bugün
- habire1231
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği11
- kartlı işlem yapmayan esnaf7
- incelikli erkek4
- türkiye islamcı kemalist kavgasıyla vakit kaybetti7
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- özgür özel'in chp de veda konuşması8
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması5
- nargilenin hint icadı olması3
- kabataş olayı görüntüleri27
- 22 yaş3
- kürde kürt demenin ırkçılık olduğu ülke3
- hangi manifest kızısın12
- her şeyin üst üste gelmesi8
- istanbul un çok pahalı olması27
- chpye oy vermeyi bırakmak3
- selo cu olup pkk lı olmamak3
- lahmacun yiyecek kadar düşmek8
- kürtler5
- velvet12
- chp'lilerin 13 sene atatürk düşmanına oy vermesi2
- 6 oku görünce dayanamadım2
- bentley reklamında ki sarışın2
- 30 kasım 2007 ısparta uçak kazası3
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- başını alıp gitmek isteyen insan5
- en sevilmeyen ev işleri14
- safran7
- ocak çakmağıyla sigara yakmak3
- cumhuriyet halk partisi3
- diyetteyken zihin yorucu aktivite yapmak3
- meyveli lahmacun7
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak6
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- gönül almaya çalışan erkek11
- şimdi herkes su içsin5
- gocu24
- küçük prens'in aslında bir distopya olması3
- volkswagen beetle5
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk4
- çalışan kadın tercih etme sebepleri3
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- sanayi tipi kavurmalı tost5
- başbiraderin kahve biraderleri4
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj5
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- türkiye de enflasyon2
güzel bir bölümdü, işte akılda kalanlar:
1- Cengiz kendisine el işkencesi yapıp sonra da "sana yardım edeceğiz" diyen sayko katile verdiği cevapla yardırmıştır: "nasıl yardım? el masajı mı yapacaksınız?"
2- Ezel'in Bahar'ı hayat hikayesine inandırma çabalarındaki "dil döküşlerinde" yine- yeni-yeniden oyunculuğunu konuşturmuştur kenan imirzalıoğlu (artık çoktan alıştık)
3- Bahar ile ezel arasındaki şu diyalog adalet denen olgunun "kardeş sevgisinden bile" ileri olması gerektiğini özetler:
- ezel o benim ablam, sen ablama kötülük yapacaksın, onca sene bunun için beklemedin mi? bunları ablama anlatmayacağımı mı sanıyorsun, nasıl sessiz kalırım zannediyorsun?
- anlatırsan "yaptıklarıyla kalırlar"!
4- dayı, tefo'yu mekanına çağırarak ezel'i bulmasını söyleyip ve yarın sabah tüm ekiple kahvaltıda toplanılacağını açıklarken tefo'nun gözü dayı'nın yara-bere içindeki eline kayar, sizi bilmem ama sözlükçüler içim sızladı benim, neden derseniz işte sinema-dizi denilen kurgu sanatları böyle bir şey; gerçek olmadığını bile bile orda gördüğünüz sahnelere karşı gerçek duygular beliriyor insanın içinde. sanki ramiz dayı'ya yani tuncel kurtiz'e gerçekten bir şey olmuş gibi, sanki gerçekten canı yanmış gibi geriliyoruz burukça. bunun aynısını ben kendi adıma bir sahnede daha yaşamıştım: hani ali'nin dayı'yı sandalyeye oturtup ağzından laf almaya çalıştığı sahnede, ali bi ara iyice dellenip dayı'ya tokat vurmak için elini kaldırdığında hangimizin içi cız etmedi, o atılma ihtimali olan tokat sanki kendi babamızın, kendi dayımızın suratına inecekmiş gibi irkilmedik mi?
işte dizi deyip geçmememin sebebi bu, oturup izleriz yaşanan "gerçeksi kurguyu"
5- dayının tefo'ya "hakkını helal et, hadi" deyip yollaması ne iş anlamadım, dayı yolun sonuna geldiğini düşünüyorsa işler iyice karışacak desenize!
6- kim ne derse desin cansu dere rolünün hakkını veriyor, başka eyşan düşünün bakalım diğer kadın oyunculardan, daha ne yapsın, elinden geleni yapıyor işte.
7- insan kardeşinin ölümcül hastalığını tedavi ettirebilme adına masum bir insanın hayatına kast eder mi, etmemeli mi sorularını sorduran dizidir.
benim cevabım nettir sözlükçü kardeşlerim: benim kardeşim onu yaşatmak adına işlediğim günahla kurtulacaksa kara toprak onun olsun, bana olan sevgisini kullanıp başka insanın kanına girmenin, suçsuz yere bir insanı mapus damlarında çürütmenin haklılık payı sıfırdır benim nazarımda. derdi veren allahsa kardeşime, çare diye yalanlara sarılmak, yılanlık etmek, vicdansızlıkla yaşamak da neyin nesi?
8- "bu dayı hiç mi günlük hayat diliyle konuşmaz, sıradan şeyler yaşamaz" diyenlere kahvaltı sahnesi kapak oldu. mesele ramiz dayı'yı sıradanlaştırmaksa avucunu yalarsın yeğen, ama o da bir insan elbette. ne sandın?
9- ali'yle cengiz'in hapishanedeki konuşmaları enfesti.
ali çok dikkate değer bir şey söyledi cengiz'e dair. neydi bildiğimiz: cengiz eyşan'a olan aşkından ihanet etti ömer'e, cengiz için hayatta tek önemli şey eyşan ve ne yaptıysa eyşan için yaptı vs vs. ama ali ne diyor: sen ne yaptıysan ömer'i kıskandığın için yaptın cengiz, eyşan aşk maşk geç bunları!
10- dayı'nın kahvaltı sofrasında "ezel arkadaşlara bi izin ver, seninle ben konuşayım" diyerek kamil ve şebnem'i sofradan uzaklaştırması bir güvensizlik alameti olarak özellikle kamil'in canını sıktı gibi geldi. ne gerek vardı ki, ekip içinde gizli-saklı olur mu ki, hep beraber konuşabilirlerdi meseleyi.
1- Cengiz kendisine el işkencesi yapıp sonra da "sana yardım edeceğiz" diyen sayko katile verdiği cevapla yardırmıştır: "nasıl yardım? el masajı mı yapacaksınız?"
2- Ezel'in Bahar'ı hayat hikayesine inandırma çabalarındaki "dil döküşlerinde" yine- yeni-yeniden oyunculuğunu konuşturmuştur kenan imirzalıoğlu (artık çoktan alıştık)
3- Bahar ile ezel arasındaki şu diyalog adalet denen olgunun "kardeş sevgisinden bile" ileri olması gerektiğini özetler:
- ezel o benim ablam, sen ablama kötülük yapacaksın, onca sene bunun için beklemedin mi? bunları ablama anlatmayacağımı mı sanıyorsun, nasıl sessiz kalırım zannediyorsun?
- anlatırsan "yaptıklarıyla kalırlar"!
4- dayı, tefo'yu mekanına çağırarak ezel'i bulmasını söyleyip ve yarın sabah tüm ekiple kahvaltıda toplanılacağını açıklarken tefo'nun gözü dayı'nın yara-bere içindeki eline kayar, sizi bilmem ama sözlükçüler içim sızladı benim, neden derseniz işte sinema-dizi denilen kurgu sanatları böyle bir şey; gerçek olmadığını bile bile orda gördüğünüz sahnelere karşı gerçek duygular beliriyor insanın içinde. sanki ramiz dayı'ya yani tuncel kurtiz'e gerçekten bir şey olmuş gibi, sanki gerçekten canı yanmış gibi geriliyoruz burukça. bunun aynısını ben kendi adıma bir sahnede daha yaşamıştım: hani ali'nin dayı'yı sandalyeye oturtup ağzından laf almaya çalıştığı sahnede, ali bi ara iyice dellenip dayı'ya tokat vurmak için elini kaldırdığında hangimizin içi cız etmedi, o atılma ihtimali olan tokat sanki kendi babamızın, kendi dayımızın suratına inecekmiş gibi irkilmedik mi?
işte dizi deyip geçmememin sebebi bu, oturup izleriz yaşanan "gerçeksi kurguyu"
5- dayının tefo'ya "hakkını helal et, hadi" deyip yollaması ne iş anlamadım, dayı yolun sonuna geldiğini düşünüyorsa işler iyice karışacak desenize!
6- kim ne derse desin cansu dere rolünün hakkını veriyor, başka eyşan düşünün bakalım diğer kadın oyunculardan, daha ne yapsın, elinden geleni yapıyor işte.
7- insan kardeşinin ölümcül hastalığını tedavi ettirebilme adına masum bir insanın hayatına kast eder mi, etmemeli mi sorularını sorduran dizidir.
benim cevabım nettir sözlükçü kardeşlerim: benim kardeşim onu yaşatmak adına işlediğim günahla kurtulacaksa kara toprak onun olsun, bana olan sevgisini kullanıp başka insanın kanına girmenin, suçsuz yere bir insanı mapus damlarında çürütmenin haklılık payı sıfırdır benim nazarımda. derdi veren allahsa kardeşime, çare diye yalanlara sarılmak, yılanlık etmek, vicdansızlıkla yaşamak da neyin nesi?
8- "bu dayı hiç mi günlük hayat diliyle konuşmaz, sıradan şeyler yaşamaz" diyenlere kahvaltı sahnesi kapak oldu. mesele ramiz dayı'yı sıradanlaştırmaksa avucunu yalarsın yeğen, ama o da bir insan elbette. ne sandın?
9- ali'yle cengiz'in hapishanedeki konuşmaları enfesti.
ali çok dikkate değer bir şey söyledi cengiz'e dair. neydi bildiğimiz: cengiz eyşan'a olan aşkından ihanet etti ömer'e, cengiz için hayatta tek önemli şey eyşan ve ne yaptıysa eyşan için yaptı vs vs. ama ali ne diyor: sen ne yaptıysan ömer'i kıskandığın için yaptın cengiz, eyşan aşk maşk geç bunları!
10- dayı'nın kahvaltı sofrasında "ezel arkadaşlara bi izin ver, seninle ben konuşayım" diyerek kamil ve şebnem'i sofradan uzaklaştırması bir güvensizlik alameti olarak özellikle kamil'in canını sıktı gibi geldi. ne gerek vardı ki, ekip içinde gizli-saklı olur mu ki, hep beraber konuşabilirlerdi meseleyi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar