bugün
- türk milletine kurulan pusu8
- profilini gizli tutma nedeni8
- büyük oyunu görmek4
- mel melin palavra sıkması9
- suudi arabistan'a saldırılırsa türkiye de savaşta3
- sözlüğe taze kan ihtiyacı5
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet7
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- intihar edenler hiç korkmuyor mu5
- güzel kızlara kötü davranmak3
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi8
- tai lung14
- ifşalanmak2
- israil den lübnan'a yoğun saldırılar2
- nihavent kardeşimizin sözlüğe teşrif etmesi3
- apo piçtir piç kalacak7
- kapak yapmak2
- kaynak götüm2
- seri gizli artı oy veren melek5
- ihtiyar yazar6
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- nihavent gerizekalısı3
- paşinyan'ın önündeki kritik dosya2
- çerçeve yasa17
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- g o k u6
- en güzel reçel6
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- memduh bashgan12
- mod geldi mod geldi2
- hewal ebo10
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li4
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- bir oturuşta taxi serisini izlemek2
- nihoş4
- herkesle iyi geçinmek6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı3
- yazilimcilarin flort sorunu3
- mustafa kemal atatürk2
- en namuslu kadın bile dudaktan öpüşmüştür2
- deprem3
- game of thrones taki kerhaneci4
- gelecekten entry3
- ingilisçe konuşan kezo2
- ameliyattan önce imzalatılan kağıt2
- anın fotoğrafı2
- evleneceği kadının geçmişini merak etmeyen erkek2
- true'nun sözlüğe küsmesi2
- özgür özel11
yeni bir yazar hoş gelmiş. mutluluk veren bir tesadüfü de beraberinde getirmiş kişidir.
insan ilkokul öğretmenini unutmaz asla. ben ilkokul öğretmenimle birlikte ilkokuldaki beden eğitimi öğretmenimi de unutmuyorum hiç.
15-20 sene öncesi. ilkokulu bitirme arifesindeyiz.
varoş bir mahallede sıradan bir ilkokula gidiyorum, hatice salih okulun adı. -o zamanlar daha 8 yıllık eğitim yürürlükte değil-
bütün derslere sınıf öğretmeni giriyor okulda, bi tek din dersi hariç. sınıf öğretmeninin anamız babamız gibi olduğu dönemler işte. fındık, süt gibi devlet eşantiyonları sık sık ceplerimizde kendine yer buluyor.
bu dönemlerde müstakil bir ders öğretmeni olarak beden eğitimi öğretmeni geliyor okula ilk kez.
yakışıklı, sıcak,neşeli ve bilgili bir adam.
turgut anşin.
zeki ve iletişimi güçlü bir öğrenci olarak hemen gözüne giriyorum hocanın.
voleybol takımı, atletizim takımı hatta halk oyunları...futbola yeteneğim olsa oraya da dahil edecek beni. alıp yürüyorum. maddi konjoktür el verse kayak olayına bile gireceğiz, o derece yani...
trafik kontrolörü bile olmuştum hoca sayesinde. eski evrakları kurcalarken kontrolör kartına geçenlerde rastladım duruyor hala, insan trafik polisi gibi hisseder mi bu kart sayesinde. ediyor o zamanlar işte.
kısacası spora dair bildiğim, yaşadığım ne varsa büyük pay onun sayesinde başlıyor.
hafta sonları "bursanın ufak tefek taşları" şarkısı eşliğinde halk oyunları oynuyoruz, oynamaya çalışıyoruz. olmayınca bir kaç hafta sonra bırakıyoruz-şimdi oldukça garip geliyor halk oyunu-
beyaz mazda bir arabası var hocanın, plakası 06. bir gün soruyorum;
- hocam ankaralı mısınız? plaka 06?
--yok bingöllüyüm, bingöl plaka dikkat çekmesin diye 06 aldım.
o zaman daha bilmiyoruz bingöl plaka bir aracın neden olumsuzluk arz edeceğini, memleketin politik çarpıklıklarına dair kirlenmemiş bünyemiz, harddisk pırıl pırıl daha-
neyse ilkokulu bitiriyoruz, ali kemal diye bir arkadaşım var. ilkokul dönemi kankam. o da halk oyunları dahil bütün sporlarda benimle beraber iştigal ediyor hatta o futbolda da var.
bayram oluyor, aynı sokakta oturuyoruz ayrıca.
diyorum ki;
-aga turgut hoca'ya gidelim mi?
--gidelim aga...
telefon falan buluyoruz evi, yıldırımda biryerlerde oturuyor hayalmeyal hafızamda. baklava neyin yiyoruz muhabbet gırla (bi hoca 6. sınıf öğrencisi ile ne muhabbet edecekse artık)kalk
orda hocanın iki güzel kızını görüyoruz, ali kemalle ikimizin içinde "kaç yaşındalar acaba, kaça gidiyorlar" diye bir merak uyanıyor ergen romantikliği ile...
çok geçmeden hayat herkesi farklı yerlere savuruyor. hoca ile bağımız bu bayram ziyareti ile son buluyor.
yıllar sonra sözlükte bir tesadüf eseri adını soy adını öğreniyorum bu yazarın. ve soruyorum
--"turgut anşin'i tanır mısın" diye
--"babam olur kendisi" cevabı derinden şaşırtıyor ben anlıyorum ki o bayram günü gördüğümüz iki güzel kızdan birisiymiş o...
bizim meslekte sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor "bahriye küçük kucak büyük"
gerçekten de dünya son derece küçük.
insan ilkokul öğretmenini unutmaz asla. ben ilkokul öğretmenimle birlikte ilkokuldaki beden eğitimi öğretmenimi de unutmuyorum hiç.
15-20 sene öncesi. ilkokulu bitirme arifesindeyiz.
varoş bir mahallede sıradan bir ilkokula gidiyorum, hatice salih okulun adı. -o zamanlar daha 8 yıllık eğitim yürürlükte değil-
bütün derslere sınıf öğretmeni giriyor okulda, bi tek din dersi hariç. sınıf öğretmeninin anamız babamız gibi olduğu dönemler işte. fındık, süt gibi devlet eşantiyonları sık sık ceplerimizde kendine yer buluyor.
bu dönemlerde müstakil bir ders öğretmeni olarak beden eğitimi öğretmeni geliyor okula ilk kez.
yakışıklı, sıcak,neşeli ve bilgili bir adam.
turgut anşin.
zeki ve iletişimi güçlü bir öğrenci olarak hemen gözüne giriyorum hocanın.
voleybol takımı, atletizim takımı hatta halk oyunları...futbola yeteneğim olsa oraya da dahil edecek beni. alıp yürüyorum. maddi konjoktür el verse kayak olayına bile gireceğiz, o derece yani...
trafik kontrolörü bile olmuştum hoca sayesinde. eski evrakları kurcalarken kontrolör kartına geçenlerde rastladım duruyor hala, insan trafik polisi gibi hisseder mi bu kart sayesinde. ediyor o zamanlar işte.
kısacası spora dair bildiğim, yaşadığım ne varsa büyük pay onun sayesinde başlıyor.
hafta sonları "bursanın ufak tefek taşları" şarkısı eşliğinde halk oyunları oynuyoruz, oynamaya çalışıyoruz. olmayınca bir kaç hafta sonra bırakıyoruz-şimdi oldukça garip geliyor halk oyunu-
beyaz mazda bir arabası var hocanın, plakası 06. bir gün soruyorum;
- hocam ankaralı mısınız? plaka 06?
--yok bingöllüyüm, bingöl plaka dikkat çekmesin diye 06 aldım.
o zaman daha bilmiyoruz bingöl plaka bir aracın neden olumsuzluk arz edeceğini, memleketin politik çarpıklıklarına dair kirlenmemiş bünyemiz, harddisk pırıl pırıl daha-
neyse ilkokulu bitiriyoruz, ali kemal diye bir arkadaşım var. ilkokul dönemi kankam. o da halk oyunları dahil bütün sporlarda benimle beraber iştigal ediyor hatta o futbolda da var.
bayram oluyor, aynı sokakta oturuyoruz ayrıca.
diyorum ki;
-aga turgut hoca'ya gidelim mi?
--gidelim aga...
telefon falan buluyoruz evi, yıldırımda biryerlerde oturuyor hayalmeyal hafızamda. baklava neyin yiyoruz muhabbet gırla (bi hoca 6. sınıf öğrencisi ile ne muhabbet edecekse artık)kalk
orda hocanın iki güzel kızını görüyoruz, ali kemalle ikimizin içinde "kaç yaşındalar acaba, kaça gidiyorlar" diye bir merak uyanıyor ergen romantikliği ile...
çok geçmeden hayat herkesi farklı yerlere savuruyor. hoca ile bağımız bu bayram ziyareti ile son buluyor.
yıllar sonra sözlükte bir tesadüf eseri adını soy adını öğreniyorum bu yazarın. ve soruyorum
--"turgut anşin'i tanır mısın" diye
--"babam olur kendisi" cevabı derinden şaşırtıyor ben anlıyorum ki o bayram günü gördüğümüz iki güzel kızdan birisiymiş o...
bizim meslekte sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor "bahriye küçük kucak büyük"
gerçekten de dünya son derece küçük.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar