bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı75
- kiraz cicegi kolonyasi20
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- polis çevirmesi2
- rus kadınla evlenir misiniz6
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı5
- okan buruk9
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı15
- dm yazarlığı9
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- bakarız diyen erkek17
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- ne kadar paranız var10
- yasa dışı bahis operasyonunda 17 tutuklama2
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- galatahahahahahaha7
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- recep tayyip erdoğan14
- 0 0 710
- gece gece bamya yenir mi5
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- cübbeli ahmet hoca9
- gta 78
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar4
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması4
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- dereden altın bulmak5
- sözlüğün sarması13
- sonra konuşuruz diyen sevgili13
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan2
- uğurcan çakır4
- hala açılacak başlık bulunması4
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- sırlar denizi5
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması4
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- tacettin libosoglu3
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- anın görüntüsü27
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
- sözlükten hatun indirmek5
- çine neden bir şey olmuyor4
kişisel bir duyguyu barındırır. (alışıldık "din" algısını bir yana bırak, sen ona başkalarının cümleleriyle kâni oldun.)
ibadetlerin öğrenilmiş, duaların bağımlı değişiyor. mesela nathan söderblom'da öyle değil, bize pek benzemiyor ve diyor ki iki adet ayırt edici işaret vardır, ki bunlar herhangi bir otantik dini tespit ederken işimize en fazla yarayacak olanlardır, nelerdir:
birincisi kutsala olan saygı, ikincisi de bu saygıdan kaynaklanan mutlak mecburiyet hissi.
ivmelensin.
dini duygu bireyselleştirilebilmiş bir algı aralığını teskif ediyor, (m.ö. 400'lerde hipokrat melankoliyi kara safrana bağlamıştı, ağlamanız inandırıcı değil) duygunun derinleştirilmesiyle insanlık için önce bireysel, sonra doğal olarak toplumsal bir müstakbel yol keşfi mümkün olabilir diyen schleiermacher'i, "hayır!" diye azarlayarak öteliyor ya marx. marx hadisenin maddî tarafına öylesine takık ki, hayat şartlarının düzeltilmesinin ardından bu mucbir bağımlılık duygusunun ister istemez lağvedileceğini ve bu maddî yokluklardan, imkansızlıklardan, zorluklardan doğmuş fiktif yapının [dinin] kaybolma noktasına varacağını düşünüyor. apolojetik, yani savunmacı, yani korumacı ve aynı zamanda cathartique birtakım fikirler atılıyor ortaya: alfred ritschl'nin etik, ahlâki bir paye biçtiği bu dini düşünce hadisesi otto pfleiderer'de evrensel bir tanrı fikri olarak vuku buluyor. tüm beşeriyet için müşterek olduğunu savladığı tanrı olgusunun hiçbir sosyal, dinî grubu tekeline alınamayacağını savlayan otto abimizin ertesinde ernest troeltsch buyuruyor: insandan fıtrî olarak bulunan bir mutlak yahut ilahî varlık duygusundan çıkardığı "dinî a priori" ile kant'ın ayak izlerini izlediğini söylüyor. herkesin ortak kullanım cihetine dahil bu a priori troeltsch'e göre tarihî dinlerin gelişiminin en önemli motoru, gazlayıcısı. bu kant + schleiermacher + troeltsch harmanı dinî duygu adamı rudolf otto ise numineux'un kutsal'ına varıyor. metafiziğin duygusal kategorisine. belki de esas öze. yanisi mi? yanisi ortak dinî zeminlere geçiş sağlayan objektif bir gereklilik olarak görmeye başlıyor dini. kutsal'ı ise profandan tamamen farklı bir "bambaşka" olarak adlandırıp içselleştiriyor. kendince özümsüyor, algıladığınca temenna ediyor.
- ben allah'a inanmıyorum, din desen toplu bir saçmalama şekli.
- ben de hıdırellez'e inanmıyorum, hele ahırkapı toplu bir saçmalama şekli.
- ee?
ee'si ne?
din bira içmekse, dini duygu o birayı soğuk içmektir. tercihimse sulandırılmamış, depozitosuz, şişe.
ibadetlerin öğrenilmiş, duaların bağımlı değişiyor. mesela nathan söderblom'da öyle değil, bize pek benzemiyor ve diyor ki iki adet ayırt edici işaret vardır, ki bunlar herhangi bir otantik dini tespit ederken işimize en fazla yarayacak olanlardır, nelerdir:
birincisi kutsala olan saygı, ikincisi de bu saygıdan kaynaklanan mutlak mecburiyet hissi.
ivmelensin.
dini duygu bireyselleştirilebilmiş bir algı aralığını teskif ediyor, (m.ö. 400'lerde hipokrat melankoliyi kara safrana bağlamıştı, ağlamanız inandırıcı değil) duygunun derinleştirilmesiyle insanlık için önce bireysel, sonra doğal olarak toplumsal bir müstakbel yol keşfi mümkün olabilir diyen schleiermacher'i, "hayır!" diye azarlayarak öteliyor ya marx. marx hadisenin maddî tarafına öylesine takık ki, hayat şartlarının düzeltilmesinin ardından bu mucbir bağımlılık duygusunun ister istemez lağvedileceğini ve bu maddî yokluklardan, imkansızlıklardan, zorluklardan doğmuş fiktif yapının [dinin] kaybolma noktasına varacağını düşünüyor. apolojetik, yani savunmacı, yani korumacı ve aynı zamanda cathartique birtakım fikirler atılıyor ortaya: alfred ritschl'nin etik, ahlâki bir paye biçtiği bu dini düşünce hadisesi otto pfleiderer'de evrensel bir tanrı fikri olarak vuku buluyor. tüm beşeriyet için müşterek olduğunu savladığı tanrı olgusunun hiçbir sosyal, dinî grubu tekeline alınamayacağını savlayan otto abimizin ertesinde ernest troeltsch buyuruyor: insandan fıtrî olarak bulunan bir mutlak yahut ilahî varlık duygusundan çıkardığı "dinî a priori" ile kant'ın ayak izlerini izlediğini söylüyor. herkesin ortak kullanım cihetine dahil bu a priori troeltsch'e göre tarihî dinlerin gelişiminin en önemli motoru, gazlayıcısı. bu kant + schleiermacher + troeltsch harmanı dinî duygu adamı rudolf otto ise numineux'un kutsal'ına varıyor. metafiziğin duygusal kategorisine. belki de esas öze. yanisi mi? yanisi ortak dinî zeminlere geçiş sağlayan objektif bir gereklilik olarak görmeye başlıyor dini. kutsal'ı ise profandan tamamen farklı bir "bambaşka" olarak adlandırıp içselleştiriyor. kendince özümsüyor, algıladığınca temenna ediyor.
- ben allah'a inanmıyorum, din desen toplu bir saçmalama şekli.
- ben de hıdırellez'e inanmıyorum, hele ahırkapı toplu bir saçmalama şekli.
- ee?
ee'si ne?
din bira içmekse, dini duygu o birayı soğuk içmektir. tercihimse sulandırılmamış, depozitosuz, şişe.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar