bugün
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler22
- diamond bosphorus kardeşimin yakışıklı olması6
- alevi kızların alev alev yanması7
- sözlükte marka olmak11
- damarsız tüysüz manisa yaprağı17
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- yastığa sarılarak uyuyan erkek4
- kedi tekmelemek11
- dönercide kız tavlamak5
- birader yazarların biraderlik hedeleri3
- manitayı yemeğe çıkarıp hesabı multinet ile ödemek4
- karması eksiye düşen yazar uçurulsun3
- sözlük yazarlarının manzaraları7
- demokrasi ahiret diline uygun değildir2
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- kadını olduğundan daha çekici kılan şeyler5
- hard seven kız2
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- arkadaşlar bana yol göründü2
- iç gıcıklayıcı bir şey söyle10
- daha 17 dizisi aras vs teoman6
- mehdinin gelmiş olması4
- insanın karakterini ele veren küçük detaylar4
- camide rakı içen izmirli kız7
- aslan gibi adam5
- evreşe bim de bulgar görmek5
- götünde donu olmayıp tatile gitmek9
- sayın true2
- iremga32
- nasılsınız fakirler8
- süleymancılar14
- akaryakıt3
- maymundan geldiğine inanan ateist4
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- sözlükte olayların yükselme hızı5
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi9
- benzin2
- akp'lilerin ülkeyi dingonun ahırına çevirmesi2
- anın görüntüsü30
- alihan kuriş7
- ismet birader hangi istanbul ilçesinde belirecek6
- dede cafe2
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- velvet12
- cuma salatı2
- denize çıplak girmek4
- sözlükte erkek yazar olmaması6
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı10
- her şeyi söylerim kimse bana bir şey diyemez6
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
sömürgeciler, emperyalistler, * ülkeleri ele geçirmek için, onların bütün kalelerini, tersanelerini zapt etmek, ordularını dağıtmak, o ülkeyi bilfiil işgal etmek zorunda değil, ne güzel! ekonomilerini ele geçirmek de yeterli; üstelik yıl 2010, teknoloji dehşet, hepimiz anasını ağlatıyoruz teknolojinin (!), ucuz da: google earth ile çemişgezek yaylalarından manhattan caddelerine ışınlanmak mümkün. hem de bedava! küçük bir ücret karşılığı, fotoğraf yerine hareketli uydu görüntülerine bile abone olabilirsiniz. yakında o da ücretsiz.
hal böyle iken, var olduğundan bu zamana kadar birbirine hükmedebilmek için birbirini doğrayan bu tür, bu insan mahlukatı, işte bu teknolojiyi, pardon, insanların kullandığı bu teknolojiden en az 20 yıl daha ileri bir teknolojiyi, egemenliği uğruna kullanmaz mı? elbette kullanıyor. (bir parantez; örnek: fax makinası icat edildikten 30 yıl sonra insanlığa duyuruluyor. bu gücü sadece egemenler kullanıyor. buradan yola çıkarsak, sen boklu götünle teknolojiye pandik atarken, bu teknolojiye milyar dolar yatıran adam, senin bağırsaklarındaki hareketi canlı olarak izler. ne kaa ekmek o kaa köfte.)
cengiz aytmatov'un gün olur asra bedel romanında bahsettiği mankurt hikayesi ile subliminal saldırı arasındaki fark, bir saç kılı kadardır. evet saç kılı. ha bir de zaman ve teknoloji tabi. hikaye şöyle;
bundan yaklaşık 1600 yıl evvel, juan juanlar ismiyle bilinen korkunç, vahşi bir klan, diğer klanlara, kabilelere saldırır, onları kılıçtan geçirir, herşeylerini yağmalar, sadece güçlü bazı erkeklerini esir alır, yanlarında götürürmüş. juan juanlar, bu esirlerinin kafalarını kazır, devenin boynundan aldıkları bir parça deriyi kafalarına geçirir, güneşin altında boyunlarına kadar toprağa gömerlermiş. deve derisi, * güneş vurdukça esirlerin kafalarını sıkar, sıktıkça acı içinde kıvranıdırır, çoğu da çıldırırmış. asıl dehşet ise, bir süre sonra o deve derisi esirin kafa derisi haline gelirmiş, dışarıya doğru uzayamayan saçlar, içeriye, beyin kıvrımlarına dolaşacak şekilde uzarmış. hayatta kalan az sayıdaki esir de, tüm bilincini kaydeberek nihayet bir mankurt'a dönüşürmüş. artık efendisi ne derse, sadece onu biliyor. gel derse geliyor, öl derse ölüyor, öldür derse öldürüyor. mankurt, bir köpekten bile daha sadık oluyor. hem de güçlü kuvvetli, döğüşçü... esir pazarında bir mankurt, on esir parası ediyor.
mankurt'un anadolu türkçesindeki karşılığı, mankafadır. bir insan mankafalılaştırılabilir mi? çekoslavakyalılaştırılabiliyorsa evet.
juan juanlar, tarihte sadece 150 yıl görülüyor. öncesinde yoklar, sonrasında yoklar. ama mankurtlar ve mankafalar hala var. bugünün juan juanları biraz farklı ama onlar kadar acımasız ve güce tutsak. farklılar evet, deve derisi yerine sinyalizasyon kullanıyorlar. 25'inci kare yöntemini kullanıyorlar. tv'yi, interneti, cep telefonunu kullanıyorlar... vs. vs.
sonra sorarım size, olup biten bu mankafalılığı başka nasıl izah edebiliriz.
tanımlayalım : bilinçaltına sızan görsel, işitsel, duyusal veri bombardını.
(bkz: 25 inci kare)
hal böyle iken, var olduğundan bu zamana kadar birbirine hükmedebilmek için birbirini doğrayan bu tür, bu insan mahlukatı, işte bu teknolojiyi, pardon, insanların kullandığı bu teknolojiden en az 20 yıl daha ileri bir teknolojiyi, egemenliği uğruna kullanmaz mı? elbette kullanıyor. (bir parantez; örnek: fax makinası icat edildikten 30 yıl sonra insanlığa duyuruluyor. bu gücü sadece egemenler kullanıyor. buradan yola çıkarsak, sen boklu götünle teknolojiye pandik atarken, bu teknolojiye milyar dolar yatıran adam, senin bağırsaklarındaki hareketi canlı olarak izler. ne kaa ekmek o kaa köfte.)
cengiz aytmatov'un gün olur asra bedel romanında bahsettiği mankurt hikayesi ile subliminal saldırı arasındaki fark, bir saç kılı kadardır. evet saç kılı. ha bir de zaman ve teknoloji tabi. hikaye şöyle;
bundan yaklaşık 1600 yıl evvel, juan juanlar ismiyle bilinen korkunç, vahşi bir klan, diğer klanlara, kabilelere saldırır, onları kılıçtan geçirir, herşeylerini yağmalar, sadece güçlü bazı erkeklerini esir alır, yanlarında götürürmüş. juan juanlar, bu esirlerinin kafalarını kazır, devenin boynundan aldıkları bir parça deriyi kafalarına geçirir, güneşin altında boyunlarına kadar toprağa gömerlermiş. deve derisi, * güneş vurdukça esirlerin kafalarını sıkar, sıktıkça acı içinde kıvranıdırır, çoğu da çıldırırmış. asıl dehşet ise, bir süre sonra o deve derisi esirin kafa derisi haline gelirmiş, dışarıya doğru uzayamayan saçlar, içeriye, beyin kıvrımlarına dolaşacak şekilde uzarmış. hayatta kalan az sayıdaki esir de, tüm bilincini kaydeberek nihayet bir mankurt'a dönüşürmüş. artık efendisi ne derse, sadece onu biliyor. gel derse geliyor, öl derse ölüyor, öldür derse öldürüyor. mankurt, bir köpekten bile daha sadık oluyor. hem de güçlü kuvvetli, döğüşçü... esir pazarında bir mankurt, on esir parası ediyor.
mankurt'un anadolu türkçesindeki karşılığı, mankafadır. bir insan mankafalılaştırılabilir mi? çekoslavakyalılaştırılabiliyorsa evet.
juan juanlar, tarihte sadece 150 yıl görülüyor. öncesinde yoklar, sonrasında yoklar. ama mankurtlar ve mankafalar hala var. bugünün juan juanları biraz farklı ama onlar kadar acımasız ve güce tutsak. farklılar evet, deve derisi yerine sinyalizasyon kullanıyorlar. 25'inci kare yöntemini kullanıyorlar. tv'yi, interneti, cep telefonunu kullanıyorlar... vs. vs.
sonra sorarım size, olup biten bu mankafalılığı başka nasıl izah edebiliriz.
tanımlayalım : bilinçaltına sızan görsel, işitsel, duyusal veri bombardını.
(bkz: 25 inci kare)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar