bugün
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka7
- kız troller6
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması7
- tekerlek toplayan cocuk14
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- zencilerin birbirine nigger demesi6
- kedi yada köpeği olmayan kadın4
- afrikada bir ülkede yaşasaydınız nerde yaşardınız7
- burcunun yükselenini bilen erkek8
- gece sokakta baş belaya girer mi6
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum15
- çocuklar niye sünnet edilir7
- uykudan ağlayarak uyanmak4
- yazarların anlık durumları9
- almanya da yaşasaydınız nerede yaşamak isterdiniz11
- mafya kızı olma isteği6
- kız kankanızı banyoda yıkar mısınız3
- avokado yiyen insan8
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi12
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- mersin de yolsuzluk soruşturmasında döviz ve altın2
- boğaz ağrısı7
- kaslı ve yakışıklı mahalle bakkalı5
- eurovision song contest asia4
- feminen erkek davranışları6
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- tayt vs mini etek5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- feminizm2
- hayatını renklendirmek isteyenlere tavsiyeler6
- uludağ sözlük görükle ofisi3
- bol sucuklu tereyağlı çift yumurta6
- pontiac firebird2
- gece gece 600 e yakın online insanın yaptıkları3
- yazarlara sözlükten gelen son mesaj6
- özel sektör de çalışmak11
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması13
- kalabalığı seviyor musunuz5
- şeker hastalığı9
- 3 ekim 2026 hırvatistan ingiltere maçı7
- sözlükdaşlarım beni seviyor musunuz4
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak7
- birleşik krallık5
- venüs retrosu4
- galatasaray büyüklüğü14
- yazılımcıların flört edememesi2
- arkadaşlar bakar mısınız14
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
akgün akova şiiri.
sevgilin "çukulata götürelim," derken
sen "oyuncak alalım," diye tutturdun,
"nasıl olsa bi' gün bebeleri olacak di mi?"
"ya çocuk istemezlerse," dedi seninki kaşlarını kaldırarak
valla haksız da değil, baksana dünyaya neler ettiğimize
"aaaa," dedin, "necla üç çocuk istiyor,
kardeşsiz büyüdü ya, yokluğunu biliyor"
her zaman böylesindir,
kanije kalesi gibi savunursun düşüncelerini
"birinden biri kısır çıkarsa," diyerek bir olta daha attı karşı taraf
"o zaman evlat edinirler gül yüzlü bi' bebeyi," dedin kızgınlıkla
ve oyuncakçıya daldın tutup sevgilinin elinden
içeride kağıttan evler, ışıklı atlıkarıncalar
tavanlara asılan uçaklar ve adamım şarlo
burnu sivilceli cadılar ve top oynayan kurbağalar
aynı rafta yan yana
lahana bebeklerin önüne gelince aralandı
çocukluğunun tül perdesi
23 nisan'larda uçuşan çiçekli eteğin
denize girmeye çalışan daracık sokaklar
otlar üzerinde yavru bir tırtıl olarak yuvarlandığın bahçe
neyse,
babannenin ölmeden birkaç gün önce
sen uyurken yanına bıraktığı
bebeğin ikiz kardeşini görünce
yağmura durdu gözlerin
bak aramızda kalsın, ama ağlayınca hindistan'a benziyorsun
sen benim pakistan olduğumu biliyor musun ayça desem
şiirin içine coğrafya girecek
adlarını sevdiğim ama görmediğim şehirler
buenos aires
kopenhag
rio de janeiro
lizbon ve
semerkant girecek
ağlayınca çaldıran savaşı'nda yaralanan bir ata benziyorsun
sen benim yavuz sultan selim'in seyisi olduğumu
biliyor musun ayça desem
şiirin içine kanlı nalların tarihi girecek
uygarlığa ne katkısı olduğunu bilmediğim savaşlar
dandanakan
miryokefalon
sırpsındığı ve
otlukbeli girecek
ağlayınca incisini düşüren bir istiridyeye benziyorsun
sen benim gökyüzünü düşleyen bir denizyıldızı olduğumu
biliyor musun ayça desem
şiirin içine okyanuslar girecek
düşündükçe ürperdiğim iç denizler
mercan adaları
denizatları
ve ferit edgü'nün
her okuyuşumda
içimdeki taşraya
deniz kokusu taşıyan sözcükleri girecek:
"demirlediğimiz koyların çoğunda, demiri atar atmaz,
daha çıma almaya vakit bulamadan, kıçtan takma bir motorla,
genellikle iki çocuk yaklaşıp halatlarımızı alır
ve bir ağaca ya da kayaya çımamızı bağlarlar.
sonra dönüp sorarlar:
bir istediğiniz var mı? su, sebze, içecek, balık....?
bir seferinde, bir böcek istedim. çok geçmeden getirdiler.
bir seferinde bir ahtapot istedim. iki ahtapot getirdiler.
aynı gün incir ve üzüm istedim.
günbatımına doğru bir sepetin içinde
asma ve incir yaprakları üzerine dizilmiş
renk renk incir ve üzüm getirdiler.
yolculuğun sonuna yaklaşmıştık.
bir akşam vakti,
tekneye gene yaklaşıp sorduklarında,
isteyecek hiçbir şeyim yoktu.
bir denizkızı istedim.
gittiler ve bir daha görünmediler."
ağlayınca kumsalı içine çeken bir denizkızına benziyorsun
sen o iki çocuktan birinin ben olduğumu biliyor musun ayça desem
şiirin içine gizli aşklar girecek
ki girmesin de
biz oyuncakçıya geri dönelim
çünkü gözyaşlarını silerken sen
toz oluverdi sevgilin
zil çalan maymunların arasına baktın yok
oyuncak ayılarla oynamaya mı gitmiş, baktın yok
plastik böceklerin kutularına baktın yok
onu ararken rastladığın
tahta atın
yelelerini okşadın ve öptün gözlerinden
"hoop n'oluyo," dedi arkandan sevgilinin sesi
"burda bi' aslan varken bi' beygire mi aşık oldun"
sıkıp dişlerini dönerken ona doğru sen
gördün sana çevrilmiş tabancayı
silah uzmanlarının titiz bir oyuncak tasarımı mı desem
şeytan içine şiir doldurur mu desem
ama o
"bunu alalım necla'lara,"dedi, "plastik mermi de atıyo'muş,"
sırıtarak ekledi, "sonra, her eve gerekli bu zamanda"
sevgili ayça
fırlattığın tabanca yerini bulmadı ama
aşk defterinden sildin o anda hergeleyi
şimdi tahta atı armağan paketi yaptırırken yeni sevgilin için
dinliyorsun oyuncakçıya söylediklerimi
"kendisini kırmayan çocuğa aşık olur oyuncak
ve değil mi ki aşk
oyuncak sanıp yatağımızda sakladığımız
içi bencillik dolu bir silah"
sevgilin "çukulata götürelim," derken
sen "oyuncak alalım," diye tutturdun,
"nasıl olsa bi' gün bebeleri olacak di mi?"
"ya çocuk istemezlerse," dedi seninki kaşlarını kaldırarak
valla haksız da değil, baksana dünyaya neler ettiğimize
"aaaa," dedin, "necla üç çocuk istiyor,
kardeşsiz büyüdü ya, yokluğunu biliyor"
her zaman böylesindir,
kanije kalesi gibi savunursun düşüncelerini
"birinden biri kısır çıkarsa," diyerek bir olta daha attı karşı taraf
"o zaman evlat edinirler gül yüzlü bi' bebeyi," dedin kızgınlıkla
ve oyuncakçıya daldın tutup sevgilinin elinden
içeride kağıttan evler, ışıklı atlıkarıncalar
tavanlara asılan uçaklar ve adamım şarlo
burnu sivilceli cadılar ve top oynayan kurbağalar
aynı rafta yan yana
lahana bebeklerin önüne gelince aralandı
çocukluğunun tül perdesi
23 nisan'larda uçuşan çiçekli eteğin
denize girmeye çalışan daracık sokaklar
otlar üzerinde yavru bir tırtıl olarak yuvarlandığın bahçe
neyse,
babannenin ölmeden birkaç gün önce
sen uyurken yanına bıraktığı
bebeğin ikiz kardeşini görünce
yağmura durdu gözlerin
bak aramızda kalsın, ama ağlayınca hindistan'a benziyorsun
sen benim pakistan olduğumu biliyor musun ayça desem
şiirin içine coğrafya girecek
adlarını sevdiğim ama görmediğim şehirler
buenos aires
kopenhag
rio de janeiro
lizbon ve
semerkant girecek
ağlayınca çaldıran savaşı'nda yaralanan bir ata benziyorsun
sen benim yavuz sultan selim'in seyisi olduğumu
biliyor musun ayça desem
şiirin içine kanlı nalların tarihi girecek
uygarlığa ne katkısı olduğunu bilmediğim savaşlar
dandanakan
miryokefalon
sırpsındığı ve
otlukbeli girecek
ağlayınca incisini düşüren bir istiridyeye benziyorsun
sen benim gökyüzünü düşleyen bir denizyıldızı olduğumu
biliyor musun ayça desem
şiirin içine okyanuslar girecek
düşündükçe ürperdiğim iç denizler
mercan adaları
denizatları
ve ferit edgü'nün
her okuyuşumda
içimdeki taşraya
deniz kokusu taşıyan sözcükleri girecek:
"demirlediğimiz koyların çoğunda, demiri atar atmaz,
daha çıma almaya vakit bulamadan, kıçtan takma bir motorla,
genellikle iki çocuk yaklaşıp halatlarımızı alır
ve bir ağaca ya da kayaya çımamızı bağlarlar.
sonra dönüp sorarlar:
bir istediğiniz var mı? su, sebze, içecek, balık....?
bir seferinde, bir böcek istedim. çok geçmeden getirdiler.
bir seferinde bir ahtapot istedim. iki ahtapot getirdiler.
aynı gün incir ve üzüm istedim.
günbatımına doğru bir sepetin içinde
asma ve incir yaprakları üzerine dizilmiş
renk renk incir ve üzüm getirdiler.
yolculuğun sonuna yaklaşmıştık.
bir akşam vakti,
tekneye gene yaklaşıp sorduklarında,
isteyecek hiçbir şeyim yoktu.
bir denizkızı istedim.
gittiler ve bir daha görünmediler."
ağlayınca kumsalı içine çeken bir denizkızına benziyorsun
sen o iki çocuktan birinin ben olduğumu biliyor musun ayça desem
şiirin içine gizli aşklar girecek
ki girmesin de
biz oyuncakçıya geri dönelim
çünkü gözyaşlarını silerken sen
toz oluverdi sevgilin
zil çalan maymunların arasına baktın yok
oyuncak ayılarla oynamaya mı gitmiş, baktın yok
plastik böceklerin kutularına baktın yok
onu ararken rastladığın
tahta atın
yelelerini okşadın ve öptün gözlerinden
"hoop n'oluyo," dedi arkandan sevgilinin sesi
"burda bi' aslan varken bi' beygire mi aşık oldun"
sıkıp dişlerini dönerken ona doğru sen
gördün sana çevrilmiş tabancayı
silah uzmanlarının titiz bir oyuncak tasarımı mı desem
şeytan içine şiir doldurur mu desem
ama o
"bunu alalım necla'lara,"dedi, "plastik mermi de atıyo'muş,"
sırıtarak ekledi, "sonra, her eve gerekli bu zamanda"
sevgili ayça
fırlattığın tabanca yerini bulmadı ama
aşk defterinden sildin o anda hergeleyi
şimdi tahta atı armağan paketi yaptırırken yeni sevgilin için
dinliyorsun oyuncakçıya söylediklerimi
"kendisini kırmayan çocuğa aşık olur oyuncak
ve değil mi ki aşk
oyuncak sanıp yatağımızda sakladığımız
içi bencillik dolu bir silah"
Gündemdeki Haberler