bugün
- zeki olmanın avantajları7
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız11
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı36
- barış alper yılmaz6
- enayimiknatisi ile kavga etmek6
- menzil cemaatinde rekabet alevlendi3
- ekşi sözlük13
- osuruktan şiirler47
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak4
- evde pide yapmak7
- online yazarlar3
- giysi fiyatlarının uçması12
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- eski sevgili nerede ne yapıyor8
- kavga yok mu ya5
- aleksey batrakov15
- çirkin kaslı erkek vs yakışıklı cılız erkek5
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- bu saatte seks yapılır mı sorunsalı4
- anne pizzası10
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi4
- vedat muriqi6
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- konya da 3 4 büyüklüğünde deprem5
- bu saatte kahve içilir mi sorunsalı4
- dinci ve müslüman kavramları8
- ben geldim kerkenezler19
- putin türkmüş11
- anın görüntüsü30
- apo orospu çocuğu değildir demek5
- twin peaks3
- yenilgisiz tek şampiyon5
- her şeyi hatırlayan insan5
- fenerbahçe17
- sütyenin 2 gözü doldurulmuş heybe olması3
- seninle sevişirken ölmek istiyorum3
- çaylakların dolunayda yazara dönüşmesi3
- uludağ sözlük'ü diriltme hareketi3
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- kürt kelimesi türk kelimesinden mi türedi3
- beni neden sevmedin3
- trileçe7
- türk vatandaşları türktür9
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- claudian clouds22
- şoförün yan koltuğu4
- true'nin acile kaldırılması9
- zorunlu eğitim10
107 yaşına girmiş sevgili;
http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=16880
Aşkın var mıdır yaşı?
Sen hayatıma girdiğinden beri,
ne körlük kaldı ne pembeler ne kararsızlıklar...
Siyah kadar gerçek, Beyaz kadar umut...
Benzemedi bu yüzden,
başka aşklara bizimkisi...
Doğruyu bulmayı da senden öğrendim, duruşu da...
Hayat sensin;
babamın gösterdiği yol da sende, annemin sıcaklığı da...
Dedemin bir sürpriz cebinden çıkardığı çikolata da,
onu kaybettiğimde yaşadığım acı da...
Arkadaşımın saatlerce ağladığım omzu da,
kardeşimin dokunmaya kıyılmazlığı da...
Bil istedim...
Mücadele etmekse aşk,
aşk da hayatsa eğer,
senden öğrendim bunun yolunu,
sende buldum gücümü...
Senin oturduğun ev koca bir semtse de,
buldum hep seni dünyanın her yerinde...
Bazen gururla işlenmiş bir duvar yazısında,
bazen köşedeki kaldırım taşında...
Üşüsem de bazen sokaklarında,
ısındım yine senin sarılmalarında...
Annemin güzel ellerinden çıkan atkım senin rengin...
Alıştım sana...
Ayaklarım bazen,
ben bilmeden götürdü senin yanına...
Onlar biliyormuş meğer;
senin yanın sıcacık kömür sobası,
üstünde çıtırdayan kestaneler senin sesin...
Biliyorlarmış; özlesem de çok ailemi,
sana dokununca görürmüşüm yüzlerini,
odamızı, soframızı...
Televizyondan, senin ezdiğin yeşil çimlerin kokusu...
Burnumuzda o,
ellerimiz kenetlenmiş...
Şimdi çıplak gözlerle izlerken seni nasılsa...
Bir ordayım, bir burda...
Sense, her yerde...
Çünkü en içimde...
Alıştım sana...
Ama hiç sıkılmadan...
Heyecanındı çünkü alışkanlığım...
Benim heyecanım;
bir kuvvet yükseldiğinde göğe...
Ve yüzündeki gülüş, döndüğünde...
Ağladım bazen ona bakarken;
gururdan, coşkudan...
Okşadın kalbimi, başım gibi...
Her şeyi paylaştık seninle...
His adının altından akan her ne ise,
beraber dokunduk en derinine...
Korku da dahil...
içim akarken sana,
nasıl titremez ki ellerim?..
Aşkımın ispatıdır;
birbirine dolaşan dilim...
Ama bilirim...
Düşsen ne olur;
beraber ineriz ışıksız çukurun dibine...
El ele...
Bizim mabedimiz;
yatağımızdır yumuşacık...
Beraber sararız yaralarımızı,
dert bizdeyse, derman “biz”de...
Sevginin ışığı aydınlattı yolumu...
Onunla seçtim melek kim,
şeytan nerede...
Onunla buldum ben gibileri...
“Ben”ken, “biz” olduk,
seninle...
Kaybederken bazılarımızı,
uğurlarken yıldızlı göğe,
beraber ağladık en sevdiğimiz bahçede...
Bıraktıklarına tutunduk sımsıkı...
Bu dünyada kaybetmeyeceğimize,
yemin edercesine...
Ve şimdi sevgilim...
En sevdiğim sevgilim...
Bir kere daha geldiğinde,
doğumunla taçlanan,
Mart’ın en güzel günü,
şölenler yapıyor hislerimin her biri birlikte...
Önümüzdeki dünya kadar büyük pastanın üzerinde,
renklerinin şanına sarılmış 107 mum...
Üflüyoruz hep beraber, dileğimiz belli...
Ve bugün,
selamlar söylüyorum,
seni bildiğim güne...
Teşekkür ediyorum binlerce kere,
yaşadığımı hissettirdiğin her güne...
Söz verdim yine...
Seninle...
Her yere...
Senem Gülkar / Beşiktaş Dergisi
http://www.bjk.com.tr/tr/haberler.php?h_no=16880
Aşkın var mıdır yaşı?
Sen hayatıma girdiğinden beri,
ne körlük kaldı ne pembeler ne kararsızlıklar...
Siyah kadar gerçek, Beyaz kadar umut...
Benzemedi bu yüzden,
başka aşklara bizimkisi...
Doğruyu bulmayı da senden öğrendim, duruşu da...
Hayat sensin;
babamın gösterdiği yol da sende, annemin sıcaklığı da...
Dedemin bir sürpriz cebinden çıkardığı çikolata da,
onu kaybettiğimde yaşadığım acı da...
Arkadaşımın saatlerce ağladığım omzu da,
kardeşimin dokunmaya kıyılmazlığı da...
Bil istedim...
Mücadele etmekse aşk,
aşk da hayatsa eğer,
senden öğrendim bunun yolunu,
sende buldum gücümü...
Senin oturduğun ev koca bir semtse de,
buldum hep seni dünyanın her yerinde...
Bazen gururla işlenmiş bir duvar yazısında,
bazen köşedeki kaldırım taşında...
Üşüsem de bazen sokaklarında,
ısındım yine senin sarılmalarında...
Annemin güzel ellerinden çıkan atkım senin rengin...
Alıştım sana...
Ayaklarım bazen,
ben bilmeden götürdü senin yanına...
Onlar biliyormuş meğer;
senin yanın sıcacık kömür sobası,
üstünde çıtırdayan kestaneler senin sesin...
Biliyorlarmış; özlesem de çok ailemi,
sana dokununca görürmüşüm yüzlerini,
odamızı, soframızı...
Televizyondan, senin ezdiğin yeşil çimlerin kokusu...
Burnumuzda o,
ellerimiz kenetlenmiş...
Şimdi çıplak gözlerle izlerken seni nasılsa...
Bir ordayım, bir burda...
Sense, her yerde...
Çünkü en içimde...
Alıştım sana...
Ama hiç sıkılmadan...
Heyecanındı çünkü alışkanlığım...
Benim heyecanım;
bir kuvvet yükseldiğinde göğe...
Ve yüzündeki gülüş, döndüğünde...
Ağladım bazen ona bakarken;
gururdan, coşkudan...
Okşadın kalbimi, başım gibi...
Her şeyi paylaştık seninle...
His adının altından akan her ne ise,
beraber dokunduk en derinine...
Korku da dahil...
içim akarken sana,
nasıl titremez ki ellerim?..
Aşkımın ispatıdır;
birbirine dolaşan dilim...
Ama bilirim...
Düşsen ne olur;
beraber ineriz ışıksız çukurun dibine...
El ele...
Bizim mabedimiz;
yatağımızdır yumuşacık...
Beraber sararız yaralarımızı,
dert bizdeyse, derman “biz”de...
Sevginin ışığı aydınlattı yolumu...
Onunla seçtim melek kim,
şeytan nerede...
Onunla buldum ben gibileri...
“Ben”ken, “biz” olduk,
seninle...
Kaybederken bazılarımızı,
uğurlarken yıldızlı göğe,
beraber ağladık en sevdiğimiz bahçede...
Bıraktıklarına tutunduk sımsıkı...
Bu dünyada kaybetmeyeceğimize,
yemin edercesine...
Ve şimdi sevgilim...
En sevdiğim sevgilim...
Bir kere daha geldiğinde,
doğumunla taçlanan,
Mart’ın en güzel günü,
şölenler yapıyor hislerimin her biri birlikte...
Önümüzdeki dünya kadar büyük pastanın üzerinde,
renklerinin şanına sarılmış 107 mum...
Üflüyoruz hep beraber, dileğimiz belli...
Ve bugün,
selamlar söylüyorum,
seni bildiğim güne...
Teşekkür ediyorum binlerce kere,
yaşadığımı hissettirdiğin her güne...
Söz verdim yine...
Seninle...
Her yere...
Senem Gülkar / Beşiktaş Dergisi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar