bugün
- lahmacun9
- ay diyen erkek9
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- ellerim bos gonlum hos26
- kaan sezyum6
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- habire1219
- sobadan kurtulmak5
- raikagetokatlayan4
- arif kocabıyık12
- basmane tren garı6
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- silvermist9
- vexillarius the slayer8
- renkli rüyalar oteli5
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- erlik dinleyip gaza gelmek3
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- ben geldim naneler15
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- habire12nin çaylak olması5
- torpille bir yerlere gelenler4
- kemal kılıçdaroğlu8
- sarapci koala63
- sersem herif5
- gammaz çetesi9
- dinler tarihi5
- bütün muhalifleri chpli sanan ak çomar2
- imbat4
- siyonizmin tasfiye oluşu3
- tribünlerde apoya küfür edilmesinin yasaklanması6
- mantı8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci7
- karşıyaka dan bayraklı ya yürümek4
- konaktan üçkuyular'a gitmek3
- ben sizin anonim11
- şeyhine sakso çekip şeriat isteyen tip7
- motorine 8 24 tl zam gelmesi5
- cemaatçi polis3
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı8
- özgür özel'in önder sav ile yan yana gelmesi3
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar9
- insan olmaya ceyrek kala15
- akpartililerin apo sevdası5
- emanet ata binen tez iner3
- sözlükte kıskançlık oluyor hissi7
- çikolatalı kek4
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- maşa ile koca ayı online3
hiç tatmadığım bir şey. bilmiyorum kokusunu. hiçbir fikrim yok nasıl bir haz olduğuna dair. haz olduğundan bile şüpheliyim belki. bir insan bu kadar mı uzak olur bir duyguya? oluyor işte öyle deme.
kenar bir mahallede büyüdüm adana'da. evimiz kiraydı. babam biraz para yaptı taşındık ordan. ev aldık bir tane. ilk evimizdi. babam çalışkan adamdı. tüccardı. kafası her daim çalışırdı. neyse gittik yerleştik. yeni bir mahalle. bizim geldiğimiz yerden daha temiz bir semt. asfalt kaplı yolları olan bir mahalle. ilk hissettiğim şey, artık toz duman arasında değil de asfaltta top oynayacağımdı. türkçeyi daha bi düzgün konuşuyorlardı burda insanlar. akıcıydı türkçe, şivesizdi. iyi bir mahalleydi , belliydi. mahalledeki çocuklarla tanışmam uzun sürmedi. futbol topu her meseleyi çözmüştü. zaten uyumlu bir tiptim, fazlasıyla dengeli, meraklı bir çocuktum. okulda bütün öğretmenlerim zeki bir çocuk olduğum konusunda hemfikirdiler. bu hep hoşuma giderdi. sülalede de öyle bir fikir yaygındı. tuttuğunu koparır bu çocuk cinsinden. bu lafı her işitmemde anlamsız kibir ile doluyordu içim. ben hallederdim. ben yapardım. ben bilirdim. zekiydim çünkü.
ama tembeldim.
mütemadiyen tembeldim. zeki olduğumu insanlara kanıtlamış ama o saatten sonra bi bok yapmamıştım. bi zaman sonra da zeki olduğum düşüncesine de bertaraf etmişti tembelliğim. bir şekilde işler yoluna konulur derdim hep. sihirli bir değnek gelecek ve yarınki matematik sınavını halledecek. çalışmazdım. ancak yumurta kapıya dayanırsa bakardım biraz. neyime güveniyordum bilmiyordum. zengin şımarık çocuklarından değildim, babam ve annem gayet ilgili gayet tevazu sahibi, geçmişini bilen iyi insanlardı. anlamsız bir özgüven içinde oldum hep. hep abartırdım. hep kaçardım sorumluluk duygusundan, öğretmenlerdeni okuldan, benden bir şey yapmamı isteyen veren herkesten. sıkışınca geri çekilir, olabildiğince iterdim insanları. ama iyi biri olduğumu düşünürdüm. kimseye kötülük etmezdim ben. yardımsever sıcakkanlı, insanlara kendisini sevdiren bir tip. bunun her şeyi çözdüğüne inanmıştım. zeki olmak yeterdi mutlu olmak için başarmak için. hep liderdim. lider olmayı seviyordum. top oynarken, tiyatro yaparken, topluluk halinde bir organizasyondayken vs... koşuya en önde başlayıp en önde bitirme duygusu hakimdi. bir şey nasıl yapacağımı nasıl altından kalkacağımı düşünmez, spontane hareket ederdim. bir şekilde bir şeyler olur, bir şekilde işin içinden sıyrılırım derdim hep. paso pisliğe bulaşırdım ayrıca. kavga ederdim her hafta başka bir grup insanla, hocalarla, ailemle. babam sinirli bi adamdı. hep hükmetmişti. evin içinde bağırır, sokağa çıkar bağırır, işte bağırırdı. işlerini böyle yoluna koyardı genellikle. bende ondan feci etkilenmiştim sanırım. bağırarak konuşurdum mütemadiyen. saniyeler içinde itici olabilme gibi bi özelliğim vardı. insanları kendimden uzaklaştırma konusunda ustaydım. seviyordum kavga etmeyi. kaostan hoşlanıyordum. hareketten hoşlanıyordum. olumlu olumsuz farketmiyordu benim için.
böyle bir okul hayatım oldu. ortaokul başladı, bitti, lise başladı o da bitti. lise mezunu diplomamı aldığımda 6 okul değiştirmiştim. 3'ünden atılmıştım. siktir git lan demişlerdi. babamın veli toplantılarındaki mahcubiyetini hala unutamam. zaten lise son-da da bırakmıştı gelmeyi. lise'1 de sınıfta kalmış bir sene de öyle ziyan etmiştim.
daha kovulmaya 15 yaşında alışmıştım. biliyordum kokusunu. okullardan kovulmuştum, sevgilimin annesi tarafından evinin kapısından kovulmuştum, kavga ettiğimiz için gittiğimiz mekanlardan kovulmuştum. acı verici bir şeydi. ama o bile sıkıyordu beni. acı bile bir yere kadardı. her şeyden müthiş bir şekilde sıkılırdım. maymun iştahlı bir heriftim. utanma duygusundan uzaktım.
üniversite sınavına hazırlanmadım adam gibi. babam iyice para yapmıştı. özel okul piçlerinin arasında bende kendimi özel üniversite duygusuna hazırlamıştım bile çoktan. zaten kolayına kaçmaya bayılırdım.
sınava girdim. bok gibi bir puan. ama yetiyor özel üniversiteye. bok gibi bir tercih sıralaması. bok gibi bir sonuç. kardeşim kazanırken ben elma yiyordum ekranın başında. nasıl olsa kazandım diyerek. elma boğazıma durdu akabinde sonucu görünce. kardeşim ve arkadaşlar sevinirken ben öylece kalmıştım bilgisayar başında. önemli olan geleceğim değildi, önemli olan benim bir yeri kazanamamdı. ve diğerlerinin hayvanlar gibi sevinmesiydi. önemli olan asla gelecek korkusu değildi. gelecek yoktu. geldiğinde şimdi oluyordu.
sonra hasbelkader kazanıp gitmiştik bir şekilde üniversiteye. 3 sene heba oldu. atıldık ordan da. evi soyunma odası gibi kullanarak geçen 3 senelik üniversite rüyası da bitmişti. ordan da kovulmuştum.
sonra açıköğtetim'e kayıt yaptırdım. hem okuyacak hem çalışacaktım. o da her şey gibi yalan oldu sonunda. yaş gelip geçmişti. yıllar geçmişti. akranlar yavaş yavaş askerden dönmüş, iş kurmuş evlenmişlerdi. son bir şans diyip tekrar hazırlanıp attım kapağı bir yere yine...
yani , başarızlık her bir organıma sirayet etmişti. tembeldim. öylece oturarak, içerek bir şeylerin değişeceğini bekliyordum. kadınlarla olan ilişkilerimde de başarısızdım. bir şekilde vazgeçmiştim kadınlardan. tanrım yoktu, belki bu yüzden böyleydi. bir şey değildim ve bu bir şeysizlik düşüncesi hayatın simsiyah bir fonu olduğuna inandırmıştı beni. bilemiyorum. başarızlık tenimi ikinci deri gibi sarmıştı. babamın, kardeşimin başarıları altında ezilmiştim. ve en kötüsü alışmıştım.
kenar bir mahallede büyüdüm adana'da. evimiz kiraydı. babam biraz para yaptı taşındık ordan. ev aldık bir tane. ilk evimizdi. babam çalışkan adamdı. tüccardı. kafası her daim çalışırdı. neyse gittik yerleştik. yeni bir mahalle. bizim geldiğimiz yerden daha temiz bir semt. asfalt kaplı yolları olan bir mahalle. ilk hissettiğim şey, artık toz duman arasında değil de asfaltta top oynayacağımdı. türkçeyi daha bi düzgün konuşuyorlardı burda insanlar. akıcıydı türkçe, şivesizdi. iyi bir mahalleydi , belliydi. mahalledeki çocuklarla tanışmam uzun sürmedi. futbol topu her meseleyi çözmüştü. zaten uyumlu bir tiptim, fazlasıyla dengeli, meraklı bir çocuktum. okulda bütün öğretmenlerim zeki bir çocuk olduğum konusunda hemfikirdiler. bu hep hoşuma giderdi. sülalede de öyle bir fikir yaygındı. tuttuğunu koparır bu çocuk cinsinden. bu lafı her işitmemde anlamsız kibir ile doluyordu içim. ben hallederdim. ben yapardım. ben bilirdim. zekiydim çünkü.
ama tembeldim.
mütemadiyen tembeldim. zeki olduğumu insanlara kanıtlamış ama o saatten sonra bi bok yapmamıştım. bi zaman sonra da zeki olduğum düşüncesine de bertaraf etmişti tembelliğim. bir şekilde işler yoluna konulur derdim hep. sihirli bir değnek gelecek ve yarınki matematik sınavını halledecek. çalışmazdım. ancak yumurta kapıya dayanırsa bakardım biraz. neyime güveniyordum bilmiyordum. zengin şımarık çocuklarından değildim, babam ve annem gayet ilgili gayet tevazu sahibi, geçmişini bilen iyi insanlardı. anlamsız bir özgüven içinde oldum hep. hep abartırdım. hep kaçardım sorumluluk duygusundan, öğretmenlerdeni okuldan, benden bir şey yapmamı isteyen veren herkesten. sıkışınca geri çekilir, olabildiğince iterdim insanları. ama iyi biri olduğumu düşünürdüm. kimseye kötülük etmezdim ben. yardımsever sıcakkanlı, insanlara kendisini sevdiren bir tip. bunun her şeyi çözdüğüne inanmıştım. zeki olmak yeterdi mutlu olmak için başarmak için. hep liderdim. lider olmayı seviyordum. top oynarken, tiyatro yaparken, topluluk halinde bir organizasyondayken vs... koşuya en önde başlayıp en önde bitirme duygusu hakimdi. bir şey nasıl yapacağımı nasıl altından kalkacağımı düşünmez, spontane hareket ederdim. bir şekilde bir şeyler olur, bir şekilde işin içinden sıyrılırım derdim hep. paso pisliğe bulaşırdım ayrıca. kavga ederdim her hafta başka bir grup insanla, hocalarla, ailemle. babam sinirli bi adamdı. hep hükmetmişti. evin içinde bağırır, sokağa çıkar bağırır, işte bağırırdı. işlerini böyle yoluna koyardı genellikle. bende ondan feci etkilenmiştim sanırım. bağırarak konuşurdum mütemadiyen. saniyeler içinde itici olabilme gibi bi özelliğim vardı. insanları kendimden uzaklaştırma konusunda ustaydım. seviyordum kavga etmeyi. kaostan hoşlanıyordum. hareketten hoşlanıyordum. olumlu olumsuz farketmiyordu benim için.
böyle bir okul hayatım oldu. ortaokul başladı, bitti, lise başladı o da bitti. lise mezunu diplomamı aldığımda 6 okul değiştirmiştim. 3'ünden atılmıştım. siktir git lan demişlerdi. babamın veli toplantılarındaki mahcubiyetini hala unutamam. zaten lise son-da da bırakmıştı gelmeyi. lise'1 de sınıfta kalmış bir sene de öyle ziyan etmiştim.
daha kovulmaya 15 yaşında alışmıştım. biliyordum kokusunu. okullardan kovulmuştum, sevgilimin annesi tarafından evinin kapısından kovulmuştum, kavga ettiğimiz için gittiğimiz mekanlardan kovulmuştum. acı verici bir şeydi. ama o bile sıkıyordu beni. acı bile bir yere kadardı. her şeyden müthiş bir şekilde sıkılırdım. maymun iştahlı bir heriftim. utanma duygusundan uzaktım.
üniversite sınavına hazırlanmadım adam gibi. babam iyice para yapmıştı. özel okul piçlerinin arasında bende kendimi özel üniversite duygusuna hazırlamıştım bile çoktan. zaten kolayına kaçmaya bayılırdım.
sınava girdim. bok gibi bir puan. ama yetiyor özel üniversiteye. bok gibi bir tercih sıralaması. bok gibi bir sonuç. kardeşim kazanırken ben elma yiyordum ekranın başında. nasıl olsa kazandım diyerek. elma boğazıma durdu akabinde sonucu görünce. kardeşim ve arkadaşlar sevinirken ben öylece kalmıştım bilgisayar başında. önemli olan geleceğim değildi, önemli olan benim bir yeri kazanamamdı. ve diğerlerinin hayvanlar gibi sevinmesiydi. önemli olan asla gelecek korkusu değildi. gelecek yoktu. geldiğinde şimdi oluyordu.
sonra hasbelkader kazanıp gitmiştik bir şekilde üniversiteye. 3 sene heba oldu. atıldık ordan da. evi soyunma odası gibi kullanarak geçen 3 senelik üniversite rüyası da bitmişti. ordan da kovulmuştum.
sonra açıköğtetim'e kayıt yaptırdım. hem okuyacak hem çalışacaktım. o da her şey gibi yalan oldu sonunda. yaş gelip geçmişti. yıllar geçmişti. akranlar yavaş yavaş askerden dönmüş, iş kurmuş evlenmişlerdi. son bir şans diyip tekrar hazırlanıp attım kapağı bir yere yine...
yani , başarızlık her bir organıma sirayet etmişti. tembeldim. öylece oturarak, içerek bir şeylerin değişeceğini bekliyordum. kadınlarla olan ilişkilerimde de başarısızdım. bir şekilde vazgeçmiştim kadınlardan. tanrım yoktu, belki bu yüzden böyleydi. bir şey değildim ve bu bir şeysizlik düşüncesi hayatın simsiyah bir fonu olduğuna inandırmıştı beni. bilemiyorum. başarızlık tenimi ikinci deri gibi sarmıştı. babamın, kardeşimin başarıları altında ezilmiştim. ve en kötüsü alışmıştım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar