bugün
- gocu20
- şu an hissedilen duygu6
- bu koyden olsam ne olacak17
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak4
- çaylak yapın beni11
- soğan yiyen kız11
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı16
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- sarapci koala77
- dinlerin yalan olması13
- ama ben bipolarım10
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- damdan düşer gibi3
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak2
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- 15 temmuz yalanı3
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- safiyenin kocası faik5
- gecenin şarkısı3
- yalnızlık4
- ay kavga var galiba6
- bkono5
- sarı torba2
- asmacayı seven kızlar dernegi3
- enayimiknatisii4
- 30 ağustos zafer bayramı19
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- anderson talisca nın beşiktaşa transferi3
- istatistiklerin yenilenmemesi3
- sihirli annem izleyen erkek4
- sözlük kızları adam mıdır5
- katatespizartmasi10
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- kavga eden yazarlar5
- sözlükte artı eksi dengesinin normal olmaması3
- nepal'deki sel felaketi4
- zorunlu eğitim19
- türkiye savaşa girecek5
- yazım hataları4
- boşnaklar3
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- uzun yolda ara yollara sapmak2
- tobey maguire lı spiderman3
cümleler karmaşıklaştıkça acaba insan birşeyleri daha mı çok gizlemeye başlıyor, yada bundan daha çok şüphelenmeye?
Yoksa edebiyat dediğimiz şey, anlatma sanatı diye ifade edilen, birşeyleri anlatmak gayesinden öte, bir şeyleri saklamak mı? Yani bir nevi ekleyerek değil eksiltilerek yapılan bir heykeltraşlık mı?
öyle olduğunu düşündüğümüzde bile kim bilir neleri atlıyoruz. insan, ah insan, daha kendi gizemini çözememiş, ama evrenleri bir kalbe bir beyine sığdırabilmiş insan? Yoksa bunu yaparken o da mı birşeyleri atladı, atladıklarını inançla yahut duygularıyla mı sakladı?
kelimelerin çağrışımı başka, bir elma benim için sarı ve sert, başkası için kırmızı ve sulu. benim beyaz diye gördüğümü acaba başkası beyaz mı görüyor, yoksa o da onu benim gibi beyaz öğrendiği için mi ona beyaz diyor?
Ya gittikçe eksikleşen yaşantımız. Sözlüklerde o eksikliği biraz dengeleme çabamız. Ve gittikçe daralan hafzalamız ve kısalan tümceler, sözcükler. Kısaltmaya alışmış Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşaya dahi olur olmadık kısaltmalar yapanlara ses çıkarmaz olmuşuz.
kendimizi aradığımızı, farklı olduğumuzu söylesek ne çare, hepimiz bunu söylemiyor muyuz? Bazıları bizde iz bırakan heykeltraş izlerini dahi suçluyor, neden hepimiz fabrikadan çıkmadık, o zaman hatamız daha az olurdu diye. Halbuki yaşam ölüme kadar bırakabildiğin etki, değiştirebildiklerin, senin arkandan eksilttiklerinken biz neden kendi eksiltilerimize bunca takılıyor, ölümsüz olmak istiyoruz? Zaten ölümsüzlük yanıbaşımızda dururken neden biz ona öykünmeyi ve sonsuz tutsaklığı tercih ediyoruz?
Eksiltmek başka yüksünmek başka. Zannederim ki koparılan bir parçanın duyarsızlaşmış bir felci haline gelmişiz. Üstelik koparılan biz değil, kopan biz halini almışız.
Yoksa edebiyat dediğimiz şey, anlatma sanatı diye ifade edilen, birşeyleri anlatmak gayesinden öte, bir şeyleri saklamak mı? Yani bir nevi ekleyerek değil eksiltilerek yapılan bir heykeltraşlık mı?
öyle olduğunu düşündüğümüzde bile kim bilir neleri atlıyoruz. insan, ah insan, daha kendi gizemini çözememiş, ama evrenleri bir kalbe bir beyine sığdırabilmiş insan? Yoksa bunu yaparken o da mı birşeyleri atladı, atladıklarını inançla yahut duygularıyla mı sakladı?
kelimelerin çağrışımı başka, bir elma benim için sarı ve sert, başkası için kırmızı ve sulu. benim beyaz diye gördüğümü acaba başkası beyaz mı görüyor, yoksa o da onu benim gibi beyaz öğrendiği için mi ona beyaz diyor?
Ya gittikçe eksikleşen yaşantımız. Sözlüklerde o eksikliği biraz dengeleme çabamız. Ve gittikçe daralan hafzalamız ve kısalan tümceler, sözcükler. Kısaltmaya alışmış Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşaya dahi olur olmadık kısaltmalar yapanlara ses çıkarmaz olmuşuz.
kendimizi aradığımızı, farklı olduğumuzu söylesek ne çare, hepimiz bunu söylemiyor muyuz? Bazıları bizde iz bırakan heykeltraş izlerini dahi suçluyor, neden hepimiz fabrikadan çıkmadık, o zaman hatamız daha az olurdu diye. Halbuki yaşam ölüme kadar bırakabildiğin etki, değiştirebildiklerin, senin arkandan eksilttiklerinken biz neden kendi eksiltilerimize bunca takılıyor, ölümsüz olmak istiyoruz? Zaten ölümsüzlük yanıbaşımızda dururken neden biz ona öykünmeyi ve sonsuz tutsaklığı tercih ediyoruz?
Eksiltmek başka yüksünmek başka. Zannederim ki koparılan bir parçanın duyarsızlaşmış bir felci haline gelmişiz. Üstelik koparılan biz değil, kopan biz halini almışız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar