bugün
- yer sofrası4
- insanlardan nefret etmek6
- m r e r e c t o12
- uludağ sözlük discord grubu7
- larisalisa9
- birine geç kalmak3
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- cayır cayır yanan kız12
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım3
- güzel bir kadını terk etmek5
- yalnızlık güç değildir3
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- satranç haram yasaklansın17
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- anayasa değişiklik paketi3
- afganistan islam emirliği3
- y d isimli vatandaş2
- timsah4
- gir içime hünharca12
- abd'nin iran füzelerine müdahale etmemesi2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- park sorunu6
- arkadaşlar bakar mısınız9
- dul kalmak4
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- faşizme karşı birleşik direniş cephesi2
- suca suruklenen cocuk6
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği4
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- chp de grup krizi kürsü kavgası3
- onlyfans4
- file çorap giyen bir kıza aşık olmak4
- müzik haramdır5
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- anın görüntüsü21
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- arnavutluk3
- bankamatiğin para beğenmemesi2
- kürt mutfağı7
- faik öztrak5
- true yazar mı sorunsalı5
- mithat paşa2
- dinlemeyi bilmek5
- gocu43
- dogukan xd'yi bı güzel yumruklamak2
- amerika birleşik devletleri4
başım çatlıyor.
hayır senin yüzünden değil.
neden mi? bilmiyorum bebeğim, bünye adapte olmaya çalışırken saatlerce monitör karşısında kendimi çürümeye terk etmek belki de iyi bir fikir değildi.
yanık kokusu alıyorum. ne yanıyor bilmiyorum ama berbat bir koku. açık cam nemli sıcağı altetmeye yetmiyor. dışarıda yaprak bile kımıldamıyor. eğer beni serinleteceğini bilsem derimi yüzerdim, çünkü üstümden atabileceğim başka bir şey kalmadı. periyodik olarak gelip giden kalp ağrılarımın yerini karın ağrıları aldı. ve şu an lanet okuyorum, ben kalp ağrılarımla daha iyiydim... karın ağrısına dayanamıyorum.
üç gündür birkaç saati geceleyin kör karanlıkta geçirir oldum. hayır keyfimden değil, itoğlu itler trafoyla oynuyor ondan. düşünme fırsatı oluyor. uzanıyorum ranzama ve kapatıyorum gözlerimi. seni düşünüyorum. ben senin umrunda olmayabilirim tabii, ama bu yabancısı olduğum bir konum değil. kendimi pek çok kez aynı noktada buldum, o yüzden evimde gibi rahatım. yaslandım arkama, yayıldım yalnızlığa, uzattım ayaklarımı koydum sensizliğin üstüne, pişmanlıklarımla kadeh kaldırıyorum. sana içiyorum...
uzağı yakın kılan nedir? telefonun ucunda ne diyeceğini bilememek mi? saçmalamak mı bir klavye başında? ufacık bir pencerede dans eden pikseller midir? yoksa kalplerin birliği midir? bana sorma yavrum, ben her zaman bu konuda yalnız oldum. ben senin ne düşündüğünü merak ettiğim için sordum.
hiçbirimiz tarafımızdan emin olamayız aslında.. o yüzden kimin yanında savaşacağımızı bilemeyiz. ve müdahale etmemiz gereken ama etmediğimiz, bitirmemiz gereken ama asla bitiremediğimiz savaşı körükleriz sadece. bir eli tutmaya çekinen elde mi gizlidir melek? çarpık bir gülüşte mi gizlenir şeytan? hangi duygulardan hangi taraf güç alır? cevaplar aslında yüreğimizde. bakıyoruz ama görmüyoruz sadece.
ben bu yazıyı sana yazdım.
başım çatlıyor.
yüreğim de öyle!
hayır senin yüzünden değil.
neden mi? bilmiyorum bebeğim, bünye adapte olmaya çalışırken saatlerce monitör karşısında kendimi çürümeye terk etmek belki de iyi bir fikir değildi.
yanık kokusu alıyorum. ne yanıyor bilmiyorum ama berbat bir koku. açık cam nemli sıcağı altetmeye yetmiyor. dışarıda yaprak bile kımıldamıyor. eğer beni serinleteceğini bilsem derimi yüzerdim, çünkü üstümden atabileceğim başka bir şey kalmadı. periyodik olarak gelip giden kalp ağrılarımın yerini karın ağrıları aldı. ve şu an lanet okuyorum, ben kalp ağrılarımla daha iyiydim... karın ağrısına dayanamıyorum.
üç gündür birkaç saati geceleyin kör karanlıkta geçirir oldum. hayır keyfimden değil, itoğlu itler trafoyla oynuyor ondan. düşünme fırsatı oluyor. uzanıyorum ranzama ve kapatıyorum gözlerimi. seni düşünüyorum. ben senin umrunda olmayabilirim tabii, ama bu yabancısı olduğum bir konum değil. kendimi pek çok kez aynı noktada buldum, o yüzden evimde gibi rahatım. yaslandım arkama, yayıldım yalnızlığa, uzattım ayaklarımı koydum sensizliğin üstüne, pişmanlıklarımla kadeh kaldırıyorum. sana içiyorum...
uzağı yakın kılan nedir? telefonun ucunda ne diyeceğini bilememek mi? saçmalamak mı bir klavye başında? ufacık bir pencerede dans eden pikseller midir? yoksa kalplerin birliği midir? bana sorma yavrum, ben her zaman bu konuda yalnız oldum. ben senin ne düşündüğünü merak ettiğim için sordum.
hiçbirimiz tarafımızdan emin olamayız aslında.. o yüzden kimin yanında savaşacağımızı bilemeyiz. ve müdahale etmemiz gereken ama etmediğimiz, bitirmemiz gereken ama asla bitiremediğimiz savaşı körükleriz sadece. bir eli tutmaya çekinen elde mi gizlidir melek? çarpık bir gülüşte mi gizlenir şeytan? hangi duygulardan hangi taraf güç alır? cevaplar aslında yüreğimizde. bakıyoruz ama görmüyoruz sadece.
ben bu yazıyı sana yazdım.
başım çatlıyor.
yüreğim de öyle!
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
