göreceğiz neler olacağını...
Hem ibret, hem de yol gösterici olması açısından ameliyat sonrası tüm yaşadıklarımı da paylaşacağım sevgili sözlükseverler.
(bkz: Ameliyata kadar gittim geleceğim)
0. gün: Ameliyatımı yarın olacağım. Şu an tam anlamıyla üç buçuk atmaktayım. Saat bir sularında olacak ameliyat için 10.00'da hastanede olmalıymışım. Anestezi için gereki kan tahlilleri falan yapılacak. Kaç dakika ağlayabileceğimi hesaplıyorum kan alınmadan önce.
1. gün: Doktorum saat 13.00'da başlayacağını söylediği operasyon için saat 10.00'da hastaneye gittik. Odaya girer girmez iri yapılı bir erkek hemşire benden kan almak için geldi. Ben de zaten fobim olduğu için, daha çok erken falan dedim; yan odadaki hastaya bakıp geleyim o zaman dedi. Neyse sonra baktılar ki ben iflah olmayacağım; anestezi doktorunu çağırdılar. Kendisiyle bir süre karşılıklı ağlaştıktan sonra, beni yatağa zorla yatırmak suretiyle kan aldılar ve çok münasebetsiz bir yerden (bilek) damar yolu açtılar. Neyse bunlar çıktı gitti, ben ağla ağla kendime gelemedim; bu sefer de sakinleştirici yapacağız dşye geri geldiler. istemedim, gittiler neyse. Sonra 11.00 sularında doktorum hastaneyi aramış ve 13.00 yerine 15.00'a geleceğini söylemiş. Ben tabii yıkıldım. Bir yandan açlık susuzluk, bir yandan korku; bir de o aptal damar yolunun verdiği acı. Neyse doktorum geldi, ben ağlak ağlak bakınıyorum etrafa. Ona çok korktuğumu ve beni ameliyathaneye gitmeden önce bayıltmalarını istediğimi söyledim. Kendisi sağolsun, beni teselli etti: "Korkma, ben orada olacağım." diyerek. Epey avundum.* Tüm tetkikler tamamlandı ve bana ameliyat kıyafetini giydirip sedyeye aldılar ve orada damardan bir ilaç verdiler. Bıraksam uyuyacağım; ama korku ağır basıyor. Çığlık çığlığa girdim ameliyathaneye. Çok çırpındığım için ameliyat masasına geçerken bir tehlike atlattım, düşüyordum; zor tuttular. Sonra yine sevimli doktorum "Aaaaa Pucca, sen neden korkuyorsun bakayım;? Bak, ben buradayım işte!" dedi ve bayıldım o an. Ameliyattan çıkışta hatırladığım ilk şey aşırı üşüdüğüm; öyle ki dişlerim birbirine çarpıyor. Neyse yavaştan kendime geldim. Gerçekten de doktorumun söylediği gibi hiç ağrım olmadı, ameliyattan sonra ağrı kesici istemedim. Yalnız burnumda tampon olmamasına rağmen, uzunce pamuk parçaları koymuş doktor. Nefes alamıyorum, yutkunamıyorum. Yutkundukça burnumdan gluk gluk ses geliyor. Burun ameliyatı olanların anlattığı gibi öyle kan falan da kusmadım. Korktuğumdan kolay oldu yani. Yalnız çok susamıştım ve açtım; lakin yutkunamadığım için birkaç kaşık su dışında bir şey içemedim; ha biraz da çorba içmiştim. Neyse o gecenin sabahını getirmek biraz zor oldu; ama öyle çok da korkunç değil. Bu arada odadakilere "Yüzüm nasıl, canavar gibi miyim, morluk-şişlik ne durumda?" diye onlarca kez sordum. Doktorun söylediğine göre burnum güzelmiş, pek bir değişiklik yokmuş önceki haline göre. Benim gibi teni çabucak moraran biri için hiç morluğumun olmaması da mucize. Yalnızca şişliğim vardı, en çok da dudaklarımda. Bir de burnumun altına yapıştırdıkları gazlı beze pembe bir kan akıyordu.
2. gün: Sabahı çok zor gelen bir gece; yorgunluk, uykusuzluk, açlık ve susuzluk dışında bir sorunum yoktu. Hastaneden çıkmak için doktorumu bekledim ve hiçbir şey yiyememdim. Neyse doktorum geldi, pamukçukları çekti ve burnumdan bir dünya kan boşaldı. Bir saat devam eder dedi; ama azalarak 3-4 saat kanadı. Bu arada eve geldik. Kanama durdu ve bir baktım, iki burun deliğimden de nefes alabiliyorum; hayatımda yaşamadığım entaresan bir histi, oksijenden genzim yandı, bir süre alışamadım. Sonra gece mışıl mışıl uyudum; ancak gelin görün ki yüzüm bir balon gibi şişti; bu da moralimi bozdu. Gözlerimi açamadım bir ara; ama çabuk indi.
3. gün: Daha rahat geçen bir gün oldu. En büyük problemim ise evde sıkılmak ve yemek yiyememekti. Lokmaları çok küçük almak ve çiğnemeden yutmak zorundaydım. Akşam pilav yiyeyim dedim; ama çiğneme hareketi yüzünden burnum kanadı. Ben de yemeğe tövbe ettim. Akşama doğru inen şişlerim yine arttı; ancak önceki gün kadar kötü değildi. Bu arada okyanus suyu ve basit bir ağrı kesici-ödem giderici kullandım.
4. gün: Daha iyiyim, daha rahat konuşuyorum; ödem yanak ve çeneme indi; çok tuhaf bir his. Bir de burnum hep ıslak gibi. ama bu uzun entry'yi yazacak kadar da iyiyim.* Haftaya Salı günü alçım çıkacak, 4 gün daha katlanacağım alçıya; ancak rahatsızlık vermeye başladı biraz, burnum kaşınıyor. Bir de ameliyat olduğum günden beri aynaya bakamıyorum; sanki yaratık gibi geliyorum kendime. Ama herkes hiç de kötü görünmediğimi söylüyor.
5. gün: Nispeten şişliklerin inmiş durumdaydı. Benim gibi tempolu bir şekilde çalışmaya alışmış biri için, tüm günü televizyona bakarak geçirmek çok zor oldu. Arada gözüm seyirdi. Bir de ilk defa dışarı çıktım. Görüntüme rağmen gittim bir kahve içtim dışarıda.
6. gün: Şişliklerim beni rahatsız etmeyecek kadar azalmış durumda. Yalnız dün gece rüyamda gülmüşüm, epey canım yandı. Onun dışında bu kadar dik bir şekilde de yatmaktan bezdim artık. Kitap okudum, film izledim falan; ev aktivitelerine devam ettim yani. Bu arada burnumun ucunda kanama zamanından kalan kocaman bir pıhtı var. arada oksijenli su kullanarak onu temizlemeye çalışıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar