bugün
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması7
- otel odasında intihar etmek5
- kabak tatlısını sevenler15
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz23
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak5
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek9
- fingirdek sözlük erkeği6
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- kış gelince sigarayı bırakmak2
- sarhoş2
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- okan yalabık'ın son hali5
- arkadaşlar çok sıkıcısınız3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi8
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- tanju çolak samimiyetsizliği3
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- taksim delisi cenk7
- aydın da cipin şarampole devrilmesi2
- harran2
- kocam aldatıyor ama olsun ekmeğimi yemeğimi veriyo3
- anın görüntüsü25
- kasımda aşk başkadır7
- adnan şenses in 1975 te giydiği gömlek2
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- sözlük erkekleri aranıyor mu3
- sarı tekere gelinlik giydirmek2
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- hector cuper2
- sudekiray'a soralım2
- yazılımcıların flört edememesi4
- elmas bey birader'in online olmaması3
- seni sevmekten başka neydi benim günahım2
- kafanın çok büyük olması8
- pazar akşamları3
- allah vardır diyenlerin kanıtları3
- bafra pidesi4
- lucas torreira2
- göksel'in memeleri4
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı2
- terrifier'in yasaklanması gerekliliği2
- nat rothschild4
- beşiktaş a çıkmayan kırmızı kart2
- sözlük sevgilisi2
mustafa belgeselini beğenmesem de bugünkü yazısında tekel işçilerini desteklemiş milliyet yazarı. yazısının tamamı şöyle:
Bal gibi politik
Tam bir kavram kargaşası... Başbakan diyor ki: "Beni TEKEL işçisi seçmedi; halkım seçti. TEKEL işçisininki haklı değil, ideolojik bir eylemdir." Türk-iş Başkanı cevap veriyor:
"TEKEL işçisinin eylemi siyasi değil; ekmek mücadelesi..."
Siyaset korkusu, bize 12 Eylül'den miras...
Kenan Evren "Siyasiler tencereyi pisletti" dediğinden beri siyaset, "umacı" muamelesi görüyor. "Aman yavrum siyasete bulaşma" tembihiyle büyüyen nesiller de siyaseti bulaşıcı hastalık sayıyor. 1970'lerin grevlerini hatırlayanlar, bugün TEKEL direnişine baktıklarında araya bir askeri darbenin girdiğini çok net hissetmişlerdir.
Başbakan'ın "Beni işçi seçmedi, halk seçti" yaklaşımı, yarım asır önceki "Halk plajlara hücum etti, millet denize giremiyor" serzenişini hatırlatmıyor mu? Böyle laf eden, "Zaten direnişçilerin bir kısmı parayı alıp vazgeçiyor" diyebilen bir siyasetçi, seçim meydanına çıkabilir miydi? Ya Türk-iş önünde açılan pankarta ne demeli?
"Tayyip Amca! Atamamızı yap, 3 çocuk bizden sana..."
Herhangi bir grev çadırında hesap sorulan iktidara böyle göz kırpılır mıydı?
Galiba söylenmek istenen şu:
"TEKEL işçisi, siyasi bir hedefle yola çıkmadı; siyasi bir angajmana da sahip değil."
Ama 70'lerde herhangi bir üniversite kantinine uğramış herkesin bilebileceği gibi, "sınıf mücadelesi zaten eylem içinde politikleşme marifetine sahiptir." Haklı bir talebin reddedilip iktidarın hışmıyla karşılaşması, apolitik işçileri bile politize eder. TEKEL örneğinde aynen böyle oldu. Kazanılmış hakları için yola düşen işçiler önce polis şiddetini, copunu, biber gazını tattılar. Bu, onları keskinleştirdi; hem direniş azmini hem toplumsal desteği artırdı. Medyanın dikkati çekildi. Aileleri direnişe katıldı. Destek halka halka büyüdü. Eylemi uzaktan izleyen kimi sendikalar, partiler, örgütler müdahil olmak zorunda kaldılar.
Yani "sıkı duran" işçiler, alkışlanacak bir kararlılıkla sendikaları peşlerinden sürükledi; deyim yerindeyse "politize etti". Başbakan'ın rest çeken umursamaz tavrı ise ılımlı Türk-iş'i günden güne daha radikal bir pozisyon almaya, sonunda ("genel grev" denmese de), "bir günlük iş bırakma"ya zorladı. katılımın düşüklüğü, direnişin "siyasileşmesi"nden değil, yeterince "siyasileşememesinden" kaynaklanıyor bence...
Eğer Başbakan'ın dediği gibi, ay sonunda olaya polis müdahale ederse, asıl "siyasileşme" orada olacaktır.
"Politik"ti, "değil"di tartışması nafile:
Konunun bam teli, vahşice uygulanan özelleştirme politikaları ve hükümetin çarpık sosyal adalet anlayışıdır. Kızılay'daki çadırlarda protesto edilen de, iktidarın "sosyal devlet"ten vazgeçme tercihidir. Yani konu, bal gibi ideolojik ve politiktir. işçiler, sonunda kendilerini işsiz bırakacağı aşikar olan bu sürecin başında "politik" tavır alıp tepkilerini gösterselerdi, bugün çok farklı durumda olurduk.
http://www.milliyet.com.t....2010/1196607/default.htm
Bal gibi politik
Tam bir kavram kargaşası... Başbakan diyor ki: "Beni TEKEL işçisi seçmedi; halkım seçti. TEKEL işçisininki haklı değil, ideolojik bir eylemdir." Türk-iş Başkanı cevap veriyor:
"TEKEL işçisinin eylemi siyasi değil; ekmek mücadelesi..."
Siyaset korkusu, bize 12 Eylül'den miras...
Kenan Evren "Siyasiler tencereyi pisletti" dediğinden beri siyaset, "umacı" muamelesi görüyor. "Aman yavrum siyasete bulaşma" tembihiyle büyüyen nesiller de siyaseti bulaşıcı hastalık sayıyor. 1970'lerin grevlerini hatırlayanlar, bugün TEKEL direnişine baktıklarında araya bir askeri darbenin girdiğini çok net hissetmişlerdir.
Başbakan'ın "Beni işçi seçmedi, halk seçti" yaklaşımı, yarım asır önceki "Halk plajlara hücum etti, millet denize giremiyor" serzenişini hatırlatmıyor mu? Böyle laf eden, "Zaten direnişçilerin bir kısmı parayı alıp vazgeçiyor" diyebilen bir siyasetçi, seçim meydanına çıkabilir miydi? Ya Türk-iş önünde açılan pankarta ne demeli?
"Tayyip Amca! Atamamızı yap, 3 çocuk bizden sana..."
Herhangi bir grev çadırında hesap sorulan iktidara böyle göz kırpılır mıydı?
Galiba söylenmek istenen şu:
"TEKEL işçisi, siyasi bir hedefle yola çıkmadı; siyasi bir angajmana da sahip değil."
Ama 70'lerde herhangi bir üniversite kantinine uğramış herkesin bilebileceği gibi, "sınıf mücadelesi zaten eylem içinde politikleşme marifetine sahiptir." Haklı bir talebin reddedilip iktidarın hışmıyla karşılaşması, apolitik işçileri bile politize eder. TEKEL örneğinde aynen böyle oldu. Kazanılmış hakları için yola düşen işçiler önce polis şiddetini, copunu, biber gazını tattılar. Bu, onları keskinleştirdi; hem direniş azmini hem toplumsal desteği artırdı. Medyanın dikkati çekildi. Aileleri direnişe katıldı. Destek halka halka büyüdü. Eylemi uzaktan izleyen kimi sendikalar, partiler, örgütler müdahil olmak zorunda kaldılar.
Yani "sıkı duran" işçiler, alkışlanacak bir kararlılıkla sendikaları peşlerinden sürükledi; deyim yerindeyse "politize etti". Başbakan'ın rest çeken umursamaz tavrı ise ılımlı Türk-iş'i günden güne daha radikal bir pozisyon almaya, sonunda ("genel grev" denmese de), "bir günlük iş bırakma"ya zorladı. katılımın düşüklüğü, direnişin "siyasileşmesi"nden değil, yeterince "siyasileşememesinden" kaynaklanıyor bence...
Eğer Başbakan'ın dediği gibi, ay sonunda olaya polis müdahale ederse, asıl "siyasileşme" orada olacaktır.
"Politik"ti, "değil"di tartışması nafile:
Konunun bam teli, vahşice uygulanan özelleştirme politikaları ve hükümetin çarpık sosyal adalet anlayışıdır. Kızılay'daki çadırlarda protesto edilen de, iktidarın "sosyal devlet"ten vazgeçme tercihidir. Yani konu, bal gibi ideolojik ve politiktir. işçiler, sonunda kendilerini işsiz bırakacağı aşikar olan bu sürecin başında "politik" tavır alıp tepkilerini gösterselerdi, bugün çok farklı durumda olurduk.
http://www.milliyet.com.t....2010/1196607/default.htm
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com