bugün
- habire1275
- izmirli kızların verici olması34
- habire12 adamdır37
- iş bulamamak3
- ben geldim naneler13
- sssilvermist22
- mutsuzluğun en büyük nedeni11
- insan kaynakları2
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- yazarların almak istediği hediyeler4
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- anın görüntüsü18
- deccal'in sozluge gelmesi10
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- türkiye den ispanya'ya yangın uçağı desteği3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- tas kafa traşlı hırt sorunu2
- küs insanları barıştırmak3
- japon denince akla gelenler2
- ben senin yerinde olsam5
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- bir ay çaylak olmak4
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- sözlükteki kavganın amacı5
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- lionel messi6
- gece sokağa çıkıp auuuu diye bağırmak3
- arkadaşlar bi bakar mısınız3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- arap gel oğlum5
- yarası olan gocudur5
- en sevilen su markası3
- suca suruklenen cocuk7
- yorgun mermi13
- nickten isim tahmini yapmak25
- temmuz6
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- mutlu ama uzak olsun3
- burhaniye6
- sözlüğün en güzel kızıyla çıkmak2
- abdülhamid kayıhan osmanoğlu5
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar7
- sabahın 4 ünde parkta bir bankta oturan küçük kız2
- şu anda çalan şarkı2
- vincent van gogh5
kişisel bir duyguyu barındırır. (alışıldık "din" algısını bir yana bırak, sen ona başkalarının cümleleriyle kâni oldun.)
ibadetlerin öğrenilmiş, duaların bağımlı değişiyor. mesela nathan söderblom'da öyle değil, bize pek benzemiyor ve diyor ki iki adet ayırt edici işaret vardır, ki bunlar herhangi bir otantik dini tespit ederken işimize en fazla yarayacak olanlardır, nelerdir:
birincisi kutsala olan saygı, ikincisi de bu saygıdan kaynaklanan mutlak mecburiyet hissi.
ivmelensin.
dini duygu bireyselleştirilebilmiş bir algı aralığını teskif ediyor, (m.ö. 400'lerde hipokrat melankoliyi kara safrana bağlamıştı, ağlamanız inandırıcı değil) duygunun derinleştirilmesiyle insanlık için önce bireysel, sonra doğal olarak toplumsal bir müstakbel yol keşfi mümkün olabilir diyen schleiermacher'i, "hayır!" diye azarlayarak öteliyor ya marx. marx hadisenin maddî tarafına öylesine takık ki, hayat şartlarının düzeltilmesinin ardından bu mucbir bağımlılık duygusunun ister istemez lağvedileceğini ve bu maddî yokluklardan, imkansızlıklardan, zorluklardan doğmuş fiktif yapının [dinin] kaybolma noktasına varacağını düşünüyor. apolojetik, yani savunmacı, yani korumacı ve aynı zamanda cathartique birtakım fikirler atılıyor ortaya: alfred ritschl'nin etik, ahlâki bir paye biçtiği bu dini düşünce hadisesi otto pfleiderer'de evrensel bir tanrı fikri olarak vuku buluyor. tüm beşeriyet için müşterek olduğunu savladığı tanrı olgusunun hiçbir sosyal, dinî grubu tekeline alınamayacağını savlayan otto abimizin ertesinde ernest troeltsch buyuruyor: insandan fıtrî olarak bulunan bir mutlak yahut ilahî varlık duygusundan çıkardığı "dinî a priori" ile kant'ın ayak izlerini izlediğini söylüyor. herkesin ortak kullanım cihetine dahil bu a priori troeltsch'e göre tarihî dinlerin gelişiminin en önemli motoru, gazlayıcısı. bu kant + schleiermacher + troeltsch harmanı dinî duygu adamı rudolf otto ise numineux'un kutsal'ına varıyor. metafiziğin duygusal kategorisine. belki de esas öze. yanisi mi? yanisi ortak dinî zeminlere geçiş sağlayan objektif bir gereklilik olarak görmeye başlıyor dini. kutsal'ı ise profandan tamamen farklı bir "bambaşka" olarak adlandırıp içselleştiriyor. kendince özümsüyor, algıladığınca temenna ediyor.
- ben allah'a inanmıyorum, din desen toplu bir saçmalama şekli.
- ben de hıdırellez'e inanmıyorum, hele ahırkapı toplu bir saçmalama şekli.
- ee?
ee'si ne?
din bira içmekse, dini duygu o birayı soğuk içmektir. tercihimse sulandırılmamış, depozitosuz, şişe.
ibadetlerin öğrenilmiş, duaların bağımlı değişiyor. mesela nathan söderblom'da öyle değil, bize pek benzemiyor ve diyor ki iki adet ayırt edici işaret vardır, ki bunlar herhangi bir otantik dini tespit ederken işimize en fazla yarayacak olanlardır, nelerdir:
birincisi kutsala olan saygı, ikincisi de bu saygıdan kaynaklanan mutlak mecburiyet hissi.
ivmelensin.
dini duygu bireyselleştirilebilmiş bir algı aralığını teskif ediyor, (m.ö. 400'lerde hipokrat melankoliyi kara safrana bağlamıştı, ağlamanız inandırıcı değil) duygunun derinleştirilmesiyle insanlık için önce bireysel, sonra doğal olarak toplumsal bir müstakbel yol keşfi mümkün olabilir diyen schleiermacher'i, "hayır!" diye azarlayarak öteliyor ya marx. marx hadisenin maddî tarafına öylesine takık ki, hayat şartlarının düzeltilmesinin ardından bu mucbir bağımlılık duygusunun ister istemez lağvedileceğini ve bu maddî yokluklardan, imkansızlıklardan, zorluklardan doğmuş fiktif yapının [dinin] kaybolma noktasına varacağını düşünüyor. apolojetik, yani savunmacı, yani korumacı ve aynı zamanda cathartique birtakım fikirler atılıyor ortaya: alfred ritschl'nin etik, ahlâki bir paye biçtiği bu dini düşünce hadisesi otto pfleiderer'de evrensel bir tanrı fikri olarak vuku buluyor. tüm beşeriyet için müşterek olduğunu savladığı tanrı olgusunun hiçbir sosyal, dinî grubu tekeline alınamayacağını savlayan otto abimizin ertesinde ernest troeltsch buyuruyor: insandan fıtrî olarak bulunan bir mutlak yahut ilahî varlık duygusundan çıkardığı "dinî a priori" ile kant'ın ayak izlerini izlediğini söylüyor. herkesin ortak kullanım cihetine dahil bu a priori troeltsch'e göre tarihî dinlerin gelişiminin en önemli motoru, gazlayıcısı. bu kant + schleiermacher + troeltsch harmanı dinî duygu adamı rudolf otto ise numineux'un kutsal'ına varıyor. metafiziğin duygusal kategorisine. belki de esas öze. yanisi mi? yanisi ortak dinî zeminlere geçiş sağlayan objektif bir gereklilik olarak görmeye başlıyor dini. kutsal'ı ise profandan tamamen farklı bir "bambaşka" olarak adlandırıp içselleştiriyor. kendince özümsüyor, algıladığınca temenna ediyor.
- ben allah'a inanmıyorum, din desen toplu bir saçmalama şekli.
- ben de hıdırellez'e inanmıyorum, hele ahırkapı toplu bir saçmalama şekli.
- ee?
ee'si ne?
din bira içmekse, dini duygu o birayı soğuk içmektir. tercihimse sulandırılmamış, depozitosuz, şişe.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar