bugün
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi6
- almanyadan gelecek akrabadan istenecekler6
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- ismet gurbuz4
- beyefendi olmak3
- queen ravenna adlı yazar10
- evlilikte özgürlük3
- prinzenrolle3
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- ne kadar yaşlısın16
- karton toplayan çocuğa cin kabilesi göndermek4
- kendisiyle övünen insanlar12
- 29 eylül 2026 mhk başkanı'nın gözaltına alınması8
- yunan basınından türkiye itirafı2
- stanley termos2
- trt tarafsız olmalı13
- muslettin amca2
- fatma betül sayan kaya50
- türkiye31
- nokia 3310 denince akla gelenler10
- yavudilerde kadın2
- futbol16
- almancı mehdi3
- italya15
- birinin seni hiçbir şey bilmiyor sanması3
- asrın soygunu21
- istanbul şu an hafif yağmurlu 18 derece5
- yeni parti tüzüğü yerine 20 milyar doları konuşmak9
- uefa uluslar ligi6
- ihtiyacı olmadığı halde alışveriş yapan insan4
- seni yok sayacaklar sen daha çok var olacaksın2
- muhallebi kıvamı3
- leblebi kurabiyesi3
- saçmalamak2
- damla sakızlı muhallebi3
- allbea'ya albela diyen hadsiz3
- özelden küfür eden sözlük kızı4
- geç kalmışlık hissi2
- abd'nin ırak'tan çekilmesi2
- gokyuzunun silinen rengi2
- fon olaylarında adı geçen şahıslar4
- piyangosu bile şaibeli ülkede borsa oynamak2
- asansör2
- bu nasıl hava lan7
- rastgele bir yazar seçip sataşmak2
- kfc2
- rastgele yazarlara mesaj atıp küfretmek4
- ziyan2
- nokia 6600 denince akla gelenler5
- sevgili6
sömürgeciler, emperyalistler, * ülkeleri ele geçirmek için, onların bütün kalelerini, tersanelerini zapt etmek, ordularını dağıtmak, o ülkeyi bilfiil işgal etmek zorunda değil, ne güzel! ekonomilerini ele geçirmek de yeterli; üstelik yıl 2010, teknoloji dehşet, hepimiz anasını ağlatıyoruz teknolojinin (!), ucuz da: google earth ile çemişgezek yaylalarından manhattan caddelerine ışınlanmak mümkün. hem de bedava! küçük bir ücret karşılığı, fotoğraf yerine hareketli uydu görüntülerine bile abone olabilirsiniz. yakında o da ücretsiz.
hal böyle iken, var olduğundan bu zamana kadar birbirine hükmedebilmek için birbirini doğrayan bu tür, bu insan mahlukatı, işte bu teknolojiyi, pardon, insanların kullandığı bu teknolojiden en az 20 yıl daha ileri bir teknolojiyi, egemenliği uğruna kullanmaz mı? elbette kullanıyor. (bir parantez; örnek: fax makinası icat edildikten 30 yıl sonra insanlığa duyuruluyor. bu gücü sadece egemenler kullanıyor. buradan yola çıkarsak, sen boklu götünle teknolojiye pandik atarken, bu teknolojiye milyar dolar yatıran adam, senin bağırsaklarındaki hareketi canlı olarak izler. ne kaa ekmek o kaa köfte.)
cengiz aytmatov'un gün olur asra bedel romanında bahsettiği mankurt hikayesi ile subliminal saldırı arasındaki fark, bir saç kılı kadardır. evet saç kılı. ha bir de zaman ve teknoloji tabi. hikaye şöyle;
bundan yaklaşık 1600 yıl evvel, juan juanlar ismiyle bilinen korkunç, vahşi bir klan, diğer klanlara, kabilelere saldırır, onları kılıçtan geçirir, herşeylerini yağmalar, sadece güçlü bazı erkeklerini esir alır, yanlarında götürürmüş. juan juanlar, bu esirlerinin kafalarını kazır, devenin boynundan aldıkları bir parça deriyi kafalarına geçirir, güneşin altında boyunlarına kadar toprağa gömerlermiş. deve derisi, * güneş vurdukça esirlerin kafalarını sıkar, sıktıkça acı içinde kıvranıdırır, çoğu da çıldırırmış. asıl dehşet ise, bir süre sonra o deve derisi esirin kafa derisi haline gelirmiş, dışarıya doğru uzayamayan saçlar, içeriye, beyin kıvrımlarına dolaşacak şekilde uzarmış. hayatta kalan az sayıdaki esir de, tüm bilincini kaydeberek nihayet bir mankurt'a dönüşürmüş. artık efendisi ne derse, sadece onu biliyor. gel derse geliyor, öl derse ölüyor, öldür derse öldürüyor. mankurt, bir köpekten bile daha sadık oluyor. hem de güçlü kuvvetli, döğüşçü... esir pazarında bir mankurt, on esir parası ediyor.
mankurt'un anadolu türkçesindeki karşılığı, mankafadır. bir insan mankafalılaştırılabilir mi? çekoslavakyalılaştırılabiliyorsa evet.
juan juanlar, tarihte sadece 150 yıl görülüyor. öncesinde yoklar, sonrasında yoklar. ama mankurtlar ve mankafalar hala var. bugünün juan juanları biraz farklı ama onlar kadar acımasız ve güce tutsak. farklılar evet, deve derisi yerine sinyalizasyon kullanıyorlar. 25'inci kare yöntemini kullanıyorlar. tv'yi, interneti, cep telefonunu kullanıyorlar... vs. vs.
sonra sorarım size, olup biten bu mankafalılığı başka nasıl izah edebiliriz.
tanımlayalım : bilinçaltına sızan görsel, işitsel, duyusal veri bombardını.
(bkz: 25 inci kare)
hal böyle iken, var olduğundan bu zamana kadar birbirine hükmedebilmek için birbirini doğrayan bu tür, bu insan mahlukatı, işte bu teknolojiyi, pardon, insanların kullandığı bu teknolojiden en az 20 yıl daha ileri bir teknolojiyi, egemenliği uğruna kullanmaz mı? elbette kullanıyor. (bir parantez; örnek: fax makinası icat edildikten 30 yıl sonra insanlığa duyuruluyor. bu gücü sadece egemenler kullanıyor. buradan yola çıkarsak, sen boklu götünle teknolojiye pandik atarken, bu teknolojiye milyar dolar yatıran adam, senin bağırsaklarındaki hareketi canlı olarak izler. ne kaa ekmek o kaa köfte.)
cengiz aytmatov'un gün olur asra bedel romanında bahsettiği mankurt hikayesi ile subliminal saldırı arasındaki fark, bir saç kılı kadardır. evet saç kılı. ha bir de zaman ve teknoloji tabi. hikaye şöyle;
bundan yaklaşık 1600 yıl evvel, juan juanlar ismiyle bilinen korkunç, vahşi bir klan, diğer klanlara, kabilelere saldırır, onları kılıçtan geçirir, herşeylerini yağmalar, sadece güçlü bazı erkeklerini esir alır, yanlarında götürürmüş. juan juanlar, bu esirlerinin kafalarını kazır, devenin boynundan aldıkları bir parça deriyi kafalarına geçirir, güneşin altında boyunlarına kadar toprağa gömerlermiş. deve derisi, * güneş vurdukça esirlerin kafalarını sıkar, sıktıkça acı içinde kıvranıdırır, çoğu da çıldırırmış. asıl dehşet ise, bir süre sonra o deve derisi esirin kafa derisi haline gelirmiş, dışarıya doğru uzayamayan saçlar, içeriye, beyin kıvrımlarına dolaşacak şekilde uzarmış. hayatta kalan az sayıdaki esir de, tüm bilincini kaydeberek nihayet bir mankurt'a dönüşürmüş. artık efendisi ne derse, sadece onu biliyor. gel derse geliyor, öl derse ölüyor, öldür derse öldürüyor. mankurt, bir köpekten bile daha sadık oluyor. hem de güçlü kuvvetli, döğüşçü... esir pazarında bir mankurt, on esir parası ediyor.
mankurt'un anadolu türkçesindeki karşılığı, mankafadır. bir insan mankafalılaştırılabilir mi? çekoslavakyalılaştırılabiliyorsa evet.
juan juanlar, tarihte sadece 150 yıl görülüyor. öncesinde yoklar, sonrasında yoklar. ama mankurtlar ve mankafalar hala var. bugünün juan juanları biraz farklı ama onlar kadar acımasız ve güce tutsak. farklılar evet, deve derisi yerine sinyalizasyon kullanıyorlar. 25'inci kare yöntemini kullanıyorlar. tv'yi, interneti, cep telefonunu kullanıyorlar... vs. vs.
sonra sorarım size, olup biten bu mankafalılığı başka nasıl izah edebiliriz.
tanımlayalım : bilinçaltına sızan görsel, işitsel, duyusal veri bombardını.
(bkz: 25 inci kare)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar