bugün
- trabzonspor15
- cumhuriyetten rahatsız olan insan15
- kadın şoför5
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- gadi eizenkot4
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın3
- okula verilen çocuktan netice alamamak3
- ebu cehil karpuzu3
- binyamin netanyahu12
- kimseye zararı olmayan kişi3
- ayağını emojiyle kapatan insan4
- nervio abla20
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- salçalı makarna13
- yeni evli çift aktiviteleri16
- güzel bir kadının giydiği çorap5
- ismail kartal23
- gece uyanıkları4
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- yağmur2
- yerde para bulmak9
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- laşon hara3
- herkese veren biri4
- yazılımcıların flört edememesi8
- sözlüğe hareket getirecek şey8
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- tuzlu kahve dizisi4
- motorsiklet6
- görükle den moskova'ya yürümek5
- mavi4
- madencilerin ankara'ya yürüyüşüne müdahale3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- mutlu günleri beklemek15
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması6
- türkiye cumhuriyeti3
- heyt bea2
- vajinaya limon sıkıp emmek3
- kedimin yatağıma kusması7
- en lezzetli balık12
- araba almak3
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- porsche5
- güney kore34
- vajinaya dil atmak15
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar20
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum15
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı10
- 28 ekim 2026 kars 36 spor antalyaspor maçı2
--spoiler--
gazzeye yardım götüren mavi marmara gemisindeki hadiseyle ilgili iki haftadır çok şey yazıldı çizildi. kimi, israilin topyekûn ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi, kimi israildeki aşırı sağcı iktidarın olaylara sebebiyet verdiğini ifade etti; kimileri ise geminin israil makamlarından izin alması gerektiğinin üzerinde durdu. ama tarihte yaşanmış bir trajedi vardı ki kimse bunu dile getirmedi. geçmiş bilinmeden şimdinin yorumu hakkaniyetle yapılmaz.
hatırlara dahi gelmeyen bu olay struma gemisi faciasıydı. tam 770 talihsiz insan hitlerin zulmünden filistine kaçıyordu. aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların olduğu bu insanlar dünyanın gözü önünde katledildiler. insanlığın yüz karası bu durum dünya insanlığının tekrar tekrar hatırlaması gereken durumdur.
tarihler 14 aralık 1941i gösterirken struma gemisi, marmara açıklarında türkiye karasularında arızalandı. gemidekiler arızanın giderilmesini ümitle beklediler. nazi almanyası da öbür taraftan gemidekilerle ilgili olumsuz propaganda yürütüyordu. hatta hitleri ziyaret eden dönemin kudüs müftüsü hacı emin hüseyinin bu ziyareti acaba hitlerin katliamlarına zemin teşkil ettiğini söyleyebilir miyiz? benim zulmüm meşrudur türünden bir manzara yaratan bu acı tablo ileriki yıllarda zulüm kamplarıyla ne yazık ki yüz binlerce, milyonlarca masum insanın hayatına mal olacaktı.
naziler, bir ara bu 770 yahudi insanını türk makamlarından istediler. türkiye yolcuları bir gerekçeyle hitlere teslim etmedi. ancak, türk makamları prosedürde kaçak görünen bu gemidekileri karaya alsa, yardımcı olsa suçlu konuma düşüp almanya ile savaş tehlikesine girebilirdi.
struma gemisindeki tedirgin bekleyiş sürerken dünyanın hâlâ kılı kıpırdamıyordu. bu zavallı insanlar ne karaya çıkartılıyor ne de gemi motoru tamir edilip gönderiliyordu. yolcuların hepsi sağlıklıydı. fakat günlerce denizin ortasında aç susuz beklemekten ve tuvalet ihtiyaçlarını güverteye yapmaktan dizanteri hastalığına yakalandılar.
istanbuldaki yahudi cemaati lideri rıfat karako ve simon brodun gemiye çıkmasına izin verildi. yahudi cemaatinin iki lideri gemiye çıkınca gemidekiler ağlamaya başladılar. bu iki insanın etrafına doluştular, kimisi ise onları öpmek istedi. rıfat karako ve simon brod da gördükleri manzara karşısında gözyaşlarını tutamadılar.
türk dışişleri bakanlığı ankaradaki ingiliz büyükelçisine, bu insanların filistine ulaştırılması noktasında ilgilenmelerini söyledi. ancak, ingiltere büyükelçisi knatcbull huggesen bunun mümkün olamayacağını bildirdi. avrupa hâlâ suskundu. aynı şekilde arap ülkeleri de.
türkiye, ingilterenin red cevabı karşısında harekete geçme kararı aldı. 65 gün boyunca yolcular iyice kırıldılar. gemi kokudan geçilmiyordu. türk makamları 70 günün sonunda sarayburnundaki karantinalı gemiye römorkör yaklaştırıp çekme kararı aldı. arızalı motor tamir edilmek üzere söküldü. gemi karadenize doğru çekildi. bunun üzerine yolcular büyük bir çarşafa şöyle yazdılar:
yaşasın türkiye cumhuriyeti!... kurtarın bizi!...
tarihler 24 şubat 1942yi gösteriyor. saat sabahın 9u...
struma, hüzünlü görüntüsüyle karadeniz açıklarında bekliyor. kapkara, paslı, metalik geminin üzerinde çöküntü halinde, bükülmüş insan gölgeleri göze çarpıyor.
ressam salvador daliye, hüznün resmini çiz dense, işte çaresiz hüzün. küçücük çocuklar, yaşlı insanlar kara gölgelere dönüşmüşler. koca dünya üç aydır ağlaşan aç susuz insanlara çare olamıyor bir caninin elinden kurtulmaya çalışan insanlar dünyanın acımasızlığına terk ediliyor.
bu arada kudüs müftüsü hacı emin hüseyin hitlerle görüşmesini sürdürüyor resmi iyi okumak lazım. dünya insanlığı benim zulmüm meşrudur anlayışından kurtulmadığı sürece tanrıya hesap verecektir.
struma gemisi sabah saatlerinde dehşet bir gürültüyle patlıyor. insanların bedeni cesede dönüşüyor. ceset parçaları koca denizi bir anda kırmızıya boğuyor. gemi darmadağın oluyor. dünya rahatlıyor. çünkü artık kendilerinden yardım isteyecek kimsecikler yok. 766 insan denizin soğuk derinliklerinde gözden kayboluyor. bu arada insanlık vicdanı da
mavi marmara gemisindeki olayları yorumlarken resme iyi bakalım. ben bu yazıyı yazarken israilde on binlerce cesur israilli mavi marmara gemisine yapılan saldırıyı barış öncüsü ishak rabin meydanında protesto ediyordu struma gemisindeki çaresiz bekleyişe insanlık tarafından hiçbir protesto olmamıştı. resmi iyi okumak gerekmiyor mu?
mavi marmara gemisinde bulunan gazeteci bir arkadaşım anlattı... israil yetkilisi bu işin sonu ne olacak, şimdi şu olanlar iyi mi oldu, ne düşünüyorsunuz bu konuda deyince, gemideki aktivistlerden biri israil yetkilisine, israil haritadan silinmediği sürece bu devam eder, hepiniz ortadoğudan sürülmelisiniz diye bağırmış.
ahmet altan bu durumu şöyle ifade ediyor:
ben senin kökünü kurutacağım, seni bu topraklardan sileceğim dersen bu savaş bitmez, bitmediği gibi kendini sürekli tehlikede hisseden israilde korku büyür ve o korkuyla insanlar budalaların şiddetine sığınmak zorunda kalırlar. kendilerini yok etmek isteyen düşmanlarla kuşatıldığına, varlığını savunabilmek için sürekli şiddete başvurmak gerektiğine inanan israilliler, barışı, dostluğu, anlaşmayı savunan diğer israillilere kızıyorlar, onları suçluyorlar.
eğer insani değerlere, insan hayatına sahip çıkıyorsak, israilli insanların var olma ve yaşama hakkına da sahip çıkmalıyız.
ömer faruk reca
--spoiler--
gazzeye yardım götüren mavi marmara gemisindeki hadiseyle ilgili iki haftadır çok şey yazıldı çizildi. kimi, israilin topyekûn ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi, kimi israildeki aşırı sağcı iktidarın olaylara sebebiyet verdiğini ifade etti; kimileri ise geminin israil makamlarından izin alması gerektiğinin üzerinde durdu. ama tarihte yaşanmış bir trajedi vardı ki kimse bunu dile getirmedi. geçmiş bilinmeden şimdinin yorumu hakkaniyetle yapılmaz.
hatırlara dahi gelmeyen bu olay struma gemisi faciasıydı. tam 770 talihsiz insan hitlerin zulmünden filistine kaçıyordu. aralarında çocuk, kadın ve yaşlıların olduğu bu insanlar dünyanın gözü önünde katledildiler. insanlığın yüz karası bu durum dünya insanlığının tekrar tekrar hatırlaması gereken durumdur.
tarihler 14 aralık 1941i gösterirken struma gemisi, marmara açıklarında türkiye karasularında arızalandı. gemidekiler arızanın giderilmesini ümitle beklediler. nazi almanyası da öbür taraftan gemidekilerle ilgili olumsuz propaganda yürütüyordu. hatta hitleri ziyaret eden dönemin kudüs müftüsü hacı emin hüseyinin bu ziyareti acaba hitlerin katliamlarına zemin teşkil ettiğini söyleyebilir miyiz? benim zulmüm meşrudur türünden bir manzara yaratan bu acı tablo ileriki yıllarda zulüm kamplarıyla ne yazık ki yüz binlerce, milyonlarca masum insanın hayatına mal olacaktı.
naziler, bir ara bu 770 yahudi insanını türk makamlarından istediler. türkiye yolcuları bir gerekçeyle hitlere teslim etmedi. ancak, türk makamları prosedürde kaçak görünen bu gemidekileri karaya alsa, yardımcı olsa suçlu konuma düşüp almanya ile savaş tehlikesine girebilirdi.
struma gemisindeki tedirgin bekleyiş sürerken dünyanın hâlâ kılı kıpırdamıyordu. bu zavallı insanlar ne karaya çıkartılıyor ne de gemi motoru tamir edilip gönderiliyordu. yolcuların hepsi sağlıklıydı. fakat günlerce denizin ortasında aç susuz beklemekten ve tuvalet ihtiyaçlarını güverteye yapmaktan dizanteri hastalığına yakalandılar.
istanbuldaki yahudi cemaati lideri rıfat karako ve simon brodun gemiye çıkmasına izin verildi. yahudi cemaatinin iki lideri gemiye çıkınca gemidekiler ağlamaya başladılar. bu iki insanın etrafına doluştular, kimisi ise onları öpmek istedi. rıfat karako ve simon brod da gördükleri manzara karşısında gözyaşlarını tutamadılar.
türk dışişleri bakanlığı ankaradaki ingiliz büyükelçisine, bu insanların filistine ulaştırılması noktasında ilgilenmelerini söyledi. ancak, ingiltere büyükelçisi knatcbull huggesen bunun mümkün olamayacağını bildirdi. avrupa hâlâ suskundu. aynı şekilde arap ülkeleri de.
türkiye, ingilterenin red cevabı karşısında harekete geçme kararı aldı. 65 gün boyunca yolcular iyice kırıldılar. gemi kokudan geçilmiyordu. türk makamları 70 günün sonunda sarayburnundaki karantinalı gemiye römorkör yaklaştırıp çekme kararı aldı. arızalı motor tamir edilmek üzere söküldü. gemi karadenize doğru çekildi. bunun üzerine yolcular büyük bir çarşafa şöyle yazdılar:
yaşasın türkiye cumhuriyeti!... kurtarın bizi!...
tarihler 24 şubat 1942yi gösteriyor. saat sabahın 9u...
struma, hüzünlü görüntüsüyle karadeniz açıklarında bekliyor. kapkara, paslı, metalik geminin üzerinde çöküntü halinde, bükülmüş insan gölgeleri göze çarpıyor.
ressam salvador daliye, hüznün resmini çiz dense, işte çaresiz hüzün. küçücük çocuklar, yaşlı insanlar kara gölgelere dönüşmüşler. koca dünya üç aydır ağlaşan aç susuz insanlara çare olamıyor bir caninin elinden kurtulmaya çalışan insanlar dünyanın acımasızlığına terk ediliyor.
bu arada kudüs müftüsü hacı emin hüseyin hitlerle görüşmesini sürdürüyor resmi iyi okumak lazım. dünya insanlığı benim zulmüm meşrudur anlayışından kurtulmadığı sürece tanrıya hesap verecektir.
struma gemisi sabah saatlerinde dehşet bir gürültüyle patlıyor. insanların bedeni cesede dönüşüyor. ceset parçaları koca denizi bir anda kırmızıya boğuyor. gemi darmadağın oluyor. dünya rahatlıyor. çünkü artık kendilerinden yardım isteyecek kimsecikler yok. 766 insan denizin soğuk derinliklerinde gözden kayboluyor. bu arada insanlık vicdanı da
mavi marmara gemisindeki olayları yorumlarken resme iyi bakalım. ben bu yazıyı yazarken israilde on binlerce cesur israilli mavi marmara gemisine yapılan saldırıyı barış öncüsü ishak rabin meydanında protesto ediyordu struma gemisindeki çaresiz bekleyişe insanlık tarafından hiçbir protesto olmamıştı. resmi iyi okumak gerekmiyor mu?
mavi marmara gemisinde bulunan gazeteci bir arkadaşım anlattı... israil yetkilisi bu işin sonu ne olacak, şimdi şu olanlar iyi mi oldu, ne düşünüyorsunuz bu konuda deyince, gemideki aktivistlerden biri israil yetkilisine, israil haritadan silinmediği sürece bu devam eder, hepiniz ortadoğudan sürülmelisiniz diye bağırmış.
ahmet altan bu durumu şöyle ifade ediyor:
ben senin kökünü kurutacağım, seni bu topraklardan sileceğim dersen bu savaş bitmez, bitmediği gibi kendini sürekli tehlikede hisseden israilde korku büyür ve o korkuyla insanlar budalaların şiddetine sığınmak zorunda kalırlar. kendilerini yok etmek isteyen düşmanlarla kuşatıldığına, varlığını savunabilmek için sürekli şiddete başvurmak gerektiğine inanan israilliler, barışı, dostluğu, anlaşmayı savunan diğer israillilere kızıyorlar, onları suçluyorlar.
eğer insani değerlere, insan hayatına sahip çıkıyorsak, israilli insanların var olma ve yaşama hakkına da sahip çıkmalıyız.
ömer faruk reca
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar