bugün
- askerde sahip olunan en büyük lüks8
- habire1215
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi13
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- kızların çok açık giyinmesi5
- sözlükteki arap döven kızlar5
- sözlükteki sinsi köpekler7
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması9
- yalnız yaşamak3
- sıfır atık vakfı11
- era7capone4
- arap gel oğlum kuçu kuçu4
- bilerek ponziye dahil olmak7
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- 0 0 716
- çaylak olmadan önceki son kahve4
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- evrene enerji gönderen müslüman9
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- cop318
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- askerde yenilen iskender kebap2
- aleksey batrakov5
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- samed ağırbaş7
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- fusya semsiyeli yabanci25
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- 1000 mbps internet3
- sözlük erkeklerinin omuzları2
- ilk buluşmada erkek sevgiliyi evden tofaşla almak2
- katlanılabilir telefon2
- illüminati filmleri3
- yoldan geçerken taciz eden yaşlı hanımefendi2
- pikapta müzik dinlemek2
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek4
- günbatımında eski dostunla konuşmak2
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
- yazarların pazar günü planları5
- saddam hüseyin12
- saddam hüseyin ve ibrahim tatlıses benzerliği3
- soğan çuvalını sırtlarken sevgiliye yakalanmak4
insanın kimyasını zorlayan, akıl erdirilemeyen düzmece, safsata bir yaşam sevinci bu olay. yahu elini, kolunu, bacağını kaybetmişin, hatta atıyorum zihinsel problemlerin var ama yaşamaktan zevk alıcaksın, hayata toz pembe yaklaşacaksın. buna kimse inanmaz arkadaş. yüzlerde zoraki bir gülümseme, zorlama bir mutluluk. olmadı, yemezler.
televizyonda daha geçen yine izliyorum, bedensen özürlü gençleri almışlar mehter takımına koymuşlar. röportaj yapan fıstık gence soruyor neler düşünüyorsun diye. akabinde özürlü gençten cevap; böyle bir toplulukta bulunmaktan çok mutlu olduğunu cart curt söylüyor. ama eminim içi kan ağlıyor. sorsan çarpım tablosunu bile bilemiyecek kapasitedeki genci almışlar mehter takımında saksofoncu olarak kullandırtıyorlar. bir insan bundan mutluluk duyabilir mi ciddi ciddi? yok efendim neymiş, gaziler futbol takımı kurmuşlar. içlerinde görme engelliler bir topun peşinden koşuyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlar. izlerken gözlerime inanamadım. adam bir topu bulabilecem diye 30 kere yere düşüyor ve mutluluk pozu veriyor. ayıp olmasa gülecektim de ayıp olur diye sustum.
kimsenin özürüyle dalga geçmek niyetinde değilim ama bu durumun çok da gerçekci olmadığının farkındayım. sokakta yürürken bile bazı özürlü arkadaşlar ile karşılaşabiliyoruz sosyal yaşamın gereği. geçen iki özürlü arkadaşın muhabbeti beni dehşete düşürdü diyebilirim. görme özürlü arkadaş ile işitmeyen bir arkadaşın sohbeti akıllara durgunluk verecek cinstendi. neymiş efendim görme özürlü arkadaş her şeye rağmen hayattan zevk alarak yaşıyormuş, haline şükrediyormuş. usulca yaklaşıp muhabbetlerine dahil olmak istedim. ilk başta laf sokup göt edicektim ama dayanamayıp daha kibar davrandım.
görme engelli arkadaşa şurda kendisini 3 kere 360 derece döndürsem yolunu nasıl bulacaksın, birde gelmiş burda bana yaşama sevincinden bahsediyorsun diye çıkıştım. haksız değildim, bulamazdı. şahsen ben 3 kere kendi etrafımda dönsem zor ayakta kalırdım ama toparlanır yoluma devam edebilirdim ki görme özürlü arkadaşa bunu yapsam direk yere kapaklanırdı. karşımda susmaktan başka bir çaresi yoktu. üzüldüğünü görünce kendisini teselli ettim ama kendisinin tamamen bir hayal ürünü olduğunuda belirttim.
açıkca belirtiyorum, özürlü bir vatandaşın hayattan zevk alabilme gibi bir durumu yok. televizyonlarda, yaşamda gördüğümüz o mutlu mesut engellilerin yaşama sevinci tamamen bir düzmecedir. onları tekrar hayata kazandırmak amaçlı, diğer insanlardan bir farkının olmadığını inanıdırmak amaçlıdır. yok öyle birşey. herkes bulunduğu mevkinin, durumumun hesabını yapmalı ve ona göre yaşamalıdır. özürlüysen mutlu olmak gibi bir lüksün yoktur.
biraz ağır bir konu olabilir ama bu gerçeği göz ardı edemeyiz. kimsenin yüksek sesle dile getiremediği bir gerçeği haykırarak gündeme getiriyor olmak ağır bir iş ama ben burda bunun için varım. kırılmaca üzülmece yok. kimseye hakaret etmiyorum, sadece bir gerçeği yüksek sesle dile getirebiliyorum. elma başlığının altına çok sevdiğim meyve yazmakla bu işler olmuyor ne yazık ki. oturun tartışın şimdi. özürlü vatandaşların ne kadar iyi insanlar olduğunu küfürler eşliğinde çemkirin. sanki biz aksini iddia ediyormuşcasına.
televizyonda daha geçen yine izliyorum, bedensen özürlü gençleri almışlar mehter takımına koymuşlar. röportaj yapan fıstık gence soruyor neler düşünüyorsun diye. akabinde özürlü gençten cevap; böyle bir toplulukta bulunmaktan çok mutlu olduğunu cart curt söylüyor. ama eminim içi kan ağlıyor. sorsan çarpım tablosunu bile bilemiyecek kapasitedeki genci almışlar mehter takımında saksofoncu olarak kullandırtıyorlar. bir insan bundan mutluluk duyabilir mi ciddi ciddi? yok efendim neymiş, gaziler futbol takımı kurmuşlar. içlerinde görme engelliler bir topun peşinden koşuyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlar. izlerken gözlerime inanamadım. adam bir topu bulabilecem diye 30 kere yere düşüyor ve mutluluk pozu veriyor. ayıp olmasa gülecektim de ayıp olur diye sustum.
kimsenin özürüyle dalga geçmek niyetinde değilim ama bu durumun çok da gerçekci olmadığının farkındayım. sokakta yürürken bile bazı özürlü arkadaşlar ile karşılaşabiliyoruz sosyal yaşamın gereği. geçen iki özürlü arkadaşın muhabbeti beni dehşete düşürdü diyebilirim. görme özürlü arkadaş ile işitmeyen bir arkadaşın sohbeti akıllara durgunluk verecek cinstendi. neymiş efendim görme özürlü arkadaş her şeye rağmen hayattan zevk alarak yaşıyormuş, haline şükrediyormuş. usulca yaklaşıp muhabbetlerine dahil olmak istedim. ilk başta laf sokup göt edicektim ama dayanamayıp daha kibar davrandım.
görme engelli arkadaşa şurda kendisini 3 kere 360 derece döndürsem yolunu nasıl bulacaksın, birde gelmiş burda bana yaşama sevincinden bahsediyorsun diye çıkıştım. haksız değildim, bulamazdı. şahsen ben 3 kere kendi etrafımda dönsem zor ayakta kalırdım ama toparlanır yoluma devam edebilirdim ki görme özürlü arkadaşa bunu yapsam direk yere kapaklanırdı. karşımda susmaktan başka bir çaresi yoktu. üzüldüğünü görünce kendisini teselli ettim ama kendisinin tamamen bir hayal ürünü olduğunuda belirttim.
açıkca belirtiyorum, özürlü bir vatandaşın hayattan zevk alabilme gibi bir durumu yok. televizyonlarda, yaşamda gördüğümüz o mutlu mesut engellilerin yaşama sevinci tamamen bir düzmecedir. onları tekrar hayata kazandırmak amaçlı, diğer insanlardan bir farkının olmadığını inanıdırmak amaçlıdır. yok öyle birşey. herkes bulunduğu mevkinin, durumumun hesabını yapmalı ve ona göre yaşamalıdır. özürlüysen mutlu olmak gibi bir lüksün yoktur.
biraz ağır bir konu olabilir ama bu gerçeği göz ardı edemeyiz. kimsenin yüksek sesle dile getiremediği bir gerçeği haykırarak gündeme getiriyor olmak ağır bir iş ama ben burda bunun için varım. kırılmaca üzülmece yok. kimseye hakaret etmiyorum, sadece bir gerçeği yüksek sesle dile getirebiliyorum. elma başlığının altına çok sevdiğim meyve yazmakla bu işler olmuyor ne yazık ki. oturun tartışın şimdi. özürlü vatandaşların ne kadar iyi insanlar olduğunu küfürler eşliğinde çemkirin. sanki biz aksini iddia ediyormuşcasına.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar