bugün
- resmine 31 çektim de yattım3
- silver ile evlenecek erkek41
- rica etsem beni linçler misiniz14
- ellerim bos gonlum hos29
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- ruhun bir bedenden diğerine geçmesi5
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- bik bik nedir niye bu kadar sevilesidir9
- sürü zekası7
- ne mutlu türküm diyene3
- avukat sevgili8
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar7
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın6
- imparatorice olmak ister miydiniz7
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak9
- sözlükte yapılacak en büyük hata4
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın3
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir9
- yazarların şu an dinlediği şarkılar5
- teomancalmasur5
- ktç'nin iki ay çalyak yemesi olayı9
- sözlükteki en kaliteli nesil10
- sözlüğün toplam zekası6
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası21
- sözlükte tartışma kaybetmeme taktikleri5
- silik yemek5
- fenerbahçe nin transferi kapaması18
- katatespizartmasi16
- arkadaşlar gammaz çetesi kuruyorum9
- morkstar6
- can yok olmaz sadece biçim değiştirir2
- tarihin üç kırılma noktası2
- psikopatlar neden klasik müzik sever7
- tuzlu kahve dizisi7
- parayla saadet olması18
- ortama girince herkesin susması11
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı30
- bilim ve din üzerine düşünceler3
- korkunçlu cinli roman yazmak5
- üzdüğüm herkesten özür dilerim3
- technical debt3
- evli adamın sözlükte ne işi var8
- motordan düşmek6
- sözlük yazarlarının kombinleri12
- sarhoş olmak3
- sözlük yazarlarının bıyıkları3
- sarapci koala61
- düşmüş melekler aynı anda tüm dünyayı işitebiliyor7
- özel mesaj ifşası5
- amedspor19
her yıl türk sineması altın çağını yaşıyor diyorlar. tuhaf olan bunu her yıl söylemeleri. her yıl tyürk sinemasında ilerleme kaydediliyorsa, 1997 yapımı bu film neden hala türk filmleri içinde en iyilerde yer alıyor? evet, bu film bana göre türk sinemasının en iyilerinden diyebileceğim bir filmdir ve alanındaki başarısını dolduracak bir film henüz çekilmedi. belki, zeki demirkubuz'un son filmi kıskanmak'ı henüz izlemediğim için böyle konuşuyorum. bilmiyorum aslında ama, bu filmden daha iyisini izlemek için de can atıyorum.
oyuncu kadrosunun ne denli iyi olduğundan bahsedilmiş benden önce. zaten öyle iyi ve başarılı bir oyunculuk var ki, bu konuda eleştirenin alnını bile karışlamak lazım. senaryo da demirkubuz'a ait. izlerken şu düşünce vardı zihnimde, oyuncular canlandırdığı karakteri ne kadar iyi yansıtsalar da, mutlaka bi noktada açık vereceklerdir. olmadı.
demirkubuz film geleneğidir açık kapılar ve bu filmin ilk sahnesi de kapıya olan takıntı sahnesi. demirkubuz açık ve bir türlü kapanması başarılamayan kapıları gözümüze sokarak bir mesaj vermeye çalışıyor. bunu yönetmenin başlığı altında irdelemek daha doğru ama söylemeden geçemeyeceğim, o açık kapılar izleyeni her an bir şeyler olacak hissi ile doldurup filme dikkat kesilmeyi de sağlıyor. tabi bunu sağlayan biraz da oyuncudur ve bu film için oyunculuğun tartışılacak film olmadığını söylemiştim.
pek söz edilmez ama demirkubuz filmlerinin açık ve eski kapılar takıntılığının haricinde bir de televizyona bağımlılık dikkat çekici. televizyonun karşısında kıpırdamadan eski türk filmlerini izleyen karakterlerin neden hiç kıpırdamadığını ve izlediği film ile ilgisini mimiklerinden belli etmediğini merak ediyorum. düşünsenize, film izliyorsunuz saatlerce ve gözlerinizde boş bir ifade, hiçbir düşünce ve his belirtisi yok. bu ve diğer demirkubuz filmlerimde beni etkileyen diğer bir konudur. bu filmde özellikle küçük kızın (çilem) ağır ve dilsiz olmasına rağmen televizyon bağımlılığını, değerlendirirken sadece çocuğu ön plana almak yetersiz olur. annesinin yaşantısı, büyüdüğü ortam ve ilgisizlik, çocuğun gelişiminde olumsuz etkilerdir bu filmde bunu şiddetli oalrak hissedersiniz. zaten hep televizyon bağımlıları hayattan kopmuş insanlar değil midir? işte filmdeki televizyon bağımlılığı bir yerde bunu anlatıyor.
fim konusunun devamı -aslında başı- olarak 2006 yılında gösterime giren kader filmi ile masumiyet biraz daha kuvvetleniyor. kader, her ne kadar en iyi film dalında altın portakal ödülü almış olsa da, masumiyeti kadar iyi oyunculuk göremediğim film. (bunu o başlıkta ele alacağım)lakin, konu olarak masumiyet ile bağlantısı beni etkilemeye yetti diyebilirim. halen iki filmi de izlememiş olanların, önce kader'i mi yoksa masumiyet'i mi izlemesi gerektiğini bilemiyorum. buna siz karar verin, ama ikisini de mutlaka izleyin. özellikle masumiyet, konusu, verdiği mesajlar ve hislerle zihninizi ele geçirecek bir film.
(9/10)
oyuncu kadrosunun ne denli iyi olduğundan bahsedilmiş benden önce. zaten öyle iyi ve başarılı bir oyunculuk var ki, bu konuda eleştirenin alnını bile karışlamak lazım. senaryo da demirkubuz'a ait. izlerken şu düşünce vardı zihnimde, oyuncular canlandırdığı karakteri ne kadar iyi yansıtsalar da, mutlaka bi noktada açık vereceklerdir. olmadı.
demirkubuz film geleneğidir açık kapılar ve bu filmin ilk sahnesi de kapıya olan takıntı sahnesi. demirkubuz açık ve bir türlü kapanması başarılamayan kapıları gözümüze sokarak bir mesaj vermeye çalışıyor. bunu yönetmenin başlığı altında irdelemek daha doğru ama söylemeden geçemeyeceğim, o açık kapılar izleyeni her an bir şeyler olacak hissi ile doldurup filme dikkat kesilmeyi de sağlıyor. tabi bunu sağlayan biraz da oyuncudur ve bu film için oyunculuğun tartışılacak film olmadığını söylemiştim.
pek söz edilmez ama demirkubuz filmlerinin açık ve eski kapılar takıntılığının haricinde bir de televizyona bağımlılık dikkat çekici. televizyonun karşısında kıpırdamadan eski türk filmlerini izleyen karakterlerin neden hiç kıpırdamadığını ve izlediği film ile ilgisini mimiklerinden belli etmediğini merak ediyorum. düşünsenize, film izliyorsunuz saatlerce ve gözlerinizde boş bir ifade, hiçbir düşünce ve his belirtisi yok. bu ve diğer demirkubuz filmlerimde beni etkileyen diğer bir konudur. bu filmde özellikle küçük kızın (çilem) ağır ve dilsiz olmasına rağmen televizyon bağımlılığını, değerlendirirken sadece çocuğu ön plana almak yetersiz olur. annesinin yaşantısı, büyüdüğü ortam ve ilgisizlik, çocuğun gelişiminde olumsuz etkilerdir bu filmde bunu şiddetli oalrak hissedersiniz. zaten hep televizyon bağımlıları hayattan kopmuş insanlar değil midir? işte filmdeki televizyon bağımlılığı bir yerde bunu anlatıyor.
fim konusunun devamı -aslında başı- olarak 2006 yılında gösterime giren kader filmi ile masumiyet biraz daha kuvvetleniyor. kader, her ne kadar en iyi film dalında altın portakal ödülü almış olsa da, masumiyeti kadar iyi oyunculuk göremediğim film. (bunu o başlıkta ele alacağım)lakin, konu olarak masumiyet ile bağlantısı beni etkilemeye yetti diyebilirim. halen iki filmi de izlememiş olanların, önce kader'i mi yoksa masumiyet'i mi izlemesi gerektiğini bilemiyorum. buna siz karar verin, ama ikisini de mutlaka izleyin. özellikle masumiyet, konusu, verdiği mesajlar ve hislerle zihninizi ele geçirecek bir film.
(9/10)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar