bugün
- rafael leao24
- deniz göktaş5
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz4
- günün sözü20
- sarapci koala69
- erkeklerin istediği tek şey17
- üşümeyi özlemek4
- türkiye13
- biraderlerin vurduyor olması12
- gram altın5
- erkeğin kalbine giden yol egosundan geçer3
- karı kıza para yedirir misiniz3
- kütahya2
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- tanrı ile röportajlar3
- en son ne zaman namaz kıldın13
- 28 ağustos 2026 türkiye polonya voleybol maçı4
- biraderizm felsefesi3
- uşak2
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi22
- uyumanın muhteşem bir şey olması2
- bir dinciyle tartışmak2
- anderson talisca7
- şarapçı koala ile viski içmek5
- burdur2
- sarapci diye nick alan akpli17
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- arkadaşlar size küstüm2
- usualsuspect'e ayak atıp kaçmak6
- erecto birader nasıl gözüküyor2
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- biraderine de sana da yeter artık2
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- fener balı15
- gece yarısı çerokilerin tarihini okumak2
- hayden panettiere2
- iş yerinde sözlükte takılmak14
- biraderioz2
- manifest11
- game of thrones taki kel komplocu dayı2
- 27 ağustos 2026 ferencvaros trabzonspor maçı8
- zall'a parmak atıp hesap silnek2
- ayarını bozduğun kantar gün gelir seni tartar2
- sosyalizm her ülkede farklı tecelli eder6
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- açıkta bacak olunca herkesin bakması2
- yavşak koala5
- neden sosyalizm'e karşısınız ve ne istiyorsunuz5
- hapoel beer sheva4
- kadınların yaşlanmaması haksızlıktır5
turkiye deki egitim sistemi
nüfus planlaması ile başlamak gerekir. bazı aileler gelirine göre çocuk sahibi olur, diğerleri de feodal yapı ve ataerkil toplum yapısına bağlı olarak çok sayıda çocuk yapar - tabi 'bol bol çocuk yapın, aman efendim az çocuk yapmayın sonra gelecekte avrupa'ya benzeriz, genç nüfusumuz azalır, diyen bir bakana sahipken vatandaşı nüfus planlaması hakkında nasıl bilince çıkartabiliriz-
çok çocuk, ona göre okul inşaasını ve nitelikli öğretmen ihtiyacını beraberinde getirir ve devlet nitelikli ve parasız eğitim-öğretim alma hakkına doğuştan sahip olan vatandaşlara bu hizmeti vermekle hükümlüdür.
hükümetin belirlediği sisteme göre, bunu yerine getiremeyen ya da getirmeyen devlet, özelleştirmeye gider. eğitimde özelleştirme! işte bu kavram okul dışında, kurs, dershane, özel okul gibi terimleri ortaya çıkarır.
özel öğretim'in tarihçesi ilkçağlara dayanır. bireysel yetenek ve becerileri, sosyal statü dikkate alınarak özel ders verilmesiyle başlar. özellikle devlet yönetiminde yer alan, üst sınıfa ait ailelerin çocukları gelecekte üst makamlarda, önemli devlet kademelerinde yer almaları için özel bir öğretime tabi tutulurlar. türkiye tarihinde de devlet yönetiminde söz sahibi olan bir çok sanatkar, şair ve bilim adamının özel bir öğrenim gördükleri bilinmektedir.
tanzimat'la birlikte yabancı ve azınlık okullarının artmasının ardından cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk, 1925 yılı t.b.m.m açlış nutkunda ' büyük millet meclisi'nin ve Cumhuriyet hükümeti'nin her alanda büyük gayretler sarf ettiği bilinmekle beraber, tüm vatandaşlarımızın eğitim istek ve arzularını yerine getirmekten uzaktır. gelecek yıl devletimizin bu hususta gösterebileceği en büyük fedakarlığı yapmasını önemle rica eder, maddi imkanları yerinde olan vatandaşlarımızın çocuklarına sahip çıkmak amacı ile özel teşebbüs tarafından okutulup yetiştirilmesini önemle tavsiye ederim.' demektedir. bu konuşmanın izmir iktisat kongresi'nde alınan karma ekonomik sistem'i benimseme kararından sonra yapılmış olması ayrı bir dikkat çekici noktadır. fakat türkiye cumhuriyeti özel teşebbüsü gerekli şekilde teşvik edemeyecek ve 1929 buhranı'nın da etkisiyle devletçi ekonomiyi benimsemek zorunda kalacak ve tarihteki ilk bütçe fazlasını 1938 yılında benimsediği bu politika ile sağlayacaktır.
günümüze gelindiğinde; eğitimde özelleştirme, kamu tarafından kurulan kurumlarla bir fiyat karşılığı hizmetin sunulması olarak değerlendirilmektedir. böylece eğitim bir piyasa unsuru, neoliberal politikalar sonucu toplumsal kesimler önünde bir engel olarak yer almakta, gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliği derinleştirmektedir.
die'nin 1997 yılında yayınlamış olduğu hanehalkı gelir dağılımı anket sonuçlarına göre; nüfusun en düşün gelirli yüzde yirmi'lik grubu 1963 yılında toplam gelirden yüzde 4,5'lik, 1994 yılında ise yüzde 4,9'luk bir pay alırken; toplam nüfusun en yüksek gelirli yüzme yirmilik kısmı toplam gelirden 1963 yılında yüzde 57, 1994 yılında ise yüzde 55'lik bir pay almaktadır.
yani 1963 yılında en düşük ve en yüksek gelirli aileler arasındaki fark 12.7 iken, 1994 yılında ise 11.2 kat olmuştur.
1999 yılında türk tarih vakfı tarafından yapılan araştırmalara göre; 'son yıllarda ülkemizde yaşanan özelleştirme süreci yoğunluk kazanmıştır. bir yandan kamu sektörünce üretilen eğitim hizmetinin finansmanı özelleştirilirken, bir yandan da özel sektörce üretilen eğitim hizmeti büyük ölçüde kamu kaynaklarıyla finanse edilmektedir. rant değeri yüksek olan okulların satışa çıkarılması tarzında özelleştirme türü de yaygınlaşmıştır. özel okullara devletçe sağlanan olanaklar da çeşitlenmiştir. kalkınmada öncelikli yörelerde açılan özel okullar için 10 yıl, diğer yörelerdeki okullar için 5 yıl vergi muafiyeti tanınmıştır. yükseköğretimlerde ise vakıf üniversiteleri bütçelerinin yüzde 45'ini devletten aldıkları yardımla veya mali kolaylıklardan, muafiyet ve istisnalardan yararlarnarak karşılamaktadırlar.'
zate belli kesimin çocuklarını paralı şekilde okutan bu okullara neden muafiyet tanındığı da ayrı bir tartışma konusudur.
türkiye'Deki eğitim sistemi kaos içindedir ve bu kısır döngü devletin özel sektöre yaptığı her türlü kaynak transferine rağmen aşılamamaktadır.
nüfus planlaması ile başlamak gerekir. bazı aileler gelirine göre çocuk sahibi olur, diğerleri de feodal yapı ve ataerkil toplum yapısına bağlı olarak çok sayıda çocuk yapar - tabi 'bol bol çocuk yapın, aman efendim az çocuk yapmayın sonra gelecekte avrupa'ya benzeriz, genç nüfusumuz azalır, diyen bir bakana sahipken vatandaşı nüfus planlaması hakkında nasıl bilince çıkartabiliriz-
çok çocuk, ona göre okul inşaasını ve nitelikli öğretmen ihtiyacını beraberinde getirir ve devlet nitelikli ve parasız eğitim-öğretim alma hakkına doğuştan sahip olan vatandaşlara bu hizmeti vermekle hükümlüdür.
hükümetin belirlediği sisteme göre, bunu yerine getiremeyen ya da getirmeyen devlet, özelleştirmeye gider. eğitimde özelleştirme! işte bu kavram okul dışında, kurs, dershane, özel okul gibi terimleri ortaya çıkarır.
özel öğretim'in tarihçesi ilkçağlara dayanır. bireysel yetenek ve becerileri, sosyal statü dikkate alınarak özel ders verilmesiyle başlar. özellikle devlet yönetiminde yer alan, üst sınıfa ait ailelerin çocukları gelecekte üst makamlarda, önemli devlet kademelerinde yer almaları için özel bir öğretime tabi tutulurlar. türkiye tarihinde de devlet yönetiminde söz sahibi olan bir çok sanatkar, şair ve bilim adamının özel bir öğrenim gördükleri bilinmektedir.
tanzimat'la birlikte yabancı ve azınlık okullarının artmasının ardından cumhuriyet'in ilanından sonra Atatürk, 1925 yılı t.b.m.m açlış nutkunda ' büyük millet meclisi'nin ve Cumhuriyet hükümeti'nin her alanda büyük gayretler sarf ettiği bilinmekle beraber, tüm vatandaşlarımızın eğitim istek ve arzularını yerine getirmekten uzaktır. gelecek yıl devletimizin bu hususta gösterebileceği en büyük fedakarlığı yapmasını önemle rica eder, maddi imkanları yerinde olan vatandaşlarımızın çocuklarına sahip çıkmak amacı ile özel teşebbüs tarafından okutulup yetiştirilmesini önemle tavsiye ederim.' demektedir. bu konuşmanın izmir iktisat kongresi'nde alınan karma ekonomik sistem'i benimseme kararından sonra yapılmış olması ayrı bir dikkat çekici noktadır. fakat türkiye cumhuriyeti özel teşebbüsü gerekli şekilde teşvik edemeyecek ve 1929 buhranı'nın da etkisiyle devletçi ekonomiyi benimsemek zorunda kalacak ve tarihteki ilk bütçe fazlasını 1938 yılında benimsediği bu politika ile sağlayacaktır.
günümüze gelindiğinde; eğitimde özelleştirme, kamu tarafından kurulan kurumlarla bir fiyat karşılığı hizmetin sunulması olarak değerlendirilmektedir. böylece eğitim bir piyasa unsuru, neoliberal politikalar sonucu toplumsal kesimler önünde bir engel olarak yer almakta, gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliği derinleştirmektedir.
die'nin 1997 yılında yayınlamış olduğu hanehalkı gelir dağılımı anket sonuçlarına göre; nüfusun en düşün gelirli yüzde yirmi'lik grubu 1963 yılında toplam gelirden yüzde 4,5'lik, 1994 yılında ise yüzde 4,9'luk bir pay alırken; toplam nüfusun en yüksek gelirli yüzme yirmilik kısmı toplam gelirden 1963 yılında yüzde 57, 1994 yılında ise yüzde 55'lik bir pay almaktadır.
yani 1963 yılında en düşük ve en yüksek gelirli aileler arasındaki fark 12.7 iken, 1994 yılında ise 11.2 kat olmuştur.
1999 yılında türk tarih vakfı tarafından yapılan araştırmalara göre; 'son yıllarda ülkemizde yaşanan özelleştirme süreci yoğunluk kazanmıştır. bir yandan kamu sektörünce üretilen eğitim hizmetinin finansmanı özelleştirilirken, bir yandan da özel sektörce üretilen eğitim hizmeti büyük ölçüde kamu kaynaklarıyla finanse edilmektedir. rant değeri yüksek olan okulların satışa çıkarılması tarzında özelleştirme türü de yaygınlaşmıştır. özel okullara devletçe sağlanan olanaklar da çeşitlenmiştir. kalkınmada öncelikli yörelerde açılan özel okullar için 10 yıl, diğer yörelerdeki okullar için 5 yıl vergi muafiyeti tanınmıştır. yükseköğretimlerde ise vakıf üniversiteleri bütçelerinin yüzde 45'ini devletten aldıkları yardımla veya mali kolaylıklardan, muafiyet ve istisnalardan yararlarnarak karşılamaktadırlar.'
zate belli kesimin çocuklarını paralı şekilde okutan bu okullara neden muafiyet tanındığı da ayrı bir tartışma konusudur.
türkiye'Deki eğitim sistemi kaos içindedir ve bu kısır döngü devletin özel sektöre yaptığı her türlü kaynak transferine rağmen aşılamamaktadır.
Gündemdeki Haberler