bugün
- sözlük kürdü51
- osman pamukoğlu11
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler26
- yavıdilerin cadılar bayramını silklememesi4
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği9
- sözlükteki kızların bilgisiz olması21
- akp den savcı sayan'a uyarı5
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi3
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak5
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak4
- sefardi mi mizrahi yemekleri mi3
- rahiple ciddi ciddi konuşan yavıdi2
- sözlükteki çiftçi yazarlar6
- aykolik nerede4
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak5
- etrak ı biidrak2
- boğaziçi üniversitesi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- file simidi4
- beyaz ekmek4
- başkomutan recep tayyip erdoğan6
- geri dönüşüm3
- simko323
- 1 11 2026 bulgarda seçim kadın cumhurbaşkanı 58 oy4
- denizalti alirken dikkat edilecek hususlar3
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- millette manyak para var4
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor18
- etnik köken20
- devlet3
- para için hiç sevmediğin birine köpeklik yapmak3
- ıslak rüya görmek3
- samed ağırbaş2
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- ırkçılık yapmayın12
- türküm doğruyum çalışkanım3
- erlik2
- rami kütüphanesi2
- gta online2
- ermenilerin kürtleri katlettiği gerçeği10
- denizaltıda uyumak2
- aç uyumak6
- doğu da bir evet git açım de9
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir7
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif11
- nervio24
- ileri dönüşüm2
- cop312
--spoiler--
Lise birdeydim. Uzun kış akşamlarının birinde yatılı okulun etüt salonunda sessizce önüme düşüvermişti.
Mosmor bir kitap: Yort Savul.
O gün bugündür şiirin mor izini sürer dururum.
Daha önceleri, Ankara'nın karanlık ikindilerinden birinde, hülyalı bir çocuk olarak Bakışsız Bir
Kedi Kara kitabıyla tanışmıştım oysa. Kınar Hanımın Denizleri'ni de bilirdim. içimi karıştırıp bana dünyanın zengin tekinsizliğini hissettirdiğini hatırlarım.
Ama bir başka şairimin dediği gibi, kimi şiirler kimi yaşları bekler, Ece Ayhan'ı yatılı yıllarımda tanıdım.
Kanımca Ece Ayhan, bu topraklara gelmiş en cesur karaşınlardandır.
Külyutmaz bir Cumhuriyet arkeologudur aynı zamanda. Hiçbir yere tutunmuşluğu yoktur. Beyefendilerden sayılmaması bu sebepledir. Şiirleri karatahtaya gelmez. Okullarda okutulmaz.
Yıl sonu müsamerelerine çıkarılmayan, tüzüklerle çarpışarak büyüyen, anası adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarından olan, orta ikiden ayrılan çocukların şiirini yazar, o.
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında/ Bir teneffüs daha yaşasaydı/ Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür/ Devlet dersinde öldürülmüştür.
Bir söyleşide, Devlet dersi Türkiye'de seçmeli değil, sorunlu bir derstir. Bu dersin öğretmenlerini herkes biliyor, geçmişte ve günümüzde demişliği vardır.
Aynı söyleşiden: Bir de karaşınlar'a soralım bakalım bu soruyu; onlar buna be diyecekler? Evet, sarışınlar yazmıştır tarihi!
Hem de karaşınlar üzerine, karaşınlara değgin! Söylenmeyen, söyletilmeyen bir başat renk
vardır tüm tarihte; iktidar sarısı.
Sarı kamudan da tiksinir. Enikonu yabandır.
Ece Ayhan, döneminde Cumhuriyet'e hiç borçlanmamış yegâne şairdir. Kemalizmin sopasını
ilk sezenlerdendir.
Bu toplumda sivilliğin hiç yeşermemişliğinden dem vurur.
Onun için şiiri kara bir yeraltı şiiridir.
Kendisi de mülkten hiç nasibini almamış, bir tuhaf ademdi. Şiirine çok benzerdi.
Düzene karşı kendini bir an olsun kullanılır kılmadı.
Bu dünyaya sığıntıydı. Yalnız evsiz olduğundan değil. Dalgın bir cambaz olduğundan. insanın en derinindeki karanlığı avucunun içi gibi bildiğinden. Şiirinin önceleyeni olmadığından.
Hiçbir rafa yerleştirilemediğinden.
Şimdi yoksul bahçemde ağırlarken, bu Türkçenin bana en büyük heyecanlarını tattırmış şairinin zaten hep yanımda olmuşluğunu hissediyorum.
Evet Ece Ayhan, o: Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma.
--spoiler-- *
--spoiler--
Kuşbakışlı çocuklar karşılık veriyorlar
Salarak gürlüklerine göğün uçurtmalar, hurra!
--spoiler--
Lise birdeydim. Uzun kış akşamlarının birinde yatılı okulun etüt salonunda sessizce önüme düşüvermişti.
Mosmor bir kitap: Yort Savul.
O gün bugündür şiirin mor izini sürer dururum.
Daha önceleri, Ankara'nın karanlık ikindilerinden birinde, hülyalı bir çocuk olarak Bakışsız Bir
Kedi Kara kitabıyla tanışmıştım oysa. Kınar Hanımın Denizleri'ni de bilirdim. içimi karıştırıp bana dünyanın zengin tekinsizliğini hissettirdiğini hatırlarım.
Ama bir başka şairimin dediği gibi, kimi şiirler kimi yaşları bekler, Ece Ayhan'ı yatılı yıllarımda tanıdım.
Kanımca Ece Ayhan, bu topraklara gelmiş en cesur karaşınlardandır.
Külyutmaz bir Cumhuriyet arkeologudur aynı zamanda. Hiçbir yere tutunmuşluğu yoktur. Beyefendilerden sayılmaması bu sebepledir. Şiirleri karatahtaya gelmez. Okullarda okutulmaz.
Yıl sonu müsamerelerine çıkarılmayan, tüzüklerle çarpışarak büyüyen, anası adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarından olan, orta ikiden ayrılan çocukların şiirini yazar, o.
Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında/ Bir teneffüs daha yaşasaydı/ Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür/ Devlet dersinde öldürülmüştür.
Bir söyleşide, Devlet dersi Türkiye'de seçmeli değil, sorunlu bir derstir. Bu dersin öğretmenlerini herkes biliyor, geçmişte ve günümüzde demişliği vardır.
Aynı söyleşiden: Bir de karaşınlar'a soralım bakalım bu soruyu; onlar buna be diyecekler? Evet, sarışınlar yazmıştır tarihi!
Hem de karaşınlar üzerine, karaşınlara değgin! Söylenmeyen, söyletilmeyen bir başat renk
vardır tüm tarihte; iktidar sarısı.
Sarı kamudan da tiksinir. Enikonu yabandır.
Ece Ayhan, döneminde Cumhuriyet'e hiç borçlanmamış yegâne şairdir. Kemalizmin sopasını
ilk sezenlerdendir.
Bu toplumda sivilliğin hiç yeşermemişliğinden dem vurur.
Onun için şiiri kara bir yeraltı şiiridir.
Kendisi de mülkten hiç nasibini almamış, bir tuhaf ademdi. Şiirine çok benzerdi.
Düzene karşı kendini bir an olsun kullanılır kılmadı.
Bu dünyaya sığıntıydı. Yalnız evsiz olduğundan değil. Dalgın bir cambaz olduğundan. insanın en derinindeki karanlığı avucunun içi gibi bildiğinden. Şiirinin önceleyeni olmadığından.
Hiçbir rafa yerleştirilemediğinden.
Şimdi yoksul bahçemde ağırlarken, bu Türkçenin bana en büyük heyecanlarını tattırmış şairinin zaten hep yanımda olmuşluğunu hissediyorum.
Evet Ece Ayhan, o: Gelir bir dalgın cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanır ağladığım yanıma.
--spoiler-- *
--spoiler--
Kuşbakışlı çocuklar karşılık veriyorlar
Salarak gürlüklerine göğün uçurtmalar, hurra!
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar