bugün

aşk

onu düşündüğün anda şakaklarına giren ağrının ardından burnunun içini yakan bir acı yukarı doğru nükseder. sonra bir bakarsın migren ağrısından daha beter bir acıyla beraber gözlerinden yaşlar süzülür. onunla konuşamamanın verdiği acı dünyadaki en büyük acılardan biriymiş meğersem. ben hayata bağlanmanın ondan vazgeçmemek olduğunu anladığımda asıl mutluluğa kavuşmuşum da haberim yokmuş. boşuna dökmüşüm o göz yaşlarını. belki de sevinçtendi. bilmiyorum.
kalp, yürek çarpıntısıyla ifade edilebilecek kadar basit bir şey değil bu. başka türlü bir şey. kalbin çarpar ama heyecana bağlı değil. onu görünce heyecanlanmazsın artık hatta kalp atışların zayıflar. çaresizsindir sadece. ölüm gibidir ona tek kelime edemeyeceğini bilmek. ona sadece bakar, bakar ve bakarsın, kesinlikle konuşamazsın. bakarken eriyip biter yok olursun. o yoklukta onunla buluşursun. her türlü söylemek istediğini söyler içini dökersin. ama hayır. gerçekte yapamamak, elinden hiçbir şeyin gelmeyişi var ya işte, o hiçbir şeye benzemiyor. onun yüzünü, gülüşünü aklından silememek var ya işte en çok o mahvoluşunu kolaylaştırıyor. bir tek kelime söyleyebilsem herşey değişir belki diye düşünmekten kafayı yemeye doğru gitmek.. kolay değil hem de hiç. hiçbir yaptığından haberdar olamayıp ne yaptığını bilircesine ona güvenmek ve sonsuzca istemek onu. manyakça bir şey evet. ama bu manyaklığa engel olabilseydim o muhteşem şeyi hissetmekten mahrum kalabilirdim. neyi mi? * işte yahu.
© copyright 2005 - 2026