bugün
- amerika birleşik devletleri27
- dünya27
- mustafa kemal atatürk10
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- norveç5
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı20
- sözlüğün en güzel kadını11
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- taş gibi kalçası olan kadın6
- türk rock grupları7
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli8
- orospu çocuğu abdullah öcalan8
- fransa4
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- isveç3
- ecevit denince akla gelen şeyler25
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek6
- hewal ebo12
- evanjelist8
- çiğdem çiçek2
- hava durumu4
- danimarka3
- cuma gecesi evde oturan ezik tip2
- walking tour adı altında göt meme çekmek2
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- flörte emmioğlu napıyon demek2
- belçika2
- allah bize salat etti5
- kendini tüm insanlardan üstün tutan ateist2
- apo'ya küfür etsek ceza alır mıyız3
- ateizm2
- iltica beyin nihavent bey olması2
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta6
- en güzel diller2
- italya2
- aylık 138 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- dikili bir ağacının olmaması6
- pkk vs hamas çatışmalarında ölenler2
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- kurtlar vadisi'nin abidin'i cnn türk te2
- brezilya3
- simko314
- diamond bey birader nerede sorusu3
- arnavutluk2
- body positivism2
- yunanistan3
- nick vermeden bir yazara seslen7
- portekiz2
- feto4
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
yeni bir yazar hoş gelmiş. mutluluk veren bir tesadüfü de beraberinde getirmiş kişidir.
insan ilkokul öğretmenini unutmaz asla. ben ilkokul öğretmenimle birlikte ilkokuldaki beden eğitimi öğretmenimi de unutmuyorum hiç.
15-20 sene öncesi. ilkokulu bitirme arifesindeyiz.
varoş bir mahallede sıradan bir ilkokula gidiyorum, hatice salih okulun adı. -o zamanlar daha 8 yıllık eğitim yürürlükte değil-
bütün derslere sınıf öğretmeni giriyor okulda, bi tek din dersi hariç. sınıf öğretmeninin anamız babamız gibi olduğu dönemler işte. fındık, süt gibi devlet eşantiyonları sık sık ceplerimizde kendine yer buluyor.
bu dönemlerde müstakil bir ders öğretmeni olarak beden eğitimi öğretmeni geliyor okula ilk kez.
yakışıklı, sıcak,neşeli ve bilgili bir adam.
turgut anşin.
zeki ve iletişimi güçlü bir öğrenci olarak hemen gözüne giriyorum hocanın.
voleybol takımı, atletizim takımı hatta halk oyunları...futbola yeteneğim olsa oraya da dahil edecek beni. alıp yürüyorum. maddi konjoktür el verse kayak olayına bile gireceğiz, o derece yani...
trafik kontrolörü bile olmuştum hoca sayesinde. eski evrakları kurcalarken kontrolör kartına geçenlerde rastladım duruyor hala, insan trafik polisi gibi hisseder mi bu kart sayesinde. ediyor o zamanlar işte.
kısacası spora dair bildiğim, yaşadığım ne varsa büyük pay onun sayesinde başlıyor.
hafta sonları "bursanın ufak tefek taşları" şarkısı eşliğinde halk oyunları oynuyoruz, oynamaya çalışıyoruz. olmayınca bir kaç hafta sonra bırakıyoruz-şimdi oldukça garip geliyor halk oyunu-
beyaz mazda bir arabası var hocanın, plakası 06. bir gün soruyorum;
- hocam ankaralı mısınız? plaka 06?
--yok bingöllüyüm, bingöl plaka dikkat çekmesin diye 06 aldım.
o zaman daha bilmiyoruz bingöl plaka bir aracın neden olumsuzluk arz edeceğini, memleketin politik çarpıklıklarına dair kirlenmemiş bünyemiz, harddisk pırıl pırıl daha-
neyse ilkokulu bitiriyoruz, ali kemal diye bir arkadaşım var. ilkokul dönemi kankam. o da halk oyunları dahil bütün sporlarda benimle beraber iştigal ediyor hatta o futbolda da var.
bayram oluyor, aynı sokakta oturuyoruz ayrıca.
diyorum ki;
-aga turgut hoca'ya gidelim mi?
--gidelim aga...
telefon falan buluyoruz evi, yıldırımda biryerlerde oturuyor hayalmeyal hafızamda. baklava neyin yiyoruz muhabbet gırla (bi hoca 6. sınıf öğrencisi ile ne muhabbet edecekse artık)kalk
orda hocanın iki güzel kızını görüyoruz, ali kemalle ikimizin içinde "kaç yaşındalar acaba, kaça gidiyorlar" diye bir merak uyanıyor ergen romantikliği ile...
çok geçmeden hayat herkesi farklı yerlere savuruyor. hoca ile bağımız bu bayram ziyareti ile son buluyor.
yıllar sonra sözlükte bir tesadüf eseri adını soy adını öğreniyorum bu yazarın. ve soruyorum
--"turgut anşin'i tanır mısın" diye
--"babam olur kendisi" cevabı derinden şaşırtıyor ben anlıyorum ki o bayram günü gördüğümüz iki güzel kızdan birisiymiş o...
bizim meslekte sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor "bahriye küçük kucak büyük"
gerçekten de dünya son derece küçük.
insan ilkokul öğretmenini unutmaz asla. ben ilkokul öğretmenimle birlikte ilkokuldaki beden eğitimi öğretmenimi de unutmuyorum hiç.
15-20 sene öncesi. ilkokulu bitirme arifesindeyiz.
varoş bir mahallede sıradan bir ilkokula gidiyorum, hatice salih okulun adı. -o zamanlar daha 8 yıllık eğitim yürürlükte değil-
bütün derslere sınıf öğretmeni giriyor okulda, bi tek din dersi hariç. sınıf öğretmeninin anamız babamız gibi olduğu dönemler işte. fındık, süt gibi devlet eşantiyonları sık sık ceplerimizde kendine yer buluyor.
bu dönemlerde müstakil bir ders öğretmeni olarak beden eğitimi öğretmeni geliyor okula ilk kez.
yakışıklı, sıcak,neşeli ve bilgili bir adam.
turgut anşin.
zeki ve iletişimi güçlü bir öğrenci olarak hemen gözüne giriyorum hocanın.
voleybol takımı, atletizim takımı hatta halk oyunları...futbola yeteneğim olsa oraya da dahil edecek beni. alıp yürüyorum. maddi konjoktür el verse kayak olayına bile gireceğiz, o derece yani...
trafik kontrolörü bile olmuştum hoca sayesinde. eski evrakları kurcalarken kontrolör kartına geçenlerde rastladım duruyor hala, insan trafik polisi gibi hisseder mi bu kart sayesinde. ediyor o zamanlar işte.
kısacası spora dair bildiğim, yaşadığım ne varsa büyük pay onun sayesinde başlıyor.
hafta sonları "bursanın ufak tefek taşları" şarkısı eşliğinde halk oyunları oynuyoruz, oynamaya çalışıyoruz. olmayınca bir kaç hafta sonra bırakıyoruz-şimdi oldukça garip geliyor halk oyunu-
beyaz mazda bir arabası var hocanın, plakası 06. bir gün soruyorum;
- hocam ankaralı mısınız? plaka 06?
--yok bingöllüyüm, bingöl plaka dikkat çekmesin diye 06 aldım.
o zaman daha bilmiyoruz bingöl plaka bir aracın neden olumsuzluk arz edeceğini, memleketin politik çarpıklıklarına dair kirlenmemiş bünyemiz, harddisk pırıl pırıl daha-
neyse ilkokulu bitiriyoruz, ali kemal diye bir arkadaşım var. ilkokul dönemi kankam. o da halk oyunları dahil bütün sporlarda benimle beraber iştigal ediyor hatta o futbolda da var.
bayram oluyor, aynı sokakta oturuyoruz ayrıca.
diyorum ki;
-aga turgut hoca'ya gidelim mi?
--gidelim aga...
telefon falan buluyoruz evi, yıldırımda biryerlerde oturuyor hayalmeyal hafızamda. baklava neyin yiyoruz muhabbet gırla (bi hoca 6. sınıf öğrencisi ile ne muhabbet edecekse artık)kalk
orda hocanın iki güzel kızını görüyoruz, ali kemalle ikimizin içinde "kaç yaşındalar acaba, kaça gidiyorlar" diye bir merak uyanıyor ergen romantikliği ile...
çok geçmeden hayat herkesi farklı yerlere savuruyor. hoca ile bağımız bu bayram ziyareti ile son buluyor.
yıllar sonra sözlükte bir tesadüf eseri adını soy adını öğreniyorum bu yazarın. ve soruyorum
--"turgut anşin'i tanır mısın" diye
--"babam olur kendisi" cevabı derinden şaşırtıyor ben anlıyorum ki o bayram günü gördüğümüz iki güzel kızdan birisiymiş o...
bizim meslekte sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor "bahriye küçük kucak büyük"
gerçekten de dünya son derece küçük.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar