bugün
- kiraz cicegi kolonyasi38
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- mutsuzken çirkin olmak7
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- kendine yalan söyleme eğilimi5
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri4
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- iskender7
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- küt saçlı hatun2
- arkadaşlar çabuk buraya bakın3
- sardalya4
- ismail kartal31
- loafer pabuç giyen tipin ortamlarda erkeğim demesi2
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- ilk buluşmada falafel yemek4
- özgürlük nedir sorunsalı7
- platon un mağara alegorisi15
- yemek pişirirken hayatı sorgulamak4
- true silik olsun10
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- hepimiz allah'ın çocuklarıyız3
- ona bir şey söyle6
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- tek kasa açan kalabalık market4
- sabahtan beri aç olmak5
- moda olan yılan ejderha dövmeleri2
- martin eden3
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- işe giderken eve dönünce yapacaklarını düşünmek4
- güne bir şiir dizesi bırak2
- allah'ın insanı kendi suretinde yaratması ne demek2
- ibrahim tatlıses'in oynadığı filmdeki ilginç sahne3
- tavuk döner4
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- 2000 yılında dünya nasıl olacak4
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- cebren ve hileyle bütün kalelerin işgal edilmesi4
- fenerbahçe18
- sucuk döner5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
okunmayan kitap. bu kitabın okuma tarihimde şöyle bir yeri var. 1996 yılının 11. ayında kitap çıkar çıkmaz aldım. o zamanlar haftada birkaç kitap bitirdiğim dönem yani iyi bir okuyucuyum. edebiyat dergilerini, kitap dergilerini, varlık, adam dergilerini iyiden iyiye takip ettiğim dönem. kitabın çıkacağının haberlerini aylar öncesinden takip etmişim, james joyce'un diğer kitaplarını okumuşum, (dublinliler, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi) kendimi güya ulysses'e hazırlıyorum. nevzat erkmen'le (ki kendisi zeka olimpiyatlarında dereceleri olan, birkaç dili çok iyi bilen bir çevirmendir, hatta bu çeviri için yapı kredi yayınlarında yüklü de bir para almıştır) yapılan söyleşileri okuyorum.
kitap sonunda çıktı ve bir koşu gittim aldım. heyecanla başladım okumaya ama bir gariplik var kitabı anlayamıyorum. o zamanlar internet de yok, yanıma elimde olan birkaç sözlüğü aldım. iddialıyım ne yapıp edip kitabı bitirebilen azınlığın üyesi olacağım. notlar alıyorum, kitabı cümle cümle değil kelime kelime okuyorum. baktım olacak gibi değil 3-4 günde ancak 10-15 sayfa okuyabildim ve hiçbir şey anlayamadım o zaman dedim ki kendime senin yaşın yetmiyor bu kitabı anlamaya biraz daha birikim yap öyle oku.
bir kaç sene sonra tekrar aldım elime. bu sefer anlamasam da en azından mesafe kat edeyim bari diyerek okuyorum. kitabın ingilizcesini de aldım belki katkısı olur diye. rekorum olan 75. sayfaya kadar gelebildim ama en ufak anladığım yok. zekamdan şüphe edeceğim. nasıl olur da benim gibi bir kitap kurdu bir kitabı okuyamaz. bunalıma girmek üzereyken bıraktım.
9-10 yıl kitabı elime almadım. geçen ay son bir gayretle bir daha başladım. artık gurur meselesi yapmıştım kitabı. internetin de yardımlarıyla biraz daha yol aldım. latince, fransızca cümleleri yazıyorum biraz zorlamayla mevzuuyu çözmeye çalışıyorum. yabancı sitelerden ulysses okuma kılavuzları eşliğinde ilerliyorum kitapta. fakat bir paragrafı okumam saatlerimi alıyor. kitabın en ufak boşluğu notlarımla dolu. adamım irlanda-ingiltere çatışması, dinle olan kavgası, babası ile ilgili dertleri bir şeyler hissetmeye başlıyorum ama keyif alsığım okuma eylemi işkenceye dönmüş durumda.
kendimi kitabı yumruklarken bulduğumda anladım ki ulysses defteri artık benim için kapanmıştı. james joyce'a ettiğim küfürlerin biri bin parça. ruh hastası bir manyağın deli saçmalarına bu kadar emek harcamak en basit ifadesiyle zaman israfıdır dedim ve kitabı bir daha görmeyeceğim bir yere kaldırdım.
son söz: almayın, okumayın, değerli zamanınızı bu saçmalıkla harcamayın. alın özetini okuyun en azından adam ne zırvalamış fikriniz olsun ama beyninizin bir hücresini dahi bu kitapla meşgul etmeyin.
kitap sonunda çıktı ve bir koşu gittim aldım. heyecanla başladım okumaya ama bir gariplik var kitabı anlayamıyorum. o zamanlar internet de yok, yanıma elimde olan birkaç sözlüğü aldım. iddialıyım ne yapıp edip kitabı bitirebilen azınlığın üyesi olacağım. notlar alıyorum, kitabı cümle cümle değil kelime kelime okuyorum. baktım olacak gibi değil 3-4 günde ancak 10-15 sayfa okuyabildim ve hiçbir şey anlayamadım o zaman dedim ki kendime senin yaşın yetmiyor bu kitabı anlamaya biraz daha birikim yap öyle oku.
bir kaç sene sonra tekrar aldım elime. bu sefer anlamasam da en azından mesafe kat edeyim bari diyerek okuyorum. kitabın ingilizcesini de aldım belki katkısı olur diye. rekorum olan 75. sayfaya kadar gelebildim ama en ufak anladığım yok. zekamdan şüphe edeceğim. nasıl olur da benim gibi bir kitap kurdu bir kitabı okuyamaz. bunalıma girmek üzereyken bıraktım.
9-10 yıl kitabı elime almadım. geçen ay son bir gayretle bir daha başladım. artık gurur meselesi yapmıştım kitabı. internetin de yardımlarıyla biraz daha yol aldım. latince, fransızca cümleleri yazıyorum biraz zorlamayla mevzuuyu çözmeye çalışıyorum. yabancı sitelerden ulysses okuma kılavuzları eşliğinde ilerliyorum kitapta. fakat bir paragrafı okumam saatlerimi alıyor. kitabın en ufak boşluğu notlarımla dolu. adamım irlanda-ingiltere çatışması, dinle olan kavgası, babası ile ilgili dertleri bir şeyler hissetmeye başlıyorum ama keyif alsığım okuma eylemi işkenceye dönmüş durumda.
kendimi kitabı yumruklarken bulduğumda anladım ki ulysses defteri artık benim için kapanmıştı. james joyce'a ettiğim küfürlerin biri bin parça. ruh hastası bir manyağın deli saçmalarına bu kadar emek harcamak en basit ifadesiyle zaman israfıdır dedim ve kitabı bir daha görmeyeceğim bir yere kaldırdım.
son söz: almayın, okumayın, değerli zamanınızı bu saçmalıkla harcamayın. alın özetini okuyun en azından adam ne zırvalamış fikriniz olsun ama beyninizin bir hücresini dahi bu kitapla meşgul etmeyin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar