bugün
- habire1223
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği7
- türkiye islamcı kemalist kavgasıyla vakit kaybetti6
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- özgür özel'in chp de veda konuşması7
- galatasaray ne zaman transfer yapacak10
- kabataş olayı görüntüleri27
- her şeyin üst üste gelmesi8
- hangi manifest kızısın12
- kürtler5
- ocak çakmağıyla sigara yakmak3
- istanbul un çok pahalı olması27
- lahmacun yiyecek kadar düşmek8
- diyetteyken zihin yorucu aktivite yapmak3
- başını alıp gitmek isteyen insan5
- kartlı işlem yapmayan esnaf3
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- safran7
- türkiye de enflasyon2
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak6
- meyveli lahmacun7
- küçük prens'in aslında bir distopya olması3
- en sevilmeyen ev işleri14
- çalışan kadın tercih etme sebepleri3
- şimdi herkes su içsin5
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- velvet11
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk4
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gönül almaya çalışan erkek11
- volkswagen beetle5
- başbiraderin kahve biraderleri4
- sanayi tipi kavurmalı tost5
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj5
- gocu25
- kalpte velvele yaratan güzel yazar5
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- eti çikolatalı gofret3
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması3
- kıvameddin efendi4
- 30 kasım 2007 ısparta uçak kazası2
- fatih sultan mehmet'in alkol kullanması3
- cemal süreya'nın evli kadın aşkı3
- türkiye cumhuriyeti ortak paydası4
- ne kadar geri zekalı varsa hepsi uludağ sözlük te4
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- cumhuriyet halk partisi2
- ciguli kral5
- marc cucurella9
önemli eksikliklerin bir türlü giderilemediği takımım.
kadro bu hali ile de güzel hele kewell varsa, ne var ki yetersiz mi yetersiz. üç kulvarda birden takımı sırtlayabilecek kadro derinliği yok, oyun içinde arda dışında yaratıcı oyuncu dışında olmadığından olsa gerek takımın tam anlamıyla arda'nın üzerine yıkılması, defansın bir türlü toparlanamaması, orta sahanın belki de 4 büyükler arasındaki en zayıf ortasaha olması, alternatif olarak oyuna sürülebilecek ve takımın çehresini değiştirebilecek 12. adamdan yoksunluk hatta forvetin dahi alternatifsiz olması, rijkaard'ın aradan geçen zamanda hala bekleneni verememesi, takımda göze hoş gelen ve futbolun seyir zevkini artıran keita gibi bir oyuncunun satılması ve yerine daha iyisinden geçtim eşdeğerinin dahi alınmaması, anlaşıldığı üzere maddi sıkıntı, yönetimdeki bitmek tükenmek bilmeyen çekişmeler ve son derece yararlı ve iş yapan yöneticilerin birer birer uzaklaştırılması...
maddi sıkıntıyı anlarım, sonuçta galatasaray'dan bahsediyoruz ve geçmişin yüklü borçlarının geri ödemesi çok can sıkmakta. ama şurası da var ki borçları ödemenin yolu küçülme değildir, hedeflerin küçülmesi de değildir. galatasaray bu yöntemi cansun'dan beri çoğunlukla uyguladı ve bunun borçları azaltmadığını tam aksine daha da artırdığını artık görmesi lazım. şampiyonlar liginden elenen takımı için sanki o kupayı renklerin hatrına öylece veriyorlarmış gibi "biz de geçen seneki gibi uefa kupasını alırız" diyen günü kurtaran demeçlere ihtiyacı yok galatasaray'ın. bu tarz gün kurtarmaların akabinde uefa kupasından geçtim ligde ilk üçün altında kalan, avrupa'da da ön elemeleri dahi geçemeyen bir takıma dönüştüğümüz yakın geçmişi unutmamak gerek.
giderler oldukça ve arttıkça küçülelim, transfer yapmayalım, alt yapıdan da takıma yarar oyuncu almayalım, iki kuruş paraya o genç yetenekleri satalım bu ayı kurtaralım derseniz sonraki ayı, ondan sonraki ayı ve ondan sonraki ayı kurtaramazsınız, sezonu da geleceği de kurtaramazsınız. 50 bin kişilik stada taşınacak galatasaray, takım sevgisi elbette ama siz size zerre kadar keyif vermeyen bir takımın her maçına gider misiniz?
stada taraftarı çekemezseniz, forma satışı yapamazsanız, sponsorluk anlaşmaları yapamazsanız, yeni gelir kalemleri yaratamazsanız, değerli oyuncularınızı değerlerinin altında günü kurtarmak adına satarsanız, hedefiniz olmazsa ve taraftar baskısından "biz büyük takımız tabii ki şampiyonluğa oynuyoruz" deyip de aklınızdaki düşünce "ya zaten şampiyonluğa oynayacak kadromuz yok, şampiyonlar ligine kalamazsak zaten para da gelmeyecek, ilk 3'e girelim olmazsa rijkaard'ı göndeririz, avrupa liginde de gücümüz yettikçe artık allah ne verirse" olursa o borç bitmez. daha da batarsınız.
ha amaç borçları bitirmekse, bunu her sene taraftara acı çektirerek ve gözlerinin içine baka baka yalan söyleyerek yapmayın; arda'sından elano'suna, sabri'sinden (elde kalır gerçi o) yedek kaleciye kadar satın. gıkım çıkmaz. ama bunu bir kez yapın, genç destekli paf destekli ilk 4-5'e girebilecek kapasitede bir takıma dönüştürün. hem geleceğe yatırım olsun hem de yeni bir altın jenerasyon. ama her sene bizi yeniden ve yeniden gözlerimizin içine baka baka yalan söyleyerek üzmeyin. ajax modeli diyorsunuz, ajax her sene şampiyon mu oluyor? ayakları yere basan, yeni gelir kalemleri yaratan ve sağlam bir planlama ile pekala bir tek futbolcunuzu satmadan da kafaya oynayabilirsiniz. herkes sizden q7 ve türevleri almanızı beklemiyor. ama koca sezon ligde, kupada ve avrupa'da elimizde ortasahada maestro ayhan (tüm gayretine rağmen)var demeyin, komik oluyor. daha da sıkışırsanız ortasahada tugay kerimoğlu'na forma giydirecek gibisiniz, yapmayın.
2009 yılı geliri 133,5 milyon dolar, gideri ise 145,5 milyon dolar olan bir kulübün nasıl olur da en az 200 milyon dolar * borcu olur, o da şimdiki ve önceki yönetimlerin kulübü ne kadar iyi yönettiklerinin göstergesi belki de...
özet geçseydin diyenler için: galatasaray'dan umutlu olmak bu sene biraz zor. ne ligde, ne avrupa'da.
kadro bu hali ile de güzel hele kewell varsa, ne var ki yetersiz mi yetersiz. üç kulvarda birden takımı sırtlayabilecek kadro derinliği yok, oyun içinde arda dışında yaratıcı oyuncu dışında olmadığından olsa gerek takımın tam anlamıyla arda'nın üzerine yıkılması, defansın bir türlü toparlanamaması, orta sahanın belki de 4 büyükler arasındaki en zayıf ortasaha olması, alternatif olarak oyuna sürülebilecek ve takımın çehresini değiştirebilecek 12. adamdan yoksunluk hatta forvetin dahi alternatifsiz olması, rijkaard'ın aradan geçen zamanda hala bekleneni verememesi, takımda göze hoş gelen ve futbolun seyir zevkini artıran keita gibi bir oyuncunun satılması ve yerine daha iyisinden geçtim eşdeğerinin dahi alınmaması, anlaşıldığı üzere maddi sıkıntı, yönetimdeki bitmek tükenmek bilmeyen çekişmeler ve son derece yararlı ve iş yapan yöneticilerin birer birer uzaklaştırılması...
maddi sıkıntıyı anlarım, sonuçta galatasaray'dan bahsediyoruz ve geçmişin yüklü borçlarının geri ödemesi çok can sıkmakta. ama şurası da var ki borçları ödemenin yolu küçülme değildir, hedeflerin küçülmesi de değildir. galatasaray bu yöntemi cansun'dan beri çoğunlukla uyguladı ve bunun borçları azaltmadığını tam aksine daha da artırdığını artık görmesi lazım. şampiyonlar liginden elenen takımı için sanki o kupayı renklerin hatrına öylece veriyorlarmış gibi "biz de geçen seneki gibi uefa kupasını alırız" diyen günü kurtaran demeçlere ihtiyacı yok galatasaray'ın. bu tarz gün kurtarmaların akabinde uefa kupasından geçtim ligde ilk üçün altında kalan, avrupa'da da ön elemeleri dahi geçemeyen bir takıma dönüştüğümüz yakın geçmişi unutmamak gerek.
giderler oldukça ve arttıkça küçülelim, transfer yapmayalım, alt yapıdan da takıma yarar oyuncu almayalım, iki kuruş paraya o genç yetenekleri satalım bu ayı kurtaralım derseniz sonraki ayı, ondan sonraki ayı ve ondan sonraki ayı kurtaramazsınız, sezonu da geleceği de kurtaramazsınız. 50 bin kişilik stada taşınacak galatasaray, takım sevgisi elbette ama siz size zerre kadar keyif vermeyen bir takımın her maçına gider misiniz?
stada taraftarı çekemezseniz, forma satışı yapamazsanız, sponsorluk anlaşmaları yapamazsanız, yeni gelir kalemleri yaratamazsanız, değerli oyuncularınızı değerlerinin altında günü kurtarmak adına satarsanız, hedefiniz olmazsa ve taraftar baskısından "biz büyük takımız tabii ki şampiyonluğa oynuyoruz" deyip de aklınızdaki düşünce "ya zaten şampiyonluğa oynayacak kadromuz yok, şampiyonlar ligine kalamazsak zaten para da gelmeyecek, ilk 3'e girelim olmazsa rijkaard'ı göndeririz, avrupa liginde de gücümüz yettikçe artık allah ne verirse" olursa o borç bitmez. daha da batarsınız.
ha amaç borçları bitirmekse, bunu her sene taraftara acı çektirerek ve gözlerinin içine baka baka yalan söyleyerek yapmayın; arda'sından elano'suna, sabri'sinden (elde kalır gerçi o) yedek kaleciye kadar satın. gıkım çıkmaz. ama bunu bir kez yapın, genç destekli paf destekli ilk 4-5'e girebilecek kapasitede bir takıma dönüştürün. hem geleceğe yatırım olsun hem de yeni bir altın jenerasyon. ama her sene bizi yeniden ve yeniden gözlerimizin içine baka baka yalan söyleyerek üzmeyin. ajax modeli diyorsunuz, ajax her sene şampiyon mu oluyor? ayakları yere basan, yeni gelir kalemleri yaratan ve sağlam bir planlama ile pekala bir tek futbolcunuzu satmadan da kafaya oynayabilirsiniz. herkes sizden q7 ve türevleri almanızı beklemiyor. ama koca sezon ligde, kupada ve avrupa'da elimizde ortasahada maestro ayhan (tüm gayretine rağmen)var demeyin, komik oluyor. daha da sıkışırsanız ortasahada tugay kerimoğlu'na forma giydirecek gibisiniz, yapmayın.
2009 yılı geliri 133,5 milyon dolar, gideri ise 145,5 milyon dolar olan bir kulübün nasıl olur da en az 200 milyon dolar * borcu olur, o da şimdiki ve önceki yönetimlerin kulübü ne kadar iyi yönettiklerinin göstergesi belki de...
özet geçseydin diyenler için: galatasaray'dan umutlu olmak bu sene biraz zor. ne ligde, ne avrupa'da.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar