bugün
- aleksey batrakov4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- kurtar bizi müsavat16
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- nervio17
- ellerim bos gonlum hos11
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler9
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak3
- sürekli övgüden rahatsız olmak3
- marmara üniversitesi göztepe kampüsü2
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken8
- şener şen vs kemal sunal3
- baharın uzayıp yazın gelmemesi4
- neden tüm iyi fikirler tuvallette akla gelir4
- cin musallatı3
- korkusuz korkak filmindeki herif2
- pilav yapmak3
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- devran dönecek8
- ahmet baran yazgan10
- sevilen kızın abi demesi3
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- meleklerin ifade ettiği anlamı sorgulamak4
- galatasaray14
- butlancıların birbirine girmesi5
- bağlama büyüleri3
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak5
- babaların acayip huyları5
- yedi büyük günah2
- sözlük yazarlarının doğaüstü güçleri2
- monica bellucci bakışı5
- yaratılmışların en üstünü4
- nickli başlık açanlara pandik atılacak2
- devran dönüyor mu2
- victor osimhen18
- atla gel şaban filminde şaban olmaması2
- osurmandan önce ortanın akustiğine dikkat etmek2
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- idam cezasının geri gelmesi6
- garip başlıklar5
- şark bülbülü filmindeki zafer işareti2
- ülke gündemini umursamamak6
- alevi kızların alev alev yanması11
- bencillik2
- meme gerdirme operasyonu8
- sabah yürüyüşü8
- kader2
- bilinçaltı düzeyde etkileşime geçen varlıklar2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak6
dsip, edp vs. solcularla akp'ye yakın hatta akpli sivil toplum örgütlerinin referandum için oluşturduğu kampanyanın ismidir.
bugün(28 ağustos) taksimde kendilerine göre kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirmişler:http://www.marksist.org/h...z-ama-evet-diyerek-yurudu
Yetmez ama evetin tutarlı bir program olduğunu söylemeyiz. Şimdi AKPliler ile kendini solcu sanan ancak liberal olduğu belli olanların ortaklaşacağı tek nokta var: AKP'yi savunmak ya da ona yedeklenmek. Toplumun içerisine yedirilmek istenen AKP'nin demokrat ve darbeci karşıtı algısıdır. Ayrıca bu arkadaşların statüko olarak nitelendirdikleri merkez-çevre teorisine dayanan askeri vesayet rejiminin nasıl bir palavra olduğunu göstermek gerekiyor. islamcıları "demokrat" pozisyonda olduklarını savunanlar, statükonun daha doğrusu ülkeyi kuran batıcı-laik sermayeyinin yani TSK-CHP-TÜSiAD-Ordu-Yargı gerileyişini, yara alışını demokratik hak ve özgürlüklerin genişlemesi çercevesinde ele alıyorlar.
Halbuki, olgunun tarifi üstyapıdan başka bir dönüşümle başlıyor. Özalla palazlanan Anadolu kaplanları(MÜSiAD), son 20 yıldır geleneksel sermayenin yerini almaya çalışıyor. Şimdi siyasal ifadesini AKP'yle bulan değişim-dönüşümün tam ortasında "referandum"la karşı karşıyayız.Yani köklerini derinden alan, geleneksel burjuvaziyle; 80 sonrasında palazlana islamcı sermaye arasında;burjuvazinin iç savaşı...
Biraz toplarsak;
"burjuvazinin politik iç savaşı siyasi düzeyle sınırlı bir iç savaş olmak bir yana, esas olarak Türkiye burjuvazisinin iki ayrı fraksiyonunun (diliminin) sermaye birikim süreci üzerinde bir hakimiyet mücadelesidir. Yani burjuvazinin TÜSiAD ve benzeri odaklarda örgütlenmiş yerleşik (ve ekonomik bakımdan hâlâ hakim) Batıcı-laik kanadı ile 1970'li yıllardan itibaren palazlanmaya başlayan, 1980'li yıllardaki atılımdan sonra kendi de finans kapital haline gelmiş olan islamcı kanadı arasında artı-değerin bölüşümü üzerinde bir mücadele. Bu savaş henüz çözümünü bulamamıştır ve Türkiye'nin toplumsal ve siyasi hayatını derinden etkilemektedir." http://www.iscimucadelesi...&id=1075&Itemid=1
Ayrıca: http://www.iscimucadelesi...&id=1088&Itemid=1
Yetmez ama evetçiler savaşı egemenleri bir iç savaşı olarak tahlil etmek yerine, AKP'nin demokratik hakları geliştirebileceği; ki bunun işçi sınıfı, emekçiler, sendikalar, Kürtler, Aleviler yani tüm ezilenler için kazanım olduğunu iddia ediyorlar. Ve evet mührünü savunuyorlar, yetmeyerek.
Sadece bir hatırlatma: Bu ülkede işçi sınıfı kazanımlarını AKP-CHP falan gibi partilerde aman dileyerek kazanmadı. DiSK'i silmek için çıkarılan sendikalar kanuna karşı yüzbinlerce işçi 15-16 Haziran 1970'de mücadele etmişti.
Grev hakkını bile grev yaparak kazandı Türkiye işçi sınıfı. (bkz: Kavel direnişi)
Aman dilemedi burjuvaziden...
bugün(28 ağustos) taksimde kendilerine göre kitlesel bir yürüyüş gerçekleştirmişler:http://www.marksist.org/h...z-ama-evet-diyerek-yurudu
Yetmez ama evetin tutarlı bir program olduğunu söylemeyiz. Şimdi AKPliler ile kendini solcu sanan ancak liberal olduğu belli olanların ortaklaşacağı tek nokta var: AKP'yi savunmak ya da ona yedeklenmek. Toplumun içerisine yedirilmek istenen AKP'nin demokrat ve darbeci karşıtı algısıdır. Ayrıca bu arkadaşların statüko olarak nitelendirdikleri merkez-çevre teorisine dayanan askeri vesayet rejiminin nasıl bir palavra olduğunu göstermek gerekiyor. islamcıları "demokrat" pozisyonda olduklarını savunanlar, statükonun daha doğrusu ülkeyi kuran batıcı-laik sermayeyinin yani TSK-CHP-TÜSiAD-Ordu-Yargı gerileyişini, yara alışını demokratik hak ve özgürlüklerin genişlemesi çercevesinde ele alıyorlar.
Halbuki, olgunun tarifi üstyapıdan başka bir dönüşümle başlıyor. Özalla palazlanan Anadolu kaplanları(MÜSiAD), son 20 yıldır geleneksel sermayenin yerini almaya çalışıyor. Şimdi siyasal ifadesini AKP'yle bulan değişim-dönüşümün tam ortasında "referandum"la karşı karşıyayız.Yani köklerini derinden alan, geleneksel burjuvaziyle; 80 sonrasında palazlana islamcı sermaye arasında;burjuvazinin iç savaşı...
Biraz toplarsak;
"burjuvazinin politik iç savaşı siyasi düzeyle sınırlı bir iç savaş olmak bir yana, esas olarak Türkiye burjuvazisinin iki ayrı fraksiyonunun (diliminin) sermaye birikim süreci üzerinde bir hakimiyet mücadelesidir. Yani burjuvazinin TÜSiAD ve benzeri odaklarda örgütlenmiş yerleşik (ve ekonomik bakımdan hâlâ hakim) Batıcı-laik kanadı ile 1970'li yıllardan itibaren palazlanmaya başlayan, 1980'li yıllardaki atılımdan sonra kendi de finans kapital haline gelmiş olan islamcı kanadı arasında artı-değerin bölüşümü üzerinde bir mücadele. Bu savaş henüz çözümünü bulamamıştır ve Türkiye'nin toplumsal ve siyasi hayatını derinden etkilemektedir." http://www.iscimucadelesi...&id=1075&Itemid=1
Ayrıca: http://www.iscimucadelesi...&id=1088&Itemid=1
Yetmez ama evetçiler savaşı egemenleri bir iç savaşı olarak tahlil etmek yerine, AKP'nin demokratik hakları geliştirebileceği; ki bunun işçi sınıfı, emekçiler, sendikalar, Kürtler, Aleviler yani tüm ezilenler için kazanım olduğunu iddia ediyorlar. Ve evet mührünü savunuyorlar, yetmeyerek.
Sadece bir hatırlatma: Bu ülkede işçi sınıfı kazanımlarını AKP-CHP falan gibi partilerde aman dileyerek kazanmadı. DiSK'i silmek için çıkarılan sendikalar kanuna karşı yüzbinlerce işçi 15-16 Haziran 1970'de mücadele etmişti.
Grev hakkını bile grev yaparak kazandı Türkiye işçi sınıfı. (bkz: Kavel direnişi)
Aman dilemedi burjuvaziden...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar