bugün
- ağır müslüm gürses sözleri6
- sözlükte kavga olmayacak hissi14
- ben troll üm7
- kiraz cicegi kolonyasi30
- takip ettiğiniz israilli haber kaynakları5
- kars kaşarı vs izmir kaşarı6
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır4
- ağırlık kaldıramayan erkek7
- flört5
- ekmeği ayaklar altında çiğnemek5
- kendini çok önemli sanan yazar14
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- ahmet kaya3
- türkiye nin girişine yazılması gereken söz8
- bazı insanların birbirini kırmaktan zevk alması5
- rüyaları bir süre kaydedip filmini çekmek2
- közmatik3
- birini sevmek2
- uyanıp ilk iş mustafa yıldızdoğan açmak3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı14
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek6
- üniversiteli eskort kadınlar10
- tai lung'un sürekli yanlış bilgi vermesi4
- pisa ortalamasında avrupaya çakmamız5
- tarhana kurutmak2
- şahin siyonistle islamcı kardeştir6
- hiç yalan söyleyememek ister miydin5
- üst geçit3
- ekşi sözlük7
- yalanlarla yaşıyorum3
- sikerim böyle hayatı deyip ibo show izlemek2
- e r'e k t o r6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma u19 maçı2
- rüyamda intihar ettim2
- türk kızı6
- kedi sevmeyen insan5
- yazılımcıların flört edememesi2
- fikir paylaşma günü6
- porno sitelerine hükmeden katolik milyarderler2
- temel oran safsatası2
- karsın barı türküsü2
- uludağ sözlük için öneriler2
- format at düzelir3
- online listesi2
- burun sıkmak2
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması7
- sivas3
- bütün dövmeli kızlar patlaktır7
- pisa 2025 sonuçları3
- bir insanı tanımak5
Hürrem sultan'ın osmanlı'da ortaya çıkışı belirli yenilikleri getirmiştir. aslında bu yenilikler/ya da geriye dönüş mü demeliyiz? osmanlı imparatorluğu'nda belirli hizblerin ve entrikaların oluşup teşekkül etmesine belvermiştir. bu meyanda osmanlı'da saray geleneğinin üç ana öğesi ihlal edilmiştir diyebiliriz;sultan annelerinin cariye olarak statüsü, bir anneden bir oğul kuralı ve şehzade annesinin sancakbeyi olarak görev yaparken oğlunun yanında bullunması kaideleri.(bu arada kökeni ise oldukça spekülasyonlara açıktır. kimisi rus kimisi polonyalı kimisi ise slav olarak niteler aslında akla yatkın bir ifadede ise Hürrem'in slav kabilelerinden hürrem'e de ismini vermiş olan karadenizin şimalinde yaşayan Roksolankabilesi vardır)
Osmanlı'nın hanedan geleneğinin temeli olarak bir cariyeden bir erkek çocuk(kız çocuk sayısı sınırsız olabilir) yapılırdı. bunun esas nedeni ise şehzade sancağa gittiğinde annesinin de onunla beraber gitmesiydi. bu noktada Hürrem'in birden fazla erkek çocuğu olmuş ve bu gelenek yıkılmıştır. lakin bu olayın temelinde zorunluluklar yatmaktadır; gözü hürrem'den başkasın görmeyen kanuni'nin 1521'de iki tane oğlu ölmüş ve geriye sadece şehzade mustafa kalmıştır. bu nedenle hürrem'den birden fazla erkek çocuk yapmıştır. 1537'ye kadar da beş tane şehzade sahibi olmuştur. iş bu noktada hürrem hemen hemen hiç bir şehzadesinin yanına gitmemiş(gitse bile hangisinin yanında kalabilirdi lakin düzenli ziyaretler yaptığı ise vakidir)
Bu nedenle hürrem payitahtta/sarayda kalmış ve sancaklara gitmemiştir/bu noktada hürrem'in kanbur şehzadesi cihangir ve sağlık sorunları nedeniyle payitahtta kaldığı ise tarihçiler tarafından dillendirilen konudur. lakin bir anneden-bir oğul kuralının terkedilmiş olması ve hürrem'in sancağa gitmemesi onu yeterince müflis kılar. bu konuyu daha da açımlamak gerekirse, cariye anne, onun kızı ve sadrazam(koca)dan oluşan hizbin cariye oğlu olan şehzadenin adaylığının desteklenmesiydi. bu politik nüfuz ve hizb oluşumu hürrem sultan dönemine rastlar. hürrem-mihrimah-rüstem paşa hizbi bu döneme damgasını vurmuştur. mustafa'nın tasfiye edilmesi bu noktada ana önemdedir. fakat bu konuda bu şekilde sallarsak yine belirli noktaları gözden kaçırırız bu tip tek taraflı popüler yorumlar her zaman belirli gerçekleri gözardı eder; çünkü tarihçi peçevi'ye göre Mustafa halk tarafından hem çok seviliyor hem de kanuni'nin sonunun ii.bayezid gibi olacağı(yani mustafa tarafından tahttan indirileceği) bir darbeye girişileceği yaygarası dolaşıyordu. bu noktada hürrem'in rolünün nasıl teşekkül ettiği konusunda yorum yapmıyorum).[bu konuyla alakalı hükümdarlık ve yönetim felsefesi konusunda fikirlerini ifade eden gelibolulu mustafa ali bir hükümdarın ecnebi olsa bile kötü yöneten müslüman hükümdardan daha iyi ülkeyi yönetmesi durumunda başa geçmesini oldukça meşru sayıyordu] bununla birlikte yeniçerilerin savaş zamanında önlenemez güçlenişi ve mustafa'nın yeniçeriler tarafından çok sevilmesi Kanuni'nin muhtememel bir kalkışmaya karşı gözünü korkutmuş ve bu nedenle şehzade mustafa'yı idam ettirmiş olabilir. ama gelibolulu mustafa ali bu olayı direk rüstem-hürrem-mihrimah hizbiyle lişkilendirerek kadınların komplosuna bağlar.
ikinci nokta hürrem'in Sultan Süleyman tarafından köle bir cariye iken eş olarak nikahlanmasıydı. bu osmanlı tarşihinde ilktir ve halk tarafından da benimsenmemiştir, daha sonra hürreme hak görülen büyücü ve cadı şeklindeki halk arasında inkişaf eden ithamların kökeni bu olay olacaktır. konuya dönmek gerekirse, bir cariye ile evleniş gelenekten radikal kopuştu(gelenek ve örf ise osmanlı'da kanun/canon nitelğindeydi. bunu örf konusundaki yaptıkları ile sultan süleyman, sultan selim ve fatih dönemlerinden biliyoruz. bu ise tek bir kadını sürekli yükselişini hazırlamıştı.
bir diğer nokta ise en güçlü devlet adamının/sadrazamın sultan kızları ile evlenmesi hanedan içersinde belirli hizb ve gruplaşmaların oluşmasına yol açmıştır. bunu mustafa ali ve koçi bey gibi osmanlı tarihçileri ise süleyman dönemine bağlarlar lakin ii.bayezid dönemine kadar gitmektedir[bayezid dönemine kadar giden vezir rütbesindeki devlet adamları ile evlendirilmesiydi. en güçlü devlet adamı olan sadrazam değil ;1.selim dönemine kadar padişah kızları çoğunlukla başkentten uzaktaki sancakbeyi rütbesindeki devlet adamları ile evlndirilirdi ki osmanlı'nın ileride yaşaması muhtemel olan hanedan içi entrikalardan bu kural devleti aliye-yi uzakta tutuyordu. bu konuya ciddi analmda değinen osmanlı vakanivüsü ise koçi bey'dir; bir padişah kızı ile evlenmiş olmanın damadı padişahı etkileyebilecek konuma gtirimesi gerçeği onun tarafından da ifade edilmiştir. nitekim fatih döneminde padişah dışında gelişen bu hizb fatih tarafından padişah kızlarının türk aristokrasisini temsil eden devlet adamları yerine köle statüsündeki devlet adamlarına verilmesi ile önlenmeye çalışılmıştı. lakin bu tartışmayı bu şekilde ifade edersek olaya tek yanlı bakmış oluruz köle elitin padişaha karşı merkezkaç oluşturması tehlikesi her zaman bulunmaktaydı. padişah da buna binaen kendi kızları ile önemli devlet adamlarını evlendirerek köle eliitin merkezkaç kuvveti ve hanedan dışında hizbler oluşmasını bu yolla engellemeye çalışmıştı]. ama şehzade mustafa'nın idamı ve rüstem paşa'nın bu hizblerde rol alması bu noktada belirli suçlamaları hürreme ve hanedan geleneğinin bozulmasındaki rolu konusunda hak görebiliriz.
sultan kızı ile vezir evliliğine ilişkin iktidar bağları ilk dönemde sultan kızının bir kere evlenmesini gerektiriyordu. lakin yaşlı olan devlet adamlarına verilen taze sultan kızları bu devlet adamalarının ölmesiyle genç yaşta dul kalıyorlardı daha sonra da bu gelenek genişletilerek ve hatta yıkılarak sultan kızlarını ikinci bir evlilik yapmasına izin verdi. bu ise hanedan içersindeki entrika ağını ciddi larak güçlendirdi-konu ile alakalı popüler tarihçi reşad ekrem koçu'nun cevahirli hanım sultan: binbirdirek batakhanesi isimli bir meddah hikayesine dayanan ve iv.murad zamanında geçen romanı bulunmaktadır)
sonuç olarak herkes hürrem sultan'ı suçlu bulur; başta popüler tarihçiliğimiz ve vakanüvüslerimiz. lakin çok ilginçtir ki Leslie Pierce'nin belirttiği gibi eleştriler, yozlaşmalar, entrikalar ve kural ihlalleri karşısında padişahın uydularını suçlu bulmak mutlakiyetçi yönetimlerin evrensel taktiğidir. Roland Barthes'den hareketle bir çeşit astra eylemidir. bu noktada suç padişahın değil ibrahim paşa'nın, rüstem paşa'nın ve hürrem'indir. hasekilik ve damat-vezirliğin bir araya gelmesi (ki bunlar süleyman'ın zaafını sonuçlarıdır) hanedan ailesinin başkentteki konumunu perçinleştirmiş ve yeni politik ilişki ağları teşekkül etmiştir. bu noktada hürrem ilk olmakla birlikte gözde cariyeler tüm hayatlarını sarayda geçirmişlerdir. 17.yüzyıldaki kadınlar saltanatı bu olayın klasik bir sonucudur.
son olarak hürrem sultan ve mahidevran arasındaki mücadeleden de biraz dem vurmak gerekmektedir. aslında hürrem sadece kendinden bekleneni yapmıştır aynı maidevran'ın şehzade mustafa'yı tahtın en büyük adayı haline getirmeye çalışması gibi o da selim'i ve mehmed'i bu noktada padişah yapmaya çalışmıştır. lakin hürrem'in rol karmaşası nedeniyle yeri osmanlı tarihinin o zamana kadar ki işleyişi açısından oldukça ilginçtir. kendisi hem şehzade anası hem de sultana bağlılığı dolayısıyla haseki konumu nedeniyle bir rol karmaşasına düştüğüdür. bu rol karmaşası istanbull halkıını kendinden soğutacaktır. Mahşdevran'ın kendisini şehzadesine adamış ana görüntüsünden oldukça uzakta; etrikacı bir kadın niteliğindedir.
Osmanlı'nın hanedan geleneğinin temeli olarak bir cariyeden bir erkek çocuk(kız çocuk sayısı sınırsız olabilir) yapılırdı. bunun esas nedeni ise şehzade sancağa gittiğinde annesinin de onunla beraber gitmesiydi. bu noktada Hürrem'in birden fazla erkek çocuğu olmuş ve bu gelenek yıkılmıştır. lakin bu olayın temelinde zorunluluklar yatmaktadır; gözü hürrem'den başkasın görmeyen kanuni'nin 1521'de iki tane oğlu ölmüş ve geriye sadece şehzade mustafa kalmıştır. bu nedenle hürrem'den birden fazla erkek çocuk yapmıştır. 1537'ye kadar da beş tane şehzade sahibi olmuştur. iş bu noktada hürrem hemen hemen hiç bir şehzadesinin yanına gitmemiş(gitse bile hangisinin yanında kalabilirdi lakin düzenli ziyaretler yaptığı ise vakidir)
Bu nedenle hürrem payitahtta/sarayda kalmış ve sancaklara gitmemiştir/bu noktada hürrem'in kanbur şehzadesi cihangir ve sağlık sorunları nedeniyle payitahtta kaldığı ise tarihçiler tarafından dillendirilen konudur. lakin bir anneden-bir oğul kuralının terkedilmiş olması ve hürrem'in sancağa gitmemesi onu yeterince müflis kılar. bu konuyu daha da açımlamak gerekirse, cariye anne, onun kızı ve sadrazam(koca)dan oluşan hizbin cariye oğlu olan şehzadenin adaylığının desteklenmesiydi. bu politik nüfuz ve hizb oluşumu hürrem sultan dönemine rastlar. hürrem-mihrimah-rüstem paşa hizbi bu döneme damgasını vurmuştur. mustafa'nın tasfiye edilmesi bu noktada ana önemdedir. fakat bu konuda bu şekilde sallarsak yine belirli noktaları gözden kaçırırız bu tip tek taraflı popüler yorumlar her zaman belirli gerçekleri gözardı eder; çünkü tarihçi peçevi'ye göre Mustafa halk tarafından hem çok seviliyor hem de kanuni'nin sonunun ii.bayezid gibi olacağı(yani mustafa tarafından tahttan indirileceği) bir darbeye girişileceği yaygarası dolaşıyordu. bu noktada hürrem'in rolünün nasıl teşekkül ettiği konusunda yorum yapmıyorum).[bu konuyla alakalı hükümdarlık ve yönetim felsefesi konusunda fikirlerini ifade eden gelibolulu mustafa ali bir hükümdarın ecnebi olsa bile kötü yöneten müslüman hükümdardan daha iyi ülkeyi yönetmesi durumunda başa geçmesini oldukça meşru sayıyordu] bununla birlikte yeniçerilerin savaş zamanında önlenemez güçlenişi ve mustafa'nın yeniçeriler tarafından çok sevilmesi Kanuni'nin muhtememel bir kalkışmaya karşı gözünü korkutmuş ve bu nedenle şehzade mustafa'yı idam ettirmiş olabilir. ama gelibolulu mustafa ali bu olayı direk rüstem-hürrem-mihrimah hizbiyle lişkilendirerek kadınların komplosuna bağlar.
ikinci nokta hürrem'in Sultan Süleyman tarafından köle bir cariye iken eş olarak nikahlanmasıydı. bu osmanlı tarşihinde ilktir ve halk tarafından da benimsenmemiştir, daha sonra hürreme hak görülen büyücü ve cadı şeklindeki halk arasında inkişaf eden ithamların kökeni bu olay olacaktır. konuya dönmek gerekirse, bir cariye ile evleniş gelenekten radikal kopuştu(gelenek ve örf ise osmanlı'da kanun/canon nitelğindeydi. bunu örf konusundaki yaptıkları ile sultan süleyman, sultan selim ve fatih dönemlerinden biliyoruz. bu ise tek bir kadını sürekli yükselişini hazırlamıştı.
bir diğer nokta ise en güçlü devlet adamının/sadrazamın sultan kızları ile evlenmesi hanedan içersinde belirli hizb ve gruplaşmaların oluşmasına yol açmıştır. bunu mustafa ali ve koçi bey gibi osmanlı tarihçileri ise süleyman dönemine bağlarlar lakin ii.bayezid dönemine kadar gitmektedir[bayezid dönemine kadar giden vezir rütbesindeki devlet adamları ile evlendirilmesiydi. en güçlü devlet adamı olan sadrazam değil ;1.selim dönemine kadar padişah kızları çoğunlukla başkentten uzaktaki sancakbeyi rütbesindeki devlet adamları ile evlndirilirdi ki osmanlı'nın ileride yaşaması muhtemel olan hanedan içi entrikalardan bu kural devleti aliye-yi uzakta tutuyordu. bu konuya ciddi analmda değinen osmanlı vakanivüsü ise koçi bey'dir; bir padişah kızı ile evlenmiş olmanın damadı padişahı etkileyebilecek konuma gtirimesi gerçeği onun tarafından da ifade edilmiştir. nitekim fatih döneminde padişah dışında gelişen bu hizb fatih tarafından padişah kızlarının türk aristokrasisini temsil eden devlet adamları yerine köle statüsündeki devlet adamlarına verilmesi ile önlenmeye çalışılmıştı. lakin bu tartışmayı bu şekilde ifade edersek olaya tek yanlı bakmış oluruz köle elitin padişaha karşı merkezkaç oluşturması tehlikesi her zaman bulunmaktaydı. padişah da buna binaen kendi kızları ile önemli devlet adamlarını evlendirerek köle eliitin merkezkaç kuvveti ve hanedan dışında hizbler oluşmasını bu yolla engellemeye çalışmıştı]. ama şehzade mustafa'nın idamı ve rüstem paşa'nın bu hizblerde rol alması bu noktada belirli suçlamaları hürreme ve hanedan geleneğinin bozulmasındaki rolu konusunda hak görebiliriz.
sultan kızı ile vezir evliliğine ilişkin iktidar bağları ilk dönemde sultan kızının bir kere evlenmesini gerektiriyordu. lakin yaşlı olan devlet adamlarına verilen taze sultan kızları bu devlet adamalarının ölmesiyle genç yaşta dul kalıyorlardı daha sonra da bu gelenek genişletilerek ve hatta yıkılarak sultan kızlarını ikinci bir evlilik yapmasına izin verdi. bu ise hanedan içersindeki entrika ağını ciddi larak güçlendirdi-konu ile alakalı popüler tarihçi reşad ekrem koçu'nun cevahirli hanım sultan: binbirdirek batakhanesi isimli bir meddah hikayesine dayanan ve iv.murad zamanında geçen romanı bulunmaktadır)
sonuç olarak herkes hürrem sultan'ı suçlu bulur; başta popüler tarihçiliğimiz ve vakanüvüslerimiz. lakin çok ilginçtir ki Leslie Pierce'nin belirttiği gibi eleştriler, yozlaşmalar, entrikalar ve kural ihlalleri karşısında padişahın uydularını suçlu bulmak mutlakiyetçi yönetimlerin evrensel taktiğidir. Roland Barthes'den hareketle bir çeşit astra eylemidir. bu noktada suç padişahın değil ibrahim paşa'nın, rüstem paşa'nın ve hürrem'indir. hasekilik ve damat-vezirliğin bir araya gelmesi (ki bunlar süleyman'ın zaafını sonuçlarıdır) hanedan ailesinin başkentteki konumunu perçinleştirmiş ve yeni politik ilişki ağları teşekkül etmiştir. bu noktada hürrem ilk olmakla birlikte gözde cariyeler tüm hayatlarını sarayda geçirmişlerdir. 17.yüzyıldaki kadınlar saltanatı bu olayın klasik bir sonucudur.
son olarak hürrem sultan ve mahidevran arasındaki mücadeleden de biraz dem vurmak gerekmektedir. aslında hürrem sadece kendinden bekleneni yapmıştır aynı maidevran'ın şehzade mustafa'yı tahtın en büyük adayı haline getirmeye çalışması gibi o da selim'i ve mehmed'i bu noktada padişah yapmaya çalışmıştır. lakin hürrem'in rol karmaşası nedeniyle yeri osmanlı tarihinin o zamana kadar ki işleyişi açısından oldukça ilginçtir. kendisi hem şehzade anası hem de sultana bağlılığı dolayısıyla haseki konumu nedeniyle bir rol karmaşasına düştüğüdür. bu rol karmaşası istanbull halkıını kendinden soğutacaktır. Mahşdevran'ın kendisini şehzadesine adamış ana görüntüsünden oldukça uzakta; etrikacı bir kadın niteliğindedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar