bugün
- kavun2
- kesme mantı2
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi10
- pizza2
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- sözlük gıybeti12
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- nasıl birisiniz8
- sarma10
- hoşlanılan kızın naber lan ezik diye mesaj atması4
- hangi tatlısınız10
- fatma betül sayan kaya44
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- napıyorsunuz8
- kız kardeşlerim6
- benim açık oylarım görünüyor mu3
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi7
- akp seçmeni16
- bu saatte uyumayan yazarlar ne yapıyor3
- anın görüntüsü20
- üniversiteye gitme nedeni5
- gunluklerim aylik olmus11
- sözlük erkeklerinin kaslı ve damarlı kolları4
- gece otobüsle yolculuk yapmak3
- ismet birader2
- müzik2
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları2
- güney amerika3
- arkadaşlar naber ya8
- ok mesajına cevap veren erkek6
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz5
- mesajlaşırken btw yazmak9
- uruguay2
- dünya4
- orhan gencebay2
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- yazarların güncel flört listesi7
- geceye bir tespit bırak5
- 5 ekim 20264
- the merich7
- protect me and guide me2
- 195 cm geniş omuzlu hayvan gibi herif7
- para2
- en toksik ilişkilerdeki seksin6
- göz teması kuramama9
- arkadaşlar ben neden sallanmadım7
- tekerlek toplayan cocuk17
bir "eve dönüş" hikayesi olan film. hatta eve dönmenin, eve dönme anlamına gelmeyişini anlatan film. dönecek ev bulamama, öyle bir evin olmaması durumu... hani okul, iş gibi sebeplerle evden bir kere ayrılındığında, tatillerde eve gittiğinizde eviniz size, kendi eviniz gibi gelmez ya, yabancılaşmışsınızdır artık evinize. evin düzeni sizsiz bir daha kurulmuştur çünkü. odanıza girdiğinizde bile farklı gelir o oda. normalde kokusuna burnunuz alışık olduğu için alamadığınız evin kokusunu almaya başlarsınız. garip bir histir. hüzünlüdür işte. hüzünlüymüş yani. bu film ile beraber farkettim hüzünlü olduğunu. yıllardır hissettiğim ama tam olarak adlandıramadığım eksikliğin bu olduğunu farkettirdi bana garden state.
ki ben de 15 yaşında, liseyi yatılı okumak için evden ayrılmış, neredeyse bütün ergenliğimi bu kendini gerçekten güvende hissedecek bir ev bulamayarak geçiren bir insanım. yıllar sonra üniversite ikinci sınıfta ailemin yanıma taşınmasıyla gerçekten eve döndüm ama yakın zamanda bu sefer iş için tekrar evden ayrıldım ve daha geçen haftasonu yaşadım bu hissi. hayat sarsarken insanı, bütün sarsıntılara rağmen ayakta kalmaya çalışırken insan yoruluyor ister istemez. evin verdiği güven hissini arıyor ve ancak öyle reşarj olabiliyor, devam etme gücünü bulabiliyor. ama döndüğünüz ev değişmiş oluyor. hatta belki alışıkanlıktan anneniz bir tabağı eksik koyuyor sofraya otururken. odanız kullanılmayan eşyaların konulduğu bir oda haline gelmiş oluyor. arkadaşlarınız bile bir parça yabancı geliyor. siz yokken onlar da değişmiş oluyor. insanın normal değişim sürecinden başka bir şey olmasa bile, o arkadaşınızın değişim sürecine birebir tanıklık etmediğiniz için değişiklik gözünüze batıyor. hayatına girmiş, hiç tanımadığınız insanlardan bahsediyor konuşurken. gayet normal, günlük sıradan şeylerden bahsederken bile, siz olmadan devam ettiği hayatı yabancılık duygusu veriyor.
hüzünlü işte bunlar. ve bu film bunu anlatıyor. manik depresyon, annenin ölümü, sorunlu baba-oğul ilişkileri falan olmasa da olur bu filmde. esas duyguyu oralarda ararsanız giremezsiniz filmin içine. beğenmemek, hiç bir şey olmuyormuş gibi gelmesi gayet normal olur. babasıyla ilk karşılaştıklarında ev güzel olmuş falan diyor andrew. küvetin damlatan musluğunu kapatmaya çalışıyor ama kapanmıyor. muhtemelen o küvet zaten hep damlatıyor ama andrew bunu bilmiyor. her karşılaştığı arkadaşı, onu gördüğüne şaşırıyor falan. herkes ona, o da herkese yabancı geliyor. bu duyguları aktarmak istiyor zach. ve bunu gayet güzel başarıyor.
film de bir başka duygu daha var tabi aktarılan. vazgeçilmezimiz aşk... bütün bunlara çözüm olarak aşkı göstermiş zach kardeş. güvende hissettiğiniz bir evinizin olmadığı hissine kapıldıysanız ve bu durum artık dayanılmaz olmaya başladıysa, evlenip kendi evinizi kurmanın zamanı gelmiştir gibi bir mesaj olmuş. bundan tam olarak emin olmadığımı söylüyor, soundtrack, zach braff'ın başarısı, natalie portman'ın olağanüstü güzelliği gibi konulara hiç girmeden sözümü bitiriyorum.
ki ben de 15 yaşında, liseyi yatılı okumak için evden ayrılmış, neredeyse bütün ergenliğimi bu kendini gerçekten güvende hissedecek bir ev bulamayarak geçiren bir insanım. yıllar sonra üniversite ikinci sınıfta ailemin yanıma taşınmasıyla gerçekten eve döndüm ama yakın zamanda bu sefer iş için tekrar evden ayrıldım ve daha geçen haftasonu yaşadım bu hissi. hayat sarsarken insanı, bütün sarsıntılara rağmen ayakta kalmaya çalışırken insan yoruluyor ister istemez. evin verdiği güven hissini arıyor ve ancak öyle reşarj olabiliyor, devam etme gücünü bulabiliyor. ama döndüğünüz ev değişmiş oluyor. hatta belki alışıkanlıktan anneniz bir tabağı eksik koyuyor sofraya otururken. odanız kullanılmayan eşyaların konulduğu bir oda haline gelmiş oluyor. arkadaşlarınız bile bir parça yabancı geliyor. siz yokken onlar da değişmiş oluyor. insanın normal değişim sürecinden başka bir şey olmasa bile, o arkadaşınızın değişim sürecine birebir tanıklık etmediğiniz için değişiklik gözünüze batıyor. hayatına girmiş, hiç tanımadığınız insanlardan bahsediyor konuşurken. gayet normal, günlük sıradan şeylerden bahsederken bile, siz olmadan devam ettiği hayatı yabancılık duygusu veriyor.
hüzünlü işte bunlar. ve bu film bunu anlatıyor. manik depresyon, annenin ölümü, sorunlu baba-oğul ilişkileri falan olmasa da olur bu filmde. esas duyguyu oralarda ararsanız giremezsiniz filmin içine. beğenmemek, hiç bir şey olmuyormuş gibi gelmesi gayet normal olur. babasıyla ilk karşılaştıklarında ev güzel olmuş falan diyor andrew. küvetin damlatan musluğunu kapatmaya çalışıyor ama kapanmıyor. muhtemelen o küvet zaten hep damlatıyor ama andrew bunu bilmiyor. her karşılaştığı arkadaşı, onu gördüğüne şaşırıyor falan. herkes ona, o da herkese yabancı geliyor. bu duyguları aktarmak istiyor zach. ve bunu gayet güzel başarıyor.
film de bir başka duygu daha var tabi aktarılan. vazgeçilmezimiz aşk... bütün bunlara çözüm olarak aşkı göstermiş zach kardeş. güvende hissettiğiniz bir evinizin olmadığı hissine kapıldıysanız ve bu durum artık dayanılmaz olmaya başladıysa, evlenip kendi evinizi kurmanın zamanı gelmiştir gibi bir mesaj olmuş. bundan tam olarak emin olmadığımı söylüyor, soundtrack, zach braff'ın başarısı, natalie portman'ın olağanüstü güzelliği gibi konulara hiç girmeden sözümü bitiriyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar