bugün
- mikroplastik kirliliği2
- gocu beyin günü aydın olsun2
- farklı alemlere yolculuk2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yaşlandığının farkına varmak9
- ekşi sözlük referans17
- türkiye10
- ekonomi8
- recep tayyip erdoğan7
- mekke anlaşması20
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- müzik dinlemek5
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- dağ evi olmayan erkek5
- kainattaki değişim2
- sözlük yazarlarının kekleri5
- sonradan olma2
- sözlüğün çok durgun olması6
- asosyal ve çirkin olmak4
- tarım3
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- kartoncu birader vs erecto bey3
- sıcak hava vs soğuk hava6
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- evlenmeme nedenleri5
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- clean girl akımı4
- sigara içmeyen erkek4
- günlük tutan erkek19
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- yahudilere sallayan kitaplar3
- emekliler2
- emeklilik2
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- cansever19
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- apı uygulama programlama ara yüzü2
- çerçeve yasa10
- allah'ın doğurmamış ve doğmamış olması2
- yanlışlıkla gey olmak9
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
her ne kadar samimi ve içten gibi görünse de, filmdir. gerçekten muhteşem bir yapıt. pete'in yürüyüşü zaten adamı öldürmeye yeter.
filmi izledikten sonra uzun süre etkisinden kurtulamayabilirsiniz. hele ki benim gibi bir futbol fanatiğiyseniz. kesinlikle "holigan kavgası" değil bu filmde anlatılanlar. futbolla, kavgayla gösterilmiş belki ama unuttuğumuz değerlerden tutun da... her neyse lan, herkes kendince bir şeyler çıkarabilir bu filmden. basit bir senaryo ve film aslında. ama aynı zamanda "adam siken" cinsten. harika bir şey.
ben çok etkilendiğimden ve kafayı yeme noktasına geldiğimden olacak, londra'da yaşayan ve bildiğimiz holigan olan bir tanıdığımla görüştüm bu filmi izledikten sonra. en son 7-8 ay önce konuşmuştum kendisiyle. filmi izledikten sonra "abi ben green street hooligans'ı izledim, millwall'u çok severim, siz dövüşmüyorsunuz di mi böyle? allah belanızı versin, hayvan herifler! bu mu futbol?" dedim.
kendisi önce filme küfretti, sonra da şunları söyledi,
"milletin birbirine tuğla attığı kavga senede bir ya da iki kere olur. maça içip gelenler olay çıkartır. onun haricinde taraftar fanatik de olsa pek bir bok olmaz. en fazla ev araba taşlarlar. böyle 50-100 kişi sopalarla odunlarla kavgaymış, çeteymiş, yok öyle bi' olay. varsa da sadece kendileri biliyordur, ben daha görmedim."
ki bunu söyleyen adam da türkiye'de "çüş aq holigana bak" dediğimiz tipten bir insan. içim rahatladı yemin ederim. bir de filmde birkaç hata dikkatimi çekti, paylaşayım sizlere. spoiler içerir.
--spoiler--
bovver, matt'in the times'ta çalıştığından şüphelenip pete'in evine geliyor ned ile birlikte. hatırladınız mı o sahneyi? pete, bel altına bir havlu sarmış, üstünde bir şey yok. "bekle!" diyor hatta. kapıya geldiğindeyse, üzerinde bir şeyler olduğunu görüyoruz. ve o arada giyebileceği bir şey yok. yani o halde gidip kapıyı açıyor. ama sonra bir bakıyoruz, üzerinde bir şey var. e bel üstünde bir şey yoktu bu herifin?
bir de yine bu bovver kardeşimizin call-center tarzı bir yerde çalıştığını görüyoruz fa cup kuraları çekilirken. masanın üstüne çıkıyor falan hatta. call-center değilse bile öyle bir yer. belli yani. önünde bilgisayar, kulaklık falan... fakat pete'in evine girdiğinde, matt'in bilgisayarını alıp keith'e "sen anlarsın bu zımbırtıdan" diyor.
ulan her gün önünde 8 saat bilgisayar var, masaüstündeki notepad dosyasını açacak kadar bilgisayar bilgin yok mu?
***
bunlar dikkatimi çekti. eğer hata değilse ve ben bir şey kaçırdıysam lütfen söyleyiniz. bir de benim asıl etkilendiğim olay hatcher'ın oğlunun... ve steve'in... filmi izleyenler anladı. izlemeyenler için de olayın tüm heyecanını kaçırmamak adına, yazmıyorum burada. doktor çıktığında ben bile ekran başında yaşlı gözlerle ayağa kalkıp "iyileşecek mi doktor?" dedim lan...
--spoiler--
filmi izledikten sonra uzun süre etkisinden kurtulamayabilirsiniz. hele ki benim gibi bir futbol fanatiğiyseniz. kesinlikle "holigan kavgası" değil bu filmde anlatılanlar. futbolla, kavgayla gösterilmiş belki ama unuttuğumuz değerlerden tutun da... her neyse lan, herkes kendince bir şeyler çıkarabilir bu filmden. basit bir senaryo ve film aslında. ama aynı zamanda "adam siken" cinsten. harika bir şey.
ben çok etkilendiğimden ve kafayı yeme noktasına geldiğimden olacak, londra'da yaşayan ve bildiğimiz holigan olan bir tanıdığımla görüştüm bu filmi izledikten sonra. en son 7-8 ay önce konuşmuştum kendisiyle. filmi izledikten sonra "abi ben green street hooligans'ı izledim, millwall'u çok severim, siz dövüşmüyorsunuz di mi böyle? allah belanızı versin, hayvan herifler! bu mu futbol?" dedim.
kendisi önce filme küfretti, sonra da şunları söyledi,
"milletin birbirine tuğla attığı kavga senede bir ya da iki kere olur. maça içip gelenler olay çıkartır. onun haricinde taraftar fanatik de olsa pek bir bok olmaz. en fazla ev araba taşlarlar. böyle 50-100 kişi sopalarla odunlarla kavgaymış, çeteymiş, yok öyle bi' olay. varsa da sadece kendileri biliyordur, ben daha görmedim."
ki bunu söyleyen adam da türkiye'de "çüş aq holigana bak" dediğimiz tipten bir insan. içim rahatladı yemin ederim. bir de filmde birkaç hata dikkatimi çekti, paylaşayım sizlere. spoiler içerir.
--spoiler--
bovver, matt'in the times'ta çalıştığından şüphelenip pete'in evine geliyor ned ile birlikte. hatırladınız mı o sahneyi? pete, bel altına bir havlu sarmış, üstünde bir şey yok. "bekle!" diyor hatta. kapıya geldiğindeyse, üzerinde bir şeyler olduğunu görüyoruz. ve o arada giyebileceği bir şey yok. yani o halde gidip kapıyı açıyor. ama sonra bir bakıyoruz, üzerinde bir şey var. e bel üstünde bir şey yoktu bu herifin?
bir de yine bu bovver kardeşimizin call-center tarzı bir yerde çalıştığını görüyoruz fa cup kuraları çekilirken. masanın üstüne çıkıyor falan hatta. call-center değilse bile öyle bir yer. belli yani. önünde bilgisayar, kulaklık falan... fakat pete'in evine girdiğinde, matt'in bilgisayarını alıp keith'e "sen anlarsın bu zımbırtıdan" diyor.
ulan her gün önünde 8 saat bilgisayar var, masaüstündeki notepad dosyasını açacak kadar bilgisayar bilgin yok mu?
***
bunlar dikkatimi çekti. eğer hata değilse ve ben bir şey kaçırdıysam lütfen söyleyiniz. bir de benim asıl etkilendiğim olay hatcher'ın oğlunun... ve steve'in... filmi izleyenler anladı. izlemeyenler için de olayın tüm heyecanını kaçırmamak adına, yazmıyorum burada. doktor çıktığında ben bile ekran başında yaşlı gözlerle ayağa kalkıp "iyileşecek mi doktor?" dedim lan...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar