bugün
- yörük kızı15
- pum pum çorbası6
- kız düşürmenin kısa yolu15
- bir kadını taşımanın zorluğu10
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- mercimek çorbası içen kadın14
- uludağ sözlük size ne kattı24
- yemeğe bulyon koyan insan7
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- sikişirken sigara içen kadın5
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- pankek mi pişi mi10
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- sarımsak yiyen kız6
- sözlüğün en masum yazarları16
- fusya semsiyeli yabanci26
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- seks yapmanın aslında çok iğrenç bir eylem olması6
- tarihteki en kanlı savaşlar3
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- uyudunuz mu4
- arkadaşlar larissa kim12
- sarapci koala43
- s'i l v'e r m'i s t26
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- pandela 38
- türkiye13
- pizza6
- bir insanın yüzüne söyleyemeyeceğin şeyler4
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- hamarat kadın5
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- nervio21
- karnı doydukça yemeğe kusur bulan insan5
- dinlenme tesisi soğuğu5
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- artı oy yalakalığı5
- taşaklı erkek4
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- hoşçakal uludağ sözlük7
- aşk5
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- ice latte içince aklıma sen geliyorsun diyen kadın4
- soslu adana kebap5
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- güzel kızların erkenden uyuması4
- gecenin şiiri3
- şarapçının birden tayyipçi olması10
- recep tayyip erdoğan11
gaz ve toz bulutundan mürekkep dünya adındaki gezegenin 2,5 milyon yıllık yaratığıdır.
insan denilen bu ileri primat soyu, zaman içinde iki ayak üzerinde durma becerisi edindi. bu edinim, elleri serbest bıraktığından beynin gelişimi de hızlandı. doğada, taş ve ağaç dalı gibi nesneleri alet olarak kullanmayı öğrendi.
(bkz: homo habilis)
(bkz: homo erectus)
sonra avcılık ve toplayıcılık yapan göçebe topluluklar belirdi. bu topluluklar mağara ve kaya altlarını sığınak belledi. ilk sanat, ilk mağara resimlerinin temeli bu dönemde atıldı. ölümle kurulan bağ sonucu, ölüleri gömme ritüeli doğdu. artık insan soyunun manevî dünyası gelişiyordu.
(bkz: homo heidelbergensis)
(bkz: homo neanderthalensis)
göçebe yaşantıları onları başka kıtalara kadar sürükledi: afrika'dan asya ve avrupa'ya, asya'dan ve afrika'dan da amerika ve avustralya'ya.
kemik ve taştan; zıpkın, bıçak, mızrak, iğne, olta gibi ince işçilikli aletler peyda oldu. büyüsel ve dinsel ayinler de gene bu dönemde görüldü. heykeller, takılar ve türlü süslemeler ortaya çıktı.
(bkz: homo sapiens)
(bkz: homo sapiens sapiens)
buzul çağları'nın bitişiyle iklimde yaşanan ısınma, insan soyu için yerleşik yaşam anlamına geliyordu. buzulların erimesiyle birlikte genişleyen sulak alanlar, çevresindeki besin kaynaklarını bollaştırmanın yanında balıkçılığı da geliştiriyordu. böylece sulak bölgelerde köy tipi küçük yerleşim alanları belirdi.
yeni sıcak ve yağışlı iklim, bitki örtüsünü de değiştirdi. yüksek ölçüde tahıl türü yetişti, insanoğlunu besledi. tüm bu gelişmeler, insanı, tarımın keşfine kadar götürdü. tarımın keşfi, çanak çömlek yapımından tutun da hayvanların evcilleştirilmesine kadar birçok yeniliği tetikledi. artık insan soyu, avcılık ve toplayıcılıktan el çekiyordu. çünkü besin sorununa çözüm bulmuştu. bu da beraberinde nüfus artışını getirdi...
yaşanan gelişmeler insanoğlunun benliğini fark etmesini sağladı. buna paralel olarak mülkiyet kavramı da giderek yerleşiyordu. tüm bunlar sırasıyla aileyi, sülaleleri ve şefleri doğurdu. çünkü insanlar kendilerini, ailelerini ve mülkiyetlerini korumak istiyordu ve bunun, bir arada yaşama zorunluluğuna binaen güçlü olana bağlanmayı gerektirdiğini anlamışlardı. ihtiyaçlar ve çıkarlar, "boy" olarak adlandırılan ilk siyasal birlikleri kurdu.
zaman içinde yaşanan gelişmeler; aynı dili, inancı ve ekonomik çıkarları paylaşan boyları birleştirdi. içlerinde en güçlü olan boyun şefi ise, tanrıdan aldığını iddia ettiği yönetme erkiyle birlikte düzeni sağlamak adına yöneticilik koltuğuna oturdu: artık devlet doğmuştu!
yıllar üzerinden yıllar geçti...
ingiliz kraliyet ailesine bağlı beagle adlı gemi, 27 aralık 1831'de dünyanın etrafını dolaşmak üzere ingiltere'nin plymouth limanından demir aldı. geminin yolcuları arasında henüz 22 yaşındaki genç doğa bilimci charles darwin de vardı. 5 yıl süren yolculuk boyunca karşılaştığı; ama özellikle galapagos adalarında gördüğü yaşamın evrimi, kafasında bin bir soru uçurmuş, sonunda evrim kuramını ortaya atmasına vesile olmuştu.
darwin'in bilimsel evrim kuramı zaman içinde gelişti ve bugünkü şeklini aldı. konu doğanın evrimi olunca, pek tabiî olarak insanoğlunun evrimi de bahse dâhil oldu. bunu gören insanoğlu, evrimi boyunca geliştirdiği dinî inançları uğruna tüm geçmişini (yani atalarını) reddetmekten geri kalmadı...
not: tüm bu satırları sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim ama uzun lâfın kısası, insanoğlu, çıkarları uğruna özünü dahi reddedebilen hayvan soyundan başka bir şey değildir!*
insan denilen bu ileri primat soyu, zaman içinde iki ayak üzerinde durma becerisi edindi. bu edinim, elleri serbest bıraktığından beynin gelişimi de hızlandı. doğada, taş ve ağaç dalı gibi nesneleri alet olarak kullanmayı öğrendi.
(bkz: homo habilis)
(bkz: homo erectus)
sonra avcılık ve toplayıcılık yapan göçebe topluluklar belirdi. bu topluluklar mağara ve kaya altlarını sığınak belledi. ilk sanat, ilk mağara resimlerinin temeli bu dönemde atıldı. ölümle kurulan bağ sonucu, ölüleri gömme ritüeli doğdu. artık insan soyunun manevî dünyası gelişiyordu.
(bkz: homo heidelbergensis)
(bkz: homo neanderthalensis)
göçebe yaşantıları onları başka kıtalara kadar sürükledi: afrika'dan asya ve avrupa'ya, asya'dan ve afrika'dan da amerika ve avustralya'ya.
kemik ve taştan; zıpkın, bıçak, mızrak, iğne, olta gibi ince işçilikli aletler peyda oldu. büyüsel ve dinsel ayinler de gene bu dönemde görüldü. heykeller, takılar ve türlü süslemeler ortaya çıktı.
(bkz: homo sapiens)
(bkz: homo sapiens sapiens)
buzul çağları'nın bitişiyle iklimde yaşanan ısınma, insan soyu için yerleşik yaşam anlamına geliyordu. buzulların erimesiyle birlikte genişleyen sulak alanlar, çevresindeki besin kaynaklarını bollaştırmanın yanında balıkçılığı da geliştiriyordu. böylece sulak bölgelerde köy tipi küçük yerleşim alanları belirdi.
yeni sıcak ve yağışlı iklim, bitki örtüsünü de değiştirdi. yüksek ölçüde tahıl türü yetişti, insanoğlunu besledi. tüm bu gelişmeler, insanı, tarımın keşfine kadar götürdü. tarımın keşfi, çanak çömlek yapımından tutun da hayvanların evcilleştirilmesine kadar birçok yeniliği tetikledi. artık insan soyu, avcılık ve toplayıcılıktan el çekiyordu. çünkü besin sorununa çözüm bulmuştu. bu da beraberinde nüfus artışını getirdi...
yaşanan gelişmeler insanoğlunun benliğini fark etmesini sağladı. buna paralel olarak mülkiyet kavramı da giderek yerleşiyordu. tüm bunlar sırasıyla aileyi, sülaleleri ve şefleri doğurdu. çünkü insanlar kendilerini, ailelerini ve mülkiyetlerini korumak istiyordu ve bunun, bir arada yaşama zorunluluğuna binaen güçlü olana bağlanmayı gerektirdiğini anlamışlardı. ihtiyaçlar ve çıkarlar, "boy" olarak adlandırılan ilk siyasal birlikleri kurdu.
zaman içinde yaşanan gelişmeler; aynı dili, inancı ve ekonomik çıkarları paylaşan boyları birleştirdi. içlerinde en güçlü olan boyun şefi ise, tanrıdan aldığını iddia ettiği yönetme erkiyle birlikte düzeni sağlamak adına yöneticilik koltuğuna oturdu: artık devlet doğmuştu!
yıllar üzerinden yıllar geçti...
ingiliz kraliyet ailesine bağlı beagle adlı gemi, 27 aralık 1831'de dünyanın etrafını dolaşmak üzere ingiltere'nin plymouth limanından demir aldı. geminin yolcuları arasında henüz 22 yaşındaki genç doğa bilimci charles darwin de vardı. 5 yıl süren yolculuk boyunca karşılaştığı; ama özellikle galapagos adalarında gördüğü yaşamın evrimi, kafasında bin bir soru uçurmuş, sonunda evrim kuramını ortaya atmasına vesile olmuştu.
darwin'in bilimsel evrim kuramı zaman içinde gelişti ve bugünkü şeklini aldı. konu doğanın evrimi olunca, pek tabiî olarak insanoğlunun evrimi de bahse dâhil oldu. bunu gören insanoğlu, evrimi boyunca geliştirdiği dinî inançları uğruna tüm geçmişini (yani atalarını) reddetmekten geri kalmadı...
not: tüm bu satırları sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim ama uzun lâfın kısası, insanoğlu, çıkarları uğruna özünü dahi reddedebilen hayvan soyundan başka bir şey değildir!*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar