bugün
- epileptiğe bakmayan diş hekimi6
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- fatma betül sayan kaya20
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek7
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş8
- son 3 ayın en başarılı gammazları5
- haram para5
- irancılar3
- fatma betülüm yapmaz9
- hayati yazıcı4
- masklavi felsefesi3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı89
- raşid dostum2
- sinirlenen dilenci kadın6
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- uluspor2
- iyi menemenin sırrı22
- sabahları nefret edilen şeyler7
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı12
- henüz yolun başında olan yazarlar2
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması3
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- lanet olsun adamım ben gidiyorum buralardan3
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- akp seçmeni3
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı4
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- serdar ortaç tiktokta2
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu2
- dünyanın sonu2
- klodyan klod duruşu2
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- boğaz ağrısı5
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- sözlüğün yeni tasarımı14
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
- muslettin amca23
- beşiktaş6
- misafir terliği kokusu2
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- kötüye bir şey olmaz5
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
insanın kimyasını zorlayan, akıl erdirilemeyen düzmece, safsata bir yaşam sevinci bu olay. yahu elini, kolunu, bacağını kaybetmişin, hatta atıyorum zihinsel problemlerin var ama yaşamaktan zevk alıcaksın, hayata toz pembe yaklaşacaksın. buna kimse inanmaz arkadaş. yüzlerde zoraki bir gülümseme, zorlama bir mutluluk. olmadı, yemezler.
televizyonda daha geçen yine izliyorum, bedensen özürlü gençleri almışlar mehter takımına koymuşlar. röportaj yapan fıstık gence soruyor neler düşünüyorsun diye. akabinde özürlü gençten cevap; böyle bir toplulukta bulunmaktan çok mutlu olduğunu cart curt söylüyor. ama eminim içi kan ağlıyor. sorsan çarpım tablosunu bile bilemiyecek kapasitedeki genci almışlar mehter takımında saksofoncu olarak kullandırtıyorlar. bir insan bundan mutluluk duyabilir mi ciddi ciddi? yok efendim neymiş, gaziler futbol takımı kurmuşlar. içlerinde görme engelliler bir topun peşinden koşuyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlar. izlerken gözlerime inanamadım. adam bir topu bulabilecem diye 30 kere yere düşüyor ve mutluluk pozu veriyor. ayıp olmasa gülecektim de ayıp olur diye sustum.
kimsenin özürüyle dalga geçmek niyetinde değilim ama bu durumun çok da gerçekci olmadığının farkındayım. sokakta yürürken bile bazı özürlü arkadaşlar ile karşılaşabiliyoruz sosyal yaşamın gereği. geçen iki özürlü arkadaşın muhabbeti beni dehşete düşürdü diyebilirim. görme özürlü arkadaş ile işitmeyen bir arkadaşın sohbeti akıllara durgunluk verecek cinstendi. neymiş efendim görme özürlü arkadaş her şeye rağmen hayattan zevk alarak yaşıyormuş, haline şükrediyormuş. usulca yaklaşıp muhabbetlerine dahil olmak istedim. ilk başta laf sokup göt edicektim ama dayanamayıp daha kibar davrandım.
görme engelli arkadaşa şurda kendisini 3 kere 360 derece döndürsem yolunu nasıl bulacaksın, birde gelmiş burda bana yaşama sevincinden bahsediyorsun diye çıkıştım. haksız değildim, bulamazdı. şahsen ben 3 kere kendi etrafımda dönsem zor ayakta kalırdım ama toparlanır yoluma devam edebilirdim ki görme özürlü arkadaşa bunu yapsam direk yere kapaklanırdı. karşımda susmaktan başka bir çaresi yoktu. üzüldüğünü görünce kendisini teselli ettim ama kendisinin tamamen bir hayal ürünü olduğunuda belirttim.
açıkca belirtiyorum, özürlü bir vatandaşın hayattan zevk alabilme gibi bir durumu yok. televizyonlarda, yaşamda gördüğümüz o mutlu mesut engellilerin yaşama sevinci tamamen bir düzmecedir. onları tekrar hayata kazandırmak amaçlı, diğer insanlardan bir farkının olmadığını inanıdırmak amaçlıdır. yok öyle birşey. herkes bulunduğu mevkinin, durumumun hesabını yapmalı ve ona göre yaşamalıdır. özürlüysen mutlu olmak gibi bir lüksün yoktur.
biraz ağır bir konu olabilir ama bu gerçeği göz ardı edemeyiz. kimsenin yüksek sesle dile getiremediği bir gerçeği haykırarak gündeme getiriyor olmak ağır bir iş ama ben burda bunun için varım. kırılmaca üzülmece yok. kimseye hakaret etmiyorum, sadece bir gerçeği yüksek sesle dile getirebiliyorum. elma başlığının altına çok sevdiğim meyve yazmakla bu işler olmuyor ne yazık ki. oturun tartışın şimdi. özürlü vatandaşların ne kadar iyi insanlar olduğunu küfürler eşliğinde çemkirin. sanki biz aksini iddia ediyormuşcasına.
televizyonda daha geçen yine izliyorum, bedensen özürlü gençleri almışlar mehter takımına koymuşlar. röportaj yapan fıstık gence soruyor neler düşünüyorsun diye. akabinde özürlü gençten cevap; böyle bir toplulukta bulunmaktan çok mutlu olduğunu cart curt söylüyor. ama eminim içi kan ağlıyor. sorsan çarpım tablosunu bile bilemiyecek kapasitedeki genci almışlar mehter takımında saksofoncu olarak kullandırtıyorlar. bir insan bundan mutluluk duyabilir mi ciddi ciddi? yok efendim neymiş, gaziler futbol takımı kurmuşlar. içlerinde görme engelliler bir topun peşinden koşuyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlar. izlerken gözlerime inanamadım. adam bir topu bulabilecem diye 30 kere yere düşüyor ve mutluluk pozu veriyor. ayıp olmasa gülecektim de ayıp olur diye sustum.
kimsenin özürüyle dalga geçmek niyetinde değilim ama bu durumun çok da gerçekci olmadığının farkındayım. sokakta yürürken bile bazı özürlü arkadaşlar ile karşılaşabiliyoruz sosyal yaşamın gereği. geçen iki özürlü arkadaşın muhabbeti beni dehşete düşürdü diyebilirim. görme özürlü arkadaş ile işitmeyen bir arkadaşın sohbeti akıllara durgunluk verecek cinstendi. neymiş efendim görme özürlü arkadaş her şeye rağmen hayattan zevk alarak yaşıyormuş, haline şükrediyormuş. usulca yaklaşıp muhabbetlerine dahil olmak istedim. ilk başta laf sokup göt edicektim ama dayanamayıp daha kibar davrandım.
görme engelli arkadaşa şurda kendisini 3 kere 360 derece döndürsem yolunu nasıl bulacaksın, birde gelmiş burda bana yaşama sevincinden bahsediyorsun diye çıkıştım. haksız değildim, bulamazdı. şahsen ben 3 kere kendi etrafımda dönsem zor ayakta kalırdım ama toparlanır yoluma devam edebilirdim ki görme özürlü arkadaşa bunu yapsam direk yere kapaklanırdı. karşımda susmaktan başka bir çaresi yoktu. üzüldüğünü görünce kendisini teselli ettim ama kendisinin tamamen bir hayal ürünü olduğunuda belirttim.
açıkca belirtiyorum, özürlü bir vatandaşın hayattan zevk alabilme gibi bir durumu yok. televizyonlarda, yaşamda gördüğümüz o mutlu mesut engellilerin yaşama sevinci tamamen bir düzmecedir. onları tekrar hayata kazandırmak amaçlı, diğer insanlardan bir farkının olmadığını inanıdırmak amaçlıdır. yok öyle birşey. herkes bulunduğu mevkinin, durumumun hesabını yapmalı ve ona göre yaşamalıdır. özürlüysen mutlu olmak gibi bir lüksün yoktur.
biraz ağır bir konu olabilir ama bu gerçeği göz ardı edemeyiz. kimsenin yüksek sesle dile getiremediği bir gerçeği haykırarak gündeme getiriyor olmak ağır bir iş ama ben burda bunun için varım. kırılmaca üzülmece yok. kimseye hakaret etmiyorum, sadece bir gerçeği yüksek sesle dile getirebiliyorum. elma başlığının altına çok sevdiğim meyve yazmakla bu işler olmuyor ne yazık ki. oturun tartışın şimdi. özürlü vatandaşların ne kadar iyi insanlar olduğunu küfürler eşliğinde çemkirin. sanki biz aksini iddia ediyormuşcasına.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar