bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı25
- depresyon6
- ölümden korkuyor musunuz24
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler8
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- arnavutköy de haraç ve kundaklama şüphelileri2
- her biji amed8
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- yapay zeka şeytani görevlerin yüzde 97 sini yaptı2
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1219
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı12
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- türk düşmanı piçler9
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- konuşmak istemiyorum4
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- anın görüntüsü23
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- 0 0 719
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- house of bijan2
- tinder'ın eşleşme algoritması3
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sıfır atık vakfı11
- incir2
- borsa istanbul daki fon krizi7
- sözlükteki sinsi köpekler8
- 20213
- vedat muriqi5
- lilith fahişe mi sorunsalı3
- ne mutlu türküm diyene3
- flört döneminde atılacak şarkılar2
- sarışın kızlar4
- sözlükte yaşanacak deseler inanmayacağınız şeyler2
- muhteşem yüzyıl3
- duygusal dalgalanma2
- meriç keskin3
- türkiye türklerindir3
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- delilik3
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- true ile sevişmek5
- sokak köpeklerinin saldırısına uğramak2
gene laiklik elden gidiyor diye feryat etmeye başladın.
iktidarı alır almaz, tekke ve zaviyeleri kapattın. oysa bunlar anadolu toprağının zenginliğini yansıtıyorlardı. aralarında ortodoks islamın tahakkümcü sembolik evrenine destek olanlar varsa da osmanlı da sünni dinsel despotizm esas olarak ulema kaynaklıydı. ulema medreseden yetişirdi. tekke ve zaviyeler tasavvuf odaklarıydı. sünni olanlar olsun, alevi olanlar olsun panteizmin barışçı sembolik evreninin düşünsel odaklarıydılar. ulemanın katı tutumunu etkisiz kılarak anadolu halkının kültürel çeşitlilik içinde birarada yaşamasını sağlayan folk islamın yaratıcılarıydılar.
sen tuttun hayatta en hakiki mürşit ilimdir diyerek halkın ruhsal dinlenme kaynaklarını ortadan kaldırdın. oysa bu bereketli topraklar üzerinde senin mürşidine de yer vardı. heterodoks alevi-bektaşi tekkeleri kendi agnostik anlayışları doğrultusunda senin mürşidinle de seve seve ilişkiye geçerlerdi. sen ne yaptın? dedin ki, seni sünni zulmünden korurum, ama sen de kendi kimliğini reddedip tamamen bana tabi olacaksın. kahrolası babalar, dedeler, dedebabalar, postnişinler, pir sultan gibi bir ben mi düşmüşüm can telaşına diyemediler, can telaşına düşüp kuyruğuna takıldılar.
kendin dine inanmadığın halde, bu halka bir din lazım deyip, diyanet kurumunu kurdun. kendine göre bir islam icat edip resmi memurlarınla bunu halka dayattın. ulemadan beter bir ruhban sınıfı yarattın. her şeyin aslına rücu edeceğini düşünmedin, senin diyanetinin günün birinde en ortodoks sünni-hanefi islamcı faşizmin kalesi olacağını göremedin. üstelik alevilerden ve dinsizlerden kesilen vergilerle bu canavarı sen büyüttün.
bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar doğunun despotizmiyle, batının ruhsuz maddeciliği ve tahakkümcülüğü arasında sıkışmalarına rağmen sezgileriyle çeşitlilik içinde birliği, birlikte yaşama olanağını, özgürlüğü, kardeşliği, barışı arıyorlardı; toplumun tepesine tünemiş devlet aygıtının ve yerel mütegallibenin ulaşamadığı pazaryerinde, mahallede ve padişah fermanının geçmediği dağlarda yakalamışlardı da.
sen tuttun özgürlüğün bilgisi ve pratiğinin oluşma olasılığının çok yüksek olduğu bu topraklara (bu şans hala kaybolmuş değil) batının deli gömleğini giydirdin. sonra da yaptığın işi laiklik, çağdaşlık, ilericilik olarak kutsadın.
sen tuttun bizans-osmanlı devlet geleneğini aynen devraldın ama tevhid-i tedrisat yasalarıyla halkın özgürlükçü kültürel kaynaklarıyla bağını kestin. yıllar boyunca jandarma zoruyla yerleştirmeye çalıştığın zorunlu eğitim sisteminde, zorunlu din dersleriyle, imam hatip okullarıyla genç kuşaklara tasavvufi hoşgörüden yoksun faşist siyasallaşmış islamın aktarılacağını görmedin.
bu topraklarda, türk, kürt, ermeni, rum, abaza, arap, zaza, yahudi, gürcü, laz, boşnak, pomak, v.b. 46 değişik etnik kökenden insan yüzyıllar süren deneyimleriyle birlikte yaşamayı öğrenmişti. sen iktidara geldin, türk milliyetçiliğini resmi din haline getirdin, güneş dil teorisi uydurma resmi tarihini müfredatınla insanlara dayattın, yıllar yıllar boyu düşmanlık tohumlarını ektin, ülke nüfusunun üçte birini oluşturan kürtleri yok saydın. jandarma zulmü, dil yasaklarıyla asimile etmeye çalıştın. şimdi kürtlerin başkaldırısını ülke bölünüyor çığlıklarıyla karşılıyorsun. oysa bölücülüğün kaynağı sensin.
nerede, gel ne olursan ol gel, ister putperest ol, ister mecusi gene gel diyen mevlevi dergahı? nerede, hoşgörü simgesi bektaşi dergahı? nakşibendilik gibi köklü bir tasavvufi odak bile sayende holdingleşti, faşistleşti.
ve sen şimdi çıkmış feryat ediyorsun. laiklik elden gidiyor diye. yıllarca hapiste çürüttüğün çağdaş bedrettin, nazım hikmetin çocuklarını kemalist-laik cepheye çağırıyorsun. hadi canım sen de.
hiçbir şeye yanmayız da bu çağrıların hala aleviler tarafından ciddiye alınmasına yanarız. oysa sivas'ta alevileri yakan yalnızca islamcı faşistler değildi; aynı zamanda kemalist devlete duydukları güvendi. yoksa ayı inine bir çakı bıçağı bile almadan girerler miydi?
kaynak: a-politika, mayıs 1994, sayı: 1, sayfa 14
iktidarı alır almaz, tekke ve zaviyeleri kapattın. oysa bunlar anadolu toprağının zenginliğini yansıtıyorlardı. aralarında ortodoks islamın tahakkümcü sembolik evrenine destek olanlar varsa da osmanlı da sünni dinsel despotizm esas olarak ulema kaynaklıydı. ulema medreseden yetişirdi. tekke ve zaviyeler tasavvuf odaklarıydı. sünni olanlar olsun, alevi olanlar olsun panteizmin barışçı sembolik evreninin düşünsel odaklarıydılar. ulemanın katı tutumunu etkisiz kılarak anadolu halkının kültürel çeşitlilik içinde birarada yaşamasını sağlayan folk islamın yaratıcılarıydılar.
sen tuttun hayatta en hakiki mürşit ilimdir diyerek halkın ruhsal dinlenme kaynaklarını ortadan kaldırdın. oysa bu bereketli topraklar üzerinde senin mürşidine de yer vardı. heterodoks alevi-bektaşi tekkeleri kendi agnostik anlayışları doğrultusunda senin mürşidinle de seve seve ilişkiye geçerlerdi. sen ne yaptın? dedin ki, seni sünni zulmünden korurum, ama sen de kendi kimliğini reddedip tamamen bana tabi olacaksın. kahrolası babalar, dedeler, dedebabalar, postnişinler, pir sultan gibi bir ben mi düşmüşüm can telaşına diyemediler, can telaşına düşüp kuyruğuna takıldılar.
kendin dine inanmadığın halde, bu halka bir din lazım deyip, diyanet kurumunu kurdun. kendine göre bir islam icat edip resmi memurlarınla bunu halka dayattın. ulemadan beter bir ruhban sınıfı yarattın. her şeyin aslına rücu edeceğini düşünmedin, senin diyanetinin günün birinde en ortodoks sünni-hanefi islamcı faşizmin kalesi olacağını göremedin. üstelik alevilerden ve dinsizlerden kesilen vergilerle bu canavarı sen büyüttün.
bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar doğunun despotizmiyle, batının ruhsuz maddeciliği ve tahakkümcülüğü arasında sıkışmalarına rağmen sezgileriyle çeşitlilik içinde birliği, birlikte yaşama olanağını, özgürlüğü, kardeşliği, barışı arıyorlardı; toplumun tepesine tünemiş devlet aygıtının ve yerel mütegallibenin ulaşamadığı pazaryerinde, mahallede ve padişah fermanının geçmediği dağlarda yakalamışlardı da.
sen tuttun özgürlüğün bilgisi ve pratiğinin oluşma olasılığının çok yüksek olduğu bu topraklara (bu şans hala kaybolmuş değil) batının deli gömleğini giydirdin. sonra da yaptığın işi laiklik, çağdaşlık, ilericilik olarak kutsadın.
sen tuttun bizans-osmanlı devlet geleneğini aynen devraldın ama tevhid-i tedrisat yasalarıyla halkın özgürlükçü kültürel kaynaklarıyla bağını kestin. yıllar boyunca jandarma zoruyla yerleştirmeye çalıştığın zorunlu eğitim sisteminde, zorunlu din dersleriyle, imam hatip okullarıyla genç kuşaklara tasavvufi hoşgörüden yoksun faşist siyasallaşmış islamın aktarılacağını görmedin.
bu topraklarda, türk, kürt, ermeni, rum, abaza, arap, zaza, yahudi, gürcü, laz, boşnak, pomak, v.b. 46 değişik etnik kökenden insan yüzyıllar süren deneyimleriyle birlikte yaşamayı öğrenmişti. sen iktidara geldin, türk milliyetçiliğini resmi din haline getirdin, güneş dil teorisi uydurma resmi tarihini müfredatınla insanlara dayattın, yıllar yıllar boyu düşmanlık tohumlarını ektin, ülke nüfusunun üçte birini oluşturan kürtleri yok saydın. jandarma zulmü, dil yasaklarıyla asimile etmeye çalıştın. şimdi kürtlerin başkaldırısını ülke bölünüyor çığlıklarıyla karşılıyorsun. oysa bölücülüğün kaynağı sensin.
nerede, gel ne olursan ol gel, ister putperest ol, ister mecusi gene gel diyen mevlevi dergahı? nerede, hoşgörü simgesi bektaşi dergahı? nakşibendilik gibi köklü bir tasavvufi odak bile sayende holdingleşti, faşistleşti.
ve sen şimdi çıkmış feryat ediyorsun. laiklik elden gidiyor diye. yıllarca hapiste çürüttüğün çağdaş bedrettin, nazım hikmetin çocuklarını kemalist-laik cepheye çağırıyorsun. hadi canım sen de.
hiçbir şeye yanmayız da bu çağrıların hala aleviler tarafından ciddiye alınmasına yanarız. oysa sivas'ta alevileri yakan yalnızca islamcı faşistler değildi; aynı zamanda kemalist devlete duydukları güvendi. yoksa ayı inine bir çakı bıçağı bile almadan girerler miydi?
kaynak: a-politika, mayıs 1994, sayı: 1, sayfa 14
Gündemdeki Haberler