bugün
- sırrı süreyya önder28
- abdullah öcalan orospu çocuğudur17
- göğüs kıllarım çıkmıyor15
- sözlükteki linç tayfa6
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi13
- sözlükteki linç kültürü12
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı6
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- silver ile evlenecek erkek53
- yeni bir bilgi paylaşamamak3
- alman turistlere turist rehberliği4
- dün gece ne oldu12
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- deccaliyet çağı5
- herkesin kendini zeki sanması2
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması4
- güne bir şarkı bırak3
- bazı şarkıları dinlemekten korkmak2
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- supernatural3
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak12
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- stt geçmiş kremle intihar etmek4
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- sedef hastalığı3
- sarapci koala59
- insan olmaya çeyrek kala8
- stt geçmiş kondom kullanmak3
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- insan olmaya ceyrek kala4
- sözlük yazarlarının yuvaları3
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- gocu35
- arif kocabıyık9
- popeyes6
- araba sileceği5
- iki tas çorba5
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- true'nun çaylak olması4
- atatürk den daha iyi cumhurbaşkanı yok2
- sapıklara empati kasan insan5
- fenerin türkiye'yi yine rezil etmesi5
- cezerye2
- sözlükteki bayan azlığı6
- islam sosyoloji ve psikolojiyi kabul ediyor mu4
- ellerim bos gonlum hos28
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası23
- kurtlar vadisi ünsal2
- Kaldır o sandığı da kaldır, toz ve eskiden başka bir şey bulmayacaksın ki altında...
iç sesinin susması için tanrıya bir kez daha yalvardı... elini attığı tüm çuvallardan, hurç ve sandıklardan,iç içe geçmiş o bütün tahta ve karton kutulardan, istedikleri dışında herşey çıkıyordu. o ise isteğini yitirmeden karıştırıyor, omuzlarına bazen boğazına kadar içeri girmek zorunda kalsa da tüm kutu ve sandıkları boşaltıyordu.
Elleri ve hatta dirseklerine kadar toz içinde, ağzını bulayan çamura kolunu siliyor... kolunu çamura siliyor, bir hata yok burada, çünkü sanki ağzı çamurla dolmuş hissi, tüm damağına yayılmış onun.
sol ve sağ yanında neredeyse oturma halinde kendi boyunu bulacak kadar üst üste birikmiş, rengarenk ve farklı eskilikteki anı ve düşünce yığınlarına bir daha baktı. "-Sizler benim ürünüm olamazsınız! Yakacağım hepiiiinii-!?!"... (histerik bir kahkaha veya çığlık uygundu buraya, ama boğazı kurumuş - kumdandır.)
- Salaksın sen biliyorsun değil mi?
hayat onunla hep dalga geçmişti, farenin oynadığı bir peynir gibi. O, fare olamaz. çünkü farenin şansı, kedi fare oyununda, peynire kıyasla daha yüksektir, peynir ya kapanda, ya da farenin ellerinde, delik deşiktir. kokulu bir peynir... Ah bu Anıyı hatırlıyordu, kokmuştur biraz, doğaldır. Eskidir kendileri, çok eskidir. bak nasılda sağı solu keskin, kim bilir ne kadar deldi ve yaraladı o sandıklara girerken. Neyseydi, onu da yakmalı.
bir o bir bu, biraz şu ve sonunda istemeden bir dolma kalem geçti eline, mavi renkte. mürekkebi tükenmeyen bir kalem. "Ah seni ne çok özlemiş, ne çok sevmişim. rengini, seninle yaşadıklarımı. senle sana yazdığım şiirlerimi. hatırlıyor musun? bir anı defterinin kenarına zincirlemiştim seni. Gr-i."
- Hatırlamaz mı bak nasıl da gülüyor sana!.. Delisin.
"Belki de senle yazdığım bir şiiri söylemek istersin. Ben unutmuşum da". Kaleme baktı, sonra tekrar sandığa. iç sesi duymazdan gelerek, kalemi kulağına götürdü ;
"küçük bir rüyayım ben
bir senin gördüğün
aslında olmadım burada
beni sakın arama
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
minik mavi bir çiçeğin
açtığı bir rüyayım ben
içine doğdum belki
sadece senin bildiğin
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
tekrar görmek için yattığın
arkası olmayan bir rüyayım ben
rengarenk geçitler verdiğim
hep sonunda bittiğim
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
küçük mavi bir rüyayım ben..
en çok seni özleyen"
Kalem sustu sonra. onu rafa koydu, aramaya oturduğu şeyleri tekrar kurcalarken, bir çokları eline battı, dikenli. bir çokları kesti kollarını. bunların hepsini bir kenara koydu. tüm anıları ve düşüncelerini üstüste aynı yere koydu. karşısına kalemi koydu.
hepsini topladım. hep birini bir yaptım ve o bir, sen etmedi.
gülümse.
edit : şiir boktan geldi düzelttim.
iç sesinin susması için tanrıya bir kez daha yalvardı... elini attığı tüm çuvallardan, hurç ve sandıklardan,iç içe geçmiş o bütün tahta ve karton kutulardan, istedikleri dışında herşey çıkıyordu. o ise isteğini yitirmeden karıştırıyor, omuzlarına bazen boğazına kadar içeri girmek zorunda kalsa da tüm kutu ve sandıkları boşaltıyordu.
Elleri ve hatta dirseklerine kadar toz içinde, ağzını bulayan çamura kolunu siliyor... kolunu çamura siliyor, bir hata yok burada, çünkü sanki ağzı çamurla dolmuş hissi, tüm damağına yayılmış onun.
sol ve sağ yanında neredeyse oturma halinde kendi boyunu bulacak kadar üst üste birikmiş, rengarenk ve farklı eskilikteki anı ve düşünce yığınlarına bir daha baktı. "-Sizler benim ürünüm olamazsınız! Yakacağım hepiiiinii-!?!"... (histerik bir kahkaha veya çığlık uygundu buraya, ama boğazı kurumuş - kumdandır.)
- Salaksın sen biliyorsun değil mi?
hayat onunla hep dalga geçmişti, farenin oynadığı bir peynir gibi. O, fare olamaz. çünkü farenin şansı, kedi fare oyununda, peynire kıyasla daha yüksektir, peynir ya kapanda, ya da farenin ellerinde, delik deşiktir. kokulu bir peynir... Ah bu Anıyı hatırlıyordu, kokmuştur biraz, doğaldır. Eskidir kendileri, çok eskidir. bak nasılda sağı solu keskin, kim bilir ne kadar deldi ve yaraladı o sandıklara girerken. Neyseydi, onu da yakmalı.
bir o bir bu, biraz şu ve sonunda istemeden bir dolma kalem geçti eline, mavi renkte. mürekkebi tükenmeyen bir kalem. "Ah seni ne çok özlemiş, ne çok sevmişim. rengini, seninle yaşadıklarımı. senle sana yazdığım şiirlerimi. hatırlıyor musun? bir anı defterinin kenarına zincirlemiştim seni. Gr-i."
- Hatırlamaz mı bak nasıl da gülüyor sana!.. Delisin.
"Belki de senle yazdığım bir şiiri söylemek istersin. Ben unutmuşum da". Kaleme baktı, sonra tekrar sandığa. iç sesi duymazdan gelerek, kalemi kulağına götürdü ;
"küçük bir rüyayım ben
bir senin gördüğün
aslında olmadım burada
beni sakın arama
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
minik mavi bir çiçeğin
açtığı bir rüyayım ben
içine doğdum belki
sadece senin bildiğin
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
tekrar görmek için yattığın
arkası olmayan bir rüyayım ben
rengarenk geçitler verdiğim
hep sonunda bittiğim
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
küçük mavi bir rüyayım ben..
en çok seni özleyen"
Kalem sustu sonra. onu rafa koydu, aramaya oturduğu şeyleri tekrar kurcalarken, bir çokları eline battı, dikenli. bir çokları kesti kollarını. bunların hepsini bir kenara koydu. tüm anıları ve düşüncelerini üstüste aynı yere koydu. karşısına kalemi koydu.
hepsini topladım. hep birini bir yaptım ve o bir, sen etmedi.
gülümse.
edit : şiir boktan geldi düzelttim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar