bugün
- beyazsemsiyeliyabanci43
- yorgun mermi26
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- aşık olmak9
- gammazlama yapmamak13
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- aziz yıldırım11
- sözlükte erkekleri istemiyoruz7
- haysenin1212
- kızının düğününde oynayan baba5
- sözlükteki deliler3
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- satranç haram yasaklansın7
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- rahmi koç3
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim4
- gina carano13
- ölüm4
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- bu köyden olsam ne olacak8
- kabalcı3
- arda güler6
- onu seviyor muyum yoksa silkmek mi istiyorum2
- vurdurmayan sözlük yazarları3
- togg'a lpg taktırmak2
- einstein'ın karısı2
- yapay zeka moderatörü15
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- çağrı isimli yazar4
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır3
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- sözlükteki vatan hainleri4
- para amaç değil araçtır2
- en gey özelliğiniz15
- yaz geceleri4
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- anın görüntüsü21
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- omurgasız tekerlek5
- hatırlanan en eski reklam sloganı5
- rte tanrı değildir2
- katatespizartmasi15
- hallelujah2
- azınlık için çoğunluğu görmezden gelmek2
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- sözlüğün kırbacı8
- buddy dude17
- çengel bulmaca çözer gibi entry giren yazar2
--spoiler--
4.bölümüyle davan yapmış, şükela dizi.
lan joe deyip de ciğerimize bastığımız yiğit meğersem kaçıranların tarafındaymış. zaten soğukkanlı tavırlar, bilgiç haller, ketum kişilik falan filan derken hafiften anlamıştım bu herifte yamukluk olabileceğini. çin lokantasında sürekli, bozuk ingilizceyle "please please, food" diye kafa siken çinli de kaçıranların tarafındaymış, işin ilginci güzel de ingilizce konuşuyormuş. bir de kasabadaki diğer ahali var.
bir kere namazında niyazında mü'min bir abd askeri olan herifçioğlunu manyak tuttum. sana puanım dohuz ganga, o kadar sevdim adamı. her ne kadar namaz kılmayı tam öğrenemese de, namazdan çıkarken yalnız bir tarafa değil iki tarafa da selam verilmesi gerektiğini bilmese de, kade-i ahirede uzun uzun oturup sonra neden secdeye gittiği anlaşılmasa da ben sevdim lan bu adamı sonuçta abdestli, namazlı adam. zarar gelmez. müslüman askerin din tebliğ ettiği çatlak ve hermafrodit rahatsızlığından muzdarip gibi bir hali olan kadın kişisi* de inşallah doğru yolu bulur.
diğer karakterlere gelirsek; charlie'nin yılışık bill'e yaptıkları doğrusu içimi rahatlattı. yastıkla yüzüne bastırması, "kafamı biraz daha bozarsan öldürürüm lan" mesajı falan vermesi hoş oldu doğrusu. sarı şeker tori de 4.bölümün sonunda bir taksiye binip gitti, gariban hâlâ babasının kaçırdığını ve kendi yakınmaları üzerine taksiyi babasının gönderdiğini düşünüyor. kanımca bu tori'nin o güzel götünden uydurduğu bir şey.
ve janet... bak janet artık "kızı için deli olan fedakar anne" görmek istemiyorum dizilerde. anlamıyor musun? ne biliyim git joe'ya yavşa, zaten yavşıyorsun da iyice kırıt. onla baş başa kalmaya falan çalış. kurnazlıklar yap. bırak şu megan'ı.
kasabadaki, kasaba dışındaki olaylar ise iyice karışıyor. kasaba iyice yol geçen hanına döndü. çiçek taksi gibi paso taksi geçiyor. başta arap bir abinin sürdüğü, hurda taksi geldi janet'ı alacağını söyledi ve janet'ın istediği bir kişiyi de götüreceğini söyledi. tabii janet fırsatı kaçırır mı hemen joe gelsin dedi. her neyse gel zaman git zaman bunları taksiyle dere tepe aştılar, taksinin tekerleği patladı.tekerleği değiştirirken arkadan siyah renkli tır azmanı bir araç taksiyi parçalayıp geçti, taksici de ortadan kayboldu. vay anasına... işte sonra janet ile joe yine dere tepe aştılar, bir kulübe buldular hemen yumuldular tabii. çok klas yer falan diye sevindiler. sonrasında sabah oldu bir baktık ki bu joe ile janet aynı yatakta uyumuş. bu durumu yermeye vakit bulamadan gördük ki oda arılarla dolmuş. sonrasında işte kulübeden çıktılar son defa dere tepe aştılar ve kasabaya geri döndüler. tabii janet ağlak yapısına uygun olarak "n'apcaz n'etcez" geyiği yaptı. ama kasabaya girdiler. işte sonrasında joe, çin lokantasına gidip çinli şef ile görüştü ve bunların kaçıranların tarafında olduğu anlaşıldı. çinli joe'ya "do you believe in the process?" falan dedi, ama "process" derken neyi kastettiğini tam çözemedim. anlaşılacak inşallah.
doğrusu benim düşüncem "matrix" gibi bir programın olduğu. yani şuan kaçırılanlar bildiğimiz gerçek dünyadan ziyade zahiri bir alemdeler. tabii genelde teoriler tutmaz, lost'ta bunu gördük.
--spoiler--
4.bölümüyle davan yapmış, şükela dizi.
lan joe deyip de ciğerimize bastığımız yiğit meğersem kaçıranların tarafındaymış. zaten soğukkanlı tavırlar, bilgiç haller, ketum kişilik falan filan derken hafiften anlamıştım bu herifte yamukluk olabileceğini. çin lokantasında sürekli, bozuk ingilizceyle "please please, food" diye kafa siken çinli de kaçıranların tarafındaymış, işin ilginci güzel de ingilizce konuşuyormuş. bir de kasabadaki diğer ahali var.
bir kere namazında niyazında mü'min bir abd askeri olan herifçioğlunu manyak tuttum. sana puanım dohuz ganga, o kadar sevdim adamı. her ne kadar namaz kılmayı tam öğrenemese de, namazdan çıkarken yalnız bir tarafa değil iki tarafa da selam verilmesi gerektiğini bilmese de, kade-i ahirede uzun uzun oturup sonra neden secdeye gittiği anlaşılmasa da ben sevdim lan bu adamı sonuçta abdestli, namazlı adam. zarar gelmez. müslüman askerin din tebliğ ettiği çatlak ve hermafrodit rahatsızlığından muzdarip gibi bir hali olan kadın kişisi* de inşallah doğru yolu bulur.
diğer karakterlere gelirsek; charlie'nin yılışık bill'e yaptıkları doğrusu içimi rahatlattı. yastıkla yüzüne bastırması, "kafamı biraz daha bozarsan öldürürüm lan" mesajı falan vermesi hoş oldu doğrusu. sarı şeker tori de 4.bölümün sonunda bir taksiye binip gitti, gariban hâlâ babasının kaçırdığını ve kendi yakınmaları üzerine taksiyi babasının gönderdiğini düşünüyor. kanımca bu tori'nin o güzel götünden uydurduğu bir şey.
ve janet... bak janet artık "kızı için deli olan fedakar anne" görmek istemiyorum dizilerde. anlamıyor musun? ne biliyim git joe'ya yavşa, zaten yavşıyorsun da iyice kırıt. onla baş başa kalmaya falan çalış. kurnazlıklar yap. bırak şu megan'ı.
kasabadaki, kasaba dışındaki olaylar ise iyice karışıyor. kasaba iyice yol geçen hanına döndü. çiçek taksi gibi paso taksi geçiyor. başta arap bir abinin sürdüğü, hurda taksi geldi janet'ı alacağını söyledi ve janet'ın istediği bir kişiyi de götüreceğini söyledi. tabii janet fırsatı kaçırır mı hemen joe gelsin dedi. her neyse gel zaman git zaman bunları taksiyle dere tepe aştılar, taksinin tekerleği patladı.tekerleği değiştirirken arkadan siyah renkli tır azmanı bir araç taksiyi parçalayıp geçti, taksici de ortadan kayboldu. vay anasına... işte sonra janet ile joe yine dere tepe aştılar, bir kulübe buldular hemen yumuldular tabii. çok klas yer falan diye sevindiler. sonrasında sabah oldu bir baktık ki bu joe ile janet aynı yatakta uyumuş. bu durumu yermeye vakit bulamadan gördük ki oda arılarla dolmuş. sonrasında işte kulübeden çıktılar son defa dere tepe aştılar ve kasabaya geri döndüler. tabii janet ağlak yapısına uygun olarak "n'apcaz n'etcez" geyiği yaptı. ama kasabaya girdiler. işte sonrasında joe, çin lokantasına gidip çinli şef ile görüştü ve bunların kaçıranların tarafında olduğu anlaşıldı. çinli joe'ya "do you believe in the process?" falan dedi, ama "process" derken neyi kastettiğini tam çözemedim. anlaşılacak inşallah.
doğrusu benim düşüncem "matrix" gibi bir programın olduğu. yani şuan kaçırılanlar bildiğimiz gerçek dünyadan ziyade zahiri bir alemdeler. tabii genelde teoriler tutmaz, lost'ta bunu gördük.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
