bugün
- beyazsemsiyeliyabanci43
- gammazlama yapmamak13
- sözlükte erkekleri istemiyoruz6
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz10
- yorgun mermi25
- aziz yıldırım10
- satranç haram yasaklansın7
- çağrı isimli yazar5
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi6
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- haysenin1212
- güzel ayaklı bir kızla evlenebilirim2
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- aylık 336 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlükteki vatan hainleri4
- bu köyden olsam ne olacak8
- yapay zeka moderatörü15
- yaz geceleri4
- kemal kılıçdaroğlu ülkemizin sigortasıdır2
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- gina carano13
- gecenin şarkısı6
- avukata vermek2
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- en gey özelliğiniz15
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- kirasız faturasız asgari ücret yeter mi sorunsalı3
- toplu taşıma3
- omurgasız tekerlek5
- bir gün bana kudüs valiliğini nasip et2
- hatırlanan en eski reklam sloganı5
- sydney sweeney'in memeleri3
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- 14 inç monitörden 17 inç monitöre geçmek3
- zangief'in taşakları2
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- beybi leydi den hoşlanıyorum ne yapmalıyım3
- diamond bosphoruss denen yazar7
- hakan safi8
- özgürlük ve sorumluluk paradoksu6
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- iş hayatının kişiyi sıradanlaştırması2
- anın görüntüsü21
- arkadaşlar kavgayı bırakıp buraya bakar mısınız4
- sözlüğün kırbacı8
- katatespizartmasi15
- aym'nin süresiz nafaka kararına isyan eden kadın4
- ormanda jaguar saldırısı karşısında yapılacaklar2
- başlık tsunamisinde boğulan kaliteli entry2
- kavgacı yazarlar3
kişisel bir duyguyu barındırır. (alışıldık "din" algısını bir yana bırak, sen ona başkalarının cümleleriyle kâni oldun.)
ibadetlerin öğrenilmiş, duaların bağımlı değişiyor. mesela nathan söderblom'da öyle değil, bize pek benzemiyor ve diyor ki iki adet ayırt edici işaret vardır, ki bunlar herhangi bir otantik dini tespit ederken işimize en fazla yarayacak olanlardır, nelerdir:
birincisi kutsala olan saygı, ikincisi de bu saygıdan kaynaklanan mutlak mecburiyet hissi.
ivmelensin.
dini duygu bireyselleştirilebilmiş bir algı aralığını teskif ediyor, (m.ö. 400'lerde hipokrat melankoliyi kara safrana bağlamıştı, ağlamanız inandırıcı değil) duygunun derinleştirilmesiyle insanlık için önce bireysel, sonra doğal olarak toplumsal bir müstakbel yol keşfi mümkün olabilir diyen schleiermacher'i, "hayır!" diye azarlayarak öteliyor ya marx. marx hadisenin maddî tarafına öylesine takık ki, hayat şartlarının düzeltilmesinin ardından bu mucbir bağımlılık duygusunun ister istemez lağvedileceğini ve bu maddî yokluklardan, imkansızlıklardan, zorluklardan doğmuş fiktif yapının [dinin] kaybolma noktasına varacağını düşünüyor. apolojetik, yani savunmacı, yani korumacı ve aynı zamanda cathartique birtakım fikirler atılıyor ortaya: alfred ritschl'nin etik, ahlâki bir paye biçtiği bu dini düşünce hadisesi otto pfleiderer'de evrensel bir tanrı fikri olarak vuku buluyor. tüm beşeriyet için müşterek olduğunu savladığı tanrı olgusunun hiçbir sosyal, dinî grubu tekeline alınamayacağını savlayan otto abimizin ertesinde ernest troeltsch buyuruyor: insandan fıtrî olarak bulunan bir mutlak yahut ilahî varlık duygusundan çıkardığı "dinî a priori" ile kant'ın ayak izlerini izlediğini söylüyor. herkesin ortak kullanım cihetine dahil bu a priori troeltsch'e göre tarihî dinlerin gelişiminin en önemli motoru, gazlayıcısı. bu kant + schleiermacher + troeltsch harmanı dinî duygu adamı rudolf otto ise numineux'un kutsal'ına varıyor. metafiziğin duygusal kategorisine. belki de esas öze. yanisi mi? yanisi ortak dinî zeminlere geçiş sağlayan objektif bir gereklilik olarak görmeye başlıyor dini. kutsal'ı ise profandan tamamen farklı bir "bambaşka" olarak adlandırıp içselleştiriyor. kendince özümsüyor, algıladığınca temenna ediyor.
- ben allah'a inanmıyorum, din desen toplu bir saçmalama şekli.
- ben de hıdırellez'e inanmıyorum, hele ahırkapı toplu bir saçmalama şekli.
- ee?
ee'si ne?
din bira içmekse, dini duygu o birayı soğuk içmektir. tercihimse sulandırılmamış, depozitosuz, şişe.
ibadetlerin öğrenilmiş, duaların bağımlı değişiyor. mesela nathan söderblom'da öyle değil, bize pek benzemiyor ve diyor ki iki adet ayırt edici işaret vardır, ki bunlar herhangi bir otantik dini tespit ederken işimize en fazla yarayacak olanlardır, nelerdir:
birincisi kutsala olan saygı, ikincisi de bu saygıdan kaynaklanan mutlak mecburiyet hissi.
ivmelensin.
dini duygu bireyselleştirilebilmiş bir algı aralığını teskif ediyor, (m.ö. 400'lerde hipokrat melankoliyi kara safrana bağlamıştı, ağlamanız inandırıcı değil) duygunun derinleştirilmesiyle insanlık için önce bireysel, sonra doğal olarak toplumsal bir müstakbel yol keşfi mümkün olabilir diyen schleiermacher'i, "hayır!" diye azarlayarak öteliyor ya marx. marx hadisenin maddî tarafına öylesine takık ki, hayat şartlarının düzeltilmesinin ardından bu mucbir bağımlılık duygusunun ister istemez lağvedileceğini ve bu maddî yokluklardan, imkansızlıklardan, zorluklardan doğmuş fiktif yapının [dinin] kaybolma noktasına varacağını düşünüyor. apolojetik, yani savunmacı, yani korumacı ve aynı zamanda cathartique birtakım fikirler atılıyor ortaya: alfred ritschl'nin etik, ahlâki bir paye biçtiği bu dini düşünce hadisesi otto pfleiderer'de evrensel bir tanrı fikri olarak vuku buluyor. tüm beşeriyet için müşterek olduğunu savladığı tanrı olgusunun hiçbir sosyal, dinî grubu tekeline alınamayacağını savlayan otto abimizin ertesinde ernest troeltsch buyuruyor: insandan fıtrî olarak bulunan bir mutlak yahut ilahî varlık duygusundan çıkardığı "dinî a priori" ile kant'ın ayak izlerini izlediğini söylüyor. herkesin ortak kullanım cihetine dahil bu a priori troeltsch'e göre tarihî dinlerin gelişiminin en önemli motoru, gazlayıcısı. bu kant + schleiermacher + troeltsch harmanı dinî duygu adamı rudolf otto ise numineux'un kutsal'ına varıyor. metafiziğin duygusal kategorisine. belki de esas öze. yanisi mi? yanisi ortak dinî zeminlere geçiş sağlayan objektif bir gereklilik olarak görmeye başlıyor dini. kutsal'ı ise profandan tamamen farklı bir "bambaşka" olarak adlandırıp içselleştiriyor. kendince özümsüyor, algıladığınca temenna ediyor.
- ben allah'a inanmıyorum, din desen toplu bir saçmalama şekli.
- ben de hıdırellez'e inanmıyorum, hele ahırkapı toplu bir saçmalama şekli.
- ee?
ee'si ne?
din bira içmekse, dini duygu o birayı soğuk içmektir. tercihimse sulandırılmamış, depozitosuz, şişe.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
