bugün
- cansever15
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak5
- futbol24
- victor osimhen6
- cehennem3
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- sabah kahvesi4
- almanya10
- vfb stuttgart7
- italya7
- enflasyon hedefinin tutmaması2
- bir daha doğmayacak olmak3
- çirkef galatasaray3
- fc internazionale milano6
- borussia dortmund5
- fait bey dönsün kampanyası3
- ac milan5
- galatasaray13
- muz4
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- ingiltere5
- chelsea fc4
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- cedidacer ne iş yapıyor2
- yorgun mermi19
- yecüc ile mecüc5
- bayern münih4
- yazarların uyuyamama sebebi2
- şeva mitzvot2
- etek giyen erkek10
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- en son ne aldınız2
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- gocu'nun solak olması4
- dünyanın tersine dönmesi5
- tavuk sevmemek5
- arsenal fc3
- devalüasyon yakın mı9
- liverpool fc2
- sürekli dizi6
- günlük tutan erkek9
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- domdomusa3
tee kenan ın oyunculuğu bilmediği zamanlarda, okuldan çıkıp soluk soluğa yetişmeye çalıştığımız dizi. efsanedir efendim. nasıl mı? dureycanlanma, bir bardak çay kap, geç otur karşıma.
evet, daha temiz bi toplumduk o zamanlar. aramızda ne orospuluk peşinde koşan bihterler, ne de kuzenini becermeye çalışan behlüller vardı. evlerimiz odun sobalı, muhabbetlerimiz baldan tatlıydı. okulda kankanın hoşlantı maceralarını dinlemekten, trigonometri kopyaları çekerkenki usta manevralardan yorulan çocuk bedenimiz, iki kelimeyi duyunca canlanır, topuklarımız kıçımıza vura vura yolları eskitirdik: deli yürek.
taze dağarcığımız ilk defa bu efsane vasıtasıyla karşılaştı israillerle, transbanklarla. bunlar vardı, bir de vatanını dış tehlikelere karşı koruyan, korurken çevresindekileri de ihmal etmeyen yusuf abi.
bu yusuf abi pek bi delikanlıydı. öyle ki, deli gibi sevdiği zeynep i, can düşmanı dahi olsa ağabey den isterdi. saygıyı bilirdi. hayata ters şeritten girmiş bacılara kol kanat gerer, kendisine silah sıkan çocukları affederdi. o, bizim olmak istediğimiz şeydi.
lakin bu abimiz, ergen bünyelerin beklediği derecede cinsel heyecanlara kalkışmazdı ekran başında. en liberal eylemi, zeynebinin alnına kondurduğu masum buseydi.
aslında sadece genç yiğitlerin yusuf abisi değil, genç türkiye nin görmek istediği olgunluk vardı bu dizide. ailecek izlenebilecek, herkesin hakkında bi kaç cümle konuşabileceği, dost sohbetlerinde meze olabilecek tatlı şeydi.
izlendiği geceyi müteakip sabah kankalarla bir çember oluşturulur, kimi arif şahin hakkında, kimi turgay atacan gıyabında yorumlarını sunardı. 10 dakikalık istişarenin ardından çalan zil, 'delikanlılık kitabı'nın yazımını sonraki teneffüse bırakırdı.
ve kavga etmezdik o zamanlar. bu istişare çemberinin içinde lazı da vardı, çerkezi de; yörüğü, kürdü de. işte herkes karınca kararınca kurtarmaya çalışırdı 'canım türkiyemiz'i. sözler verilirdi, ne amerika, ne rusya, ne de bilmem ne bizi bölebilirdi.
sonra zaman geçti. yusuf abi bir pusuda teslim etti canını.
bizse büyüdük, koca koca adamlar üniversitelere yerleştik.
aşk-ı memnu lar geldi ve. bize yabancısı olduğumuz, cebi dolgun ama yüreği boş insanların birbirini hiç sevmediği dünyalar anlattılar.
onlar anlatırken, biz kavga ettik.
kenan da yusuf idi, devran oldu. yusufla beraber bıraktı masumiyetini, bizdenliğini.
ah deli yürek, ne de özlemişiz seni..
evet, daha temiz bi toplumduk o zamanlar. aramızda ne orospuluk peşinde koşan bihterler, ne de kuzenini becermeye çalışan behlüller vardı. evlerimiz odun sobalı, muhabbetlerimiz baldan tatlıydı. okulda kankanın hoşlantı maceralarını dinlemekten, trigonometri kopyaları çekerkenki usta manevralardan yorulan çocuk bedenimiz, iki kelimeyi duyunca canlanır, topuklarımız kıçımıza vura vura yolları eskitirdik: deli yürek.
taze dağarcığımız ilk defa bu efsane vasıtasıyla karşılaştı israillerle, transbanklarla. bunlar vardı, bir de vatanını dış tehlikelere karşı koruyan, korurken çevresindekileri de ihmal etmeyen yusuf abi.
bu yusuf abi pek bi delikanlıydı. öyle ki, deli gibi sevdiği zeynep i, can düşmanı dahi olsa ağabey den isterdi. saygıyı bilirdi. hayata ters şeritten girmiş bacılara kol kanat gerer, kendisine silah sıkan çocukları affederdi. o, bizim olmak istediğimiz şeydi.
lakin bu abimiz, ergen bünyelerin beklediği derecede cinsel heyecanlara kalkışmazdı ekran başında. en liberal eylemi, zeynebinin alnına kondurduğu masum buseydi.
aslında sadece genç yiğitlerin yusuf abisi değil, genç türkiye nin görmek istediği olgunluk vardı bu dizide. ailecek izlenebilecek, herkesin hakkında bi kaç cümle konuşabileceği, dost sohbetlerinde meze olabilecek tatlı şeydi.
izlendiği geceyi müteakip sabah kankalarla bir çember oluşturulur, kimi arif şahin hakkında, kimi turgay atacan gıyabında yorumlarını sunardı. 10 dakikalık istişarenin ardından çalan zil, 'delikanlılık kitabı'nın yazımını sonraki teneffüse bırakırdı.
ve kavga etmezdik o zamanlar. bu istişare çemberinin içinde lazı da vardı, çerkezi de; yörüğü, kürdü de. işte herkes karınca kararınca kurtarmaya çalışırdı 'canım türkiyemiz'i. sözler verilirdi, ne amerika, ne rusya, ne de bilmem ne bizi bölebilirdi.
sonra zaman geçti. yusuf abi bir pusuda teslim etti canını.
bizse büyüdük, koca koca adamlar üniversitelere yerleştik.
aşk-ı memnu lar geldi ve. bize yabancısı olduğumuz, cebi dolgun ama yüreği boş insanların birbirini hiç sevmediği dünyalar anlattılar.
onlar anlatırken, biz kavga ettik.
kenan da yusuf idi, devran oldu. yusufla beraber bıraktı masumiyetini, bizdenliğini.
ah deli yürek, ne de özlemişiz seni..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar