bugün
- amerika birleşik devletleri8
- sözlüğün en güzel kadını11
- dünya9
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli6
- evanjelist8
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- ecevit denince akla gelen şeyler26
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- brezilya3
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek4
- aylık 138 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta6
- portekiz2
- dikili bir ağacının olmaması6
- taş gibi kalçası olan kadın3
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı18
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- diamond bey birader nerede sorusu3
- avustralya2
- türk rock grupları5
- bi insana asabiyet neden gelir2
- cuma akşam evde kalan yazarlar3
- futbol4
- nick vermeden bir yazara seslen8
- hewal ebo10
- feto4
- simko315
- mustafa kemal atatürk5
- miçotakis'in bm de türkiye mesajı6
- cuma günü akşam tek başına yapılacak aktiviteler7
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- seçim öncesi klişeler2
- konservede balık2
- yeni zelanda doları2
- orospu çocuğu abdullah öcalan5
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- türkiye fransa maçı saat 21 45 te atv de3
- türkçe vs arapça vs farsça3
- sarışın bir bayanla sevişmek3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- birader avanosta mı sorunsalı2
- evlilik5
- sözlükte ki türk düşmanları10
- apoya villa yapılmasını destekleyen akpliler3
- ateist bir erkekle evlenir miydiniz3
- manifest6
- cedidacer7
- ölüm orucu5
- alternatif türkçe rock müziğin iyice kaybolması5
- memduh bashgan10
benle taşak geçengiller familyasından bi abimiz.
**
nazmi amca benim karşı komşu. kapıya her çıkışımda gördüğüm, bu haliyle de senkronizasyon anlayışına hayran kaldığım tatlı bi adam. malum talebeyiz ya, ne pişse taşsa evinde bize de ikram eder ucundan sağolsun.
lakin işini de bilir nazmi amca. işte bu yadsınamaz senkronize gücü sayesinde beni her seferinde yakalar, "oğlum işte ben de şey alcaktım ama dizlerim ağrıyo, nası gitcem bilmem" edasıyla ne eksiği varsa aldırır marketten. 2 tabak aşa süresiz kapıcılık. güzel yere dükkan açmış vesselam. tatlı mı demiştim? o kadar da değil.
yine bu sabah bu şekilde yakalayıp beni yarım saatlik amansız bi muhabbete kitledikten sonra siparişleri de bana kitledi. neyse deyip düştük yola çaresiz. tüm siparişleri temin edip sağ salim teslim etmemden mütevellit, bir dedektif edasıyla poşeti inceleyen nazmi amca apansız bi öfkeyle çığlık attı; "yau bu çay lipton değil çaykur olacağıdı!!". sayesinde ne uyku sersemliği kaldı ne bişey. o kadar değil mi? o kadar ulan, hatta o kadardan daha yüzsüz!
efendiyiz ya, tek kelam etmeden büktük boynu kadere razı olduk. zaten 2 saatlik uykuyla ayaktayım, ödev var iş güç var, bi de ırgatlık ediyoz elin adamına.. eh ulan istanbul.. zenginin sefası fakirin cefası zalım istanbul. aldık poşeti düştük yine yollara. bu arada 2 saat dedim ya, şu sıralar her yerde olduğu gibi bizim orada da var tonla kuduruk kedi. hele bitanesi.. kedi değil rocco siffredi anasını satiim. mahalledeki tüm kedileri döller, yetmez bi de beni döller şerefsizin evladı.
neyse üstad değiştirdik siparişi geri dönüyoruz. yarım saat erken kalkiim da derse yetişiim derken, ikinci dersin son periyoduna razı hale geldim. bişey değil devamsızlık hakkı da sınırda, elimde poşet hocanın götünü hangi açıdan yalasam diye başladım hesaba. derin derin dalmışken bi çığlıkla irkildim, ulan! o kedi.. iş başında yine namussuz. göz göze geldik, dünya durdu o an. "sen eşşek kadar boyunla 5 aydır sap sap gezerken ben her gün bi başka otobüsteyim" keyfindeydi. gözüyle beni, dalgayla garibanı düzdü de düzdü. bi ona baktım bi halime baktım, güne ne güzel bi başlangıç! çatır çatır boşaldı gözümün önünde pezevenk. taşı kapıp alnının çatına indireceğidim ki zıpladı kayboldu çalılıkların arasında. kafa bulacak beni mi buldun be kompresör..
getirdim attım poşedi de nazmi amca nın kapı eşiğine, zile basıp benim eve kaçtım. moral mi kaldı yiğido, okulun da ta ben..
ah nazmi amca..
yüzsüz mü dedim? ahlaksızın önde gidenisin.* *
**
nazmi amca benim karşı komşu. kapıya her çıkışımda gördüğüm, bu haliyle de senkronizasyon anlayışına hayran kaldığım tatlı bi adam. malum talebeyiz ya, ne pişse taşsa evinde bize de ikram eder ucundan sağolsun.
lakin işini de bilir nazmi amca. işte bu yadsınamaz senkronize gücü sayesinde beni her seferinde yakalar, "oğlum işte ben de şey alcaktım ama dizlerim ağrıyo, nası gitcem bilmem" edasıyla ne eksiği varsa aldırır marketten. 2 tabak aşa süresiz kapıcılık. güzel yere dükkan açmış vesselam. tatlı mı demiştim? o kadar da değil.
yine bu sabah bu şekilde yakalayıp beni yarım saatlik amansız bi muhabbete kitledikten sonra siparişleri de bana kitledi. neyse deyip düştük yola çaresiz. tüm siparişleri temin edip sağ salim teslim etmemden mütevellit, bir dedektif edasıyla poşeti inceleyen nazmi amca apansız bi öfkeyle çığlık attı; "yau bu çay lipton değil çaykur olacağıdı!!". sayesinde ne uyku sersemliği kaldı ne bişey. o kadar değil mi? o kadar ulan, hatta o kadardan daha yüzsüz!
efendiyiz ya, tek kelam etmeden büktük boynu kadere razı olduk. zaten 2 saatlik uykuyla ayaktayım, ödev var iş güç var, bi de ırgatlık ediyoz elin adamına.. eh ulan istanbul.. zenginin sefası fakirin cefası zalım istanbul. aldık poşeti düştük yine yollara. bu arada 2 saat dedim ya, şu sıralar her yerde olduğu gibi bizim orada da var tonla kuduruk kedi. hele bitanesi.. kedi değil rocco siffredi anasını satiim. mahalledeki tüm kedileri döller, yetmez bi de beni döller şerefsizin evladı.
neyse üstad değiştirdik siparişi geri dönüyoruz. yarım saat erken kalkiim da derse yetişiim derken, ikinci dersin son periyoduna razı hale geldim. bişey değil devamsızlık hakkı da sınırda, elimde poşet hocanın götünü hangi açıdan yalasam diye başladım hesaba. derin derin dalmışken bi çığlıkla irkildim, ulan! o kedi.. iş başında yine namussuz. göz göze geldik, dünya durdu o an. "sen eşşek kadar boyunla 5 aydır sap sap gezerken ben her gün bi başka otobüsteyim" keyfindeydi. gözüyle beni, dalgayla garibanı düzdü de düzdü. bi ona baktım bi halime baktım, güne ne güzel bi başlangıç! çatır çatır boşaldı gözümün önünde pezevenk. taşı kapıp alnının çatına indireceğidim ki zıpladı kayboldu çalılıkların arasında. kafa bulacak beni mi buldun be kompresör..
getirdim attım poşedi de nazmi amca nın kapı eşiğine, zile basıp benim eve kaçtım. moral mi kaldı yiğido, okulun da ta ben..
ah nazmi amca..
yüzsüz mü dedim? ahlaksızın önde gidenisin.* *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar