bugün
- kadınları itici yapan detaylar10
- sıcakta deri montla gezmek7
- arapperest kişilik bozukluğu semptomları7
- birader hedesi3
- 5 haziran 2026 ekrem imamoğlu'na kurulan kumpas5
- anlayışlı bir insanı sürekli sınamak3
- yasemin sakallıoğlu5
- musa anter'i nasıl bilirdiniz2
- beyaz tenli olmak6
- sözlüğün en kötü yazarları6
- tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler8
- güne bir söz bırak2
- rümeysa eker11
- küçük memedeki hayat doluluk3
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak19
- kırmızı3
- boş kategoriler kullanan toplum2
- kolayca doğrulanamaz ezoterik bilgiler5
- kusurlarına rağmen sevmek4
- 6 haziran 20262
- başarılı gelecek öngörüleri4
- tanımlar mezarlığı2
- cumhurbaşkanlığı himayeleri2
- modern felsefede tefekkür olmaması2
- bulgarların edirne'ye akın etmesi3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle40
- takvim yaprağındaki yavan yemek isimleri2
- vadesini doldurmuş kibir2
- ilgisiz gözlerin gördüğü yıldız2
- evrensel bezginlik anında geneleve gitmek2
- müslüm dinleyip kendini jiletlemek2
- uludağ sözlük'ün kaliteli bir sözlük olması4
- senin yaralarını ben saracağım diyen kadın4
- taşkınlığı keşfeden zihin2
- sahte varoluş2
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- suca suruklenen cocuk3
- fenerbahçe3
- karımı döverim kime ne3
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- murat soner6
- ertuğrul doğan2
- şeyma subaşı2
- memesini küçülten kadına kocasının sitem etmesi9
- fikstür şikesi2
- yazlıkçı teyzeler5
- nasıl bir kadınla evlenilmeli9
- tsk'daki tuğgeneral astsubay kavgası3
- petzold'un aynalar no 3 filmi4
- galatasaray6
- Kaldır o sandığı da kaldır, toz ve eskiden başka bir şey bulmayacaksın ki altında...
iç sesinin susması için tanrıya bir kez daha yalvardı... elini attığı tüm çuvallardan, hurç ve sandıklardan,iç içe geçmiş o bütün tahta ve karton kutulardan, istedikleri dışında herşey çıkıyordu. o ise isteğini yitirmeden karıştırıyor, omuzlarına bazen boğazına kadar içeri girmek zorunda kalsa da tüm kutu ve sandıkları boşaltıyordu.
Elleri ve hatta dirseklerine kadar toz içinde, ağzını bulayan çamura kolunu siliyor... kolunu çamura siliyor, bir hata yok burada, çünkü sanki ağzı çamurla dolmuş hissi, tüm damağına yayılmış onun.
sol ve sağ yanında neredeyse oturma halinde kendi boyunu bulacak kadar üst üste birikmiş, rengarenk ve farklı eskilikteki anı ve düşünce yığınlarına bir daha baktı. "-Sizler benim ürünüm olamazsınız! Yakacağım hepiiiinii-!?!"... (histerik bir kahkaha veya çığlık uygundu buraya, ama boğazı kurumuş - kumdandır.)
- Salaksın sen biliyorsun değil mi?
hayat onunla hep dalga geçmişti, farenin oynadığı bir peynir gibi. O, fare olamaz. çünkü farenin şansı, kedi fare oyununda, peynire kıyasla daha yüksektir, peynir ya kapanda, ya da farenin ellerinde, delik deşiktir. kokulu bir peynir... Ah bu Anıyı hatırlıyordu, kokmuştur biraz, doğaldır. Eskidir kendileri, çok eskidir. bak nasılda sağı solu keskin, kim bilir ne kadar deldi ve yaraladı o sandıklara girerken. Neyseydi, onu da yakmalı.
bir o bir bu, biraz şu ve sonunda istemeden bir dolma kalem geçti eline, mavi renkte. mürekkebi tükenmeyen bir kalem. "Ah seni ne çok özlemiş, ne çok sevmişim. rengini, seninle yaşadıklarımı. senle sana yazdığım şiirlerimi. hatırlıyor musun? bir anı defterinin kenarına zincirlemiştim seni. Gr-i."
- Hatırlamaz mı bak nasıl da gülüyor sana!.. Delisin.
"Belki de senle yazdığım bir şiiri söylemek istersin. Ben unutmuşum da". Kaleme baktı, sonra tekrar sandığa. iç sesi duymazdan gelerek, kalemi kulağına götürdü ;
"küçük bir rüyayım ben
bir senin gördüğün
aslında olmadım burada
beni sakın arama
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
minik mavi bir çiçeğin
açtığı bir rüyayım ben
içine doğdum belki
sadece senin bildiğin
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
tekrar görmek için yattığın
arkası olmayan bir rüyayım ben
rengarenk geçitler verdiğim
hep sonunda bittiğim
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
küçük mavi bir rüyayım ben..
en çok seni özleyen"
Kalem sustu sonra. onu rafa koydu, aramaya oturduğu şeyleri tekrar kurcalarken, bir çokları eline battı, dikenli. bir çokları kesti kollarını. bunların hepsini bir kenara koydu. tüm anıları ve düşüncelerini üstüste aynı yere koydu. karşısına kalemi koydu.
hepsini topladım. hep birini bir yaptım ve o bir, sen etmedi.
gülümse.
edit : şiir boktan geldi düzelttim.
iç sesinin susması için tanrıya bir kez daha yalvardı... elini attığı tüm çuvallardan, hurç ve sandıklardan,iç içe geçmiş o bütün tahta ve karton kutulardan, istedikleri dışında herşey çıkıyordu. o ise isteğini yitirmeden karıştırıyor, omuzlarına bazen boğazına kadar içeri girmek zorunda kalsa da tüm kutu ve sandıkları boşaltıyordu.
Elleri ve hatta dirseklerine kadar toz içinde, ağzını bulayan çamura kolunu siliyor... kolunu çamura siliyor, bir hata yok burada, çünkü sanki ağzı çamurla dolmuş hissi, tüm damağına yayılmış onun.
sol ve sağ yanında neredeyse oturma halinde kendi boyunu bulacak kadar üst üste birikmiş, rengarenk ve farklı eskilikteki anı ve düşünce yığınlarına bir daha baktı. "-Sizler benim ürünüm olamazsınız! Yakacağım hepiiiinii-!?!"... (histerik bir kahkaha veya çığlık uygundu buraya, ama boğazı kurumuş - kumdandır.)
- Salaksın sen biliyorsun değil mi?
hayat onunla hep dalga geçmişti, farenin oynadığı bir peynir gibi. O, fare olamaz. çünkü farenin şansı, kedi fare oyununda, peynire kıyasla daha yüksektir, peynir ya kapanda, ya da farenin ellerinde, delik deşiktir. kokulu bir peynir... Ah bu Anıyı hatırlıyordu, kokmuştur biraz, doğaldır. Eskidir kendileri, çok eskidir. bak nasılda sağı solu keskin, kim bilir ne kadar deldi ve yaraladı o sandıklara girerken. Neyseydi, onu da yakmalı.
bir o bir bu, biraz şu ve sonunda istemeden bir dolma kalem geçti eline, mavi renkte. mürekkebi tükenmeyen bir kalem. "Ah seni ne çok özlemiş, ne çok sevmişim. rengini, seninle yaşadıklarımı. senle sana yazdığım şiirlerimi. hatırlıyor musun? bir anı defterinin kenarına zincirlemiştim seni. Gr-i."
- Hatırlamaz mı bak nasıl da gülüyor sana!.. Delisin.
"Belki de senle yazdığım bir şiiri söylemek istersin. Ben unutmuşum da". Kaleme baktı, sonra tekrar sandığa. iç sesi duymazdan gelerek, kalemi kulağına götürdü ;
"küçük bir rüyayım ben
bir senin gördüğün
aslında olmadım burada
beni sakın arama
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
minik mavi bir çiçeğin
açtığı bir rüyayım ben
içine doğdum belki
sadece senin bildiğin
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
tekrar görmek için yattığın
arkası olmayan bir rüyayım ben
rengarenk geçitler verdiğim
hep sonunda bittiğim
çok uzun gibi geldim
ama gerçek değilim
küçük mavi bir rüyayım ben..
en çok seni özleyen"
Kalem sustu sonra. onu rafa koydu, aramaya oturduğu şeyleri tekrar kurcalarken, bir çokları eline battı, dikenli. bir çokları kesti kollarını. bunların hepsini bir kenara koydu. tüm anıları ve düşüncelerini üstüste aynı yere koydu. karşısına kalemi koydu.
hepsini topladım. hep birini bir yaptım ve o bir, sen etmedi.
gülümse.
edit : şiir boktan geldi düzelttim.
güncel Önemli Başlıklar
